Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6295 E. 2023/7033 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalette şekil şartı↗ eşin rızası↗ kefalet tarihi↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ şekil şartı↗ kefalet sözleşmesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ eş rızası↗ kefalet↗ kefil↗ geçersizlik↗ iflas↗ taşıyan↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, icra kefilliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, icra kefilliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece her ne kadar daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle eş rızasına yönelik şekil şartının uygulanamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de davacı ...'nin kefalet tarihinin Yasanın yürürlük tarihinden sonra 04.02.2013 olduğu ve asıl borçlunun eşi olduğundan davacı ...'nin kefaletinde eş rızası aranmasına gerek yoktur. O halde davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, Mahkemece daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının açıklanan bu nedenle gerekçesi değiştirilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
2.Davacı ... yönünden icra dosyasına verilen kefalette kefalet tarihinin 6098 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra olduğu halde Mahkemece daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle dava reddedilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı gibi kefalet tarihinin 01.02.2013 olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğü ise 01.07.2012 tarih olduğu açık olmakla Yasanın yürürlük tarihinden sonra verilen kefalet nedeniyle ...'un eşinin rızası bulunması gerekmektedir. Mahkemece somut olayın hatalı değerlendirilerek ... açısından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3663 E. 2022/7076 K.
Ortak:eşin rızası · kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · kefil · geçersizlik · menfi tespit
İncelediğiniz karardaOysa yukarıda açıklandığı gibi «kefalet tarihinin» 01.02.2013 olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğü ise 01.07.2012 tarih olduğu açık olmakla Yasanın yürürlük tarihinden sonra verilen kefalet nedeniyle ...'un «eşinin rızası» bulunması gerekmektedir.
Mahkemece her ne kadar daha önceki tarihte «kefalet» verildiğinden bahisle eş rızasına yönelik «şekil şartının» uygulanamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de davacı ...'nin «kefalet tarihinin» Yasanın yürürlük tarihinden sonra 04.02.2013 olduğu ve asıl borçlunun eşi olduğundan davacı ...'nin kefaletinde eş «rızası» aranmasına gerek yoktur.
O halde davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, Mahkemece daha önceki tarihte «kefalet» verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının açıklanan bu nedenle gerekçesi değiştirilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olan davalının, «kefalet sözleşmesinde» «eşinin rızası» bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı iddaisına dayanan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kullanılan krediden sorumluluğuna esas «kredi sözleşmesinin» eki niteliğindeki 15.04.2014 tarihli eş «rıza» belgesindeki imzanın davacının eşinin eli ürünü olmadığı, «kefalete» ilişkin eş rızası bulunmadığından kefaletin «geçersiz» olduğu, daha sonra borcun yapılandırılması «sebebi» ile 05.05.2016 tarihinde alınan ve inkar edilmeyen eş rıza belgesindeki imzanın başlangıçtaki geçersizliği telafi etmesi, geçerli hale getirmesi de mümkün olmadığı, TBK’nın 584/1. maddesine göre eş rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şart olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının «genel kredi sözleşmesindeki» kefaletten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının «kefalet sözleşmesini» imzaladığı sırada eşi ...'un, kefalet sözleşmesine «rıza» gösterdiğine dair geçerli bir imzası yoksa da daha sonra davalı banka ile yapılan 05.05.2016 tarihli yeniden «yapılandırma protokolü» sırasında alınan 05.05.2016 tarihli belgede davacının eşinin davalı banka ile yaptığı sözleşmeye muvavafakat ettiğini beyan etmesi karşısında sözleşmenin başlagıcındaki eş rızasına dair imza eksikliğini ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi anlamında «hakkın kötüye kullanılması» olup, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · imzaya itiraz · hakkın kötüye kullanılması · kötüniyet tazminatı · muvafakat · genel kredi sözleşmesi · protokol · kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… arar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, diğer taraftan, kredi borcunun yapılandırması üzerine davacının eşi ...'dan 05.05.2016 tarihinde yeni bir «muvafakatname» alındığı, bu belgedeki «imzaya itiraz» edilmediği, 05.05.2016 tarihli kredi yeniden «yapılandırma protokolü» yeni bir «kredi sözleşmesi» niteliğinde olmadığından TBK’nın 584/1. maddesi gereği 15.04.2014 tarihli kredi sözleşmesi ve davacının aynı tarihli «kefaletine» ilişkin bu eş rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerektiği, 15.04.2014 tarihli eş rızasındaki imzanın davacının eşi ...'a ait olmadığı böylece davacının kefaletinin geçerli olmadığı, bu nedenle davalının, 05.05.2016 tarihli belgenin kefaleti geçerli kıldığı iddiasının baştaki «geçersizliği» ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kullanılan krediden sorumluluğuna esas «kredi sözleşmesinin» eki niteliğindeki 15.04.2014 tarihli eş «rıza» belgesindeki imzanın davacının eşinin eli ürünü olmadığı, «kefalete» ilişkin eş rızası bulunmadığından kefaletin «geçersiz» olduğu, daha sonra borcun yapılandırılması «sebebi» ile 05.05.2016 tarihinde alınan ve inkar edilmeyen eş rıza belgesindeki imzanın başlangıçtaki geçersizliği telafi etmesi, geçerli hale getirmesi de mümkün olmadığı, TBK’nın 584/1. maddesine göre eş rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şart olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının «genel kredi sözleşmesindeki» kefaletten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının «kefalet sözleşmesini» imzaladığı sırada eşi ...'un, kefalet sözleşmesine «rıza» gösterdiğine dair geçerli bir imzası yoksa da daha sonra davalı banka ile yapılan 05.05.2016 tarihli yeniden «yapılandırma protokolü» sırasında alınan 05.05.2016 tarihli belgede davacının eşinin davalı banka ile yaptığı sözleşmeye muvavafakat ettiğini beyan etmesi karşısında sözleşmenin başlagıcındaki eş rızasına dair imza eksikliğini ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi anlamında «hakkın kötüye kullanılması» olup, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozu …
Dava, «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olan davalının, «kefalet sözleşmesinde» «eşinin rızası» bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı iddaisına dayanan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · kefil · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece her ne kadar daha önceki tarihte «kefalet» verildiğinden bahisle eş rızasına yönelik «şekil şartının» uygulanamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de davacı ...'nin «kefalet tarihinin» Yasanın yürürlük tarihinden sonra 04.02.2013 olduğu ve asıl borçlunun eşi olduğundan davacı ...'nin kefaletinde eş «rızası» aranmasına gerek yoktur.
Oysa yukarıda açıklandığı gibi «kefalet tarihinin» 01.02.2013 olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğü ise 01.07.2012 tarih olduğu açık olmakla Yasanın yürürlük tarihinden sonra verilen kefalet nedeniyle ...'un «eşinin rızası» bulunması gerekmektedir.
O halde davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, Mahkemece daha önceki tarihte «kefalet» verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının açıklanan bu nedenle gerekçesi değiştirilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · muvafakat · ihtiyati haciz · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaOysa, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin «son» sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır.
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6295 E. , 2023/7033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2013/409 Esas, 2013/975 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Aydın 2. İcra Müdürlüğünün 2009/17885 E. sayılı takip dosyasından 01.02.2013 tarihli kefalet işlemi ile ..., 04.02.2013 tarihli kefalet işlemi ile ...'ın kefil alındığını, yapılan kefalet sözleşmelerinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, icra dosyasında müvekkillerinin eşlerinden alınan yazılı rıza içeren beyanlarının bulunmadığını, bu nedenle takibe dayalı olarak müvekkillerinin söz konusu borca ilişkin olarak kurulan kefalet akdi ve takip borçlusu olarak aleyhlerine işlem yapılmasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kefalet işlemlerinin geçersizliğinin ve davalı bankaya icra dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların kefillik için eşlerinden izin alınmadığı iddia edilse de davacılardan birinin borçlunun eşi diğerinin ise kardeşi olduğunu, hukuki ilişkileri ve sorumluluklarının ayrı olduğunu, ayrı dava açılması gerektiğini, icra kefaletinin şekli hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmadığını, kefaletin şeklini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesi gereği kefaletin yazılı şekilde olması ve kefilin sorumlu olduğu miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi ve kefilin imzasının olmasının yeterli olduğunu, yazılı şekilde yapılmış, sorumlu olunan miktar ve kafalet tarihi belli olan ve kefilin imzasını taşıyan bir icra kefaleti bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesindeki şekil şartının 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği, eldeki davada kefalet sözleşmelerinin bu tarihten daha önce alındığı, eşin rızasına yönelik şekil şartının bu kefaletlerde uygulanamayacağı, bu nedenle söz konusu uyuşmazlıklardaki kefaletlere ilişkin şekil şartı yoksunluğunun ileri sürülemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Aydın 2. İcra Müdürlüğünün 2009/17885 E. sayısı ile takip dosyasından 01.02.2013 tarihli kefalet işlemi ile ...'ın, 04.02.2013 tarihli kefalet işlemi ile ...'ın kefil alındığını, kefalet sözleşmelerinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerin eşlerinden alınan icra dosyasında mevcut yazılı rıza içeren beyanlarının bulunmadığı bu nedenle söz konusu takibe dayalı olarak Aydın 2. İcra Müdürlüğü'nce müvekkil ... ve ...’ın söz konusu borca ilişkin olarak kurulan kefalet akdi ve takip borçlusu olarak aleyhlerine işlem yapılmasının geçersiz olduğunu, kefalet işleminin geçersizliğinin ve davalı bankaya iş bu takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespiti gerekirken mahkemece yanılgılı olarak anılan yasal düzenlemenin 01.07.2012'de yürürlüğe girdiği kefaletin daha önce alındığından bahisle denilerek dava reddedilmiş ise de kefaletin anılan yasal düzenlemeden sonra alındığı ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra kefilliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, icra kefilliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece her ne kadar daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle eş rızasına yönelik şekil şartının uygulanamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de davacı ...'nin kefalet tarihinin Yasanın yürürlük tarihinden sonra 04.02.2013 olduğu ve asıl borçlunun eşi olduğundan davacı ...'nin kefaletinde eş rızası aranmasına gerek yoktur. O halde davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, Mahkemece daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının açıklanan bu nedenle gerekçesi değiştirilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
2.Davacı ... yönünden icra dosyasına verilen kefalette kefalet tarihinin 6098 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra olduğu halde Mahkemece daha önceki tarihte kefalet verildiğinden bahisle dava reddedilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı gibi kefalet tarihinin 01.02.2013 olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğü ise 01.07.2012 tarih olduğu açık olmakla Yasanın yürürlük tarihinden sonra verilen kefalet nedeniyle ...'un eşinin rızası bulunması gerekmektedir. Mahkemece somut olayın hatalı değerlendirilerek ... açısından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin ...'a yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Mahkeme kararının değişik gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Davacılar vekilinin ...'a yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054693800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz