İtirazın iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/196 E. 2024/1888 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz oranı↗ taleple bağlılık↗ akdi faiz↗ hesap kat↗ icra inkâr tazminatı↗ itirazın iptali davası↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ iptal davası↗ işlemiş faiz↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ( 1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2834 E. 2023/2293 K.
Ortak:akdi faiz oranı · taleple bağlılık · akdi faiz · hesap kat · itirazın iptali davası · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · iptal davası · İtirazın iptali, İtirazın iptali | İnkar tazminatı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… e de, takip tarihinden sonra tahsilatların sağlandığı ve takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi gereği öncelikle faiz ve «masraflardan» düşmesi gerektiği halde davacının hesaplarında ana paradan düştüğünün tespit edildiği, «itirazın iptali davalarının» takip dosyası ile sıkı sıkıya bağlı olduğu ve «taleple bağlılık» ilkeleri çerçevesinde, davacının takip dosyası ile «asıl alacak» olarak 83.620,97 TL talep ettiği, takip dosyasında tahsil edilen tutarların, öncelikle ana paradan düşülmesi gerektiğinin kabul edildiği, «temerrüt faiz» oranın, davacı tarafından %135 olarak talep edildiği, «genel kredi sözleşmenin» temerrüte ilişkin 19 uncu maddesinde temerrüt faizinin en yüksek «akdi faiz oranının» %50 fazlası olarak ifade edildiği, davacının temerrüt tarihindeki en yüksek akdi faizin %90 olduğu tespit edildiğinden, temerrüt faizinin %135 olarak talep edilmesinin sözleşmeye uygun olduğu, takipte talep edilebilecek asıl alacağın bulunmadığı, 31.12.2002 tarihi itibari ile «işlemiş faiz» ve ferilerinin 5.196.670,52 TL, fazla ödenen tutarın 2.730.127,48 TL ve toplam borç tutarının 2.446.543,04 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin 2.446.543,04 TL işlemiş faiz ve bu alacak kalemine takip tarihinden itibaren işleyecek %135 temerrüt faizi yönünden devamına icra inkâr tazminatı isteminin reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin 30.04.2015 tarih, 2014/17282 E. ve 2015/6460 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» 10 ve 19 uncu maddelerinde faiz oranları konusunda düzenleme yapıldığı, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, Mahkemece konusunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacı bankanın uyguladığı «temerrüt faizi» oranları, «hesap kat» tarihi itibariyle davalının sorumlu olacağı miktar konusundan tarafların itirazlarını karşılayacak, gerekçeli ve «denetime elverişli» olacak şekilde düzenlenecek bilirkişi raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusunda uzmanlığı bulunmayan yetersiz bilirkişi raporu esas alı …
… usunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davacının bilirkişi raporlarına itirazları da dikkate alınmak suretiyle «hesap kat» tarihi itibariyle alacağın belirlenmesi, kat tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı banka tarafından «asıl alacaktan» mahsubu yönünde uygulama olduğundan ödemelerin öncelikle her ödeme tarihindeki asıl alacaktan mahsubuyla «işlemiş faizin» de her ödeme tarihine kadar dönem dönem asıl alacağa faiz oranı uygulanarak her bir ödeme tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının tespit edilerek, takip tarihi itibariyle işlemiş faizin buna göre belirlenmesi ve «taleple bağlılık» ilkesinin bu sonuç hesaba göre nazara alınması gerekirken kat tarihindeki asıl alacak miktar daha fazla belirlenmesine rağmen takip tarihinde istenen asıl alacak m …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talebe bağlılık ilkesi · temerrüt tarihi · denetime elverişlilik · dahili dava · ibraz
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 27.04.2000 «temerrüt tarihi» itibarıyla bakiye alacak tespiti 1.302.498,09 TL olarak yapılmış olmakla birlikte «talebe bağlılık ilkesi» gereği 27.04.2000 tarihli bakiye alacağın 09.09.2009 tarihli icra talebine esas anapara alacağı olan 83.620,97 TL olarak esas alınması talebe bağlılık ilkesi ile bağdaşmadığını, 83.620,97 TL tutarlı anapara alacağı 17.04.2000-09.09.2009 tarihleri arasında davalıdan sağlanan alacak girişleri sonucu 09.09.2009 tarihi itibarıyla tespit edilen anapara alacağı olduğunu, 17.04.2000 tarihi itibarıyla firma ve diğer borçlulara keşide edilen «hesap kat» ihtarında tespit edilen alacak tutarı dikkate alınarak alacak tespiti yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan itirazlar dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan fişler incelendiğini, borçlu lehine kullandırılan GSM-102 kredisine ilişkin yapılan değerlendirmede dosya kapsamında sunulan 15 adet swift mesajının 7 adedinin kat tarihinden önce bir tarih olduğu bu nedenle sağlıklı bir değerlendirme yapılamadığı belirtildiğini, bilirkişi tarafından «ibraz» edilen dekontların üzerinde yer alan muhasebe skontlarının incelenmediği, fiş açıklaması yeterli olmayan dekontlar ile ilgili bilirkişi tarafından davacı beyanlarının dikkate alınmadığını, hesap hareketleri bilirkişi tarafından dikkat alınmadığını, 16.01.2007 tarihinden sonraki toplam 83.620,97 TL borç girişinin hesaplamalara «dahil» edilmediğini, sonuç olarak hükme esas bilirkişi raporunda 17.04.2000 tarihi itibarıyla 1.293.528,38 TL’lik davacı alacağını esas alınmak suretiyle %135 «temerrüt faiz» oranı üzerinden 83.620,97 TL davacı anapara alacağının hesaplamalara dahil edilerek yapılacak hesaplama ile 09.09.2009 tarihli davacı alacağının tespit edilmesi ge …
Hukuk Dairesinin 30.04.2015 tarih, 2014/17282 E. ve 2015/6460 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» 10 ve 19 uncu maddelerinde faiz oranları konusunda düzenleme yapıldığı, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, Mahkemece konusunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacı bankanın uyguladığı «temerrüt faizi» oranları, «hesap kat» tarihi itibariyle davalının sorumlu olacağı miktar konusundan tarafların itirazlarını karşılayacak, gerekçeli ve «denetime elverişli» olacak şekilde düzenlenecek bilirkişi raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusunda uzmanlığı bulunmayan yetersiz bilirkişi raporu esas alı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12940 E. 2018/5769 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «sözleşmenin feshine», 135.000,00 TL'nin 27.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5015 E. 2017/3977 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ortaklık ilişkisi · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinlemiş, Dairemizin 15/05/2015 tarihli ilamında da bu davalı hakkında verilen husumetten ret kararının kesinleşmiş olduğu bildirilmiş olup mahkemece adı geçen davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davalı ... ...
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davacıyla davalı ...Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, 73.135,42.TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12790 E. 2010/12753 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/196 E. , 2024/1888 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2016/317 Esas, 2022/25 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
KARAR DÜZELTME TALEP EDEN Davalı vekili
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak dolayı yapılan yargılaması sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, 09.09.2009 tarihi itibariyle 9.248.189,43 TL olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacak tutarının doğru olmadığını, faiz oranının fahiş olduğunu, davalının temerrütdünün gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip talebinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesinin uygulanması, yani ödemelerin öncelikle faizden düşülmesi talep edilmiş ise de, takip tarihinden sonra tahsilatların sağlandığı ve takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi gereği öncelikle faiz ve masraflardan düşmesi gerektiği halde davacının hesaplarında ana paradan düştüğünün tespit edildiği, itirazın iptali davalarının takip dosyası ile sıkı sıkıya bağlı olduğu ve taleple bağlılık ilkeleri çerçevesinde, davacının takip dosyası ile asıl alacak olarak 83.620,97 TL talep ettiği, takip dosyasında tahsil edilen tutarların, öncelikle ana paradan düşülmesi gerektiğinin kabul edildiği, temerrüt faiz oranının, davacı tarafından %135 olarak talep edildiği, genel kredi sözleşmesinin temerrüte ilişkin 19 uncu maddesinde temerrüt faizinin en yüksek akdi faiz oranının %50 fazlası olarak ifade edildiği, davacının temerrüt tarihindeki en yüksek akdi faizin %90 olduğu tespit edildiğinden, temerrüt faizinin %135 olarak talep edilmesinin sözleşmeye uygun olduğu, takipte talep edilebilecek asıl alacağın bulunmadığı, 31.12.2002 tarihi itibari ile işlemiş faiz ve ferilerinin 5.196.670,52 TL, fazla ödenen tutarın 2.730.127,48 TL ve toplam borç tutarının 2.446.543,04 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin 2.446.543,04 TL işlemiş faiz ve bu alacak kalemine takip tarihinden itibaren işleyecek %135 temerrüt faizi yönünden devamına icra inkâr tazminatı isteminin reddine, kötü niyet tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 13.04.2023 tarihli ve 2022/2834 E., 2023/2293
K. sayılı kararıyla önceki Mahkeme kararının hesap kat tarihi itibarıyla tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesine işaret edilerek bozulduğu, Mahkemece bilirkişi raporu ve ek raporlar alınmış ise de bozmaya uyulması nedeniyle davalının hesap kat tarihi itibarıyla sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerekirken, dikkate alınmayarak takip tarihi itibarıyla davacı tarafından takip talebinde talep konusu yapılan asıl alacak esas alınarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere konusunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davacının bilirkişi raporlarına itirazları da dikkate alınmak suretiyle hesap kat tarihi itibariyle alacağın belirlenmesi, kat tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı banka tarafından asıl alacaktan mahsubu yönünde uygulama olduğundan ödemelerin öncelikle her ödeme tarihindeki asıl alacaktan mahsubuyla işlemiş faizin de her ödeme tarihine kadar dönem dönem asıl alacağa faiz oranı uygulanarak her bir ödeme tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının tespit edilerek, takip tarihi itibariyle işlemiş faizin buna göre belirlenmesi ve taleple bağlılık ilkesinin bu sonuç hesaba göre nazara alınması gerekirken kat tarihindeki asıl alacak miktarı daha fazla belirlenmesine rağmen takip tarihinde istenen asıl alacak miktarı ile bağlı kalınarak bu miktarın asıl alacakmış gibi değerlendiren bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesinin doğru olmadığı, yine kabule göre de 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına (6098 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin üçüncü fıkrası) aykırı olarak ve ayrıca talep de aşılarak faize faiz yürütülecek şekilde karar verilmesinin yerinde görülmediği, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı gerekçesi ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; davadan tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, harçların yüksekliği sebebiyle kararın temyiz edilemediğini, bankanın seçimlik hakkını kullandığını, alacağın ne şekilde hesaplandığının belli olmadığını, silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığını, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ( 1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051051100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz