Hisse senetlerinin iadesi | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6042 E. 2024/2514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödemezlik defi↗ takas mahsup defi↗ vekalet görevinin kötüye kullanılması↗ hapis hakkı↗ rehin sözleşmesi↗ virman↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ takas-mahsup↗ rehin hakkı↗ takas↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ itirazın iptali davası↗ sermaye artırımı↗ rehin↗ hisse senedi↗ müteselsil kefil↗ eş rızası↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ mahsup↗ iptal davası↗ temlik↗ kefil↗ geçersizlik↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ zamanaşımı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, hisse senetlerinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/304 E. 2023/4409 K.
Ortak:ödemezlik defi · takas mahsup defi · hapis hakkı · rehin sözleşmesi · virman · dürüstlük kuralına aykırılık · takas-mahsup · rehin hakkı · zamanaşımı var
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2006/754 E., 2008/754 K. sayılı dosyasının güçlü delil teşkil ettiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, «ıslah» ile ileri sürülen alacak talebinin «zamanaşımına» uğradığını, davacı ve «temlik» alanın ayrı ayrı iki kez ıslah dilekçesi verdiğini, bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğini, aksi düşüncenin temlik hükümlerinin kötü niyetle uygulanmasına sebebiyet verebileceğini, cevap dilekçesinin yasal sürede sunulduğunu, bu cevapta «takas- mahsup», «ödemezlik defilerini» ileri sürdüklerini, dilekçeyi verenin muradına bakılması gerektiğini, bu defilerinin nazara alınmadığını, müvekkilinin alacağının incelenmediğini, müvekkilinin de zarara uğramamak, kendi alacağını ispatlamak ve bu miktarı belirleyip defilerine esas olmak üzere «itirazın iptali davası» açtığını, «rehin hakkının» geçerli olduğunu, müvekkilinin kanuni «hapis hakkını» kullandığını, lex commissoria «yasağına» aykırılığın bulunmadığını, tüm itiraz ve defilerle ödemezlik defini tekrar ettiklerini, rehin hakkının «geçersizliğinin» yıllar sonra ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» taşıdığını, kimsenin kendi sebep olduğu geçersizlikten kendi lehine haklar çıkaramayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının davacıların bedelli «sermaye artırımına» katılmadıkları halde katıldığı varsayımına dayalı düzenlendiğini, böylece fazla «hisse senedi» hesaplandığını, talebin aşıldığını, davacıların sadece temettü alacakları olarak ferileri belirlediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «temlik» alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip davaya kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen «takas» ve «ödemezlik defiine» davacının «muvafakat» vermediği, davacı ile davalı banka arasında akdedilen «rehin sözleşmesinin» belirlilik ilkesine aykırılık taşıdığı, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesini isteyebilecekleri, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» bulunmadığı, davalı aracı kurumunda davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davalı bankanın hesabına «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 8.291 Lot Akbank hissesinin dava tarihi 04.03.2008 itibariyle semereleri ile birlikte (temettü + «bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 27.938,80 Lot Akbank hissesinin, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 160 Lot ALRK H hissesinin dava tarihi 04.03.2008 i …
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 28.04.2008 tarihli cevap dilekçesinde hisse senetlerinin satışının yapılarak kredi borcuna «mahsup» edildiğinin belirtildiğini, davacı vekilinin 04.11.2003 tarihli «ihtarnamesi» ile kredi borcunun kabul ve ikrarıyla kredinin kat’ini, hisse senetlerinin de borca mahsubunu talep ettiğini, bu nedenle mahsup işleminin yapıldığını, «takas- mahsup definin» yapıldığını, İstanbul 7.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menkul rehni · infazda tereddüt · tefrik · bedelsizlik · icra takibine itiraz · infaz
Benzer bu kararda… u, hangi senedin ne miktar sermayesi olduğu, kaç lota tekabül edeceği belirlenmediğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 24 üncü maddesinin «son» fıkrasının uygulanma imkanı olmadığı, hükmün «infaza» elverişliliğinin de bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği, dava tarihinden sonraki dönemleri de kapsayacak, infaza elverişli olmayan ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek Mahkeme kararı bozulmuş, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/519 E., 2008/18 K. sayılı dosyasının işbu dava için emsal teşkil etmeyeceğini, müvekkili bankanın davacı aleyhine başlattığı «icra takibine itiraz» üzerine açtıkları «itirazın iptali davası» önce işbu dava ile birleştirilmişse de Mahkemenin «tefrik» kararının yerinde olmadığını, «takas- mahsup defilerinin» 04.03.2008 olan dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmelere göre bankanın davacıya açtığı kredinin diğer davalıda bulunan davacıya ait hesaba geçtiği ve oradan da davacı adına «hisse senedi» alındığını, SPK’nın da uygun bulduğu işlemle davacıya ait hisse senetlerinin borsada satılıp bedelinin borçtan mahsup edildiğini, halen bakiye alacaklarının bulund …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «temlik» alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip davaya kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen «takas» ve «ödemezlik defiine» davacının «muvafakat» vermediği, davacı ile davalı banka arasında akdedilen «rehin sözleşmesinin» belirlilik ilkesine aykırılık taşıdığı, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesini isteyebilecekleri, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» bulunmadığı, davalı aracı kurumunda davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davalı bankanın hesabına «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 8.291 Lot Akbank hissesinin dava tarihi 04.03.2008 itibariyle semereleri ile birlikte (temettü + «bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 27.938,80 Lot Akbank hissesinin, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 160 Lot ALRK H hissesinin dava tarihi 04.03.2008 i …
Paşalar'a aynen iadesine, «temlik» alan ...'in hisse senetleri ve bu senetlerin 06.03.2003 başlangıç tarihinden dava tarihi olan 04.03.2008 tarihinde 120.000 Lot, DOHOL hissesinin, semereleri ile birlikte (temettü +«bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 397.800,48 Lot DOHOL hissesinin 04.03.2008 tarihinde 50.000 Lot, KCHOL hissesinin, semereleri ile birlikte (temettü + bedelsiz ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 381.215,33 Lot KCHOL hissesinin davacı temlik alan ...'e aynen iadesine, hisse senetlerinin aynen iadesinin mümkün olmaması durumunda 2004 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin «son» fıkrası hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/927 E. 2019/6572 K.
Ortak:hapis hakkı · virman · rehin hakkı · rehin · hisse senedi · eş rızası · oy yasağı · temlik · zamanaşımı var
Benzer bu karardaBankasının davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» oluşmadığı, davalı aracı kurumun 4306 nolu davacı hesabında bulunan hisse senetlerini davalı bankanın 2 nolu hesabına davacının «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlalini oluşturduğu, davalı bankanın dava konusu senetlere davacının rızası dışında «zilyet» olduğu, bu nedenle TMK'nun 950/1 maddesi uyarınca «hapis hakkı» savunmasının da yerinde olmadığı, Belgin Paşalar ile dava dışı Hasan Tali'ye ait olan hesapların aslında tek bir hesap olarak işlemlere konu edildiği, hisse senetlerinin borsaya kote edilmesi sebebiyle değerleri ve semerelerinin sürekli değiştiği, 4306 nolu hesaptan 2 nolu hesaba virman tarihi 06/03/2003 olduğu, dava tarihi olan 04/03/2008 tarihinde dava konusu hisse senetlerini semereleri ile birlikte portföy tutarının 21.270.332,75 TL olduğu, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesi hakkına sahip oldukları, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir rehin hakkının bulunmadığı, HMK'nun 125/2 maddesinde dava açıldıktan sonra davacının dava konusunu bir başkasına «temlik» etmesi durumunda, devralmış olan kişinin görülmekte olan davada davacının yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre temlik alanın temlik aldığı tarihten önce davada yapılan işlemlerin tekrarlanmasını isteyemeyeceği, temlik alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip dava kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, Temlik alan ...’in 06/03/2013 tarihli dilekçesi ile temlik aldığı Doğan Holding'in 100 LOT, Koç Holding'in 100 LOT'luk kısımları da «dahil» olmak üzere Doğan Holding için davasını 120.000 LOT, Koç Holding için 50.000 LOT «hisse senedine» çıkartarak bu hisse senetlerinin 06/03/2003 tarihinden itibaren misli ve semereleri üzerindeki tüm hakları ile birlikte «temlik sözleşmesine» dayanarak kendisine aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği, «ıslah harcını» da yatırdığı, davacı ...
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «zamanaşımı» itirazının reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığına hükmedilmiş bulunduğundan, olayda uygulanması gerekli olan zamanaşımının 10 yıl olduğu, zamanaşımı itirazına yönelik temyiz itirazlarının da reddedilmiş olduğu, hükmün zamanaşımı itirazı yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, davalıların zamanaşımı itirazlarının yeniden değerlendirilmesine yer olmadığı kanaatine varıldığı, taşınır «rehininin» kurulmasında aranan koşulların rehine konu olan eşyanın belirli olmasına bağlı olduğu, tarafların hangi menkul kıymet üzerinde rehin kurulduğunu bilmeleri ve bunu belirtmeleri gerektiği, «kredi sözleşmesinin» 51. maddesinde menkul kıymetlerin açıkça belirlenmediği, rehin senedi ve «taahhütnamesinde» rehine konu kıymetlerin ekte olduğunun belirtildiği ancak ekte bir listenin görülmediği, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarruf ettiğine dair birçok işlem ve «virman» olduğu, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarrufunu engelleyen bir blokajının bulunmadığı, İstanbul 7.
… acı tarafça, davalı ...Ş. nezdindeki hesabında bulunan hisse senetlerinin talimatı olmaksızın diğer davalı bankanın, davalı ...Ş.'deki hesabına hukuka aykırı olarak «virman» yapılması nedeniyle hisse senetlerinin semeresiyle iadesi istemine ilişkin olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne, davacı ve «temlik» alana ait dava konusu hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte davalılardan aynen iadesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah harcı · zilyetlik · temlik sözleşmesi · infazda tereddüt · infaz · taahhütname · dahili dava
Benzer bu karardaBankasının davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» oluşmadığı, davalı aracı kurumun 4306 nolu davacı hesabında bulunan hisse senetlerini davalı bankanın 2 nolu hesabına davacının «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlalini oluşturduğu, davalı bankanın dava konusu senetlere davacının rızası dışında «zilyet» olduğu, bu nedenle TMK'nun 950/1 maddesi uyarınca «hapis hakkı» savunmasının da yerinde olmadığı, Belgin Paşalar ile dava dışı Hasan Tali'ye ait olan hesapların aslında tek bir hesap olarak işlemlere konu edildiği, hisse senetlerinin borsaya kote edilmesi sebebiyle değerleri ve semerelerinin sürekli değiştiği, 4306 nolu hesaptan 2 nolu hesaba virman tarihi 06/03/2003 olduğu, dava tarihi olan 04/03/2008 tarihinde dava konusu hisse senetlerini semereleri ile birlikte portföy tutarının 21.270.332,75 TL olduğu, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesi hakkına sahip oldukları, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir rehin hakkının bulunmadığı, HMK'nun 125/2 maddesinde dava açıldıktan sonra davacının dava konusunu bir başkasına «temlik» etmesi durumunda, devralmış olan kişinin görülmekte olan davada davacının yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre temlik alanın temlik aldığı tarihten önce davada yapılan işlemlerin tekrarlanmasını isteyemeyeceği, temlik alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip dava kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, Temlik alan ...’in 06/03/2013 tarihli dilekçesi ile temlik aldığı Doğan Holding'in 100 LOT, Koç Holding'in 100 LOT'luk kısımları da «dahil» olmak üzere Doğan Holding için davasını 120.000 LOT, Koç Holding için 50.000 LOT «hisse senedine» çıkartarak bu hisse senetlerinin 06/03/2003 tarihinden itibaren misli ve semereleri üzerindeki tüm hakları ile birlikte «temlik sözleşmesine» dayanarak kendisine aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği, «ıslah harcını» da yatırdığı, davacı ...
Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerektiğinden dava tarihinden sonraki dönemleri de kapsayacak, «infaza» elverişli olmayan ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «zamanaşımı» itirazının reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığına hükmedilmiş bulunduğundan, olayda uygulanması gerekli olan zamanaşımının 10 yıl olduğu, zamanaşımı itirazına yönelik temyiz itirazlarının da reddedilmiş olduğu, hükmün zamanaşımı itirazı yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, davalıların zamanaşımı itirazlarının yeniden değerlendirilmesine yer olmadığı kanaatine varıldığı, taşınır «rehininin» kurulmasında aranan koşulların rehine konu olan eşyanın belirli olmasına bağlı olduğu, tarafların hangi menkul kıymet üzerinde rehin kurulduğunu bilmeleri ve bunu belirtmeleri gerektiği, «kredi sözleşmesinin» 51. maddesinde menkul kıymetlerin açıkça belirlenmediği, rehin senedi ve «taahhütnamesinde» rehine konu kıymetlerin ekte olduğunun belirtildiği ancak ekte bir listenin görülmediği, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarruf ettiğine dair birçok işlem ve «virman» olduğu, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarrufunu engelleyen bir blokajının bulunmadığı, İstanbul 7.
Paşalar da ...'e «temlik» etmiş olduğu, 120.000 LOT Doğan Holding, 50.000 LOT Koç Holding'e ait hisseleri ayrı tutarak bakiye kalan hisselere yönelik davasını 04/04/2014 tarihinde «ıslah» ettiği ve «ıslah harcını» da yatırdığından, buu durumda davacı ve temlik alan ıslah haklarını ayrı ayrı kullandıklarından aynı davada birden fazla ıslah yapılmadığı gerekçesiyle, davanın ka …
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman · kefil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4842 E. 2019/2842 K.
Ortak:virman
Benzer bu karardaAncak, taraflar arasındaki menkul kıymet alım «satım sözleşmesi» uyarınca, davacının davalı Türkish Yatırım A.Ş.'ye otomatik «virman» yetkisi verdiği ve davalı tarafından da işbu «yetki» uyarınca, davacının dava dışı banka nezdindeki hesabına «uyuşmazlık konusu» paranın aktarıldığı sabittir.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davalı tarafa otomatik «virman» yetkisi verildiğine göre yapılan virmanlarda bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu durumda otomatik «virman» yetkisi kapsamında dava dışı bankaya aktarılan paranın bir kısmının dava dışı banka tarafından 3. kişilere usulsüz olarak ödenmesi nedeniyle davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satım sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · yetki
Benzer bu karardaAncak, taraflar arasındaki menkul kıymet alım «satım sözleşmesi» uyarınca, davacının davalı Türkish Yatırım A.Ş.'ye otomatik «virman» yetkisi verdiği ve davalı tarafından da işbu «yetki» uyarınca, davacının dava dışı banka nezdindeki hesabına «uyuşmazlık konusu» paranın aktarıldığı sabittir.
Dava, menkul kıymet alım «satım sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.
Ortak:takas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas defi · yargılama giderleri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6042 E. , 2024/2514 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/716 Esas, 2022/653 Karar
DAVACILAR 1....
2.... vekilleri Avukat ...
2.Anadolubank A.Ş. vekilleri Avukat ...
HÜKÜM
Kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davalılar vekili
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalılar vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aracı kurumun 4306 numaralı hesabındaki hisse senetlerinin rıza ve talimat dışında diğer davalının 2 numaralı hesabına virmanlandığını, davalıların virman işleminin ve rehin iddialarının usulsüz ve geçersiz olduğunun belirlendiğini, virmanın yapıldığı gün sabah erken saatte zaten müvekkilinin eş ve çocukları ile yurt dışına çıktığını, davalıların vedia hükümlerini ihlal ettiklerini, bilgi vermekten kaçındıklarını, sözleşmeye de aykırı davranan aracı kurumun vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek şimdilik toplam 1.607 Lot muhtelif şirketler hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren tüm semereleri ile birlikte iadesini talep etmiştir.
Davacı, bir kısım hisse senetlerini temlik etmiştir. Davacı vekili ile temlik alan vekili ayrı ayrı ıslah dilekçesi vermiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili Anadolubank A.Ş. arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının vekili de olan eşinin müşterek borçlu-müteselsil kefil olduğunu, davacının Anadolu Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş.’deki hesabında bulunan hisse senetlerinin teminat verildiğini, kredi borcunun bulunduğunu, hisse senetlerinin zaten kullanılan kredi ile alındığını, maddi vakıadan 5 yıl sonra kötü niyetle davanın açıldığını, davacının hisse senetlerinin müvekkili Anadolubank A.Ş.’nin talimatı ile bankanın Anadolu Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş.’deki hesabına kredi borcuna mahsup için aktarıldığını, ardından özel emirle hisse senetlerinin satıldığını, müvekkillerinin alacağa mahsuben talimatsız hisse senetlerini satabileceğini, işlemlerin sözleşme ve tebliğ hükümleri gereği yapıldığını, davacının da 04.11.2003 tarihli ihtarname ile kredi borcunu kabul edip hisse senetlerinin borcuna mahsubunu istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temlik alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip davaya kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının ıslah hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen takas ve ödemezlik defiine davacının muvafakat vermediği, davacı ile davalı banka arasında akdedilen rehin sözleşmesinin belirlilik ilkesine aykırılık taşıdığı, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesini isteyebilecekleri, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir rehin hakkının bulunmadığı, davalı aracı kurumunda davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davalı bankanın hesabına rızası olmaksızın virmanlamasının lexcommisoria yasağının ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, hisselerin hüküm fıkrasında yazıldığı şekilde semereleriyle davacı ...
...'a ve davacı temlik alan ...'e aynen iadesine, hisse senetlerinin aynen iadesinin mümkün olmaması durumunda 2004 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin son fıkrası hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 12.07.2023 tarih, 2023/304 E. ve 2023/4409 K. sayılı kararıyla, mahkeme kararı onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili;
28. 04.2008 tarihli cevap dilekçesinde hisse senetlerinin satışının yapılarak kredi borcuna mahsup edildiğinin belirtildiğini, davacı vekilinin 04.11.2003 tarihli ihtarnamesi ile kredi borcunun kabul ve ikrarıyla kredinin kat’ini, hisse senetlerinin de borca mahsubunu talep ettiğini, bu nedenle mahsup işleminin yapıldığını, takas-mahsup definin yapıldığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/519 E., 2008/18 K. sayılı dosyasının işbu dava için emsal teşkil etmeyeceğini, takas-mahsup defilerinin 04.03.2008 olan dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmelere göre bankanın davacıya açtığı kredinin diğer davalıda bulunan davacıya ait hesaba geçtiği ve oradan da davacı adına hisse senedi alındığını, SPK’nın da uygun bulduğu işlemle davacıya ait hisse senetlerinin borsada satılıp bedelinin borçtan mahsup edildiğini, halen bakiye alacaklarının bulunduğunu, İstanbul 6.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/754 E., 2008/754 K. sayılı dosyasının güçlü delil teşkil ettiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, ıslah ile ileri sürülen alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı ve temlik alanın ayrı ayrı iki kez ıslah dilekçesi verdiğini, bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğini, aksi düşüncenin temlik hükümlerinin kötü niyetle uygulanmasına sebebiyet verebileceğini, cevap dilekçesinin yasal sürede sunulduğunu, bu cevapta takas-mahsup, ödemezlik defilerini ileri sürdüklerini, dilekçeyi verenin muradına bakılması gerektiğini, bu defilerinin nazara alınmadığını, müvekkilinin alacağının incelenmediğini, müvekkilinin de zarara uğramamak, kendi alacağını ispatlamak ve bu miktarı belirleyip defilerine esas olmak üzere itirazın iptali davası açtığını, rehin hakkının geçerli olduğunu, müvekkilinin kanuni hapis hakkını kullandığını, lex commissoria yasağına aykırılığın bulunmadığını, tüm itiraz ve defilerle ödemezlik defini tekrar ettiklerini, rehin hakkının geçersizliğinin yıllar sonra ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, kimsenin kendi sebep olduğu geçersizlikten kendi lehine haklar çıkaramayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının davacıların bedelli sermaye artırımına katılmadıkları halde katıldığı varsayımına dayalı düzenlendiğini, böylece fazla hisse senedi hesaplandığını, talebin aşıldığını, davacıların sadece temettü alacakları olarak ferileri belirlediklerini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek;
kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hisse senetlerinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051524900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz