Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1017 E. 2012/3874 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zimmet↗ ibraname↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının zimmet suçlamasıyla yargılanan banka çalışanı ...'nun teyzesi olduğu, davacının yeğenini korumak için banka müfettişine yeğeninin hesaptan para çekme yetkisinin bulunduğunu söylemesi ve bankadan herhangi bir talepte bulunmadığını belirtmesinin teknik anlamda bir ibraname veya vazgeçme olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 12.09.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1066 E. 2011/10248 K.
Ortak:zimmet · ibraname · yetkisizlik kararı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının «zimmet» suçlamasıyla yargılanan banka çalışanı ...'nun teyzesi olduğu, davacının yeğenini korumak için banka müfettişine yeğeninin hesaptan para çekme «yetkisinin» bulunduğunu söylemesi ve bankadan herhangi bir talepte bulunmadığını belirtmesinin teknik anlamda bir «ibraname» veya vazgeçme olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 12.09.2011 günlü ilamı …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «zimmet» suçlamasıyla yargılanan banka çalışanı ...'nun teyzesi olduğu, davacının yeğenini korumak için banka müfettişine yeğeninin hesaptan para çekme «yetkisinin» bulunduğunu söylemesi ve bankadan herhangi bir talepte bulunmadığını belirtmesinin teknik anlamda bir «ibraname» veya vazgeçme olmadığı, 10/05/2000 tarihi itibariyle davacının hesabında 6.610,00 TL bulunması gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, 6.610,00 TL'nin 10.05.2000 ta …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · icazet · oy yasağı
Benzer bu karardaDava dışı, davacının akrabası olan ...'nun usulsüz işlemlerinin ortaya çıkmasından sonra davacının bu şekilde dilekçe vermesi ve ardından böyle bir dava açmasının «çelişkili davranış yasağına» aykırılık teşkil ettiği ve TMK.
Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacının, dava dışı ...'nun yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle davalı bankada yapılan teftiş sırasında bankaya verdiği dilekçede; şube nezdinde tüm hesaplardan para çekmeye şube memuru ...'nın yetkili olduğu, yapılan ve yapılacak işlemlerden dolayı bankadan herhangi bir talepte bulunmayacağını bildirdiği, bu şekilde davacının tüm işlemlere «icazet» verdiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5486 E. 2022/476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel iadesi · borçlu olunmadığının tespiti · derdestlik · kötü niyet tazminatı · protokol · kötü niyet · feragat · teslim
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, davacının «protokolü» serbest iradesiyle imzaladığı, ancak protokol gereği davalıya «teslim» edilen senet bedellerinin davacı tarafından ödenmediği, bu nedenle davalı tarafından senetlere dayalı olarak, ortaklığın giderilmesi davasından tahsil edilen bedelin mahsubu ile kalan tutar bakımından davacıya yönelik takibe girişildiği, davacının iddialarının borcu ortadan kaldırır nitelikte olmadığı, «kötü niyet tazminat» şartlarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Davacı ve davalı ile takip alacaklıları arasında 03.02.2014 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen anlaşma «protokolü» tanzim edilmiş olup, buna göre, dava konusu 3 adet senedin davalıya «teslim» edilmesinin karşılığında, davacının yeğenine karşı girişilen takip dosyalarının alacaklıları, takip dosyalarından herhangi bir hak ve alacak talep etmeyecekler, takip dosyalarına herhangi bir paranın yatırılması halinde bu parayı senet borçlularına teslim edecekler ve halen «derdest» olan ortaklığın giderilmesi davasından da «feragat» edeceklerdir.
Bu nedenle davacı tarafından «protokol» gereği 3 adet senedin davalıya «teslim» edilmesine rağmen, ortaklığın giderilmesi davasından «feragat» edilmemesi, takip dosyalarından tahsilat yapılmaya devam edilmesi, sonuç olarak protokol gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, mahkemece davanın reddine ve «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4847 E. 2020/5935 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · takipsizlik kararı · şikayet · basiretli tacir · eş rızası · hizmet sözleşmesi · tacir · kusur
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile imzaladığı «bankacılık hizmet sözleşmesi» gereği bankaya talimat gönderebileceği ancak bu talimat faksının aslını «ibraz» sorumluluğunun davacıya ait olup, davalının sorumluluğunun sadece imzaları karşılaştırmak olduğu, ilk bakışta farkedilmeyecek sahte imzadan sorumlu olmayacağı, davacının davaya konu işlemlerden yaklaşık iki yıla yakın süre geçtiği de nazara alındığında davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığı ve yapılan para çekme işlemlerine onayı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ha önce de yapmış olmaları nedeniyle, işlemlerin davacının rızasıyla yapıldığının kabulü gerektiği, ayrıca, davacı ...'ın, dava konusu şahsi hesabında itiraz ettiği «son» işlem tarihi olan 30.03.2012 tarihinden sonra hesabını aktif olarak kullandığı, davacının ıslak imzası ile gerçekleştirdiği üç adet işlem yaptığı, bu sebeplerle söz konusu hesabındaki itirazına esas hesap hareketlerinin bilgisi dahilinde olduğu ve «rıza» gösterdiği sonucunun ortaya çıktığı, bankanın verilen talimatlara istinaden sözkonusu tahsilatların gerçekleşmesini sağladığı, bu noktada davalı bankaya yüklenecek bir «kusurun» bulunmadığı, davacının «şikayeti» üzerine açılan savcılık soruşturmasında «takipsizlik» kararı verildiği, banka çalışanlarının kusurunun varlığına dair başkaca bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ka …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1017 E. , 2012/3874 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/07/2009 gün ve 2001/177-2009/267 sayılı kararı bozan Daire’nin 12/09/2011 gün ve 2010/1066-2011/10248 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde hesap açtırarak hesaptaki paranın sadece dönemsel olarak işleyen faizlerini almaya başladığını, davalı banka çalışanı ...'nun müvekkiline hesabın üçer aylık dönemler halinde yenilendiğini belirterek müvekkilini kandırmak, genellikle de eksik faiz ödemesi yapmak suretiyle müvekkilinin ana para ve faizden oluşan mevduatını usulsüz işlemlerle zimmetine geçirdiğini, aynı bankanın başka bir şubesinden alması gereken faiz miktarını hesaplattıran müvekkilinin durumdan şüphelenerek ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturmada şahsın müvekkili ile birlikte bir kısım banka müşterilerinin hesaplarından usulsüz işlemler ile para çekerek zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini, davalı banka müfettişlerinin soruşturması sonucunda "...'ın hesabında 10.05.2000 tarihinde 6.610.000.000 TL bulunması gerektiği"nin tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.610.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının banka müfettişine “...'nun hesabından para çekmeye yetkili olduğunu” belirterek bankalarından herhangi bir talepte bulunmadığını beyan etmesi üzerine soruşturmanın kapatıldığını, davacının bankadan herhangi bir talepte bulunmayacağına ilişkin beyanı ile dava hakkını yitirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının zimmet suçlamasıyla yargılanan banka çalışanı ...'nun teyzesi olduğu, davacının yeğenini korumak için banka müfettişine yeğeninin hesaptan para çekme yetkisinin bulunduğunu söylemesi ve bankadan herhangi bir talepte bulunmadığını belirtmesinin teknik anlamda bir ibraname veya vazgeçme olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 12.09.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 5,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 15/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049588800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz