Genel kurul kararına dayanan kâr dağıtmama ve rekabet iddiaları haklı fesih nedeni değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2882 E. 2024/5481 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kâr dağıtılmaması genel kurul kararlarına dayanıyor ve çoğu dönem tartışmasızsa, şirketin zararı konjonktürel sektörel nedenlerden kaynaklanıyorsa, iddia edilen rakip şirket aslında farklı (üretici-pazarlama) iş bölümünde ve davalıyı ayakta tutan konumdaysa ve davacı ibrada olumlu oy kullanıp dava dışı şirketten haberdar ise, uzun süre kâr dağıtılmaması ve rekabet iddiaları anonim şirketin haklı nedenle feshini gerektirmez.
Ele alınan sorunlar
Uzun süre kâr dağıtılmaması ve rekabet iddialarının haklı nedenle fesih oluşturup oluşturmadığı → ret
İddia: Davacı, davalı şirketin uzun yıllar kâr dağıtmadığını, hakim ortakların şirketi atıl bırakıp aynı sektördeki dava dışı şirket üzerinden ticaret yaparak rekabet yasağını ve sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bunun haklı fesih nedeni olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kâr dağıtılmaması genel kurulda alınan kararlara dayanmakta olup, davacının muhalif kaldığı 2013-2015 yılları dışında bu kararlar tartışmasızdır; şirketin ticari borçlarının artması konjonktüre bağlı sektörel nedenlerden kaynaklanmıştır. Dava dışı şirket zarar eden, sermaye yapısı güçsüz bir pazarlama firması olup davalı üretici firma konumundadır; aralarında rekabet bulunmadığı gibi dava dışı şirket davalıyı ayakta tutmaya çalışmaktadır. Davacı, 2015-2016 hesap yılı genel kurulunda yönetimin ibrasında olumlu oy kullanmış ve tanık beyanlarından dava dışı şirketin kuruluş ve faaliyetinden haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle haklı nedenle fesih şartları oluşmadığından davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Genel kurul kararına dayanan kâr dağıtmama ile üretici-pazarlama iş bölümündeki şirketler arasında rekabet bulunmamasının haklı fesih nedeni sayılmadığı; ibrada olumlu oy kullanan ortağın bu iddiaları ileri süremeyeceği yönünde emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle fesih↗ kâr dağıtılmaması↗ rekabet yasağı↗ yönetim kurulunun ibrası↗ azınlık pay sahibi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/149 E. 2024/8324 K.
Ortak:rekabet yasağı
İncelediğiniz karardaŞti üzerinden ticaret yaptıklarını, bu tür davranışların «rekabet yasağına», «sır saklama yükümlülüğüne» ve Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükümlerine aykırı olduğunu, yönetimi elinde bulunduran hakim ortakların ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu «genel kurul kararlarının iptali» yönünde dava açmadığını, davacının «yönetim kurulu üyeliği» yaptığı dönemlerde de şirketin kar dağıtmadığını, müvekkilinin çalışanlarını, pay sahiplerini, alacaklılarını, müşterilerini, tedarikçilerini ve kamusal borçlarını düşünerek kâr dağıtmama kararı aldığını, davacının «rekabet yasağının» ihlaline ve «yöneticinin sorumluluğuna» dayalı dava açmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15 yıldır kar dağıtmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca «fesih» davası açabilmek için genel kurul iptali, «sorumluluk davası» açılmasının şart olmadığını, Mahkemenin, yöneticilerin «rekabet yasağına» aykırı olarak, davalı şirket ile aynı binada bulunan, aynı alanda faaliyet gösteren, davalı şirketin yöneticilerinin yine bu şirkette yönetici olarak bulunduğu başka bir şirket üzerinden üretim yapılmasını ve bu suretle davalı şirketin atıl bırakılmasını haklı bir neden olarak görmediğini, şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri tespit edilmesine rağmen, Mahkemece şirketlerin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğinin yazıldığını, 50 yılı aşkın süredir ticari hayatta yer alan davalı şirketin "sektörel nedenlerle" zarar ettiğini kabul eden Mahkemenin aynı binada bulunan, aynı yöneticiler tarafından yönetilen, davalı şirkete ait makineleri kullanan ve yalnızca dört çalışanı olan dava dışı şirketin 3 milyonu aşkın «ciro» elde etmesine önem atfetmediğini, «ortaklık ilişkisinin» çekilmez bir hâl almasına neden olan çoğunluk hisse sahibi yöneticilerin şirketi kötü yöneterek, kâr edilen dönemde kâr «dağıtımı» yapmamalarına rağmen milyonlarca TL vergi borcuna neden oldukları sâbit olmasına rağmen, bu hususun da hükümde tartışılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi …
Benzer bu kararda2.Davacılar dava dilekçesinde davalı şirket «yönetim kurulu» başkanı ...'ün kâr «payı» dağıtmadığını belirterek «şirketin feshine» karar verilmesini talep etmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise ...'ün yetkilisi olduğu davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şahıs şirketinin bulunduğunu, bu hususun «rekabet yasağına» aykırı olduğunu belirtmiştir.
Yine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci maddesi şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma «yasağını», 396 ncı maddesi «rekabet yasağını» düzenlemektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aile şirketi · kar payı dağıtımı · kâr payı dağıtımı · şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · kar payı · oy yasağı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile davalı şirket yetkilisi ...'ün akraba olduğunu, davanın açılmasındaki asıl nedenin iddia edildiği üzere «kar payı dağıtılması» olmayıp, davacıların, ... ... ve akabinde halihazırda şirketin en büyük ortağı ve yetkilisi olan oğlu ...'ün yıllardır emek vererek kendi sektöründe bir marka olma …
A.Ş.'nin %49,24 hissesine sahip olduklarını, ...'ün ise %50,76 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin «aile şirketi» olduğunu, şirketin ailenin tek erkek evladı olan ... tarafından yönetildiğini, şirket ortakları arasında «son» yıllarda anlaşmazlıkların ortaya çıktığını, yönetimce yaptırılan değerlemede şirketin 10 milyon liranın üzerinde mal varlığına sahip olduğunun tarafların tamamı tarafından kabul edildiğini, böyle bir mal varlığına sahip şirketin 10 yılı aşkın süreden beri hiçbir kâr «payı» dağıtmaması, %49,24 hissenin yaptıkları yatırımlara rağmen hiçbir ekonomik katkı alamaması, şirket sektörde bölgenin en önemli sanayi kuruluşlarından birisi olmasına ve kâr elde etmesi kaçınılmaz olmasına rağmen ve de hepsinden önemlisi %49,24 azınlık payını sahip olan ortakların tamamı, şirketi yönetenlere hiçbir zaman için sorun çıkarmadıkları gibi aksine başarı sağlanması için sürekli destek vermelerine, müvekkillerinin hisselerini devretmeye hazır olduklarını, ödeme konusunda her türlü desteği vereceklerini, aynı değerler üzerinden şirket hisselerini devir almaya hazır olduklarını, ister ise üçüncü şahıslara da şirketi satabileceklerini teklif etmelerine rağmen hiç bir teklifin kabul edilmediğini, 10 yıldan beri de kâr payı alamadıklarını, şirket ortaklarına da fiilen kâr «payının dağıtılmasının» söz konusu olmadığını belirterek ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların ortağı oldukları şirkette 10 yılı aşkın süredir kâr «payı dağıtılmaması», şirketin hakim hissedarı olan ...'ün davacıların hissesini almaya veya şirketi devretmeye yanaşmaması «sebebi» ile «şirketin feshi» istemine ilişkindir.
2.Davacılar dava dilekçesinde davalı şirket «yönetim kurulu» başkanı ...'ün kâr «payı» dağıtmadığını belirterek «şirketin feshine» karar verilmesini talep etmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise ...'ün yetkilisi olduğu davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şahıs şirketinin bulunduğunu, bu hususun «rekabet yasağına» aykırı olduğunu belirtmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12826 E. 2017/204 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2882 E. , 2024/5481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/690 Esas, 2023/346 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/374 E., 2019/982 K.
Taraflar arasındaki anonim şirketin haklı nedenle feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketten uzun yıllardır kar payı alamadığını, davalı şirketin 2000 yılından 2015 yılına kadar yapılan genel kurullarında yedek akçeye ayırmak, şirketin zarar ettiği gibi gerekçelerle kar payı dağıtmama yönünde karar alındığını, şirketin hakim ortaklarının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, müvekkilinin ve dava dışı ortak ...'nın 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında kâr payı dağıtılmamasına ilişkin karara muhalif kaldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilememeleri yönünde oy kullandıklarını, çoğunluk hisse sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin kötü niyetle, şirketin ve azınlık pay sahiplerinin zararına olmak üzere davalı şirketin içini boşaltarak aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ...
Bant San.Tic.Ltd. Şti üzerinden ticaret yaptıklarını, bu tür davranışların rekabet yasağına, sır saklama yükümlülüğüne ve Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükümlerine aykırı olduğunu, yönetimi elinde bulunduran hakim ortakların ... Bant ve Doğaltı Kauçuk unvanlı davalı şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren başkaca aile şirketleri olup davalı şirketin unvanını, itibarını, ticari potansiyelini, müşteri çevresini anılan dava dışı şirketler yararına kullanıp azınlık hissedar olan müvekkilini mağdur ettiklerini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu genel kurul kararlarının iptali yönünde dava açmadığını, davacının yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemlerde de şirketin kar dağıtmadığını, müvekkilinin çalışanlarını, pay sahiplerini, alacaklılarını, müşterilerini, tedarikçilerini ve kamusal borçlarını düşünerek kâr dağıtmama kararı aldığını, davacının rekabet yasağının ihlaline ve yöneticinin sorumluluğuna dayalı dava açmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2005-2010 yılları arasında kar/zarar dengesinin normal olduğu, 2010-2016 yılları arasında şirketin borçlarının arttığı; ancak bu durumun yönetimsel problemlerden ziyade konjektüre bağlı sektörsel problemlerden kaynaklandığı, 2015 ve 2016 hesap yılı genel kurulunda yöneticilerin ibra edildiği, şirketin içinin boşaltılması gibi bir durumun tespit edilemediği, uzun süredir kar dağıtımı yapılmamasının sebebinin genel kurullarda kar dağıtılmama yönünde karar alınmış olması olduğu, dava dışı ... Bant Ltd. Şti. ile davalı şirketin faaliyet alanlarının farklılık arz ettiği, davalı ve dava dışı şirket yöneticilerinin uzun yıllar bir arada görev yaptığı, aynı şirketlere hissedar ve yönetici oldukları, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacının bilgisi dahilinde olması sebebiyle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, davacının fesih için ileri sürdüğü bu sebeplerin haklı neden olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15 yıldır kar dağıtmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca fesih davası açabilmek için genel kurul iptali, sorumluluk davası açılmasının şart olmadığını, Mahkemenin, yöneticilerin rekabet yasağına aykırı olarak, davalı şirket ile aynı binada bulunan, aynı alanda faaliyet gösteren, davalı şirketin yöneticilerinin yine bu şirkette yönetici olarak bulunduğu başka bir şirket üzerinden üretim yapılmasını ve bu suretle davalı şirketin atıl bırakılmasını haklı bir neden olarak görmediğini, şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri tespit edilmesine rağmen, Mahkemece şirketlerin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğinin yazıldığını, 50 yılı aşkın süredir ticari hayatta yer alan davalı şirketin "sektörel nedenlerle" zarar ettiğini kabul eden Mahkemenin aynı binada bulunan, aynı yöneticiler tarafından yönetilen, davalı şirkete ait makineleri kullanan ve yalnızca dört çalışanı olan dava dışı şirketin 3 milyonu aşkın ciro elde etmesine önem atfetmediğini, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir hâl almasına neden olan çoğunluk hisse sahibi yöneticilerin şirketi kötü yöneterek, kâr edilen dönemde kâr dağıtımı yapmamalarına rağmen milyonlarca TL vergi borcuna neden oldukları sâbit olmasına rağmen, bu hususun da hükümde tartışılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2005-2010 yıllarında kâr elde ettiği; ancak genel kurullarda kâr dağıtılmamasının kararlaştırıldığı, kârın dağıtımı konusunda uzun yıllar tartışma bulunmadığı, davacının 2013-2014 ve 2015 yıllarında kâr dağıtılmaması kararlarına muhalif kaldığı, 2010-2016 yılları arasında şirketin konjeoktüre bağlı olarak ticari borçlarının arttığı, bilirkişi raporunda her yıl için ayrı ayrı yapılan değerlendirme ışığında, şirketin maliyetlerinin satış fiyatlarının üzerinde gerçekleştiği, ilk beş yıl kâr eden şirketin 2012, 2013 ve 2015 yılında kâr elde etse de 2011, 2014 ve 2016 yılında kâr elde ettiği yıllardan daha fazla oranda zarar ettiğinin anlaşıldığı, şirketin hali hazırda vergi borçlarının da yüksek olduğu, 2013-2014 ve 2015 yılları dışında, kâr dağıtılmaması yönünde alınan kararlarda tartışma bulunmadığı, kâr dağıtımının genel kurulda alınacak karar ile mümkün olduğu, davacı vekilinin uzun süre kâr dağıtılmaması nedeniyle davalı şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluştuğu yönündeki istinaf nedenin yerinde görülmediği, dava dışı ......Ltd.Şti.'nin de 2011, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında zarar ettiği, öz kaynaklarının sürekli azaldığı, sermaye yapısının güçsüz olduğu, davalı şirketin üretici firma konumunda olup dava dışı ...'ün ise pazarlama firması durumunda olduğu, bu kapsamda davalı ve dava dışı şirket arasında herhangi bir rekabet olmadığı gibi dava dışı şirketin ticari faaliyet kapsamında davalı şirketi ayakta tutmaya çalıştığının izlendiği, davacının 23.09.2016 tarihinde yapılan 2015-2016 hesap yılına ilişkin genel kurula katılarak, davalı şirket yönetiminin oybirliği ile ibrasında olumlu oy kullandığı, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları ile dava dışı şirketin kuruluş ve faaliyetinden davacının haberdar olduğu da dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060771500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz