6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2462 E. 2024/2121 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal tedarik sözleşmesi tedarik sözleşmesi seçim hakkı zararın ispatı kar kaybı kazanç kaybı yoksun kalınan kâr delil tespiti ticari defter ve kayıtlar tasdik kararı direnme kararı 818 sayılı borçlar kanunu reeskont faizi marka hakkına tecavüz kâr kaybı kâr dağıtımı bilirkişi incelemesi limited şirket maddi ve manevi tazminat ticari defter ıslah taşıyan dosya masrafı maddi tazminat ilan cy/cy kaydı haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi avans faizi ibraz e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 99 · HMK · BK — BK 42

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 16.02.2012 tarihli ve 2007/207 E., 2012/36 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça yapılan üretime ilişkin olarak ele geçirilen ambalajlar üzerinde davacıya ait markanın çok benzerinin kullanıldığı ve bu hali ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet mahiyetinde olduğu, her ne kadar bilirkişiler tarafından davacı tarafça talep edilen maddi tazminata ilişkin olarak net bir tespitin yapılamadığı, bu nedenle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereğince takdiren maddi ve manevi tazminata karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 08.11.2013 tarihli ve 2012/17744 E., 2013/19991 K. sayılı ilamı ile “…Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana makarnacılık faaliyeti ile meşgul, İtalya’da kurulu bir şirket olduğunu, müvekkili adına TPE nezdinde ve yurtdışında tescilli markaların bulunduğunu, davalının ise müvekkilinin markasını taklit ederek üretim yaptığını, ürettiği makarnaları Afrika ülkelerine sattığını, davalının eylemi nedeniyle müvekkilinin Afrika ülkelerine gerçekleştirdiği satışın düştüğünü ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 25.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 69.836,31 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin mal tedarik sözleşmesi yaptığı Tanzanya firmasına fason üretim yaptığını, üretimin ilgili firmanın tescilli markasına dayalı olarak gerçekleştirildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça, mal tedarik sözleşmesi yaptığı şirkete ait marka kaydı örnekleri sunulmuşsa da buna ilişkin geçerli bir belgenin ibraz edilmediği, davalı tarafça yapılan üretime ilişkin olarak ele geçirilen ambalajlar üzerinde davacıya ait markanın çok benzerinin kullanıldığı ve bu hali ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet mahiyetinde olduğu, her ne kadar bilirkişiler tarafından davacı tarafça talep edilen tazminata yönelik hesaplamalar yapılmışsa da maddi tazminata ilişkin olarak net bir tespitin yapılamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 15.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece davacının zararının net şekilde ortaya konulamadığı ve bu kapsamda hesaplamanın BK’nun 42. maddesi kapsamında yapılmasının gerektiği belirtilerek bu yönde hüküm kurulmuşsa da, dosya içeriği itibari ile davacının zararının ve talep edebileceği maddi tazminatın saptanmasına esas olabilecek pek çok verinin bulunduğu, davalı işyerinde çok sayıda ürün ambalajının ele geçirildiği, bu yönde davalı tarafça sunulan ambalaj faturalarının bulunduğu ve ambalajların arka yüzünde satış yapılan şirketin isminin yer aldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gümrük kayıtlarında davalı tarafından satışı gerçekleştirilen ürünlere yönelik detaylı ve ayırt edici bilgi tespit edilememişse de, dosya içindeki mevcut diğer bilgi ve belgeler kapsamında, bilirkişiler tarafından davalı tarafça yapılan satışlara ilişkin olarak somut verilere dayalı şekilde tazminat hesabının yapılmış olması nedeniyle, mahkemece dosya içinde yer alan bu bilgiler kapsamında davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile BK’nun 42. maddesi kapsamında hesaplama yapılması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.… ” gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 17.04.2014 tarih 2014/4221 E. 2014/7599 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin 23.09.2014 tarihli 2014/140 E., 2014/223 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

D.Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

E.Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarih, 2017/11-66 E., 2019/480 K. sayılı ilâmı ile taraf vekillerince dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile mahkemece getirtilen bilgi ve belgelerden davacının yoksun kaldığı kazancının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince hesaplanmasına esas olabilecek pek çok verinin bulunduğu, bu nedenle sadece zararın gerçek miktarını ispat etmenin mümkün olmadığı hâllerde başvurulabilecek olan 818 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.

F.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ve davacının 2006 ve 2007 yılları ihracaat satış tablosuna ilişkin olarak bozma öncesi alınan 04.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketinde Tanzanya ülkesine ait 2006 ve 2007 yıllarına ait satış listesi, fiili ihracaat miktarı ve elde etikleri gelir denetime uygun şekilde incelenmiş olduğundan tazminat miktarını 64.256,40 USD olarak hesaplandığı, bozma sonrasında alınan ve hükme dayanak yapılan 28.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tarafların İhracat değeri (USD), İhracat değeri (Türk Lirası), Miktar (ton), Davacının 1 ton satış kârı üzerinden hesaplama yapıldığı, davalının 2006 ve 2007 yevmiye envanter defterinde kapanış tasdikleri bulunmaması nedeniyle ispat yükümünü yitirmiş olduğu, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davacı adına tescilli markaya tecavüzden doğan yoksun kalınan kazanç tutarının 64.256,40 USD olduğunun tespit edildiği, ıslah ile talep edilen maddi tazminat miktarının kabul edildiği, toplanan delillere göre aynı alanda faaliyet gösteren davacının da Afrika kıtası ve Tanzanya ülkesine ihracat yaptığı, davalının davacı adına tescilli "SANTA LUCİA + ŞEKİL" markasını, hiçbir tescilli hakka dayanmaksızın, aynı emtia (makarna) ürünleri üzerinde "NEW SANTA LUCIA" ibaresi ile kullandığı, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma safhasında iş yerinde ele geçirilen makarna ambalajlarının da aynı markanın ele geçtiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle eylemin tespiti ile men ve re'fine, "Santa Lucia" markasını taşıyan ürünlerin satışının, dağıtımının, ihracatının ve ithalatının engellenmesine, "Santa Lucia" ibaresi ile üretilen taklit makarna ambalajı bulunduğu taktirde bu ürünler ile varsa tanıtım araçlarının toplatılarak imhasına, 64.256.40 USD maddi tazminatın ödeme tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihininden itibaren işletilecek işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatta fazlaya dair talep ile ticaretten men talebinin reddine, karar kesinleştiğinde özetinin, masrafı davalıdan alınmak suretiyle ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde bir kez ilanına karar karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava açılmadan önce delil tespiti amacı ile müvekkil şirketin iş yerinde tespit yaptırılmış olup yaptırılan tespitte müvekkil şirketin fason üretim için yaptırdığı toplam 6.052 kg ambalaj malzemesinin tamamının müvekkile ait iş yerinde bulunduğu tespit edildiğini, yaptırılan ambalaj malzemesinin tamamının müvekkilinin iş yerinde mevcut olması müvekkili tarafından henüz üzerinde “new santa lucia" yazılı ambalaj malzemesini kullanmak sureti ile ihracat yapılmadığını ispatladığını, davacı tarafından yargılama sırasında, dava açılmadan önce müvekkili tarafından “new santa lucia" markası adı altında makarna ihracatı yapıldığına ilişkin tek bir delilin ibraz edilemediğini, davacının tek delili, müvekkilinin iş yerindeki tespit tutanağı olduğunu, Mahkemece gerek Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne yazdığı müzekkereye verilen cevapta ve gerekse yapılan bilirkişi incelemesi ile “new santa lucia" markası adı altında müvekkili tarafından makarna ihracatı yapıldığının tespit edilediğini, müvekkil tarafından ihracat yapılmadığı için davacının bir kazanç kaybı söz konusu olmadığını, davacı taraf 2007 yılında Tanzanya ülkesine makarna satışının durduğunu iddia ederek dava açmış olmasına rağmen bilirkişiler müvekkili tarafından 2006 yılında yapılan tüm ihracatları da hesaplamada nazara alarak tazminat hesabı yaptığını, yine tazminat hesabında 2007 yılında Tanzanya dışında diğer ülkelere müvekkil firma tarafından kendi markası adı altında yaptığı ihracatlar da mevcut tazminat hesabında nazara alınmadığını, bilirkişi raporlarına bu yönden itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazlar incelenmeden Mahkemece tarafından reddedildiğini, Yargıtay Genel Hukuk Kurulu tarafından verilen 18.04.2019 tarihli, 2017/11-66 E., 2019/480 K. sayılı kararda göre özetle; davacının yoksun kalan kazancının uzman hesap bilirkişileri vasıtasıyla 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi maddesi gereğince hesaplatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi maddesinde marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre hesaplama yapılmasının düzenlendiğini, ancak dosya kapsamında yapılan tüm hesaplamalar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine istinaden hesaplama yapıldığını dolayısıyla zarara uğradığını iddia eden davalı taraf uğradığı zararı ispat etmesi gerektiğini, bu hesaplamamanın yapılabilmesi ise ancak davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi ile mümkün olacağını, davacı taraf kendi ticari defter ve kayıtlarına dayanmamış olduğu gibi bunları da mahkemeye ibraz etmemiş olduğundan bunların delil olma niteliği de bulunmadığını, bilirkişiler tarafından tanzim edilen 28.01.2022 tarihli rapor müvekkil firmanın Tanzanya ülkesine yaptığı tüm satışlarının “New Santa Lucıa” markalı ürün gibi değerlendirilmiş hiçbir hesaplama ve değerlendirme yapılmadan 04.05.2010 tarihinde bilirkişi rapordaki hesaplamalar dikkate alınmak suretiyle 66.256,40 USD yoksun kalınan zarar hesaplandığını, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde açıkça belirtildiği üzere yapılan hesaplamaların davacı firmanın defter kayıtları üzerinden uğradığı zararın hesaplatılması gerektiğini, Mahkeme tarafından 64.256,50 USD'nin ödeme tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ancak 64.256,50 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığının müvekkil firmadan tahsiline karar verilmesi gerekeceğini, tüketicinin adını dahi duymadığı bir makarna markası ile ilgili mahkeme ilamının gazetede yayınlanması sadece müvekkile maddi bir yük getirecekğini, müvekkilinin hiçbir şekilde davacının markası adı altında bir ihracat yapmadığından, yine kendi markası adı altında yaptığı ihracatlar nedeni ile de bir kazanç elde etmediğinden ve davacı davasını ispat edemediğinden açılan davanın reddi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi, (6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi).

3. Değerlendirme

1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi, (6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.

3. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde 500.000,00 USD maddi ve manevi zararının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi zararını talep etmiş, 13.07.2010 dilekçesi ile maddi tazminat talebini 64.256,40 USD olarak ıslah etmiştir.

4. Davacı dava dilekçesi ile seçimlik hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez. Bu durumda Mahkemece, davalıdan tahsiline karar verilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4415 E. 2024/8757 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5135 E. 2015/12326 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2462 E.  ,  2024/2121 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2020/148 Esas, 2022/226 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne kabulüne verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.

Direnme kararının taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarih, 2017/11-66 E., 2019/480 K. sayılı ilâmı ile direnme kararı bozulmuştur.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İtalya'da mukim makarna üreticiliği geçmişi bulunan, köklü ve güçlü bir şirket olduğunu ve ihracat faaliyetlerini ağırlıklı olarak Afrika kıtası ülkelerinde yoğunlaştırdığını, müvekkilinin dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de tescilli “SANTA LUCİA+Şekil” ibareli markasının bulunduğunu, üretimlerinde özellikle uluslararası makarna piyasasında çok tanınan “SANTA LUCİA+Şekil” markasıyla faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ayrıca Türkiye’de de bazı şirketlere fason makarna üretim yaptırarak Tanzanya’ya “SANTA LUCİA+Şekil” ibareli marka ile ihracat yaptığını, müvekkilinin Ocak 2007 itibariyle Tanzanya'ya yapılan satışlarının bir anda kesildiğini ve davalının müvekkili markasını kullanarak bu ülkeye ihracat yaptığının ortaya çıktığını, bu hususun Gaziantep 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/93 D. İş. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının müvekkili adına tescilli "SANTA LUCİA+şekil" markasını hiçbir hakka dayanmaksızın taklit ederek makarna ürünleri üzerinde kullanmasının müvekkilinin haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, tazminatın hesaplanmasında davalının eylemi sonucunda müvekkilinin uğradığı zarar, kar kaybı, ileriye dönük elde edilecek faydalardaki azalmalar ve itibar kaybının göz önünde bulundurulmasını talep etmiş, 13.07.2010 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 64.256,40 USD olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "OBA" ibareli tanınmış markalar ile makarna sektöründe faaliyet gösterdiğini, “NEW SANTA LUCİA+Şekil” ibareli markanın Tanzanya’da mukim First Choice Industries Limited şirketine ait olduğunu, müvekkilinin adı geçen şirket ile “NEW SANTA LUCİA+Şekil” markası adı altında fason makarna üretimi yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, kullanılan ambalaj tasarımının da Tanzanya'daki First Choice Industries Limited Şirketi tarafından tasarlandığını, davacı taleplerinin yersiz ve istenilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Mahkemece Verilen ilk Karar

Mahkemece 16.02.2012 tarihli ve 2007/207 E., 2012/36 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça yapılan üretime ilişkin olarak ele geçirilen ambalajlar üzerinde davacıya ait markanın çok benzerinin kullanıldığı ve bu hali ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet mahiyetinde olduğu, her ne kadar bilirkişiler tarafından davacı tarafça talep edilen maddi tazminata ilişkin olarak net bir tespitin yapılamadığı, bu nedenle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereğince takdiren maddi ve manevi tazminata karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 08.11.2013 tarihli ve 2012/17744 E., 2013/19991 K. sayılı ilamı ile “…Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana makarnacılık faaliyeti ile meşgul, İtalya’da kurulu bir şirket olduğunu, müvekkili adına TPE nezdinde ve yurtdışında tescilli markaların bulunduğunu, davalının ise müvekkilinin markasını taklit ederek üretim yaptığını, ürettiği makarnaları Afrika ülkelerine sattığını, davalının eylemi nedeniyle müvekkilinin Afrika ülkelerine gerçekleştirdiği satışın düştüğünü ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 25.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 69.836,31 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin mal tedarik sözleşmesi yaptığı Tanzanya firmasına fason üretim yaptığını, üretimin ilgili firmanın tescilli markasına dayalı olarak gerçekleştirildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça, mal tedarik sözleşmesi yaptığı şirkete ait marka kaydı örnekleri sunulmuşsa da buna ilişkin geçerli bir belgenin ibraz edilmediği, davalı tarafça yapılan üretime ilişkin olarak ele geçirilen ambalajlar üzerinde davacıya ait markanın çok benzerinin kullanıldığı ve bu hali ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet mahiyetinde olduğu, her ne kadar bilirkişiler tarafından davacı tarafça talep edilen tazminata yönelik hesaplamalar yapılmışsa da maddi tazminata ilişkin olarak net bir tespitin yapılamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 15.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece davacının zararının net şekilde ortaya konulamadığı ve bu kapsamda hesaplamanın BK’nun 42. maddesi kapsamında yapılmasının gerektiği belirtilerek bu yönde hüküm kurulmuşsa da, dosya içeriği itibari ile davacının zararının ve talep edebileceği maddi tazminatın saptanmasına esas olabilecek pek çok verinin bulunduğu, davalı işyerinde çok sayıda ürün ambalajının ele geçirildiği, bu yönde davalı tarafça sunulan ambalaj faturalarının bulunduğu ve ambalajların arka yüzünde satış yapılan şirketin isminin yer aldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar gümrük kayıtlarında davalı tarafından satışı gerçekleştirilen ürünlere yönelik detaylı ve ayırt edici bilgi tespit edilememişse de, dosya içindeki mevcut diğer bilgi ve belgeler kapsamında, bilirkişiler tarafından davalı tarafça yapılan satışlara ilişkin olarak somut verilere dayalı şekilde tazminat hesabının yapılmış olması nedeniyle, mahkemece dosya içinde yer alan bu bilgiler kapsamında davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile BK’nun 42. maddesi kapsamında hesaplama yapılması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.… ” gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 17.04.2014 tarih 2014/4221 E. 2014/7599 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin 23.09.2014 tarihli 2014/140 E., 2014/223 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

D.Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

E.Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarih, 2017/11-66 E., 2019/480 K. sayılı ilâmı ile taraf vekillerince dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile mahkemece getirtilen bilgi ve belgelerden davacının yoksun kaldığı kazancının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince hesaplanmasına esas olabilecek pek çok verinin bulunduğu, bu nedenle sadece zararın gerçek miktarını ispat etmenin mümkün olmadığı hâllerde başvurulabilecek olan 818 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.

F.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ve davacının 2006 ve 2007 yılları ihracaat satış tablosuna ilişkin olarak bozma öncesi alınan 04.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketinde Tanzanya ülkesine ait 2006 ve 2007 yıllarına ait satış listesi, fiili ihracaat miktarı ve elde etikleri gelir denetime uygun şekilde incelenmiş olduğundan tazminat miktarını 64.256,40 USD olarak hesaplandığı, bozma sonrasında alınan ve hükme dayanak yapılan 28.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tarafların İhracat değeri (USD), İhracat değeri (Türk Lirası), Miktar (ton), Davacının 1 ton satış kârı üzerinden hesaplama yapıldığı, davalının 2006 ve 2007 yevmiye envanter defterinde kapanış tasdikleri bulunmaması nedeniyle ispat yükümünü yitirmiş olduğu, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davacı adına tescilli markaya tecavüzden doğan yoksun kalınan kazanç tutarının 64.256,40 USD olduğunun tespit edildiği, ıslah ile talep edilen maddi tazminat miktarının kabul edildiği, toplanan delillere göre aynı alanda faaliyet gösteren davacının da Afrika kıtası ve Tanzanya ülkesine ihracat yaptığı, davalının davacı adına tescilli "SANTA LUCİA + ŞEKİL" markasını, hiçbir tescilli hakka dayanmaksızın, aynı emtia (makarna) ürünleri üzerinde "NEW SANTA LUCIA" ibaresi ile kullandığı, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma safhasında iş yerinde ele geçirilen makarna ambalajlarının da aynı markanın ele geçtiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin davacının tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle eylemin tespiti ile men ve re'fine, "Santa Lucia" markasını taşıyan ürünlerin satışının, dağıtımının, ihracatının ve ithalatının engellenmesine, "Santa Lucia" ibaresi ile üretilen taklit makarna ambalajı bulunduğu taktirde bu ürünler ile varsa tanıtım araçlarının toplatılarak imhasına, 64.256.40 USD maddi tazminatın ödeme tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihininden itibaren işletilecek işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatta fazlaya dair talep ile ticaretten men talebinin reddine, karar kesinleştiğinde özetinin, masrafı davalıdan alınmak suretiyle ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde bir kez ilanına karar karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava açılmadan önce delil tespiti amacı ile müvekkil şirketin iş yerinde tespit yaptırılmış olup yaptırılan tespitte müvekkil şirketin fason üretim için yaptırdığı toplam 6.052 kg ambalaj malzemesinin tamamının müvekkile ait iş yerinde bulunduğu tespit edildiğini, yaptırılan ambalaj malzemesinin tamamının müvekkilinin iş yerinde mevcut olması müvekkili tarafından henüz üzerinde “new santa lucia" yazılı ambalaj malzemesini kullanmak sureti ile ihracat yapılmadığını ispatladığını, davacı tarafından yargılama sırasında, dava açılmadan önce müvekkili tarafından “new santa lucia" markası adı altında makarna ihracatı yapıldığına ilişkin tek bir delilin ibraz edilemediğini, davacının tek delili, müvekkilinin iş yerindeki tespit tutanağı olduğunu, Mahkemece gerek Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne yazdığı müzekkereye verilen cevapta ve gerekse yapılan bilirkişi incelemesi ile “new santa lucia" markası adı altında müvekkili tarafından makarna ihracatı yapıldığının tespit edilediğini, müvekkil tarafından ihracat yapılmadığı için davacının bir kazanç kaybı söz konusu olmadığını, davacı taraf 2007 yılında Tanzanya ülkesine makarna satışının durduğunu iddia ederek dava açmış olmasına rağmen bilirkişiler müvekkili tarafından 2006 yılında yapılan tüm ihracatları da hesaplamada nazara alarak tazminat hesabı yaptığını, yine tazminat hesabında 2007 yılında Tanzanya dışında diğer ülkelere müvekkil firma tarafından kendi markası adı altında yaptığı ihracatlar da mevcut tazminat hesabında nazara alınmadığını, bilirkişi raporlarına bu yönden itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazlar incelenmeden Mahkemece tarafından reddedildiğini, Yargıtay Genel Hukuk Kurulu tarafından verilen 18.04.2019 tarihli, 2017/11-66 E., 2019/480 K.

sayılı kararda göre özetle; davacının yoksun kalan kazancının uzman hesap bilirkişileri vasıtasıyla 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi maddesi gereğince hesaplatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi maddesinde marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre hesaplama yapılmasının düzenlendiğini, ancak dosya kapsamında yapılan tüm hesaplamalar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine istinaden hesaplama yapıldığını dolayısıyla zarara uğradığını iddia eden davalı taraf uğradığı zararı ispat etmesi gerektiğini, bu hesaplamamanın yapılabilmesi ise ancak davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi ile mümkün olacağını, davacı taraf kendi ticari defter ve kayıtlarına dayanmamış olduğu gibi bunları da mahkemeye ibraz etmemiş olduğundan bunların delil olma niteliği de bulunmadığını, bilirkişiler tarafından tanzim edilen 28.01.2022 tarihli rapor müvekkil firmanın Tanzanya ülkesine yaptığı tüm satışlarının “New Santa Lucıa” markalı ürün gibi değerlendirilmiş hiçbir hesaplama ve değerlendirme yapılmadan 04.05.2010 tarihinde bilirkişi rapordaki hesaplamalar dikkate alınmak suretiyle 66.256,40 USD yoksun kalınan zarar hesaplandığını, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde açıkça belirtildiği üzere yapılan hesaplamaların davacı firmanın defter kayıtları üzerinden uğradığı zararın hesaplatılması gerektiğini, Mahkeme tarafından 64.256,50 USD'nin ödeme tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ancak 64.256,50 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığının müvekkil firmadan tahsiline karar verilmesi gerekeceğini, tüketicinin adını dahi duymadığı bir makarna markası ile ilgili mahkeme ilamının gazetede yayınlanması sadece müvekkile maddi bir yük getirecekğini, müvekkilinin hiçbir şekilde davacının markası adı altında bir ihracat yapmadığından, yine kendi markası adı altında yaptığı ihracatlar nedeni ile de bir kazanç elde etmediğinden ve davacı davasını ispat edemediğinden açılan davanın reddi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi, (6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi).

3. Değerlendirme

1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi, (6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.

3. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde 500.000,00 USD maddi ve manevi zararının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi zararını talep etmiş, 13.07.2010 dilekçesi ile maddi tazminat talebini 64.256,40 USD olarak ıslah etmiştir.

4. Davacı dava dilekçesi ile seçimlik hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez. Bu durumda Mahkemece, davalıdan tahsiline karar verilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051227400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.