Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1638 E. 2012/5645 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tereke↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ davanın konusuz kalması↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ olumsuz oy↗ sulh hukuk mahkemesi↗ limited şirket↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ sulh↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’in görev süresinin sona ermesi nedeniyle davalı şirket hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise sulh mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın talep halinde Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tereke Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılar ... ve Kalsedon Madencilik Ltd. Şti. vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalı şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı şirketin 18.04.2005 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında davalılardan Birsen’in şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiğini, söz konusu kararın Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan tereke tespiti davasında alınan tedbir kararına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı şirkete müdür olarak atanan Birsen’in görev süresinin sona erdiği ve bu suretle bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de, temelini TTK’nun 381. maddesinden alan ortaklar kurulu kararlarının iptaline ilişkin istemlerde, ortaklar kurulu tarafından sonradan alınan kararlar ile önceki kararlar tüm etki ve sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece, davalı şirket dışındaki davalılar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmişse de, davanın niteliği itibari ile limitet şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olduğu ve değinilen uyuşmazlıkları çözmekle asliye mahkemelerinin görevli olduğu göz önüne alınmaksızın, somut olayda uygulama yeri bulunmayan Türk Medeni Kanununun terekeye ilişkin hükümlerinden söz edilerek sulh mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/926 E. 2019/318 K.
Ortak:tereke
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan «tereke» tespiti davasında alınan tedbir kararına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı «şirkete müdür» olarak atanan Birsen’in görev süresinin sona erdiği ve bu suretle bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmişse de, temelini TTK’nun 381. maddesinden alan «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin istemlerde, ortaklar kurulu tarafından sonradan alınan kararlar ile önceki kararlar tüm etki ve sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavalı ... «tereke temsilcisi» vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... «tereke temsilcisi» vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tasfiye memuru · ek tasfiye · temsil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... terekesi «tasfiye memuru» vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı ... «tereke temsilcisi» vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... «tereke temsilcisi» vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9451 E. 2018/1978 K.
Ortak:tereke
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan «tereke» tespiti davasında alınan tedbir kararına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı «şirkete müdür» olarak atanan Birsen’in görev süresinin sona erdiği ve bu suretle bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmişse de, temelini TTK’nun 381. maddesinden alan «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» ilişkin istemlerde, ortaklar kurulu tarafından sonradan alınan kararlar ile önceki kararlar tüm etki ve sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davaya konu olan «tereke» mevcudunun «mirasçılara» 04.08.2000 tarihinde ödendiği ve ödeme tarihinden itibaren «genel zamanaşımı» süresi olan ... yıllık sürenin geçtiği anlaşılmakta ise de terekenin idaresi için «tereke idare memuru» atanmadığı bu kararın 14.02.2011 tarihinde verildiği, ......2011 tarihinde «yetki belgesi» düzenlendiği, davanın da 07...2011 tarihinde açıldığı, tereke idare memuru atanmakla birlikte zamanaşımının işleyeceği bu tarihten itibaren 1 ve ... yıllık sürenin geçmediği, T.M.K'nin 625. maddesine göre de terekenin tasfiyesi sürecinde zamanaşımının işlemeyeceğinin öngörülmüş bulunmasına göre «zamanaşımı defi» reddedilerek, tereke mahkemesince verilmiş «ihtiyati tedbir» kararına rağmen mirasçılara ödeme yapan tereke mevcudunu azaltan bankanın, hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tereke idare memuru · yetki belgesi · genel zamanaşımı · zamanaşımı defi · ihtiyati tedbir · mirasçılık · yetki · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davaya konu olan «tereke» mevcudunun «mirasçılara» 04.08.2000 tarihinde ödendiği ve ödeme tarihinden itibaren «genel zamanaşımı» süresi olan ... yıllık sürenin geçtiği anlaşılmakta ise de terekenin idaresi için «tereke idare memuru» atanmadığı bu kararın 14.02.2011 tarihinde verildiği, ......2011 tarihinde «yetki belgesi» düzenlendiği, davanın da 07...2011 tarihinde açıldığı, tereke idare memuru atanmakla birlikte zamanaşımının işleyeceği bu tarihten itibaren 1 ve ... yıllık sürenin geçmediği, T.M.K'nin 625. maddesine göre de terekenin tasfiyesi sürecinde zamanaşımının işlemeyeceğinin öngörülmüş bulunmasına göre «zamanaşımı defi» reddedilerek, tereke mahkemesince verilmiş «ihtiyati tedbir» kararına rağmen mirasçılara ödeme yapan tereke mevcudunu azaltan bankanın, hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1638 E. , 2012/5645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.01.2008 tarih ve 2005/148-2008/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalılar ... ve Kalsedon Madencilik Ltd. Şti vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ...’in mirasçısı olduklarını, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davada tereke tespiti isteminde bulunduklarını ve bu davanın tensip kararı ile davalı şirkette hisse devrinin tedbiren durdurulduğunu, buna karşın mahkeme marifeti ile yapılan ortaklar kurulu toplantısında, davalı ...’in davalı şirkete müdür olarak seçilmesine ve tarafların miras paylarının şirket hissesi olarak tesciline karar verildiğini ileri sürerek, anılan oraklar kurulu kararının iptaline ve davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’in görev süresinin sona ermesi nedeniyle davalı şirket hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise sulh mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın talep halinde Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tereke Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılar ... ve Kalsedon Madencilik Ltd. Şti. vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalı şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı şirketin 18.04.2005 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında davalılardan Birsen’in şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiğini, söz konusu kararın Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan tereke tespiti davasında alınan tedbir kararına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı şirkete müdür olarak atanan Birsen’in görev süresinin sona erdiği ve bu suretle bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de, temelini TTK’nun 381. maddesinden alan ortaklar kurulu kararlarının iptaline ilişkin istemlerde, ortaklar kurulu tarafından sonradan alınan kararlar ile önceki kararlar tüm etki ve sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmadığı sürece davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece, davalı şirket dışındaki davalılar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmişse de, davanın niteliği itibari ile limitet şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olduğu ve değinilen uyuşmazlıkları çözmekle asliye mahkemelerinin görevli olduğu göz önüne alınmaksızın, somut olayda uygulama yeri bulunmayan Türk Medeni Kanununun terekeye ilişkin hükümlerinden söz edilerek sulh mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 5,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057793200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz