6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1936 E. 2024/4956 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşin rızası teminat bonosu nakden kaydı kambiyo senedi vasfı hesap kat ihtarnamesi ticari kredi sözleşmesi aval keşide tarihi kat ihtarnamesi i̇i̇k 194 vade tarihi teminat senedi hesap kat kıymetli evrak ticari kredi kötüniyet tazminatı kambiyo senedi eş rızası kesinlik sınırı muacceliyet ipotek kefalet kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi mahsup ihtiyati haciz komisyon işlemiş faiz bono vade kaldırma ve yeniden hüküm kefil kötü niyet ihtar geçersizlik haciz kredi sözleşmesi taahhütname ihtarname asıl alacak kötüniyet tacir menfi tespit cy/cy kaydı eksik inceleme yükleten (shipper) dahili dava teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 584 · HMK · TTK — TTK 702

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/270 E., 2019/767 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 20.952,51 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı .... yetkilisi olduğu ... İnşaat Taah....Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, bu kefilliğine müvekkilinin eşinin rızası olmadığı için bankadaki sözleşmeye imza atmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, bankanın kefalet geçerli gibi işlem yapıp, bundan hiç bahsetmeden kredi esnasında kendisinden alınan kambiyo senedini tahsile geçtiğini, alacaklı olduğunu davalının ispatlaması gerektiğini, davalının takipte ve ihtiyati hacizde kat ihtarnamesi ve hesap özeti sunmadığını, alacaklının önce aldığı ipotekleri tahsil etmesi gerektiğini, bunları satmadan alacağının müvekkilinden isteyemeyeceğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senedin kredi borcuna karşılık verildiğini, kredi borcunun süresinde ödenmediğini, senedin borca karşılık ve tahsil edildiğinde borca mahsup edilmek üzere bankaya verildiğini, senet metninde teminat olduğuna dair kaydın da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ....’a kullandırılan Genel Kredi Ticari Kredi Sözleşmesi'nde davacının eşinin rızası olmadığından, davacının 15.05.2014 tarihli 500.000,00 TL limitli kefaletinin geçersiz olduğu, davalı banka tarafından dava dışı ...’a kullandırılıp yeniden yapılandırma işlemi yapılan kredilerle ilgili alınan dava konusu 15.05.2014 tanzim ve 04.01.2016 vade tarihli ve 250.000 TL’lik bonodan dolayı davacının sorumluğuna gelince, kefalette eşin rızasına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi düzenlemesinin aynı Kanun'un 603 üncü maddesi gereği avalde de uygulanacağı, dava konusu bononun yasada belirtilen şartları taşıdığı ve keşide tarihinin Genel Kredi Sözleşmesi'yle aynı tarihli olduğu, bu nedenle bononun iş bu kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığının kabulü halinde davacının sorumlu olmayacağı, ... Ziraat Bankası Şubesi'nin 12.07.2017 tarihli üst yazısıyla Mahkemeye gönderilen müzekkere cevabında yer alan senet üzerinde ödeme tarihi ve vadenin olmadığı, aynı senedin Mahkemece celp edilen Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E. sayılı takip dosyası suretinde, ödeme tarihi, nakden kaydı ve vadesinin senede sonradan eklenerek ödeme tarihi olarak yazılan 14.01.2016 tarihinde takibe konu edildiği, böylece senedin bankaya verildiğinde doldurulmamış olduğu, bankanın sonradan bu senedi doldurarak aynı gün takibe koyduğu, dosya kapsamında bulunan 15.05.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 8 inci maddesinin (a) fıkrasında, bankanın krediyi kıymetli evrak dahil her türlü teminat karşılığında kullandırabileceği ve müşterinin de bunları imzalamakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, bankanın takibe koyduğu senede düzenleme tarihi olarak bu sözleşme tarihini yazması, vade tarihi olarak da takibe koyduğu gün olan 14.01.2016 yazılmasının senedin teminat niteliğinde olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E. sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, 214.564,11 TL üzerinden % 20 oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu bononun banka tarafından kullandırılan kredi borcuna karşılık düzenlenip müvekkili bankaya verildiğini, senet metninde teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, usulüne uygun olarak yapılan ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, bankanın alacağını tahsil etmek için takip başlatmaktan başka çaresi kalmadığını, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna göre alacağın sabit olduğunu, bonoya istinaden takibe geçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, borçlunun bankaya tarafları ve miktarları aynı olan 2 adet senet verdiğini, bunun 1 tanesinin takibe konu senet olduğunu, diğer senedin taraflarının ve miktarının aynı olması nedeniyle Mahkemeye sehven sunulduğunu, senedin sonradan doldurulduğu iddiasının iki ayrı senet olması nedeniyle kabul edilemez olduğunu, Mahkemece bu husus araştırılmadan karar verildiğini, eş rızasının kefalette aranacağını, avalde aranmayacağını, bononun yasal unsurları taşıdığını ve borç bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 581 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefalet ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 700 ila 702 nci maddeleri arasında düzenlenen avalin farklı müesseseler olup, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesine göre kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızası zorunlu iken, avalin geçerliliği için kanun koyucunun eş rızasını aramadığı, kambiyo senetleri bakımından kendine özgü bir teminat türü olarak aval müessesesinin kabul edildiği, bono üzerinde "kefil" yazıyor olmasının bu taahhüdü kefalet haline dönüştürmeyeceği, davacının imzasına itiraz etmediği bono nedeniyle aval veren olarak borçtan sorumlu olacağı, Genel Kredi Sözleşmesi'nin düzenlendiği tarih ile bononun tanzim tarihinin aynı olup, takibe konu bononun 15.05.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında düzenlenip bankaya verildiğinin davalının da kabulünde olduğu, takibe konu bononun bu haliyle teminat bonosu niteliğinde olsa da bu hususun tek başına senedin kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceği, ancak bu durumda takip ve davaya konu bononun ne miktar alacak için teminat teşkil ettiğinin belirlenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan ve uygun bulunan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın kredi borçlusu dava dışı İbrahim Halil Ağırtaş'tan 05.06.2014 tarihinde kullandırılan kredi nedeniyle muaccel hale gelmiş 193.678,62 TL asıl alacak, 612,87 TL işlemiş faiz ve 581,04 TL komisyon ücreti olmak üzere toplam 194.872,53 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, takipte fazladan talep edilen 20.885,49 TL asıl alacak, 4,37.TL işlemiş faiz ve 62,65.TL %3 komisyon ücreti olmak üzere toplam 20.952,51 TL'lik kısım için davacının borçlu olmadığının tespitin gerektiği, davacının kefaleti eş rızası olmadığı için geçersiz olsa da, kefaletten ayrı ve bağımsız olarak imzaladığı bono nedeniyle aval veren olarak bu miktar alacaktan asıl borçlu gibi sorumlu olacağı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis etmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E. sayılı dosyasına konu borçtan, 20.885,49 TL asıl alacak, 4,37.TL işlemiş faiz ve 62,65 TL %3 komisyon ücreti olmak üzere toplam 20.952,51 TL'lik kısmından dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline kredi sözleşmesi imzalatılırken bir çok belge imzalatıldığını ve dava konusu bonoyu müvekkilinin hatırlamadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme yaptığını, müvekkilinin sorumluluğunun kefalette olmadığı gibi avalde de olmaması gerektiğini, bononun tanzim tarihi ve kredi sözleşmesinin tarihinin aynı olduğunu ve bunun da bononun krediye teminat olarak alındığını ortaya koyduğunu, davalının kredi sözleşmesinde bonodan hiç bahsetmediğini, hesap kat ihtarnamesi göndermediğini ve hesap özeti sunmadığını, ayrıca krediye teminat olarak aldığı ipotekleri de paraya çevirmediğini, kötüniyet tazminatı istemlerinin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; asıl borçlunun müvekkili bankadan kredi kullandığını ve bu borcuna karşılık, tahsil edildiğinde borcuna mahsup edilmek üzere davaya konu bonoyu verdiğini, davacının da senedin aval vereni olduğunu, senet metninden senedin teminat olarak verildiğine dair kayıt olmadığı gibi buna dair belge de sunulmadığını, borçlunun yapılan ihtara rağmen bahse konu borcu ödememesi üzerine takibe başlanıldığını, borçlunun tacir olduğunu, davanın tümden reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının aval vereni olduğu senede dayalı takipte menfi tespit isteminin yerindeliğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi

3. Değerlendirme

1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati Hacize İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3480 E. 2019/5889 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1936 E.  ,  2024/4956 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/653 Esas, 2022/809 Karar

HÜKÜM

Davanın kısmen kabulü(Yeniden esas hakkında hüküm tesis etmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2016/270 E., 2019/767 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 20.952,51 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı .... yetkilisi olduğu ... İnşaat Taah....Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, bu kefilliğine müvekkilinin eşinin rızası olmadığı için bankadaki sözleşmeye imza atmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, bankanın kefalet geçerli gibi işlem yapıp, bundan hiç bahsetmeden kredi esnasında kendisinden alınan kambiyo senedini tahsile geçtiğini, alacaklı olduğunu davalının ispatlaması gerektiğini, davalının takipte ve ihtiyati hacizde kat ihtarnamesi ve hesap özeti sunmadığını, alacaklının önce aldığı ipotekleri tahsil etmesi gerektiğini, bunları satmadan alacağının müvekkilinden isteyemeyeceğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senedin kredi borcuna karşılık verildiğini, kredi borcunun süresinde ödenmediğini, senedin borca karşılık ve tahsil edildiğinde borca mahsup edilmek üzere bankaya verildiğini, senet metninde teminat olduğuna dair kaydın da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ....’a kullandırılan Genel Kredi Ticari Kredi Sözleşmesi'nde davacının eşinin rızası olmadığından, davacının 15.05.2014 tarihli 500.000,00 TL limitli kefaletinin geçersiz olduğu, davalı banka tarafından dava dışı ...’a kullandırılıp yeniden yapılandırma işlemi yapılan kredilerle ilgili alınan dava konusu 15.05.2014 tanzim ve 04.01.2016 vade tarihli ve 250.000 TL’lik bonodan dolayı davacının sorumluğuna gelince, kefalette eşin rızasına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi düzenlemesinin aynı Kanun'un 603 üncü maddesi gereği avalde de uygulanacağı, dava konusu bononun yasada belirtilen şartları taşıdığı ve keşide tarihinin Genel Kredi Sözleşmesi'yle aynı tarihli olduğu, bu nedenle bononun iş bu kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığının kabulü halinde davacının sorumlu olmayacağı, ...

Ziraat Bankası Şubesi'nin 12.07.2017 tarihli üst yazısıyla Mahkemeye gönderilen müzekkere cevabında yer alan senet üzerinde ödeme tarihi ve vadenin olmadığı, aynı senedin Mahkemece celp edilen Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E. sayılı takip dosyası suretinde, ödeme tarihi, nakden kaydı ve vadesinin senede sonradan eklenerek ödeme tarihi olarak yazılan 14.01.2016 tarihinde takibe konu edildiği, böylece senedin bankaya verildiğinde doldurulmamış olduğu, bankanın sonradan bu senedi doldurarak aynı gün takibe koyduğu, dosya kapsamında bulunan 15.05.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 8 inci maddesinin (a) fıkrasında, bankanın krediyi kıymetli evrak dahil her türlü teminat karşılığında kullandırabileceği ve müşterinin de bunları imzalamakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, bankanın takibe koyduğu senede düzenleme tarihi olarak bu sözleşme tarihini yazması, vade tarihi olarak da takibe koyduğu gün olan 14.01.2016 yazılmasının senedin teminat niteliğinde olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E.

sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, 214.564,11 TL üzerinden % 20 oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu bononun banka tarafından kullandırılan kredi borcuna karşılık düzenlenip müvekkili bankaya verildiğini, senet metninde teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, usulüne uygun olarak yapılan ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, bankanın alacağını tahsil etmek için takip başlatmaktan başka çaresi kalmadığını, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna göre alacağın sabit olduğunu, bonoya istinaden takibe geçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, borçlunun bankaya tarafları ve miktarları aynı olan 2 adet senet verdiğini, bunun 1 tanesinin takibe konu senet olduğunu, diğer senedin taraflarının ve miktarının aynı olması nedeniyle Mahkemeye sehven sunulduğunu, senedin sonradan doldurulduğu iddiasının iki ayrı senet olması nedeniyle kabul edilemez olduğunu, Mahkemece bu husus araştırılmadan karar verildiğini, eş rızasının kefalette aranacağını, avalde aranmayacağını, bononun yasal unsurları taşıdığını ve borç bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 581 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefalet ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 700 ila 702 nci maddeleri arasında düzenlenen avalin farklı müesseseler olup, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesine göre kefaletin geçerli olabilmesi için eş rızası zorunlu iken, avalin geçerliliği için kanun koyucunun eş rızasını aramadığı, kambiyo senetleri bakımından kendine özgü bir teminat türü olarak aval müessesesinin kabul edildiği, bono üzerinde "kefil" yazıyor olmasının bu taahhüdü kefalet haline dönüştürmeyeceği, davacının imzasına itiraz etmediği bono nedeniyle aval veren olarak borçtan sorumlu olacağı, Genel Kredi Sözleşmesi'nin düzenlendiği tarih ile bononun tanzim tarihinin aynı olup, takibe konu bononun 15.05.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında düzenlenip bankaya verildiğinin davalının da kabulünde olduğu, takibe konu bononun bu haliyle teminat bonosu niteliğinde olsa da bu hususun tek başına senedin kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceği, ancak bu durumda takip ve davaya konu bononun ne miktar alacak için teminat teşkil ettiğinin belirlenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan ve uygun bulunan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın kredi borçlusu dava dışı İbrahim Halil Ağırtaş'tan 05.06.2014 tarihinde kullandırılan kredi nedeniyle muaccel hale gelmiş 193.678,62 TL asıl alacak, 612,87 TL işlemiş faiz ve 581,04 TL komisyon ücreti olmak üzere toplam 194.872,53 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, takipte fazladan talep edilen 20.885,49 TL asıl alacak, 4,37.TL işlemiş faiz ve 62,65.TL %3 komisyon ücreti olmak üzere toplam 20.952,51 TL'lik kısım için davacının borçlu olmadığının tespitin gerektiği, davacının kefaleti eş rızası olmadığı için geçersiz olsa da, kefaletten ayrı ve bağımsız olarak imzaladığı bono nedeniyle aval veren olarak bu miktar alacaktan asıl borçlu gibi sorumlu olacağı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis etmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Kozan İcra Müdürlüğü'nün 2016/376 E.

sayılı dosyasına konu borçtan, 20.885,49 TL asıl alacak, 4,37.TL işlemiş faiz ve 62,65 TL %3 komisyon ücreti olmak üzere toplam 20.952,51 TL'lik kısmından dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline kredi sözleşmesi imzalatılırken bir çok belge imzalatıldığını ve dava konusu bonoyu müvekkilinin hatırlamadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme yaptığını, müvekkilinin sorumluluğunun kefalette olmadığı gibi avalde de olmaması gerektiğini, bononun tanzim tarihi ve kredi sözleşmesinin tarihinin aynı olduğunu ve bunun da bononun krediye teminat olarak alındığını ortaya koyduğunu, davalının kredi sözleşmesinde bonodan hiç bahsetmediğini, hesap kat ihtarnamesi göndermediğini ve hesap özeti sunmadığını, ayrıca krediye teminat olarak aldığı ipotekleri de paraya çevirmediğini, kötüniyet tazminatı istemlerinin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; asıl borçlunun müvekkili bankadan kredi kullandığını ve bu borcuna karşılık, tahsil edildiğinde borcuna mahsup edilmek üzere davaya konu bonoyu verdiğini, davacının da senedin aval vereni olduğunu, senet metninden senedin teminat olarak verildiğine dair kayıt olmadığı gibi buna dair belge de sunulmadığını, borçlunun yapılan ihtara rağmen bahse konu borcu ödememesi üzerine takibe başlanıldığını, borçlunun tacir olduğunu, davanın tümden reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının aval vereni olduğu senede dayalı takipte menfi tespit isteminin yerindeliğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi

3. Değerlendirme

1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061034700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.