6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5527 E. 2024/2074 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza inkârı iyiniyetli hamil kıymetli evrak iptali ağır kusur kıymetli evrak menfi tespit davası ispat külfeti malvarlığına ilişkin dava muvazaa mükerrerlik bedelsizlik iyiniyet şikayet ikrar ciro tespit davası zayi kötü niyet tazminatı hamil keşideci bono temlik kötü niyet esastan ret iflas kötüniyet yetkisizlik kararı menfi tespit kusur yükleten (shipper) kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK · TTK — TTK 757

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2017/912 E., 2019/994 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...’ndan aldığı borç karşılığında davalıya 01.07.2014 vadeli bir adet 400.000,00 TL bedelli bono verdiğini, davalının söz konusu borç müvekkili tarafından ödenmeden önce bonoyu kaybettiği bahanesiyle müvekkilinden yeniden aynı tarihli aynı bedelde bono aldığını, borç ödenince ikinci verilen bononun geri verildiğini ancak kaybolduğu iddia edilen bono nedeniyle ... tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, şikayet üzerine başlatılan Büyükçekmece Başsavcılığı soruşturmasında ...’nun bedelsiz senedi tahsil etmek için davalı ...’a verdiğini ikrar ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bononun davacı tarafından müvekkiline borcuna mahsuben verildiğini ve borcun ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; takip konusu bononun müvekkiline davalı ... tarafından borcuna karşılık verildiğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat külfeti davacı da olduğu, bir an için ilk senedin kaybolduğu hususunun ispat edildiği kabul edilse bile, takip ve dava konusu senedin zayi olan ilk senet mi yoksa yeniden tanzimle verilen ikinci senet mi olduğunun ispatı gerektiği, kaldı ki yeniden tanzim ile verilen senedin ödenip ödenmediğinin de ispat edilemediği, diğer yandan diğer temlik eden davalı ...'ın ciro yolu ile senedi elinde bulunduran hamil olduğu ve senedin zayi olduğunu bilerek ve sırf davacıyı zararlandırma yönünde ağır kusuru veya kastı bulunduğunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, çalındığı veya kaybolduğu beyan edilen bononun esasen kaybedilmediğini, çalınmadığını, davalıların aralarında yaptıkları gizli anlaşmaya müsteniden haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhinde icra takibi yapıldığını, takip alacaklısı davalı ...’ın, takip borçlusu görünen müvekkil aleyhine her türlü malvarlığı araştırmasını talep ettiği halde, aynı takipte borçlu görünen davalıl ... hakkında herhangi bir mal varlığı araştırması talep etmediğini, bu hususun taraflar arasındaki muvazaa ilişkini gösterdiğini, davalı ...'nun tanık ...’ın da bulunduğu bir ortamda, müvekkilin tanıştırdığı bir şahıstan aldığı şirket sebebiyle zarara uğradığını ve bundan müvekkilini sorumlu tuttuğunu, bu nedenle söz konusu bedelsiz bonoyu tahsil edilmesini sağlamak üzere anlaştığı diğer davalıya verdiğini beyan ettiğini, işbu bedelsiz bonoya istinaden başlatılan takip alacağının herhangi bir bedel alınmadan, ... tarafından davalı ...'a temlik edilmesinin de davalılar arasındaki muvazaanın kanıtı olduğunu, yerel mahkemenin, 'senedin kaybedildiğine ilişkin tutanak tutulan hallerde, kaybedilen senet için yeni bir senet verildiğinin de tutanak altına alınması gerekir' şeklindeki gerekçesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece, davalı ...'nun alacaklı, müvekkilin borçlu, Süleyman Kırar'ın ise şahit olarak imza altına aldığı 30.10.2013 tarihli ve '01.07.2014 tarihli 400.000,00 TL ...'na verdiğim senedin ... tarafından kaybetmiştir. Hükümsüzdür.' şeklindeki tutanağın dikkate alınmamasının usule aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 757 nci maddesi ve devamı maddelerine göre kıymetli evrak iptali davasını açma yetkisinin hamile ait olduğunu, keşideci müvekkilin bu davayı açma hakkı bulunmadığını, müvekkilin keşideci sıfatıyla açabileceği davanın ise işbu menfi tespit davası olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Davalı ...'den aldığı borca karşılık tek bono ile borçlandığını, davalının bononun kaybolduğunu beyan ederek kendisini yanıltarak aynı miktarlı ikinci bono aldığını, davalıya olan 400.000,00 TL borcunu ödeyerek bonoyu aldığını, takibe konulan bononun ilk verdiği ve kaybolduğu belirtilen bono olduğunu" beyan etmesine rağmen, bono bedelini ödediğine ve bonoyu iade aldığına ilişkin hiçbir delil sunmadığı, ödeme iddiasının kesin delille ispatının zorunlu olduğu, ancak davacının ödeme iddiasının ispatlanamadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, takip alacaklısı ...'ın, çok büyük miktarda nakdi ve gayri nakdi malvarlığı bulunan davalı ...’ndan bu bono bedelini kolayca tahsil edilebilecek iken, bononun tahsilini yalnız müvekkilinden yapma gayretinde olduğunu, davalılar arasında muvazaalı bir ilişki bulunduğunu, davalılardan ...'nun takip konusu bononun kaybolduğundan veya çalındığından bahisle müşteki sıfatıyla başvurarak müşteki ifade tutanağı düzenleterek ve bu şekilde aynı borç için ikinci bir bono düzenlenmesi hususunda müvekkili yanıltarak, 400.000,00 TL tutarındaki bir borç için müvekkilden ikinci kez bono aldığı, söz konusu bono bedeli olan borç tutarının ödenmesini müteakip, aynı borç nedeniyle müvekkilden alınmış olan bonolardan birini müvekkile iade ettiği, bilahare aynı tutardaki borç için hileli davranışlarla müvekkilden elde ettiği iki adet bonodan elinde kalan diğerini tahsil amaçlı olarak davalılardan ...’a ciro ettiği, dolayısıyla müvekkil aleyhine icra takibine dayanak teşkil eden bononun müvekkil yönünden bedelsiz kaldığını, davalılardan ...'nun alacaklı, müvekkilin borçlu, Süleyman Kırar'ın ise şahit olarak imza altına aldığı 30.10.2013 tarihli ve "01.07.2014 tarihli 400.000,00 TL ...'na verdiğim senedin ... tarafından kaybetmiştir. Hükümsüzdür." şeklindeki tutanakta bizzat davalı ...'nun imzası bulunduğu ve imza inkârında bulunulmadığı, bu tutanağın ispat gücünü haiz olduğunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu borca istinaden mükerrer senet vermemek için elinden gelen her türlü girişimi yaptığını, ancak buna rağmen aynı borca istinaden müvekkilinin kandırılması suretiyle müvekkilden mükerrer senet alındığını, aynı borç için elinde iki senet bulunduran davalı ...'nun bu senetlerden birisini borcun ödenmesini müteakip müvekkile iade etmiş olmasının mükerrer tanzim edilen bu senetlerden birisinin müvekkil tarafından Mürre'ye ödendiğinin kanıtı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çek iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9542 E. 2013/22014 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12268 E. 2018/4322 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5527 E.  ,  2024/2074 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1348 Esas, 2022/1264 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/912 E., 2019/994 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...’ndan aldığı borç karşılığında davalıya 01.07.2014 vadeli bir adet 400.000,00 TL bedelli bono verdiğini, davalının söz konusu borç müvekkili tarafından ödenmeden önce bonoyu kaybettiği bahanesiyle müvekkilinden yeniden aynı tarihli aynı bedelde bono aldığını, borç ödenince ikinci verilen bononun geri verildiğini ancak kaybolduğu iddia edilen bono nedeniyle ... tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, şikayet üzerine başlatılan Büyükçekmece Başsavcılığı soruşturmasında ...’nun bedelsiz senedi tahsil etmek için davalı ...’a verdiğini ikrar ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bononun davacı tarafından müvekkiline borcuna mahsuben verildiğini ve borcun ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; takip konusu bononun müvekkiline davalı ... tarafından borcuna karşılık verildiğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat külfeti davacı da olduğu, bir an için ilk senedin kaybolduğu hususunun ispat edildiği kabul edilse bile, takip ve dava konusu senedin zayi olan ilk senet mi yoksa yeniden tanzimle verilen ikinci senet mi olduğunun ispatı gerektiği, kaldı ki yeniden tanzim ile verilen senedin ödenip ödenmediğinin de ispat edilemediği, diğer yandan diğer temlik eden davalı ...'ın ciro yolu ile senedi elinde bulunduran hamil olduğu ve senedin zayi olduğunu bilerek ve sırf davacıyı zararlandırma yönünde ağır kusuru veya kastı bulunduğunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, çalındığı veya kaybolduğu beyan edilen bononun esasen kaybedilmediğini, çalınmadığını, davalıların aralarında yaptıkları gizli anlaşmaya müsteniden haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhinde icra takibi yapıldığını, takip alacaklısı davalı ...’ın, takip borçlusu görünen müvekkil aleyhine her türlü malvarlığı araştırmasını talep ettiği halde, aynı takipte borçlu görünen davalıl ... hakkında herhangi bir mal varlığı araştırması talep etmediğini, bu hususun taraflar arasındaki muvazaa ilişkini gösterdiğini, davalı ...'nun tanık ...’ın da bulunduğu bir ortamda, müvekkilin tanıştırdığı bir şahıstan aldığı şirket sebebiyle zarara uğradığını ve bundan müvekkilini sorumlu tuttuğunu, bu nedenle söz konusu bedelsiz bonoyu tahsil edilmesini sağlamak üzere anlaştığı diğer davalıya verdiğini beyan ettiğini, işbu bedelsiz bonoya istinaden başlatılan takip alacağının herhangi bir bedel alınmadan, ...

tarafından davalı ...'a temlik edilmesinin de davalılar arasındaki muvazaanın kanıtı olduğunu, yerel mahkemenin, 'senedin kaybedildiğine ilişkin tutanak tutulan hallerde, kaybedilen senet için yeni bir senet verildiğinin de tutanak altına alınması gerekir' şeklindeki gerekçesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece, davalı ...'nun alacaklı, müvekkilin borçlu, Süleyman Kırar'ın ise şahit olarak imza altına aldığı 30.10.2013 tarihli ve '01.07.2014 tarihli 400.000,00 TL ...'na verdiğim senedin ... tarafından kaybetmiştir. Hükümsüzdür.' şeklindeki tutanağın dikkate alınmamasının usule aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 757 nci maddesi ve devamı maddelerine göre kıymetli evrak iptali davasını açma yetkisinin hamile ait olduğunu, keşideci müvekkilin bu davayı açma hakkı bulunmadığını, müvekkilin keşideci sıfatıyla açabileceği davanın ise işbu menfi tespit davası olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "Davalı ...'den aldığı borca karşılık tek bono ile borçlandığını, davalının bononun kaybolduğunu beyan ederek kendisini yanıltarak aynı miktarlı ikinci bono aldığını, davalıya olan 400.000,00 TL borcunu ödeyerek bonoyu aldığını, takibe konulan bononun ilk verdiği ve kaybolduğu belirtilen bono olduğunu" beyan etmesine rağmen, bono bedelini ödediğine ve bonoyu iade aldığına ilişkin hiçbir delil sunmadığı, ödeme iddiasının kesin delille ispatının zorunlu olduğu, ancak davacının ödeme iddiasının ispatlanamadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, takip alacaklısı ...'ın, çok büyük miktarda nakdi ve gayri nakdi malvarlığı bulunan davalı ...’ndan bu bono bedelini kolayca tahsil edilebilecek iken, bononun tahsilini yalnız müvekkilinden yapma gayretinde olduğunu, davalılar arasında muvazaalı bir ilişki bulunduğunu, davalılardan ...'nun takip konusu bononun kaybolduğundan veya çalındığından bahisle müşteki sıfatıyla başvurarak müşteki ifade tutanağı düzenleterek ve bu şekilde aynı borç için ikinci bir bono düzenlenmesi hususunda müvekkili yanıltarak, 400.000,00 TL tutarındaki bir borç için müvekkilden ikinci kez bono aldığı, söz konusu bono bedeli olan borç tutarının ödenmesini müteakip, aynı borç nedeniyle müvekkilden alınmış olan bonolardan birini müvekkile iade ettiği, bilahare aynı tutardaki borç için hileli davranışlarla müvekkilden elde ettiği iki adet bonodan elinde kalan diğerini tahsil amaçlı olarak davalılardan ...’a ciro ettiği, dolayısıyla müvekkil aleyhine icra takibine dayanak teşkil eden bononun müvekkil yönünden bedelsiz kaldığını, davalılardan ...'nun alacaklı, müvekkilin borçlu, Süleyman Kırar'ın ise şahit olarak imza altına aldığı 30.10.2013 tarihli ve "01.07.2014 tarihli 400.000,00 TL ...'na verdiğim senedin ...

tarafından kaybetmiştir. Hükümsüzdür." şeklindeki tutanakta bizzat davalı ...'nun imzası bulunduğu ve imza inkârında bulunulmadığı, bu tutanağın ispat gücünü haiz olduğunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu borca istinaden mükerrer senet vermemek için elinden gelen her türlü girişimi yaptığını, ancak buna rağmen aynı borca istinaden müvekkilinin kandırılması suretiyle müvekkilden mükerrer senet alındığını, aynı borç için elinde iki senet bulunduran davalı ...'nun bu senetlerden birisini borcun ödenmesini müteakip müvekkile iade etmiş olmasının mükerrer tanzim edilen bu senetlerden birisinin müvekkil tarafından Mürre'ye ödendiğinin kanıtı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051131500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.