6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rehin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14336 E. 2012/5183 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin hisse senedi pay defteri anonim şirket ortaklık ilişkisi kâr payı ek tasfiye eksik inceleme husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hisse senedi karşlığı davalı şirkete para yatırdıkları, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği, aynı yasanın 405. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyecekleri, ancak tasfiye payına ilişkin haklarının mahfuz olduğu belirtildiğinden davacıların hisse senedi karşılığı yatırmış oldukları meblağları geri isteyemeyecekleri, şirketin kâr payı dağıtmadığı, davanın da şirket aleyhine değil direkt yöneticiler aleyhine açıldığı, holding yöneticilerine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar temyiz etmiştir.

Dava, ortaklık ilişkisi kurulması amacıyla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacılar, dava dilekçesinde ....'ye hisse senetleri karşılığında (219.072-DM) ödeme yaptıklarını, davacılar vekili ise 25.04.2005 tarihli dilekçesinde davacılar ile davalı şirket arasında gerçek bir ortaklık ilişkisi olmadığını iddia etmektedir. Davalılar vekili, davacıların davalı şirketin ortağı olduğunu savunmuş, davacılardan ...'ın pay defterinin 13592 sıra numarasında kayıtlı olup 926 hissesinin. Davacı ...'nın ise 14159 sıra numarasında kayıtlı olup 70 hissesinin bulunduğunu mahkemeye bildirmiştir.

Mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tahsilat makbuzu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6874 E. 2011/6285 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/14336 E.  ,  2012/5183 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2010 tarih ve 2005/610-2006/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar, davalılar tarafından yüksek kâr payı vaadilerek ve milli ve manevi duyguları kullanılarak yanıltıldıklarını, kendilerinden 100.000 TL civarında para toplandığını ileri sürerek, şimdilik davacı ... için 6.000 TL, davacı ... için 5.500 TL'nin davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmişlerdir.

Davalılar vekili, davacıların davalı şirketin ortağı olduklarını, şirkete sermaye olarak yatırılan paranın TTK hükümlerine göre istenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hisse senedi karşlığı davalı şirkete para yatırdıkları, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği, aynı yasanın 405. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyecekleri, ancak tasfiye payına ilişkin haklarının mahfuz olduğu belirtildiğinden davacıların hisse senedi karşılığı yatırmış oldukları meblağları geri isteyemeyecekleri, şirketin kâr payı dağıtmadığı, davanın da şirket aleyhine değil direkt yöneticiler aleyhine açıldığı, holding yöneticilerine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar temyiz etmiştir.

Dava, ortaklık ilişkisi kurulması amacıyla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacılar, dava dilekçesinde ....'ye hisse senetleri karşılığında (219.072-DM) ödeme yaptıklarını, davacılar vekili ise 25.04.2005 tarihli dilekçesinde davacılar ile davalı şirket arasında gerçek bir ortaklık ilişkisi olmadığını iddia etmektedir. Davalılar vekili, davacıların davalı şirketin ortağı olduğunu savunmuş, davacılardan ...'ın pay defterinin 13592 sıra numarasında kayıtlı olup 926 hissesinin. Davacı ...'nın ise 14159 sıra numarasında kayıtlı olup 70 hissesinin bulunduğunu mahkemeye bildirmiştir.

Mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056131100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.