Haksız rekabetin tespiti | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2054 E. 2024/4904 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
know-how↗ aktif dava ehliyeti↗ tescilsiz tasarım↗ aktif husumet↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ ibraz↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/654 E., 2020/431 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin beyaz eşya ve elektrikli el aletleri sektörü için termostat üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, İspanya merkezli Tecnicas De […]A. unvanlı şirketin lisansıyla ürettiği termostatları yurt içinde ve yurt dışında bulunan müşterilerine pazarladığını, Tecnicas De […]A.'nın kendi geliştirdiği termostatların tasarımını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, Tecnicas De […]A. ile davacı şirket arasında imzalanan "know-how" sözleşmesi kapsamında lisans alan sıfatıyla Türkiye'de söz konusu ürünün üretim ve satış izninin münhasıran davacıya ait olduğunu, bu nedenle söz konusu termostatların üretim ve satışının Türkiye'de müvekkili tarafından yapıldığını, davalı şirketin üzerine kendi işareti olan 3HARR ibaresini koyarak ürettiği taklit termostat örneklerinin davacıya ulaştığını, davalının ürettiği termostatlarla davacı şirketin ürettiği termostatların birebir aynı olduğunu, nitekim talepleri üzerine yapılan tespit sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda, her iki termostatın ayniyete yakın derecede benzer olduğunun açıklandığını, davalının yaygın bir tanınırlığa ulaşan termostat ürünlerini birebir taklit ederek ve üzerine kendi markası olduğu anlaşılan 3HARR ibaresini koymak suretiyle satışa arz ettiğini ve bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, 100.000,00 TL manevi, 500,00 TL maddi olmak üzere toplam 100.500,00 TL tazminatın tespit tarihinden başlayarak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin dava konusu 2003/00770 sayılı tasarım üzerinde herhangi bir lisans hakkı bulunmadığını, davacı her ne kadar İspanya merkezli Tecnicas De […]A. şirketi ile imzaladığı "Know-How" sözleşmesinden bahsetmiş ise de sözleşmenin hiçbir maddesinde, dava konusu tasarıma ilişkin herhangi bir düzenlemenin yer almadığını, sözleşmenin onay tarihi olan 08.05.2003 tarihinin dava konusu 2003/00770 sayılı tasarımın yayım tarihi olan 01.10.2003 tarihinden önce olduğunu, davacı tarafa ait olduğu iddia edilen tasarımın, birleşik ürün niteliğinde olup koruma kapsamı dışında bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu tasarımı haksız bir şekilde pazarladığına dair herhangi bir delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından üretilen ve piyasada davacı ile anılan ürünlerin piyasada karmaşıklık yaratacak şekilde davalı tarafından üretilerek satışa sunulması ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere satış yapılan firmaların yaşadığı sıkıntılar nedeniyle davacı firmaya dönüş yapılması dikkate alındığında, davalının bu fiillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğu, davacı maddi zarara uğradığını ispat edemediğinden bu talebin yerinde görülmediği, davacının aleyhine olarak bir kısım firmalar nazarında hatalı ürün üretildiği imajı nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından üretilen ürünlerin davalı tarafından taklit edilerek üretilmesi ve satılması nedeniyle davacı aleyhine haksız rekabette bulunulduğunun tespitine, bu faaliyetlerin önlenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL tazminatın 25.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer taleplerin ve fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında tespit edilen davalının satış hasılatı ile kârının bir bölümünün haksız rekabetten kaynaklandığını, ancak davalının kötü niyetle dava konusu termostat ürünlerinin satış adedine ve hasılatına ilişkin tutarları bilirkişi ile paylaşmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 219 uncu maddesinin tarafların belge ibraz yükümlülüğünü düzenlediğini, buna göre tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduklarını, böyle bir belgenin mahkemeye sunulmaması halinde kişinin kendi iddiasını ispat etmiş sayılacağını, ancak bir tarafın iddiasını ispatlamak için karşı tarafın elindeki belgeye dayanmış ise kanunda belirtilen şartların varlığı halinde, karşı tarafın bu belgeyi mahkemeye sunmasının zorunlu bulunduğunu, bu şartların da 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde düzenlendiğini ve somut olayda bu şartların gerçekleştiğini, kabule göre de mahkemenin haksız fiilin varlığını tespit edip herhangi bir maddi tazminata hükmetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız rekabetin varlığını kabul eden mahkemenin, zararın miktarının tam olarak belirlenemediği durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi hükmüne göre hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmetmesinin gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının, somut olayın özellikleri göz önüne alındığında tatmin edici olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava konusu 2003 00770 sayılı tasarım üzerinde herhangi bir lisans hakkı bulunmadığını, TÜRKPATENT veri tabanında yer alan tescil kaydından da görüleceği üzere, söz konusu tasarım tescil sicilinde herhangi bir firma adına kayıtlı lisans kaydı bulunmamakla birlikte, tasarım hak sahibinin TECASA ISI KONTROL A.Ş. değil, dava dışı 3 üncü kişi durumunda bulunan TECNİCAS şirketi olduğunu, davacı tarafın, tasarım tescil sicilinde gerçek hak sahibi olarak yer alan İspanya Merkezli TECNİCAS DE CALENTAMİENTO şirketi ile imzalanan KNOW-HOW sözleşmesine dayalı olarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından, dava kapsamında usuli bir itiraz olarak ileri sürülen dava ehliyetine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı tarafa ait olduğu iddia edilen tasarımın, birleşik ürün özelliğinde olmasından ötürü koruma kapsamı dışında kaldığını, müvekkilinin tasarımı haksız bir şekilde pazarladığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, dolayısıyla somut olayda haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, "hatalı ürün üretildiği imajının" neye göre ve hangi argümana dayanılarak oluştuğunun ve bir an için bu imajın varlığı kabul edilse dahi bu imajı direkt olarak müvekkili firmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının netleştirilmeden, salt "takdiren" ibaresine yer verilerek manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça tescilli tasarıma dayalı olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) kapsamında herhangi bir talep ileri sürülmeyip, yalnızca dava dışı yabancı şirketle imzaladığı sözleşmeye dayalı olarak ürettiği termostat ürününün, neredeyse aynısının davalı tarafça üretilerek piyasaya sunulmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu gibi davacının aktif dava ehliyeti de bulunduğu, uyuşmazlığın haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmekte olup, 6769 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, davacının tasarım tescilinden doğan haklara dayanmaması nedeniyle de davalı tarafın aktif husumete ve birleşik ürünün tasarım olarak korunamayacağına ilişkin savunmalarının da yerinde görülmediği, davaya konu termostat ürününün farklı elektrikli cihazlarda kullanılabildiği, davacı tarafından üretilen ürünlerin üzerinde "tecasa" ibaresi ile ürünle ilgili açıklamaların bulunduğu, davalı tarafından ürünlerin üzerinde ise "3HARR" ibaresi ile yine ürüne ilişkin bilgilerin yer aldığı, ürünlerin yedek parça niteliğinde olmaları nedeniyle tüketici kitlesinin başta elektrik/elektronik mühendisleri olmak üzere bu alanda hizmet veren teknisyenler, çıraklar, usta ve benzeri kişilerden oluştuğu, davacının ilk olarak yurt dışında piyasaya sunulmuş ürünü büyük emek ve para harcayarak Türkiye'de tanıttığı ve davalının bu ayırt edicilikten istifade ettiği hususları ispat edilemediği gibi aksine davalı tarafça üretilen ürünlerde, davalı ticaret unvanında yer alan "3 HARR" ibaresinin kullanılarak ürünlerinin ayırt edici hale getirildiği, diğer bir deyişle davalının, davacının ürününden istifade etmediği gözetildiğinde, ürünlerin tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesinin doğmayacağı ve somut olayda haksız rekabet koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları dikkate alındığında haksız rekabetin varlığının ispatlandığını, ürünlerin ayniyete yakın derecede benzediğini, tescilsiz tasarımların da haksız rekabet hukukundan kaynaklı olarak korunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10309 E. 2014/1890 K.
Ortak:know-how · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… termostatların tasarımını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, Tecnicas De Calentamiento S.A. ile davacı şirket arasında imzalanan "«know-how»" sözleşmesi kapsamında lisans alan sıfatıyla Türkiye'de söz konusu ürünün üretim ve satış izninin «münhasıran» davacıya ait olduğunu, bu nedenle söz konusu termostatların üretim ve satışının Türkiye'de müvekkili tarafından yapıldığını, davalı şirketin üzerine kendi işareti olan 3HARR ibaresini koyarak ürettiği taklit termostat örneklerinin davacıya ulaştığını, davalının ürettiği termostatlarla davacı şirketin ürettiği termostatların birebir aynı olduğunu, nitekim talepleri üzerine yapılan tespit sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda, her iki termostatın ayniyete yakın derecede benzer olduğunun açıklandığını, davalının yaygın bir tanınırlığa ulaşan termostat ürünlerini birebir taklit ederek ve üzerine kendi markası olduğu anlaşılan 3HARR ibaresini koymak suretiyle satışa arz ettiğini ve bu şekilde «haksız rekabete» neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, 100.000,00 TL manevi, 500,00 TL maddi olmak …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında tespit edilen davalının satış hasılatı ile kârının bir bölümünün «haksız rekabetten» kaynaklandığını, ancak davalının kötü niyetle dava konusu termostat ürünlerinin satış adedine ve hasılatına ilişkin tutarları bilirkişi ile paylaşmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 219 uncu maddesinin tarafların belge «ibraz» yükümlülüğünü düzenlediğini, buna göre tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduklarını, böyle bir belgenin mahkemeye sunulmaması halinde kişinin kendi iddiasını ispat etmiş sayılacağını, ancak bir tarafın iddiasını ispatlamak için karşı tarafın elindeki belgeye dayanmış ise kanunda belirtilen şartların varlığı halinde, karşı tarafın bu belgeyi mahkemeye sunmasının zorunlu bulunduğunu, bu şartların da 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde düzenlendiğini ve somut olayda bu şartların gerçekleştiğini, kabule göre de mahkemenin «haksız fiilin» varlığını tespit edip herhangi bir «maddi tazminata» hükmetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız rekabetin varlığını kabul eden mahkemenin, zararın miktarının tam olarak belirlenemediği durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi hükmüne göre «hakkaniyete» uygun bir maddi tazminata hükmetmesinin gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının, somut olayın özellikleri göz önüne alındığında tatmin edici olmadığını …
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «haksız rekabetin» men'i talebinde de bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden bu talebin konusunun kalmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki «franchıse sözleşmesinde» kararlaştırılan «rekabet etmeme yasağının» ihlal edilip edilmediğinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin 21.09.2009 tarihinde sona erdiği beyan edilmiş ise de davalı tarafın 2009 Ekim, Kasım ve Aralık aylarıyla ilgili ödemeler yaptığı, sözleşmenin bir süre için daha uygulandığı, 01.01.2010 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığı, «defter» ve kayıtlara göre davacının 1.550.84 TL alacağının belirlendiği, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun şekilde Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/6. maddesi hükmüne göre, rekabet halindeki mal ve hizmetlerle ilgili olması, faaliyette bulunan tesis ile sınırlı bulunması ve «know-how»'u korumak için zorunlu bulunması şartıyla 1 yıla kadar «rekabet etmeme yükümlülüğünün» kararlaştırılabileceği, sözleşmenin 8. maddesinde davalıya know-how'un verildiğinin kararlaştırıldığı, 13. maddesinde ise davalının, kendisine devir edilen know-how'u herhangi bir şekilde kullanmayacağını ve kullanılmasına izin vermeyeceğini «taahhüt» ettiği, işletme biçimi, işletmenin iç mekan ve tasarımı, işletmede kullanılan tüm malzeme, menü fiyat politikası, ürün çeşitleri, işletme tarzı vs bir bütün olarak know-how'u oluşturacağı, davalının faaliyetinin sözleşmenin 8 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, «rekabet yasağının» «çalışma hürriyetiyle» ilgisinin olmadığı, aynı işyerinde aynı konseptte aynı işyeri tasarımı kullanılarak ve davacının, davalıya verdiği know-how'a göre ticari faaliyetinin yürütülmesini içerdiği, davalı eyleminin rekabet etme yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının açık «kusuru» olduğu, eylemin TTK'nın 58 ve BK'nın 49. maddeleri uyarınca manevi tazminatı da gerektirdiği, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle elde ettiği gelirin belirlendiği, davacının ayrıca sözleşmeden kaynaklı alacağının olduğu gerekçesiyle 95.714.13 TL «maddi tazminat», 1.550.84 TL bakiye sözleşme alacağı ile 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, 1 yıllık rekabet yasağının başlama süresi ve karar tarihi itibariyle men talebi konusuz kaldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, «franchise sözleşmesinde» kararlaştırılan rekabet etme «yasağının» ihlaline dayalı, davalının «haksız rekabetinin» men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile bakiye alacağın tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde «maddi tazminata» hükmedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · rekabet etmeme yasağı · çalışma hürriyeti · franchise sözleşmesi · rekabet yasağı · ihtisas mahkemesi · tazminat davası · oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «haksız rekabetin» men'i talebinde de bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden bu talebin konusunun kalmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki «franchıse sözleşmesinde» kararlaştırılan «rekabet etmeme yasağının» ihlal edilip edilmediğinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin 21.09.2009 tarihinde sona erdiği beyan edilmiş ise de davalı tarafın 2009 Ekim, Kasım ve Aralık aylarıyla ilgili ödemeler yaptığı, sözleşmenin bir süre için daha uygulandığı, 01.01.2010 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığı, «defter» ve kayıtlara göre davacının 1.550.84 TL alacağının belirlendiği, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun şekilde Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/6. maddesi hükmüne göre, rekabet halindeki mal ve hizmetlerle ilgili olması, faaliyette bulunan tesis ile sınırlı bulunması ve «know-how»'u korumak için zorunlu bulunması şartıyla 1 yıla kadar «rekabet etmeme yükümlülüğünün» kararlaştırılabileceği, sözleşmenin 8. maddesinde davalıya know-how'un verildiğinin kararlaştırıldığı, 13. maddesinde ise davalının, kendisine devir edilen know-how'u herhangi bir şekilde kullanmayacağını ve kullanılmasına izin vermeyeceğini «taahhüt» ettiği, işletme biçimi, işletmenin iç mekan ve tasarımı, işletmede kullanılan tüm malzeme, menü fiyat politikası, ürün çeşitleri, işletme tarzı vs bir bütün olarak know-how'u oluşturacağı, davalının faaliyetinin sözleşmenin 8 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, «rekabet yasağının» «çalışma hürriyetiyle» ilgisinin olmadığı, aynı işyerinde aynı konseptte aynı işyeri tasarımı kullanılarak ve davacının, davalıya verdiği know-how'a göre ticari faaliyetinin yürütülmesini içerdiği, davalı eyleminin rekabet etme yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının açık «kusuru» olduğu, eylemin TTK'nın 58 ve BK'nın 49. maddeleri uyarınca manevi tazminatı da gerektirdiği, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle elde ettiği gelirin belirlendiği, davacının ayrıca sözleşmeden kaynaklı alacağının olduğu gerekçesiyle 95.714.13 TL «maddi tazminat», 1.550.84 TL bakiye sözleşme alacağı ile 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, 1 yıllık rekabet yasağının başlama süresi ve karar tarihi itibariyle men talebi konusuz kaldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… e usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında esas itibariyle davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanımını da içeren 5 yıl süreli «franchise sözleşmesi» imzalanmış olmasına, uyuşmazlığın bu sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme «yasağının» ihlali ile bakiye franchise bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmasına, davacının sözleşme sonrasında tescilli markasının unsuru olduğunu iddia ettiği dekorasyonu ile konseptinin kullanıldığını iddia etmesine, anılan iddianın tescilli markayı da kapsar şekilde bir bütün olarak değerlendirilmesinin «ihtisas» mahkemesince yapılmasının gerekmesine, mahkemenin kendisini «görevli» kabul etmesinde bir yanlışlık bulunmamasına, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bakiye franchise alacağının olduğunu da açıklamasına, «ıslah» dilekçesinde bu alacağı talep etmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazl …
2- Dava, «franchise sözleşmesinde» kararlaştırılan rekabet etme «yasağının» ihlaline dayalı, davalının «haksız rekabetinin» men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile bakiye alacağın tahsiline ilişkindir.
Ancak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun hükümleri ile rekabet etme «yasağı» ihlaline dayalı istemin «maddi tazminat davası» niteliğinde bulunduğu da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden KDV'ye hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5074 E. 2019/6388 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ambalaj yetersizliği · sevk irsaliyesi · irsaliye · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · teslim
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; emtiayı gönderen ile davalı kargo şirketi arasındaki «taşıma sözleşmesinin» 3. maddesine göre taşınacak kargolar Aras Kargoya orjinal ambalajında eğer mümkün değil ise evsafına ve taşıma koşullarına uygun sağlamlıktaki diğer ambalaj şekillerinde «teslim» edileceği, kargoların ambalajlarının taşıma standartlarının gerektirdiği ölçü ve sağlamlıkta olmasını sağlama sorumluluğunun gönderene ait olduğu, gönderenin taşıma «irsaliyesinde» yer alan bilgileri tam ve gerçeğe uygun olarak beyan etmek ve belgesini vermekle yükümlü olduğu, davaya konu kargonun teslimi sırasında kargo içeriğinin ne olduğu hususunda bir belge düzenlenmediği, «sevk irsaliyesinde» de taşınan eşyanın ne olduğu ve değeri hususunda davacı tarafça herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, davacının taşınan eşyanın içeriğine uygun olarak ambalajland …
Malın «teslimi» esnasında davalı «taşıyıcının» elemanının da katılımı ile düzenlenen tutanakta “9 litrelik sıvı azot teknisyen termosunda hiç gaz kalmadığı, aşıların tümünün bozulduğu” tespit edildiği ve teslim sırasında taşınan malda meydana gelen «hasar» davalı tarafından bilindiği halde mahkemece kargo içeriğinin davalıya bildirilmediği ve bu nedenle oluşan zarardan davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın …
… rmosun bu taşıma için elverişli olup olmadığı, ambalajın yeterli olup olmadığı, termosun dahi ambalajlanmasının gerekip gerekmediği, ilaçların bozulmasının termosun «hasar» görmesi nedeniyle azot boşalmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında taşıma tarihi itibariyle olaya uygulanacak 6762 sayılı TTK'nın 781 vd. maddelerine göre, davalıya «teslim» edilen malın ambalajının yeterli olması halinde hasardan davalının sorumlu tutulması, «ambalajın yetersiz» olması halinde ise davalının ambalaj yetersizliği nedeniyle hasara uğrayan yükü, bu yetersiz ambalajlanmayla taşımadan kaçınması gerekip gerekmediği hususunda için …
Oysa Davacı, bozulan ilaçların (aşıların) içinde sıvı azot bulunan termoslarla davalı «taşıyıcıya» «teslim» edildiği, termosun taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle içindeki azotun uçtuğunu ve aşıların bozulduğunu iddia etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2054 E. , 2024/4904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2175 Esas, 2022/1710 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/654 E., 2020/431 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin beyaz eşya ve elektrikli el aletleri sektörü için termostat üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, İspanya merkezli Tecnicas De […]A. unvanlı şirketin lisansıyla ürettiği termostatları yurt içinde ve yurt dışında bulunan müşterilerine pazarladığını, Tecnicas De […]A.'nın kendi geliştirdiği termostatların tasarımını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, Tecnicas De […]A. ile davacı şirket arasında imzalanan "know-how" sözleşmesi kapsamında lisans alan sıfatıyla Türkiye'de söz konusu ürünün üretim ve satış izninin münhasıran davacıya ait olduğunu, bu nedenle söz konusu termostatların üretim ve satışının Türkiye'de müvekkili tarafından yapıldığını, davalı şirketin üzerine kendi işareti olan 3HARR ibaresini koyarak ürettiği taklit termostat örneklerinin davacıya ulaştığını, davalının ürettiği termostatlarla davacı şirketin ürettiği termostatların birebir aynı olduğunu, nitekim talepleri üzerine yapılan tespit sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda, her iki termostatın ayniyete yakın derecede benzer olduğunun açıklandığını, davalının yaygın bir tanınırlığa ulaşan termostat ürünlerini birebir taklit ederek ve üzerine kendi markası olduğu anlaşılan 3HARR ibaresini koymak suretiyle satışa arz ettiğini ve bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, 100.000,00 TL manevi, 500,00 TL maddi olmak üzere toplam 100.500,00 TL tazminatın tespit tarihinden başlayarak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilânına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin dava konusu 2003/00770 sayılı tasarım üzerinde herhangi bir lisans hakkı bulunmadığını, davacı her ne kadar İspanya merkezli Tecnicas De […]A. şirketi ile imzaladığı "Know-How" sözleşmesinden bahsetmiş ise de sözleşmenin hiçbir maddesinde, dava konusu tasarıma ilişkin herhangi bir düzenlemenin yer almadığını, sözleşmenin onay tarihi olan 08.05.2003 tarihinin dava konusu 2003/00770 sayılı tasarımın yayım tarihi olan 01.10.2003 tarihinden önce olduğunu, davacı tarafa ait olduğu iddia edilen tasarımın, birleşik ürün niteliğinde olup koruma kapsamı dışında bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu tasarımı haksız bir şekilde pazarladığına dair herhangi bir delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından üretilen ve piyasada davacı ile anılan ürünlerin piyasada karmaşıklık yaratacak şekilde davalı tarafından üretilerek satışa sunulması ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere satış yapılan firmaların yaşadığı sıkıntılar nedeniyle davacı firmaya dönüş yapılması dikkate alındığında, davalının bu fiillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğu, davacı maddi zarara uğradığını ispat edemediğinden bu talebin yerinde görülmediği, davacının aleyhine olarak bir kısım firmalar nazarında hatalı ürün üretildiği imajı nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından üretilen ürünlerin davalı tarafından taklit edilerek üretilmesi ve satılması nedeniyle davacı aleyhine haksız rekabette bulunulduğunun tespitine, bu faaliyetlerin önlenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL tazminatın 25.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer taleplerin ve fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında tespit edilen davalının satış hasılatı ile kârının bir bölümünün haksız rekabetten kaynaklandığını, ancak davalının kötü niyetle dava konusu termostat ürünlerinin satış adedine ve hasılatına ilişkin tutarları bilirkişi ile paylaşmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 219 uncu maddesinin tarafların belge ibraz yükümlülüğünü düzenlediğini, buna göre tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduklarını, böyle bir belgenin mahkemeye sunulmaması halinde kişinin kendi iddiasını ispat etmiş sayılacağını, ancak bir tarafın iddiasını ispatlamak için karşı tarafın elindeki belgeye dayanmış ise kanunda belirtilen şartların varlığı halinde, karşı tarafın bu belgeyi mahkemeye sunmasının zorunlu bulunduğunu, bu şartların da 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde düzenlendiğini ve somut olayda bu şartların gerçekleştiğini, kabule göre de mahkemenin haksız fiilin varlığını tespit edip herhangi bir maddi tazminata hükmetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız rekabetin varlığını kabul eden mahkemenin, zararın miktarının tam olarak belirlenemediği durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi hükmüne göre hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmetmesinin gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının, somut olayın özellikleri göz önüne alındığında tatmin edici olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava konusu 2003 00770 sayılı tasarım üzerinde herhangi bir lisans hakkı bulunmadığını, TÜRKPATENT veri tabanında yer alan tescil kaydından da görüleceği üzere, söz konusu tasarım tescil sicilinde herhangi bir firma adına kayıtlı lisans kaydı bulunmamakla birlikte, tasarım hak sahibinin TECASA ISI KONTROL A.Ş. değil, dava dışı 3 üncü kişi durumunda bulunan TECNİCAS şirketi olduğunu, davacı tarafın, tasarım tescil sicilinde gerçek hak sahibi olarak yer alan İspanya Merkezli TECNİCAS DE CALENTAMİENTO şirketi ile imzalanan KNOW-HOW sözleşmesine dayalı olarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından, dava kapsamında usuli bir itiraz olarak ileri sürülen dava ehliyetine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı tarafa ait olduğu iddia edilen tasarımın, birleşik ürün özelliğinde olmasından ötürü koruma kapsamı dışında kaldığını, müvekkilinin tasarımı haksız bir şekilde pazarladığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, dolayısıyla somut olayda haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, "hatalı ürün üretildiği imajının" neye göre ve hangi argümana dayanılarak oluştuğunun ve bir an için bu imajın varlığı kabul edilse dahi bu imajı direkt olarak müvekkili firmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının netleştirilmeden, salt "takdiren" ibaresine yer verilerek manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça tescilli tasarıma dayalı olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) kapsamında herhangi bir talep ileri sürülmeyip, yalnızca dava dışı yabancı şirketle imzaladığı sözleşmeye dayalı olarak ürettiği termostat ürününün, neredeyse aynısının davalı tarafça üretilerek piyasaya sunulmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu gibi davacının aktif dava ehliyeti de bulunduğu, uyuşmazlığın haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmekte olup, 6769 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, davacının tasarım tescilinden doğan haklara dayanmaması nedeniyle de davalı tarafın aktif husumete ve birleşik ürünün tasarım olarak korunamayacağına ilişkin savunmalarının da yerinde görülmediği, davaya konu termostat ürününün farklı elektrikli cihazlarda kullanılabildiği, davacı tarafından üretilen ürünlerin üzerinde "tecasa" ibaresi ile ürünle ilgili açıklamaların bulunduğu, davalı tarafından ürünlerin üzerinde ise "3HARR" ibaresi ile yine ürüne ilişkin bilgilerin yer aldığı, ürünlerin yedek parça niteliğinde olmaları nedeniyle tüketici kitlesinin başta elektrik/elektronik mühendisleri olmak üzere bu alanda hizmet veren teknisyenler, çıraklar, usta ve benzeri kişilerden oluştuğu, davacının ilk olarak yurt dışında piyasaya sunulmuş ürünü büyük emek ve para harcayarak Türkiye'de tanıttığı ve davalının bu ayırt edicilikten istifade ettiği hususları ispat edilemediği gibi aksine davalı tarafça üretilen ürünlerde, davalı ticaret unvanında yer alan "3 HARR" ibaresinin kullanılarak ürünlerinin ayırt edici hale getirildiği, diğer bir deyişle davalının, davacının ürününden istifade etmediği gözetildiğinde, ürünlerin tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesinin doğmayacağı ve somut olayda haksız rekabet koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları dikkate alındığında haksız rekabetin varlığının ispatlandığını, ürünlerin ayniyete yakın derecede benzediğini, tescilsiz tasarımların da haksız rekabet hukukundan kaynaklı olarak korunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060959300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz