Tenfizde hakem kararının kesinleşmesi re'sen araştırılacak dava şartıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5986 E. 2024/2257 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yabancı hakem kararının tenfizine ancak karar kesinleşmiş, icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı hâle gelmişse hükmedilebilir; bu husus dava şartı olduğundan mahkemece re'sen araştırılır. Tahkim merkezi kurallarında kararın 'nihai' olduğunun belirtilmesiyle yetinilerek kesinleşme kabul edilemez; gerekirse ilgili tahkim merkezi kuralları konusunda yetkin bir bilirkişiden rapor alınarak kesinleşme ve icra kabiliyeti şüpheye yer bırakmayacak biçimde aydınlatılmalı, ondan sonra karar verilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Tenfizi istenen yabancı hakem kararının kesinleşmiş, icra kabiliyeti kazanmış veya bağlayıcı hâle gelmiş olmasının araştırılması → kabul
İddia: Davalılar vekili, davacının teminat göstermekle yükümlü olduğunu, New York Sözleşmesi'nin V inci maddesinin ikinci fıkrasındaki şartın gerçekleşmediğini ve yokluklarında yapılan tahkim yargılaması sonucunda verilen kararın 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yabancı hakem kararları ile o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. 5718 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları hakkında tenfiz kararı verilebilir; aynı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde de tenfiz isteyen tarafın hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya bağlayıcılık kazanmış aslını ya da usulüne göre onanmış örneğini dilekçesine eklemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu düzenlemeler karşısında tenfiz için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekir ve bu husus dava şartı olduğundan mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, tahkim merkezi kurallarında kararın nihai mahiyette olduğunun belirtilmiş olmasıyla yetinilerek kararın kesin olduğu sonucuna varılmışsa da, tenfizi istenen kararın Kanun'un aradığı anlamda kesin olduğundan mutlak biçimde söz edebilmek eldeki verilerle mümkün değildir. Gerekirse tenfizi istenen kararın verildiği tahkim merkezi kuralları hususunda yetkinliğe sahip bir bilirkişiden rapor da alınarak, kararın kesin ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken doğrudan tenfize karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tenfiz davasında hakem kararının kesinleşmiş/icra kabiliyeti kazanmış olmasının dava şartı olarak re'sen araştırılması ve tahkim kurallarındaki 'nihailik' ifadesiyle yetinilemeyeceği yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Tenfizi istenen yabancı hakem kararının usulen kesinleşmiş, icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış olması (mahkemece re'sen gözetilir)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı hakem kararının tenfizi↗ kesinleşme ve icra kabiliyeti↗ dava şartı↗ re'sen araştırma↗ tahkim merkezi kuralları↗ bilirkişi incelemesi↗ karşılıklılık ve teminat↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11715 E. 2017/4751 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temyiz yolu · kesin süre · tenfiz · ihtar · eksik inceleme · temsil · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tenfizi» talep edilen yabancı mahkeme kararının 31/08/2007 tarihli asıl kararın bütünlüğü içerisinde yer alan ve parasal değerlere ilişkin 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmüne ilişkin ve ek karar niteliğinde olduğu, ek kararın asıl karar niteliği taşımadığı gibi ayrı bir karar olarak kabul edilemeyeceği ve tek başına tenfiz davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca tenfizi talep edilen 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmünün de davalı tarafa tebliğ edildiğine veya kesinleştiğine ilişkin delil sunulamadığı, gerek talebe konu değişiklik hükmünün tebliğine ilişkin belgelerin ve gerekse 31/08/2007 tarihli asıl karar ile onaylı tercümesinin sunulması yönünde sonuçları «ihtar» edilmek suretiyle verilen «kesin süreye» rağmen eksikliklerin tamamlanmadığı, dolayısıyla MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gibi aynı kanunun 53. mad …
Bu durumda, mahkemece, davalının yabancı mahkemede avukat aracılığıyla «temsil» edilip edilmediği, temsil edilmiş ise «tenfize» konu kararın davalının avukatına ABD kanunlarına göre tebliğ edilip edilmediği ve tenfize konu karara karşı «temyiz yolunun» açık olup olmadığı, ayrıca tüm bunlardan sonra tenfize konu kararın ek karar niteliğinde olup olmadığı araştırılarak, gerekirse yabancı mahkemeden tenfize konu kararla ilgili bilgi ve belge talep edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Ancak, dosya kapsamında bulunan yabancı mahkemenin işlem «defterinden», davacı tarafından davalı aleyhine Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinde 02.08.2006 tarihinde açılan davada davalının kendisini Harlan Mitchell Lazarus isimli avukat aracılığıyla «temsil» ettirdiği, yabancı mahkemenin 31.08.2007 tarihli kararının bu avukat aracılığıyla temyiz edildiği, yine temyiz aşamasında davalının aynı avukat tarafından temsil edildiği ve mahkeme kararının Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesi tarafından 18.01.2011 tarihinde onaylandığı, bunun üzerine temyiz mahkemesinin kararının Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesine gönderildiği ve Bölge Mahkemesinin ise davacının ilk karar tarihinden sonra işleyen faiz ve avukatlık ücreti talebini kabul ederek ilk davada verilen ve temyiz mahkemesi tarafından onanan hükmünü de içeren «tenfize» konu 21.11.2011 tarihli tadil edilmiş kararı verdiği, karardan önce davalının Harlan Mitchell Lazarus isimli avukatı azlettiğini bildirdiği, ancak azlin Bölge Mahk …
1- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, tenfiz talebine konu yabancı mahkeme kararının ek karar niteliğinde olduğu ve tek başına tenfiz talebine konu olamayacağı, ayrıca tenfiz talebine konu kararın davalıya tebliğ edildiğine ve kesinleştiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3968 E. 2024/365 K.
Ortak:yabancı hakem kararının tenfizi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «yabancı hakem kararının tenfizi» istemine ilişkin olup, 5718 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları hakkında tenfiz kararı verilmesi mümkündür.
Bu yasal düzenleme karşısında, «yabancı hakem kararının tenfizine» karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, Mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaHukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesinde kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan «yabancı hakem kararlarının tenfiz» edilebileceğinin düzenlendiğini, davacının tenfizini talep ettiği kararın ise sadece «masraflara» ilişkin olduğunu, hakem tarafından imzalanmış 08.09.2017 tarihli belgenin 7 nci maddesinde kararın İngiltere'de yürürlüğe konulabileceğine yer verildiğini ve bu kapsamda kararın Türkiye'de tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde tenfizi talep edilen hakem kararının ve bu kararın kesinleşme «şerhini» içeren belgenin eklenmediğini, müvekkiline «tahkim» sürecinin başlatıldığına dair tebliğ yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen «satış sözleşmesinin» ifası için sözleşmedeki «tahkim şartı» gereğince «hakeme» başvurulduğu, hakemin «demuraj» ücretinin tahsiline ilişkin 03.10.2016 tarihli kararında hükmedilen «masraflara» itiraz edilmesi üzerine satıcı(davacı) masraflarına ilişkin olarak 18.07.2017 tarihli kararın verildiği, her iki kararın da 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 18.07.2017 tarihli kararın tanınması ve «tenfizi» istemine ilişkin olduğu, hakem kararı Londra’da verildiğinden uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan sözleşmeye göre tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine geçildiğinde; «yabancı hakem kararlarının tenfizini» engelleyen hallerin New York Sözleşmesinin (V) nci maddesinde düzenlendiği, buna göre hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın «tanıma» veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması ve hakem kararının «kamu düzenine» aykırı olması hususlarının resen dikkate alınması gerektiği, tahkim anlaşmasının taraflarının «ehliyetsiz» olması veya tahkim anlaşmasının «geçersiz» olması, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından «mahrum» edilmesi, hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması hususlarının ise ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde dikkate alınacağı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ... ... hurdası satışına ilişkin olup, sözleşmeyle alakalı uyuşmazlık halinde uyuşmazlığın Londra’da tahkim yolu ile çözüleceğinin kararlaştırıldığı, tahkim yolu ile çözümlenebilecek bir uyuşmazlık söz konusu olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 60 ila 63 ncü maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizinin düzenlendiği, buna göre yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen tarafın dilekçesine «tahkim sözleşmesi» veya şartının, ... yahut usulüne göre onanmış örneğini, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış ... veya usulüne göre onanmış örneğini, sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini eklemek zorunda olduğu, tüm bunların davacı yanca sunulmuş olduğu, «dava konusu» 18.07.2017 tarihli yabancı hakem kararının, daha önce asıl uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak verilen 03.10.2016 tarihli hakem kararına itiraz üzerine satıcı masraflarına ve diğer masraflara ilişkin olarak verildiği, aynı zamanda 03.10.2016 tarihli karar ile hükmedilen tutardan da söz edildiği, her iki kararın da 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, 18.07.2017 tarihli kararın tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu, tenfizi istenen yabancı hakem kararında «kamu düzenine aykırılık» teşkil edebilecek bir hususa da rastlanılmadığı, kararda kararın İngiltere’de yürürlüğe konulup uygulanabileceği belirtilmiş ise de bu belirlemenin kararın tenfizinin sadece İngiltere’de mümkün olduğu anlamına gelmeyeceği, yine davacı tarafça aynı kararın Hollanda’da tanınması ve tenfizi istemli bir dava açıldığı belirtilerek «derdestlik» itirazında bulunulmuş ise de, kararın bir an önce «infazının» sağlanabilmesi için farklı ülke mahkemelerinden talepte bulunulmasına engel bir durum söz konusu olmayıp, kararda hükmedilen tutarın tahsil edilmiş olmasına rağmen ikinci kez farklı bir ülkede tahsilinin talebi halinde ise davalı tarafça «ödeme savunmasında» bulunulabilmesinin mümkün olduğu, davacı vekilince 18.07.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi sunularak kurdaki yükseliş nedeniyle davanın «harç» yönünden ıslah edildiğinin belirtildiği, 13.03.2019 tarihli duruşmada da alacağın tahsili yönünde bir taleplerinin olmadığının açıklandığı kaldı ki davacı vekilinin vekâletnamesinde «tam ıslah» «yetkisinin» de bulunmadığı, mahkemenin davanın kabulü yönünde ... olduğu kararında bir isabetsizlik olmadığı ancak davacı ıslahının işbu davada herhangi bir etkisi bulunmamakla birlikte söz konusu ıslahtan sonra yükselen kur nedeniyle davacı tarafça bir kısım «nispi harç» yatırıldığı, oysa Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2019 tarih, 2017/19-930 E.,2019/812 K. sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davaların maktu harca tabi olduğu, bu husus dikkate alınmayarak «nispi harca» hükmedilmesinin ve davalı aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile, Londra ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tam ıslah · yabancı hakem kararı · tahkim sözleşmesi · karşılıklılık esası · nispi harç · ödeme savunması · nispi karar harcı · demuraj
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen «satış sözleşmesinin» ifası için sözleşmedeki «tahkim şartı» gereğince «hakeme» başvurulduğu, hakemin «demuraj» ücretinin tahsiline ilişkin 03.10.2016 tarihli kararında hükmedilen «masraflara» itiraz edilmesi üzerine satıcı(davacı) masraflarına ilişkin olarak 18.07.2017 tarihli kararın verildiği, her iki kararın da 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 18.07.2017 tarihli kararın tanınması ve «tenfizi» istemine ilişkin olduğu, hakem kararı Londra’da verildiğinden uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan sözleşmeye göre tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine geçildiğinde; «yabancı hakem kararlarının tenfizini» engelleyen hallerin New York Sözleşmesinin (V) nci maddesinde düzenlendiği, buna göre hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın «tanıma» veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması ve hakem kararının «kamu düzenine» aykırı olması hususlarının resen dikkate alınması gerektiği, tahkim anlaşmasının taraflarının «ehliyetsiz» olması veya tahkim anlaşmasının «geçersiz» olması, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından «mahrum» edilmesi, hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması hususlarının ise ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde dikkate alınacağı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ... ... hurdası satışına ilişkin olup, sözleşmeyle alakalı uyuşmazlık halinde uyuşmazlığın Londra’da tahkim yolu ile çözüleceğinin kararlaştırıldığı, tahkim yolu ile çözümlenebilecek bir uyuşmazlık söz konusu olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 60 ila 63 ncü maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizinin düzenlendiği, buna göre yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen tarafın dilekçesine «tahkim sözleşmesi» veya şartının, ... yahut usulüne göre onanmış örneğini, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış ... veya usulüne göre onanmış örneğini, sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini eklemek zorunda olduğu, tüm bunların davacı yanca sunulmuş olduğu, «dava konusu» 18.07.2017 tarihli yabancı hakem kararının, daha önce asıl uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak verilen 03.10.2016 tarihli hakem kararına itiraz üzerine satıcı masraflarına ve diğer masraflara ilişkin olarak verildiği, aynı zamanda 03.10.2016 tarihli karar ile hükmedilen tutardan da söz edildiği, her iki kararın da 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, 18.07.2017 tarihli kararın tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu, tenfizi istenen yabancı hakem kararında «kamu düzenine aykırılık» teşkil edebilecek bir hususa da rastlanılmadığı, kararda kararın İngiltere’de yürürlüğe konulup uygulanabileceği belirtilmiş ise de bu belirlemenin kararın tenfizinin sadece İngiltere’de mümkün olduğu anlamına gelmeyeceği, yine davacı tarafça aynı kararın Hollanda’da tanınması ve tenfizi istemli bir dava açıldığı belirtilerek «derdestlik» itirazında bulunulmuş ise de, kararın bir an önce «infazının» sağlanabilmesi için farklı ülke mahkemelerinden talepte bulunulmasına engel bir durum söz konusu olmayıp, kararda hükmedilen tutarın tahsil edilmiş olmasına rağmen ikinci kez farklı bir ülkede tahsilinin talebi halinde ise davalı tarafça «ödeme savunmasında» bulunulabilmesinin mümkün olduğu, davacı vekilince 18.07.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi sunularak kurdaki yükseliş nedeniyle davanın «harç» yönünden ıslah edildiğinin belirtildiği, 13.03.2019 tarihli duruşmada da alacağın tahsili yönünde bir taleplerinin olmadığının açıklandığı kaldı ki davacı vekilinin vekâletnamesinde «tam ıslah» «yetkisinin» de bulunmadığı, mahkemenin davanın kabulü yönünde ... olduğu kararında bir isabetsizlik olmadığı ancak davacı ıslahının işbu davada herhangi bir etkisi bulunmamakla birlikte söz konusu ıslahtan sonra yükselen kur nedeniyle davacı tarafça bir kısım «nispi harç» yatırıldığı, oysa Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2019 tarih, 2017/19-930 E.,2019/812 K. sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davaların maktu harca tabi olduğu, bu husus dikkate alınmayarak «nispi harca» hükmedilmesinin ve davalı aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile, Londra ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «yabancı hakem» kararının tanınması ve «tenfizine» ilişkin davada 5718 sayılı Kanun'un 1 ... maddesinin ikinci fıkrası atfı dolayısıyla Türkiye ve Birleşik Krallığın da taraf olduğu 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi) gereğince değerlendirme yapılması gerektiği, davacı vekilince tanınması ve tenfizi istenen hakem kararının İngilizce ... ve resmi tercümesi, ayrıca ilgili kararın yürürlüğe konulabilir ve uygulanabilir olduğuna dair 08.09.2017 tarihli kesinleşme «şerhinin» ... ve resmi tercümesinin dosyaya sunulduğu, yine her iki ülkenin New York sözleşmesine taraf olması itibariyle Türkiye ve İngiltere arasında «karşılıklılık esası» olmadığı yönündeki davalı savunmalarının yerinde olmadığı, davalı tarafça davaya konu karardaki alacağın «zamanaşımına» uğradığı ileri sürülmüş ise de «tahkim» yargılamasına esas olan revision au fond prensibi kapsamında yalnızca «tanıma» ve tenfiz koşullarının olup olmadığı yönünde inceleme yapılabileceği, kararın esasına ilişkin inceleme yapılamayacağı, New York sözleşmesinin V ... maddesinin biri …
Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesinde kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan «yabancı hakem kararlarının tenfiz» edilebileceğinin düzenlendiğini, davacının tenfizini talep ettiği kararın ise sadece «masraflara» ilişkin olduğunu, hakem tarafından imzalanmış 08.09.2017 tarihli belgenin 7 nci maddesinde kararın İngiltere'de yürürlüğe konulabileceğine yer verildiğini ve bu kapsamda kararın Türkiye'de tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde tenfizi talep edilen hakem kararının ve bu kararın kesinleşme «şerhini» içeren belgenin eklenmediğini, müvekkiline «tahkim» sürecinin başlatıldığına dair tebliğ yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… .2017 tarihli belgenin 7 nci maddesinde açıkça kararın İngiltere’de yürürlüğe konulabilir ve uygulanabilir olduğunun belirtildiğini ve bu nedenle kararın Türkiye’de «tenfiz» edilmesi ve icrai kuvvet kazanmasının mümkün olmadığını, davacının 18.07.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davasını «tam ıslah» yolu ile «tanıma» ve tenfiz davasından alacak davasına dönüştürdüğünü, davacının açmış olduğu dava tanıma ve tenfiz davası olup, işbu davada "tenfize konu alacağın tahsili" yönünde bir hüküm kurulamayacağını, ancak davacının ıslah talebinin açık olduğunu, bu durumda davanın reddi gerekirken mahkemece ıslah talebinin geçerli kabul edildiğini ve davacının kazanacağı vekâlet ücretinin bu ıslah rakamı üzerinden belirlendiğini, fakat dava türünün değişmesine karşın hiçbir açıklama yapılmadığını, aşan taleplerinin reddine dahi karar verilmediğini, davacının dava dilekçesindeki konu kısmı ile netice-i talep kısmının uyuşmadığını, «davanın konusu» kısmında 18.07.2017 tarihli «hakem» kararının tanınması ve tenfizi talep edilirken, netice-i talep kısmında 08.09.2017 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizinin istendiğini ileri sürerek İlk De …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3469 E. 2019/4259 K.
Ortak:yabancı hakem kararının tenfizi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, «yabancı hakem kararının tenfizi» istemine ilişkin olup, 5718 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları hakkında tenfiz kararı verilmesi mümkündür.
Bu yasal düzenleme karşısında, «yabancı hakem kararının tenfizine» karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, Mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 60. m. göre kesinlemiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan «yabancı hakem kararlarının tenfizinin» istenebileceği, bunun dava şartı olduğu, hakem kararında kesinleşme «şerhi» mevcut olmadığı gibi kesinleşmeden «infaz» edilebilecek hakem kararı da olmadığı, bu durumda dava konusu yabancı hakem kararının «tanıma» ve tenfize konu yapılamayacağı gibi, mahiyeti itibariyle «tahkikatın» devamına yönelik tespitlere yer verilen «ara» kararın icra ve infaz edilebilir kabiliyetinin de olmadığı dikkate alındığında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, isitnaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bununla beraber, MÖHUK'un 60-62. maddeleri sadece «yabancı hakem kararının tenfizini» düzenlemekte, «tanıma» ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · icranın geri bırakılması · yabancı hakem kararı · milletlerarası tahkim · tahkim şartı · hukuki menfaat · kesin delil · tahkikat
Benzer bu kararda… kemesi’nin 12.5.2014 tarihli, ''19.04.2005 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi Taslağı'ndan (DSPA) kaynaklanan ve Tahkim Heyetinin kuruluşuna dayanak teşkil eden DSPA'nın «tahkim şartı» kapsamında kalan uyuşmazlıkların tamamı üzerinde heyetin «münhasır» «yargı yetkisi» bulunmaktadır.” tespitini içeren kısmi kararının tanınması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince «ara» kararların tanınamayacağı ve davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş; davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kararda kesinleşme «şerhi» bulunmadığı gibi kesinleşmeden «infaz» edilebilecek «hakem» kararı mahiyetinde olmadığı, «tahkikatın» devamına yönelik tespitlere yer verilen ara kararın icra ve infaz edilebilir de olmadığı, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun …
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 60. m. göre kesinlemiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan «yabancı hakem kararlarının tenfizinin» istenebileceği, bunun dava şartı olduğu, hakem kararında kesinleşme «şerhi» mevcut olmadığı gibi kesinleşmeden «infaz» edilebilecek hakem kararı da olmadığı, bu durumda dava konusu yabancı hakem kararının «tanıma» ve tenfize konu yapılamayacağı gibi, mahiyeti itibariyle «tahkikatın» devamına yönelik tespitlere yer verilen «ara» kararın icra ve infaz edilebilir kabiliyetinin de olmadığı dikkate alındığında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, isitnaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «hakem» kararı nihai bir karar olmayıp, «ara» karar niteliğinde olduğu, nitekim «tahkimin» bu ara karardan sonra devam ettiği, ara kararların tanınamayacağı, davacının nihai amacının birinci tahkim yargılaması sonunda verilen kararın icra edilmesini önlemek olduğu, oysa birinci tahkim kararının ülkemizde uygulanabilmesi için de «tenfizinin» gerektiği, tenfizi için karşı taraf dava açtığında, davacı tarafça ara kararlardaki tespitlere dayanılarak davaya karşı konabileceği, ilk tahkim kararının Türkiye'de tanınması ya da tenfizi için bir dava açılmadığı, herhangi bir şekilde işleme konulmadığı, bu haliyle «hukuki menfaatin» bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114. m. uyarınca, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında 2005 yılında bir Ön Anlaşma ve Hisse Alım Anlaşması akdedildiği, her iki sözleşmede de ayrı ayrı «tahkim şartı» bulunduğu, davalının Ön Anlaşmadaki tahkim şartına dayanarak Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkimine başvurduğu, tahkim yerinin Cenevre olduğu, ilk tahkim yargılamasının yapıldığı, daha sonra davacı tarafından Hisse Alım Sözleşmesindeki tahkim şartına dayanarak ICC Tahkimine başvurulduğu, tahkim yerinin yine Cenevre olduğu ikinci tahkim yargılamasının başlatıldığı ve bu heyetçe 12.05.2014 tarihli karar ile Hisse Alım Sözleşmesi ile ilgili uyuşmazlıklar bakımından «münhasıran» kendisinin yetkili olduğunun hükme bağlandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5986 E. , 2024/2257 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/684 Esas, 2022/1011 Karar
DAVALILAR 1. ...
2. Sk Konsept Dekorasyon Dış Ticaret Ltd. Şti.
3. ... vekilleri Avukat ...
HÜKÜM
Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/267 E., 2022/69 K.
Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 28.08.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalı şahısların da sözleşmeyi imzaladığını, davalı şirkete gönderilen faturaların, ihtarlara rağmen ödenmediğini, sözleşmede; sözleşmeyle ilgili bir ihtilafın, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi'nin uluslararası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının, hakem sayısının üç olacağının, tahkimin yerinin Atlanta olacağının, tahkimin İngilizce dilinde yürütüleceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin alacağını tahsil edememesi üzerine 10.01.2018 tarihinde Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Amerikan Tahkim Kurulu nezdinde, davalılara karşı tahkim başvurusunda bulunduğunu, davalıların usulüne uygun tahkim yargılamasına davet edildiğini ve yargılamanın da usulüne uygun olarak yapıldığını, Amerikan Tahkim Kurulu'nun 01-18-0000-1845 numaralı dosyası nezdinde yürütülen tahkim yargılaması neticesinde, hakem heyetinin 03.01.2019 tarihinde dayalı alacak miktarı olarak 358.367,95 USD, vekalet ücreti ve masraflar için 29.648,70 USD ve yargı giderleri için 36.617,83 USD olmak üzere toplam 424.634,48 USD'nin davalılar tarafından ödenmesine karar verdiğini, kararın nihai nitelikte olduğunu ve karara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz başvuru yolu mevcut olmadığını, ayrıca duruşma davetiyesi ve nihai hakem kararının, bu yönde bir hukuki gereklilik olmamasına rağmen Lahey Sözleşmesi uyarınca davalılara tebliğ edildiğini belirterek Amerikan Tahkim Kurulu'nun 01-18-0000-1845 numaralı dosyası kapsamında yürütülen tahkim yargılaması neticesinde verilen 03.01.2019 tarihli nihai hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 30.01.2015 tarihinde tadil edilen 28.08.2014 tarihli sözleşmenin 18 inci maddesi ile sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkan ihtilafın, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi'nin uluslararası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının, hakem sayısının üç, tahkimin yerinin Atlanta olacağının, tahkimin İngilizce dilinde yürütüleceğinin ve karara bağlanacağının kararlaştırıldığı, tahkim yargılaması sırasında taraflara usulüne uygun olarak tüm tebligatların yapıldığı, savunma hakkını kısıtlayacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tahkim yargılamasında, tarafların sözleşme ile kararlaştırılmış olan usulüne uygun olarak yargılama yapıldığı, tahkime konu ticari ilişki dikkate alındığında verilen kararın ülkemiz hukukuna göre tahkim yoluyla çözümü mümkün bir uyuşmazlığa ilişkin bulunduğu, kararın kamu düzenine aykırı olmadığı gibi, ülkemiz mahkemelerinden verilen ve kesinleşen hususlara aykırı olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Uluslararası Tahkim Kuralları'nın 30 uncu maddesi gereğince tahkim kararının kesin nitelikte olduğu, karara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz yolunun mevcut olmadığı, davalılarca da tahkim kararının tenfizinin mümkün olmadığına ilişkin herhangi bir itiraz veya savunmada bulunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüyle Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Amerikan Tahkim Kurulu'nun 03.01.2019 tarih ve 01-18-0000-1845 sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) gereğince teminat göstermekle yükümlü olduğunu, ancak davacı tarafından yatırılan herhangi bir teminat bulunmadığını, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi) V inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, aleyhine karar verilen tarafın usulüne uygun olarak tahkim bildirimi almaması veya davada hazır bulunmaması şartının gerçekleşmediğini, yine müvekkilinin yokluğunda yapılan tahkim yargılaması sonucunda verilen kararın 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan düzenlemeye açıkça aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve tenfiz talep edenin Amerika Birleşik Devletleri uyruklu şirket olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve Türkiye'de tescilli tüzel kişilerin dava açmaları halinde teminat göstermeye veya herhangi bir ek yükümlülüğe tabi olmadığı, yabancılara dava açma konusunda kendi vatandaşlarından farklı bir prosedür uygulanmadığı, teminat konusunda fiili karşılıklılığın bulunduğu, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nin New York Sözleşmesine taraf olduğu, hakem kararının tenfizi bakımından New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, tenfizi engelleyen hallerin New York Sözleşmesinin V inci maddesinde düzenlendiği, bu şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesince re'sen dikkate alınması gerektiği, diğer şartların ise taraflarca iddia ve ispatının gerektiği, hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması ve hakem kararının kamu düzenine aykırı olmamasının re'sen;
tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, hakem kararının tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması halinin ise taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri olduğu, somut olayda 03.01.2019 tarihli hakem kararının tenfizinin talep edildiği, taraflar arasında düzenlenen 30.01.2015 tarihinde tadil edilen 28.08.2014 tarihli "Münhasır Distribütörlük Sözleşmesi'nin" 18 inci maddesinde, sözleşmeyle ilgili olarak ortaya çıkacak herhangi bir talep veya ihtilafın, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi'nin uluslararası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacağının, hakem sayısının üç, tahkim yerinin Atlanta Georgia ABD olacağının, tahkimin İngilizce dilinde yürütülerek karara bağlanacağının kararlaştırıldığı, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Tahkim Kuralları'nın 10 uncu maddesinde bildirimlerin posta, kurye, faks veya başkaca elektronik yollarla yapılabileceğinin düzenlendiği, anılan hakem kararında da belirtildiği üzere tahkim yargılaması sırasında taraflara usulüne uygun olarak tüm bildirimlerin yapıldığı ancak savunma hakkını kullanmadıkları, davalı vekilinin savunma hakkı tanınmadığı iddialarını kanıtlayamadığı, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları usule göre yargılama yapıldığı, tahkime konu ticari ilişki dikkate alındığında verilen kararın Türk hukukuna göre tahkim yoluyla çözümü mümkün bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu, tenfizi istenen hakem kararının kamu düzenine aykırı olmadığı, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Uluslararası Tahkim Kuralları'nın 30 uncu maddesi gereğince tahkim kararının nihai ve bağlayıcı nitelikte olduğu, karara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz yolunun mevcut olmadığı, New York Sözleşmesinin V inci maddesinde düzenlenen tenfiz koşullarının gerçekleştiği, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Amerikan Tahkim Kurulu'nun 03.01.2019 tarih ve 01-18-0000-1845 sayılı kararının tenfizinin mümkün olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile 60 ila 63 üncü maddeleri.
3. New York Sözleşmesi'nin V inci maddesi.
3. Değerlendirme
Yabancı hakem kararları ve mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Dava, yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkin olup, 5718 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları hakkında tenfiz kararı verilmesi mümkündür. Anılan Kanun'un “Dilekçe ve İnceleme Usulü” başlığını taşıyan 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde tenfiz isteyen tarafın hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğini de dilekçesine eklemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı hakem kararının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, Mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
Hal böyle olmakla birlikte, Mahkemece tenfizi istenen Uluslararası İhtilaf Çözüm Merkezi Amerikan Tahkim Kurulu kurallarında verilen kararın nihai mahiyette olduğunun belirtilmiş olduğuyla yetinilerek kararın kesin olduğuna kanaat edilmiş ise de tenfizi istenen kararın Kanun'un aradı anlamda kesin olduğundan mutlak bir şekilde bahsedebilmek eldeki veriler ışığında mümkün değildir. Şu halde Mahkemece gerekirse tenfizi istenen kararın verildiği tahkim merkezi kuralları hususunda yetkinliğe sahip bir bilirkişiden rapor da alınarak, tenfizi istenen hakem kararının kesin ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan tenfize karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051323200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz