Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/511 E. 2024/4218 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
misliyle değişim↗ ayıba karşı tekeffül↗ uzman görüşü↗ zorunlu arabuluculuk↗ sözleşmeden dönme↗ gizli ayıp↗ arabuluculuk↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ temerrüt tarihi↗ şikayet↗ esastan ret↗ fatura↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2022/246 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ....Samsun Yetkili Bayii olduğunu ve 03.01.2019 tarihinde davalıdan toplam bedeli 17.400,00 USD (107.793,00 TL) tutarında 3 adet lastik sökme-takma makinesi satın aldığını, ancak sürekli olarak arızalanması sebebiyle makinelerden beklenen faydanın sağlanamadığını, ayıpların 15.05.2020 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini ve aynı ihtarnamede davalıdan makinelerin teslim alınıp ücretin iade edilmesinin de istendiğini, ancak talebin karşılıksız kaldığını, davadan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını
beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesine göre makinelerin davalıya iadesini ve 107.793,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 28.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; makinelerin davacıya ayıpsız olarak teslim edildiğini ve kurulumun yapıldığını, teslimden bir yıldan fazla süre sonra 2020 yılı Nisan ayında şikayet üzerine teknik servis olarak işyerine gidildiğinde ağır yük altında çalıştırılan makinelerin yağ ve bakımlarının aksatıldığının tespit edildiğini işin öneminin işyeri yetkilisi ... isimli kişiye anlatıldığını, ancak bu kişinin ari misliyle değişim talebinde bulunduğunu ve bu teklifin davacı tarafından sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle kabul edildiğini, ayrıca davacıya fark ücret ödemesi karşılığında daha fonksiyonel makineler de verilebileceğinin söylendiğini ve davacının bu ikinci teklifi kabul ettiğini, ancak ikinci teklife konu makinelerle ilgili sözleşme yapılmak istendiğinde davacının fark ücret ödemeye yanaşmadığını ve bu sebeple ikinci teklifin kadük kaldığını, davalının sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle davacının iade istemini kabul ettiğini, ancak işyeri yetkilisi ...'ün fatura bedeli 107.793,00 TL'nin iadesi yerine 17.400,00 USD'nin güncel kur karşılığının iadesini talep etmesi üzerine iade görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, makinelerin ayıplı olmadığını, tekniğine aykırı kullanıma ve periyodik bakım yapılmamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların gizli ayıp kabul edilmeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından gizli ayıp olarak nitelendirilen hususların, tekniğine aykırı aşırı yük altında kullanıma ve davacının periyodik bakım konusundaki ihmalkarlığına bağlı olarak ortaya çıktığı, makinelerde bir tasarım veya imalattan kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, davacı tanıkları dahi, makinelerin teslimi ve kurulumu sırasında kullanıma ve bakımın ne şekilde yapılacağına dair bilgilendirildiklerini ifade etmiş olup, davalının bu konudaki sorumluluğunu da yerine getirdiği, buna göre, ortada gizli ayıp niteliğinde de olsa bir ayıp bulunmadığından davalının sorumluluğundan söz edilmesine olanak olmadığı ve davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak istemde bulunması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve uzman görüşü ile rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, makinedeki arıza için defalarca servise gönderildiğini ancak sorunun devam ettiğini, servis tarafından da tutulan tutanakta arıza için defalarca gelindiğinin, ancak sorunların aynı şekilde devam ettiğinin belirtildiğini, makinelerin ayıplı olduğunu ve ayıbın gizli ayıp olduğunu, makinelerdeki arızanın imalat kaynaklı olduğundan bahisle mahkemece verilen ret kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 3 adet lastik sökme-takma makinesi satın alınmasına ilişkin akdi ilişki kurulduğu, İlk Derece Mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan kök ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bilirkişi raporuna göre, makinelerde bir tasarım ve imalat kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, meydana gelen sorunların kullanıcı sorumluluğundaki bakım işlemlerinin tam olarak yerine getirilmemesi ve kullanım kaynaklı olduğu bu nedenle makinelerin ayıplı olmadığının tespit edildiği, makinelerin ayıplı olmaması nedeniyle davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak istemde bulunamayacak olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, makinelerin sürekli olarak arızalandığını ve beklenen faydanın sağlanamadığını ileri sürerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3702 E. 2021/2490 K.
Ortak:ayıp · şikayet · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; makinelerin davacıya ayıpsız olarak «teslim» edildiğini ve kurulumun yapıldığını, teslimden bir yıldan fazla süre sonra 2020 yılı Nisan ayında «şikayet» üzerine teknik servis olarak işyerine gidildiğinde ağır yük altında çalıştırılan makinelerin yağ ve bakımlarının aksatıldığının tespit edildiğini işin öneminin işyeri yetkilisi ... isimli kişiye anlatıldığını, ancak bu kişinin ari «misliyle değişim» talebinde bulunduğunu ve bu teklifin davacı tarafından sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle kabul edildiğini, ayrıca davacıya fark ücret ödemesi karşılığında daha fonksiyonel makineler de verilebileceğinin söylendiğini ve davacının bu ikinci teklifi kabul ettiğini, ancak ikinci teklife konu makinelerle ilgili sözleşme yapılmak istendiğinde davacının fark ücret ödemeye yanaşmadığını ve bu sebeple ikinci teklifin kadük kaldığını, davalının sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle davacının iade istemini kabul ettiğini, ancak işyeri yetkilisi ...'ün «fatura» bedeli 107.793,00 TL'nin iadesi yerine 17.400,00 USD'nin güncel kur karşılığının iadesini talep etmesi üzerine iade görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, makinelerin ayıplı olmadığını, tekniğine aykırı kullanıma ve periyodik bakım yapılmamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların «gizli ayıp» kabul edilmeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından «gizli ayıp» olarak nitelendirilen hususların, tekniğine aykırı aşırı yük altında kullanıma ve davacının periyodik bakım konusundaki ihmalkarlığına bağlı olarak ortaya çıktığı, makinelerde bir tasarım veya imalattan kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, davacı tanıkları dahi, makinelerin «teslimi» ve kurulumu sırasında kullanıma ve bakımın ne şekilde yapılacağına dair bilgilendirildiklerini ifade etmiş olup, davalının bu konudaki sorumluluğunu da yerine getirdiği, buna göre, ortada gizli ayıp niteliğinde de olsa bir ayıp bulunmadığından davalının sorumluluğundan söz edilmesine olanak olmadığı ve davacının «ayıba karşı tekeffül» hükümlerine dayalı olarak istemde bulunması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… lastik sökme-takma makinesi satın aldığını, ancak sürekli olarak arızalanması sebebiyle makinelerden beklenen faydanın sağlanamadığını, ayıpların 15.05.2020 tarihli «ihtarname» ile davalıya bildirildiğini ve aynı ihtarnamede davalıdan makinelerin «teslim» alınıp ücretin iade edilmesinin de istendiğini, ancak talebin karşılıksız kaldığını, davadan önceki «zorunlu arabuluculuk» görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesine göre makinelerin davalıya iadesini ve 107.793,00 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 28.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı satışa konu malın davalı işyerinde «hasara» uğradığını iddia ederken davalı da kendisine «teslim» edildiği esnada bu hasarın mevcut olduğunu keza buna ilişkin tespit tutanağı düzenlediklerini belirtmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · ihbar süresi · bildirim yükümlülüğü · ayıp ihbarı · faiz başlangıç tarihi · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1715 E. 2023/5437 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp · şikayet · ihtarname · teslim
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; makinelerin davacıya ayıpsız olarak «teslim» edildiğini ve kurulumun yapıldığını, teslimden bir yıldan fazla süre sonra 2020 yılı Nisan ayında «şikayet» üzerine teknik servis olarak işyerine gidildiğinde ağır yük altında çalıştırılan makinelerin yağ ve bakımlarının aksatıldığının tespit edildiğini işin öneminin işyeri yetkilisi ... isimli kişiye anlatıldığını, ancak bu kişinin ari «misliyle değişim» talebinde bulunduğunu ve bu teklifin davacı tarafından sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle kabul edildiğini, ayrıca davacıya fark ücret ödemesi karşılığında daha fonksiyonel makineler de verilebileceğinin söylendiğini ve davacının bu ikinci teklifi kabul ettiğini, ancak ikinci teklife konu makinelerle ilgili sözleşme yapılmak istendiğinde davacının fark ücret ödemeye yanaşmadığını ve bu sebeple ikinci teklifin kadük kaldığını, davalının sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle davacının iade istemini kabul ettiğini, ancak işyeri yetkilisi ...'ün «fatura» bedeli 107.793,00 TL'nin iadesi yerine 17.400,00 USD'nin güncel kur karşılığının iadesini talep etmesi üzerine iade görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, makinelerin ayıplı olmadığını, tekniğine aykırı kullanıma ve periyodik bakım yapılmamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların «gizli ayıp» kabul edilmeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından «gizli ayıp» olarak nitelendirilen hususların, tekniğine aykırı aşırı yük altında kullanıma ve davacının periyodik bakım konusundaki ihmalkarlığına bağlı olarak ortaya çıktığı, makinelerde bir tasarım veya imalattan kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, davacı tanıkları dahi, makinelerin «teslimi» ve kurulumu sırasında kullanıma ve bakımın ne şekilde yapılacağına dair bilgilendirildiklerini ifade etmiş olup, davalının bu konudaki sorumluluğunu da yerine getirdiği, buna göre, ortada gizli ayıp niteliğinde de olsa bir ayıp bulunmadığından davalının sorumluluğundan söz edilmesine olanak olmadığı ve davacının «ayıba karşı tekeffül» hükümlerine dayalı olarak istemde bulunması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… lastik sökme-takma makinesi satın aldığını, ancak sürekli olarak arızalanması sebebiyle makinelerden beklenen faydanın sağlanamadığını, ayıpların 15.05.2020 tarihli «ihtarname» ile davalıya bildirildiğini ve aynı ihtarnamede davalıdan makinelerin «teslim» alınıp ücretin iade edilmesinin de istendiğini, ancak talebin karşılıksız kaldığını, davadan önceki «zorunlu arabuluculuk» görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesine göre makinelerin davalıya iadesini ve 107.793,00 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 28.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «ihbarını» talep ettiklerini, dava konusu araçta «ayıp» bulunmadığını, dava konusu araçla ilgili olarak davacının her türlü «şikayetinin» dikkate alındığını ve servis tarafından şikayetlerinin giderildiğini, davacının «ihtirazı kayıt» ileri sürmeksizin aracı «teslim» aldığını, araç kullanımıyla elde edilen faydaların ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen kayıpların da hesaba katılması gerektiğini savunarak davanın istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçta üretim hatası/«gizli ayıp» olduğu, araçta kullanım hatasının bulunmadığı, mevcut haliyle yapılan tespitler, «keşif» ve «bilirkişi incelemeleri» ile servis kayıtlarına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 vd. göre satıcının «ayıptan sorumluluğunun» bulunduğu, ayıbın aracın davacı tarafından kabul edilemeyecek derecede önemli olduğu, davalı yargılama sırasında davacının araçtan faydalandığı süre boyunca değer kayıplarının bedelden düşülmesi gerektiğini belirtmiş ise de somut olayda araçta bulunan gizli ayıp nedeniyle aracın davacı tarafça «teslim» alındığından itibaren bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere yaklaşık on kez servise giderek aracın arızalarının tamirini talep ettiği, ancak bu arızaların giderilemediği, bu nedenle aracın değiştirilmesini talepte haklı olduğu, davalının aracı kullanmaktan doğan diğer taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, aracın davalıya iadesine ve ayıpsız misli ile değiştirilmesine aynen «ifa» mümkün olmaması halinde 2004 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre işlem yapılmasına karar verilmiştir.
… yıpsız bir şekilde üretim sürecini tamamlandığını, teknik aksamında ve fiziki görünümünde herhangi bir sorun olmaksızın piyasaya arz edildiğini, davacının her türlü «şikayetinin» davalı tarafından müşteri memnuniyeti ilkesine üst düzey riayet edilerek gerekli her türlü bakım ve «özen yükümlülüğü» yerine getirilerek aracın her defasında yetkili servis tarafından şikayetler giderilerek eksiksiz bir şekilde davacı tarafından hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeksizin «teslim» alındığını, davacı tarafın bir tacirden beklenebilecek asgari dikkat ve özeni göstermediğini, 6102 sayılı Kanunda öngörülen «ihbar sürelerine» riayet etmediğini, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun davayı aydınlatıcı olmadığını ve teknik konularda yol gösterici fonksiyonlarından uzak olduğunu, üstün körü bir inceleme yapıldığını, «ayıp iddialarının» bilimsel açıdan temellendirilmediğini, araç kullanımıyla elde edilen faydalar ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen «değer kaybının» dikkate alınmadığını, davanın aracın ithalatçısı olan şirkete ihbarına ilişkin taleplerinin hiçbir gerekçe bildirilmeden İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilmedi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıptan sorumluluk · ayıp iddiası · ihbar süresi · değer kaybı · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ihtirazi kayıt · özen yükümlülüğü
Benzer bu kararda… yıpsız bir şekilde üretim sürecini tamamlandığını, teknik aksamında ve fiziki görünümünde herhangi bir sorun olmaksızın piyasaya arz edildiğini, davacının her türlü «şikayetinin» davalı tarafından müşteri memnuniyeti ilkesine üst düzey riayet edilerek gerekli her türlü bakım ve «özen yükümlülüğü» yerine getirilerek aracın her defasında yetkili servis tarafından şikayetler giderilerek eksiksiz bir şekilde davacı tarafından hiçbir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeksizin «teslim» alındığını, davacı tarafın bir tacirden beklenebilecek asgari dikkat ve özeni göstermediğini, 6102 sayılı Kanunda öngörülen «ihbar sürelerine» riayet etmediğini, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun davayı aydınlatıcı olmadığını ve teknik konularda yol gösterici fonksiyonlarından uzak olduğunu, üstün körü bir inceleme yapıldığını, «ayıp iddialarının» bilimsel açıdan temellendirilmediğini, araç kullanımıyla elde edilen faydalar ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen «değer kaybının» dikkate alınmadığını, davanın aracın ithalatçısı olan şirkete ihbarına ilişkin taleplerinin hiçbir gerekçe bildirilmeden İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilmedi …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının «ayıp ihbar yükümlülüğünü» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine uygun yerine getirmediğini, davanın ithalatçı olan Borusan Otomotiv Paz. ve Tic.
A.Ş.'ye «ihbarını» talep ettiklerini, dava konusu araçta «ayıp» bulunmadığını, dava konusu araçla ilgili olarak davacının her türlü «şikayetinin» dikkate alındığını ve servis tarafından şikayetlerinin giderildiğini, davacının «ihtirazı kayıt» ileri sürmeksizin aracı «teslim» aldığını, araç kullanımıyla elde edilen faydaların ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen kayıpların da hesaba katılması gerektiğini savunarak davanın istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçta üretim hatası/«gizli ayıp» olduğu, araçta kullanım hatasının bulunmadığı, mevcut haliyle yapılan tespitler, «keşif» ve «bilirkişi incelemeleri» ile servis kayıtlarına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 vd. göre satıcının «ayıptan sorumluluğunun» bulunduğu, ayıbın aracın davacı tarafından kabul edilemeyecek derecede önemli olduğu, davalı yargılama sırasında davacının araçtan faydalandığı süre boyunca değer kayıplarının bedelden düşülmesi gerektiğini belirtmiş ise de somut olayda araçta bulunan gizli ayıp nedeniyle aracın davacı tarafça «teslim» alındığından itibaren bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere yaklaşık on kez servise giderek aracın arızalarının tamirini talep ettiği, ancak bu arızaların giderilemediği, bu nedenle aracın değiştirilmesini talepte haklı olduğu, davalının aracı kullanmaktan doğan diğer taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, aracın davalıya iadesine ve ayıpsız misli ile değiştirilmesine aynen «ifa» mümkün olmaması halinde 2004 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre işlem yapılmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/511 E. , 2024/4218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/842 Esas, 2022/1538 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/12 E., 2022/246 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ....Samsun Yetkili Bayii olduğunu ve 03.01.2019 tarihinde davalıdan toplam bedeli 17.400,00 USD (107.793,00 TL) tutarında 3 adet lastik sökme-takma makinesi satın aldığını, ancak sürekli olarak arızalanması sebebiyle makinelerden beklenen faydanın sağlanamadığını, ayıpların 15.05.2020 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini ve aynı ihtarnamede davalıdan makinelerin teslim alınıp ücretin iade edilmesinin de istendiğini, ancak talebin karşılıksız kaldığını, davadan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını
beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesine göre makinelerin davalıya iadesini ve 107.793,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 28.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; makinelerin davacıya ayıpsız olarak teslim edildiğini ve kurulumun yapıldığını, teslimden bir yıldan fazla süre sonra 2020 yılı Nisan ayında şikayet üzerine teknik servis olarak işyerine gidildiğinde ağır yük altında çalıştırılan makinelerin yağ ve bakımlarının aksatıldığının tespit edildiğini işin öneminin işyeri yetkilisi ... isimli kişiye anlatıldığını, ancak bu kişinin ari misliyle değişim talebinde bulunduğunu ve bu teklifin davacı tarafından sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle kabul edildiğini, ayrıca davacıya fark ücret ödemesi karşılığında daha fonksiyonel makineler de verilebileceğinin söylendiğini ve davacının bu ikinci teklifi kabul ettiğini, ancak ikinci teklife konu makinelerle ilgili sözleşme yapılmak istendiğinde davacının fark ücret ödemeye yanaşmadığını ve bu sebeple ikinci teklifin kadük kaldığını, davalının sırf müşteri memnuniyeti sebebiyle davacının iade istemini kabul ettiğini, ancak işyeri yetkilisi ...'ün fatura bedeli 107.793,00 TL'nin iadesi yerine 17.400,00 USD'nin güncel kur karşılığının iadesini talep etmesi üzerine iade görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, makinelerin ayıplı olmadığını, tekniğine aykırı kullanıma ve periyodik bakım yapılmamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların gizli ayıp kabul edilmeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından gizli ayıp olarak nitelendirilen hususların, tekniğine aykırı aşırı yük altında kullanıma ve davacının periyodik bakım konusundaki ihmalkarlığına bağlı olarak ortaya çıktığı, makinelerde bir tasarım veya imalattan kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, davacı tanıkları dahi, makinelerin teslimi ve kurulumu sırasında kullanıma ve bakımın ne şekilde yapılacağına dair bilgilendirildiklerini ifade etmiş olup, davalının bu konudaki sorumluluğunu da yerine getirdiği, buna göre, ortada gizli ayıp niteliğinde de olsa bir ayıp bulunmadığından davalının sorumluluğundan söz edilmesine olanak olmadığı ve davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak istemde bulunması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve uzman görüşü ile rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, makinedeki arıza için defalarca servise gönderildiğini ancak sorunun devam ettiğini, servis tarafından da tutulan tutanakta arıza için defalarca gelindiğinin, ancak sorunların aynı şekilde devam ettiğinin belirtildiğini, makinelerin ayıplı olduğunu ve ayıbın gizli ayıp olduğunu, makinelerdeki arızanın imalat kaynaklı olduğundan bahisle mahkemece verilen ret kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 3 adet lastik sökme-takma makinesi satın alınmasına ilişkin akdi ilişki kurulduğu, İlk Derece Mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan kök ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bilirkişi raporuna göre, makinelerde bir tasarım ve imalat kaynaklı hata veya eksiklik olmadığı, meydana gelen sorunların kullanıcı sorumluluğundaki bakım işlemlerinin tam olarak yerine getirilmemesi ve kullanım kaynaklı olduğu bu nedenle makinelerin ayıplı olmadığının tespit edildiği, makinelerin ayıplı olmaması nedeniyle davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak istemde bulunamayacak olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre;
kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, makinelerin sürekli olarak arızalandığını ve beklenen faydanın sağlanamadığını ileri sürerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056781500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz