6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3392 E. 2024/2198 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '3 ay', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen inceleme borç üstlenimi hak arama özgürlüğü banka sorumluluğu intifa hakkı kanuna karşı hile adil yargılanma hakkı güveni kötüye kullanma uzamış ceza zamanaşımı i̇i̇k 167 husumet itirazı zamanaşımı başlangıcı ceza zamanaşımı müktesep hak 3095 sayılı kanun hile mevduat hesabı feri müdahil rehin maddi hata 818 sayılı borçlar kanunu ikrar eş rızası hakkaniyet zamanaşımı def'i muacceliyet derdestlik hisse devir sözleşmesi dolandırıcılık yenileme def'i sebepsiz zenginleşme tüzel kişilik hak düşürücü süre alacak davası vade kefil içtihadı birleştirme kararı fer'i müdahil temerrüt faizi iş mahkemesi görev alanı havale terkin dava sebebi cy/cy kaydı karar verilmesine yer olmadığına temerrüt zamanaşımı ibraz kesin hüküm husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TCK · TBK — TBK 154 · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 68, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 818 sayılı Kanun'un 41, 55 ve 60, 128, 133 maddeleri,

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 72,122, 154 maddeleri.

4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesi.

5. 6762 sayılı mülga Kanun'un 321, 336 ncı maddeleri

6.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı.

3. Değerlendirme

Dava, davacının davalı ...Ş.'nin külli halefi olduğu Egebank A.Ş'de bulunan mevduatının davacının iradesinin fesada uğratılarak Off-Shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak davası olup, Mahkemece davanın reddine dair verilen 13.04.2016 tarihli ve 2014/713 E., 2016/343 K. sayılı karar Dairemizin 24.05.2018 tarihli ve 2016/10080 E., 2018/3902 K. sayılı ilamı ile yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmuş, bozma kararına karşı davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin karar düzeltme talepleri kabul edilerek, davanın paranın yatırıldığı 10 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açılmış olması sebebiyle reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemizin 24.05.2018 tarihli bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece son bozmaya uyularak davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı, aynı yıl paranın Off-Shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2014 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş ise de, davalı ...Ş ve fer'i müdahil ...'nin karar düzeltme dilekçelerinde zamanaşımı def'i yer almamış, hak düşürücü süre itirazları sehven zamanaşımı itirazı olarak değerlendirilmiş ve davanın zamanaşımından reddi gerektiği yönündeki karar düzeltme talebinin kabulü gerekçesi maddi hataya dayalıdır. Maddi hataya dayalı bozmaya uyulması davalı yararına usulü müktesep hak teşkil etmez. Mahkemece Dairemizin 24.05.2018 tarihli bozma kararı doğrultusunda davanın esası hakkında inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10080 E. 2018/3902 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10310 E. 2012/14406 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2968 E. 2011/6709 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1487 E. 2019/6962 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11035 E. 2012/18787 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15163 E. 2012/20399 K.

    Ortak:Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3392 E.  ,  2024/2198 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/38 Esas, 2023/199 K.

FER'Î MÜDAHİLLER :

1. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (...) vekili Avukat ...

2. ... (OYAK) vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ 18.09.2014

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Egebank A.Ş. Altunizade Şubesine 20.10.1999 tarihinde, 130.565,00 USD mevduatını vadeli olarak yatırdığını, 21.12.1999 tarihinde Egebank'ın BDDK tarafından bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak yönetiminin ...'ye devredildiğini, müvekkilinin mevduatının Egebank Off-Shore Ltd. adlı banka hesabına aktarılmış olması ve off-shore mevduatlarının sigorta kapsamı dışında olması gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, Egebank'ın Egebank Off Shore Ltd'yi kurarak mevduat sahiplerini dolandırdığını, kanuna karşı hile yoluna başvurduğunu, müvekkilinin off-shore bankacılığını bilmediği için ve bankaların isim benzerliğinden dolayı talimatları imzaladığını, bankanın güveni kötüye kullandığını, müşteriyi kasten yanlış yönlendirdiğini ve müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, 130.565,00 USD'nin paranın bankaya yatırıldığı tarih olan 20.10.1999 tarihinden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/A maddesi gereği faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.

2.Fer'i müdahil ... vekili dilekçesinde; müvekkili ile Egebank Off Shore Ltd.nin farklı tüzel kişilikleri haiz olduğunu, husumet itirazlarının olduğunu, Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/5 esasına kayden açılmış ve kesinleşmiş davadan dolayı derdestlik itirazlarının olduğunu, dava konusu alacak ile ilgili olarak İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/150 esasına kayden açılan dava atiye bırakılıp 3 ay içinde yenilenmediğinden bu alacak ile ilgili dava açılamayacağını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, davacının yanıltılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kendi eylemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Fer'i müdahil OYAK vekili dilekçesinde; müvekkili Kurumun ...'nin borçlarını üstlenmediğini, hisse devir sözleşmesinin ... ile ING Bank arasında imzalandığını, husumet ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen (Birinci) Karar

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 13.04.2016 tarihli ve 2014/713, 2016/343 K. sayılı karar ile davacının fotokopisini sunduğu Egebank Off Shore Ltd. tarafından tanzim edilmiş hesap cüzdanında, 20.10.1999 tarihinde, 33 gün vadeli, 130.565,00 USD tutarlı mevduatın Egebank A.Ş. tarafından Egebank Off Shore Ltd. hesaplarına gönderilmesine ilişkin herhangi bir muhasebesel kaydın banka kayıtlarında görülemediği ve bu nedenle davacının talebi konusunda bankada yeterli kayıt bulunamadığı, zamanaşımı ve kesin hüküm itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Talebi Üzerine Verilen Bozma Kararı

Dairemizin 24.05.2018 tarihli ve 2016/10080 E, 2018/3902 K. sayılı kararında davacı tarafça dava dilekçesine ekli ibraz edilen Egebank Off Shore Ltd'ye ait hesap cüzdanı sureti uyarınca 130.565,00 USD'nin vadeli olarak yatırıldığı, daha önce davacı tarafından İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/150 E. sayılı dosyasında 130.565,00 USD ve 142.928,91 USD olmak üzere yatırılan toplam 273.492,91 USD'nin tahsili için dava açıldığı, işbu dosya ile birleştirilen 2012/151 E. sayılı dosyada 108.431,11 TL, 2012/152 E. sayılı dosyada ise, 133.654,97 TL'nin tahsilinin istenildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl dava atiye terk edildiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davalarda ise davaların kabulüne karar verildiği, derecattan geçerek kesinleştiği, yine davacı tarafından İstanbul 11.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/167 E. sayılı dosyası üzerinden görülen asıl ve birleşen davada, 37.000,00 TL ve 200.000 USD’nin tahsilinin talep edildiği, davaların kabulüne dair kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davalı ...Ş. vekili ile ... vekilinin 2012/150 E. sayılı dosyaya ibraz etmiş olduğu 10.09.2012 havale tarihli dilekçe ile ''....hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucunda ...'in Egebank Altunizade Şubesi nezdinde bulunan USD vadesiz döviz tevdiat hesabından 330.565,00 USD'nin 18.10.1999 tarihinde Egebank Off Shore hesaplarına havale edildiği, havale edilen mevduatların dava dilekçesi ekinde sunulan hesap cüzdanlarından anlaşıldığı üzere 130.565,00 USD ve 200.000,00 USD olmak üzere Egebank Off Shore nezdinde iki hesap açıldığı, dava konusu 130.565 USD off shore vadeli mevduatının Egebank iç yazışma formundan ve hesap cüzdanından da belirlendiği üzere 21.11.1999 tarihinde vadesinin dolduğu, vadesi dolan 130.565 USD tutarındaki hesaba ilave edilmek üzere, Egebank nezdindeki ...’e ait USD cinsi vadesiz döviz tevdiat hesabından 21.11.1999 tarihinde 9.412,78 USD daha ilave edildiği, böylece 20.10.1999 tarihinde yapılan 130.565,00 USD havale tutarı, Egebank Off Shore tarafından 21.11.1999 tarihinde kadar işletilen faiz tutarı ve 21.11.1999 tarihinde yapılan havale tutarı 9.412,78 USD’nin toplam 142.928,91 USD’ye ulaştığı anlaşılmış olup, dava dilekçesinde belirtildiği gibi Egebank hesaplarından Egebank Off Shore hesaplarına havale edilen tutarın 273.493,91 USD değil, 130.565 USD ve 9.412,78 USD olmak üzere toplam 139.977,78 USD olduğu anlaşılmıştır...” şeklinde beyanlarda bulunulduğu, Ege Off Shore Ltd.

hesap açma bilgileri uyarınca davacı tarafından 18.10.1999 tarihinde 130.565,00 USD ve 200.000,00 USD vadeli hesapların açıldığı, Egebank hareketleri görüntüleme ekran suretinden ve yine Egebank A.Ş’ye ait hesap ekstrelerinden 330.565,00 USD’nin off-shore hesabına aktarıldığının tespit edildiği, İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/150 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda 18.10.1999 tarihinde davacı adına 330.565,00 USD tutarlı bir havale olduğunun bildirildiği, davalı tarafça yukarıda belirtildiği üzere 10.09.2012 havale tarihli dilekçe ile dava konusu yapılan miktarda paranın bankaya yatırıldığı ve off-shore hesaplara havale edildiğinin kabul edildiği, yargılama sırasında da paranın bankaya yatırılmadığına ve ayrıca davacıya ödeme yapıldığına dair bir savunmada bulunulmadığı, davacı tarafça banka hesabına yatırılan ve işbu dava konusu 130.565,00 USD ile birlikte 330.565,00 USD olarak havale edildiği iddia edilen 200.000,00 USD‘lik hesaba yönelik davanın da aşamalardan geçerek kesinleştiğinin anlaşılması karşısında yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiş, davalı vekili ve fer'i müdahil ...

vekili tarafından bozma ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

C. Karar Düzeltme Talebi Üzerine Verilen Bozma Kararı

Dairemizin 31.10.2022 tarihli ve 2018/5472 E., 2022/7528 K. sayılı kararında; "Dairemizin 29.01.2020 tarihli ve 2020/108 sayılı yazısı ile; Dairemizin görev alanı itibariyle bakmakta olduğu çeşitli Türk bankalarındaki mevduat hesaplarının, sahiplerinin rızası veya bilgisi dışında veyahut da banka yönetici ve çalışanlarının (örgütlü dolandırıcılık teşkil ettiği ceza mahkemesi kararları ile saptanan) teşvik ve çabaları sonucunda yurt dışında faaliyet gösteren off shore bankalarındaki hesaplara aktarıldığı iddiası ile Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine açılan alacak davalarında ilk olarak off shore bankalarına karşı dava açılmasının gerekli olduğu, oradan sonuç alınamaması hâlinde aktarma işlemini yapan Türk bankalarına dava açılabileceğine karar verildiği, daha sonraki süreçte ise davaya konu off shore bankalarının mevduat hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının hâkim ortakları tarafından kurulan ve mal varlığı bulunmayan paravan şirketler olduğunun saptandığı, bunun üzerine Dairemizce ortak mevduat hesaplarının açıldığı (ve aktarma işleminin yapıldığı) Türk bankaları (ve yöneticileri) aleyhine anılan iddialar ile ilgili dava açılabileceği ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının (ve yöneticilerinin) mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41 ve 55 inci maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 ve 336 ncı maddeleri gereğince sorumlu oldukları sonucuna varıldığı, bu davalarda zamanaşımıyla ilgili olarak ise zararın doğumunun esas alındığı, bu kapsamda bazı kararlarda off shore bankaları aleyhine yasal işlem yapılmasından sonra zararın doğacağının, bazı kararlarda hesabı açan ve aktarma işlemini yapan Türk bankalarının yönetici ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak dolandırdıklarının anlaşılması nedeniyle paranın off shore bankalarından tahsil edilemediği anda zararın doğacağının ve bazı kararlarda ise paranın off shore bankalarından tahsil edilme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anda zararın doğacağının belirtildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin de bu tarihlerde başlayacak olması nedeniyle zamanaşımı def’inin reddedilmesi gerektiğine karar verildiği, ancak son zamanlarda bu tür davalarda zamanaşımının başlangıcı konusunda değişik görüşlerin ortaya çıktığı ve sayı itibariyle bir görüş üzerinde karar vermeye yeter çoğunluk sağlanamadığı, öte yandan Dairemizin yukarıda belirtilen zamanaşımı başlangıcı ile ilgili değerlendirmesinin değişmesi gerektiği konusunda da çoğunluk görüşünün oluşması sebebiyle Yargıtay Kanunu’nun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereği bu tür davalarda zamanaşımı başlangıcının hangi tarih olması gerektiği hususunda içtihadın birleştirilmesinin talep edildiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (YİBHGK) 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K.

sayılı kararı ile (İBK kararı) neticeten mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verildiği, İBK kararı gereği, mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, feri müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması, dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2014 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, bu itibarla davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Dairemizin 24.05.2018 tarih, 2016/10080 E., 2018/3902 K.

sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Verilen Temyize Konu Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın zaman aşımından reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımının def'i olup re'sen incelenemeyeceğini, bozma ilamında davalı tarafça zaman aşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa bile fer'i müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılabileceğinin belirtildiğini ancak davanın reddine dayanak bozma ilamı ile ilgili olarak davalı vekilinin ve fer'i müdahilin karar düzeltme dilekçesinde zamanaşımı ile ilgili herhangi bir itiraz sebebinin bulunmadığını, oluşan zararın önemli bir kısmının denetim görevini yeterinde yerine getirmeyen BDDK'dan kaynaklandığını, bozma gerekçesinin ve İBK kararının hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına, mülkiyet hakkına, hak arama özgürlüğüne, dosya maddi gerçeklerine aykırı olduğunu, kanunların aleyhe olan hükümlerinin geriye yürümezliği ilkesinin kanun koyucu tarafından dahi ihlal edilemeyeceği kuralı gereği İBK kararının hak ihlaline sebep olması nedeniyle uygulanamayacağını, İBK kararında benimsenen 10 yıllık zamanaşımı başlangıcının toptancı bir yaklaşım olduğunu, somut olayda zamanaşımını kesen sebeplerin olup olmadığı, zamanaşımının ne zaman başladığı tartışılmaksızın doğrudan bozma kararı ve bozma gerekçesine göre de temyize konu kararın verildiğini, ancak bozma ilamında yerel mahkemeye bu hususları tartışması için yol gösterilmesi gerektiğini, İNG Bank sorumluluğunun ...

tarafından üstlenilmiş olduğu, ...'nin bu sorumluluğu gerekçe göstererek sorumluluğunda bulunan off shore mevduat alacaklarını tüm faizleri ile esas sorumlu banka sahiplerinden tahsil etmiş olduğunu, bu tahsilatın önemli bir kısmı açılan davalar nedeniyle mevduat sahiplerine icra yoluyla ödenmişken geri kalanının zaman aşımı nedeniyle reddinin ...'nin sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, 2009 öncesi açılan davaların erken, 2009'dan sonra açılan davaların geç kalmış davalar olduğu, bu şekilde müvekkilinin hak arama özgürlüğünün ve etkili başvuru haklarının elinden alındığını, ...'nin banka sahiplerinden tahsilat yapıp bankaları OYAK grubuna devrederken borçları üstlenmesinden sonra zamanaşımı def'in de bulunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, bozma kararında zaman aşımını kesen ve durduran sebeplerin tartışılmadığını, Egebank A.Ş.

yöneticileri hakkında açılan ceza davasının derdest olduğunu, bu ceza mahkemesine müracaatle şahsi haklarının hüküm altına alınabilmesi hakkı bulunan müvekkilinin açtığı tazminat davasının zamanaşımından reddinin doğru olmadığını, 818 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının (5) inci bendi uyarınca borçlunun alacak üzerinde intifa hakkını haiz olduğu müddetçe müruru zamanın cereyan etmeyeceği hükmünün tartışılmadığını, alacağın bir Türk Mahkemesi huzurunda iddia etme imkânı olmadığı müddetçe müruru zamanın cereyan etmeyeceği hükmünün de tartışılmadığını, İBK kararına göre zamanaşımının işlemekte olduğu dönemlerde müvekkilinin Türk Mahkemelerinde dava açma hakkının bulunmadığını, bu sebeple reddedilip kesinleşmiş yüzlerce dava dosyası varken müvekkilinin sanki dava açma ve sonuç elde etme imkanı varmış gibi kendi kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle dava açmamış oluşunun davanın zamanaşımı gerekçesi ile reddine mesnet gösterilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 818 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinde yer alan borçlunun borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde müruru zaman kat edilmiş olur şeklindeki hükmünün tartışılmadığını, ...'nin ilgili bankalara el koymak, bu borçların tahsili için ilgili banka yöneticileri ile anlaşmalar yapmak, paraları bu kişilerden tahsil etmek ve bankaları devrederken de borçları üstlenmek suretiyle borcun kabul ve ikrarı mahiyetinde davranışları ile mudilerde alabileceklerini tahsil edebilecekleri beklentisinin oluşturulduğunu, zamanaşımının 818 sayılı Kanun'un 128 inci maddesine göre alacağın muaccel olacağı tarihten başlayacağını, borcun muaccel olması için talep edilebilirlik yeterli olmayıp alacağın elde edilmesine yönelik engellerin de ortadan kalkmış olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 68, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 818 sayılı Kanun'un 41, 55 ve 60, 128, 133 maddeleri,

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 72,122, 154 maddeleri.

4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesi.

5. 6762 sayılı mülga Kanun'un 321, 336 ncı maddeleri

6.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı.

3. Değerlendirme

Dava, davacının davalı ...Ş.'nin külli halefi olduğu Egebank A.Ş'de bulunan mevduatının davacının iradesinin fesada uğratılarak Off-Shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak davası olup, Mahkemece davanın reddine dair verilen 13.04.2016 tarihli ve 2014/713 E., 2016/343 K. sayılı karar Dairemizin 24.05.2018 tarihli ve 2016/10080 E., 2018/3902 K. sayılı ilamı ile yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmuş, bozma kararına karşı davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin karar düzeltme talepleri kabul edilerek, davanın paranın yatırıldığı 10 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açılmış olması sebebiyle reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemizin 24.05.2018 tarihli bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece son bozmaya uyularak davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı, aynı yıl paranın Off-Shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2014 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş ise de, davalı ...Ş ve fer'i müdahil ...'nin karar düzeltme dilekçelerinde zamanaşımı def'i yer almamış, hak düşürücü süre itirazları sehven zamanaşımı itirazı olarak değerlendirilmiş ve davanın zamanaşımından reddi gerektiği yönündeki karar düzeltme talebinin kabulü gerekçesi maddi hataya dayalıdır. Maddi hataya dayalı bozmaya uyulması davalı yararına usulü müktesep hak teşkil etmez. Mahkemece Dairemizin 24.05.2018 tarihli bozma kararı doğrultusunda davanın esası hakkında inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051252700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.