6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kar Kaybı Alacağı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15772 E. 2012/4262 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
feri müdahale müdahale talebi infazda tereddüt avukatlık asgari ücret tarifesi bloke infaz uyuşmazlık konusu limited şirket maddi ve manevi tazminat havale yetkisizlik kararı maddi tazminat vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: FSEK — FSEK 1FSEK 2FSEK 18FSEK 68FSEK 70 · HUMK — HUMK 54

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, A ve B blok inşaatlarında uygulanan davacı tarafa ait projenin özgün bir proje olup, FSEK anlamında eser olduğu, C blok inşaatında uygulanan projenin davacıların projesi ile aynı olup, sahibinden izin alınmaksızın kopyalandığı, D ve E blok inşaatlarında uygulanan projenin ise davacı projeleri ile aynı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin statik projeyi de içeren bir sözleşme olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile FSEK'nun 68/1. maddesi kapsamında 19.800,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili, davalı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı tarafça mahkemeye sunulan dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen 2000 ve 2001 tarihli sözleşmeler kapsamında ''A'' ve ''B'' blok projelerinin yapımından kaynaklanan 5.816,00 TL alacağın davalıdan tahsili talebinde bulunulmuştur. Mahkemece gerekçeli kararda bu alacak talebi hakkında hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve bu yöndeki talep tartışılmaksızın fazlaya ilişkin haklar reddedilmek suretiyle bu istemin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Diğer taraftan, mahkemece davacı tarafın eser sahipliğinden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz edildiğinden bahisle FSEK'nun 70/1 maddesi uyarınca “15.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Ancak, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere, davacı limited şirket ile birlikte uyuşmazlık konusu projelerin müellifi olduklarından bahisle gerçek kişiler de davacı sıfatıyla yer almışlardır. 5846 sayılı FSEK'nun 1/b ve 2. maddeleri gereğince uyuşmazlık konusu projeler üzerinde ancak gerçek kişilerin eser sahibi olması mümkün olup, tüzel kişiler ise esasen yaratıcı faaliyette bulunamayacaklarından eser sahibi olmaları olanaksızdır. Bu nedenle, davacı şirket somut uyuşmazlıkta ancak 5846 sayılı FSEK'nun 18. maddesi uyarınca mali hakları kullanma yetkisine sahip olabileceğinden, davacı şirket yararına aynı Kanun'un 70/1 maddesi uyarınca eser sahipliğinden bahisle manevi tazminata hükmedilemez. Kaldı ki, kararda da sadece takdir edilen manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi denilmek suretiyle, manevi tazminatın davacı gerçek kişiler yararına mı yoksa davacı şirketi de kapsayacak şekilde tüm davacılar yararına mı oluşturulduğu hususunda açıklık da bulunmamaktadır. Buna göre, izinsiz çoğaltıldığı saptanan ve ''C'' blokta kullanıldığı anlaşılan projeler için gerçek kişi eser sahipleri yararına manevi tazminata hükmolunması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde tahsil kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.

4-Yine, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olup, vekalet ücretinin de kabul ve reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2 maddesi gereğince davalı yararına eksik vekalet ücretine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

5-Her ne kadar müdahale talep eden ... vekili tarafından 18.06.2010 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulmuş ise de, adı geçenin müdahillik talebi yönünden HUMK’nun 54. maddesi uyarınca dilekçe verilerek usulüne uygun yapılmış feri müdahale talebi olmadığı anlaşılmakla, adı geçenin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kar Kaybı Alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9629 E. 2012/13875 K.

    Ortak: · Kar Kaybı Alacağı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tasarımın tecavüzün tespiti ve meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3924 E. 2014/6387 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/15772 E.  ,  2012/4262 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.03.2010 tarih ve 2007/234 - 2010/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili, davalı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında davalıya ait taşınmaz üzerinde yapılacak inşaatların mimari projeleri ve statik projelerinin hazırlanması, danışmanlık vs. hizmetlerin verilmesi hususunda sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre önce A ve B blokların yapılması kararlaştırılmış ise de, C, D ve E blokların da sözleşmeye dahil olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmemiş olmasına rağmen C, D ve E bloklara ait işin başka firmalara yaptırılmak istendiğini, kalan 3 bloğun anlaşma kapsamında olmakla beraber bu üç blok için taraflarca bedel kararlaştırılmadığını, yaptırılmak istenilen projenin müvekkillerine ait projenin aynısı olup, müvekkilinin eser sahipliği haklarının ihlal edildiğini ayrıca taraflar arasındaki sözleşme gereği A ve B bloklar için ödenmesi gereken ücretinin tamamının ödenmediğini belirterek A ve B bloklar için kalan 5.816,00 TL ücret, C blok mimari projesi ve statik projesi için 92.000,00 TL kâr kaybı, D ve E blok mimari projesi ve statik projesi için 216.000,00 TL kâr kaybı ve eser sahipliği haklarının ihlali dolayısıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup, dava konusu iddiaların 5846 sayılı FSEK kapsamında değerlendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi davalının tüm edimlerini yerine getirdiğini ve borcu bulunmadığını, davacı taraf projeleri ile sonradan yaptırılan projelerin farklı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, A ve B blok inşaatlarında uygulanan davacı tarafa ait projenin özgün bir proje olup, FSEK anlamında eser olduğu, C blok inşaatında uygulanan projenin davacıların projesi ile aynı olup, sahibinden izin alınmaksızın kopyalandığı, D ve E blok inşaatlarında uygulanan projenin ise davacı projeleri ile aynı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin statik projeyi de içeren bir sözleşme olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile FSEK'nun 68/1. maddesi kapsamında 19.800,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili, davalı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı tarafça mahkemeye sunulan dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen 2000 ve 2001 tarihli sözleşmeler kapsamında ''A'' ve ''B'' blok projelerinin yapımından kaynaklanan 5.816,00 TL alacağın davalıdan tahsili talebinde bulunulmuştur. Mahkemece gerekçeli kararda bu alacak talebi hakkında hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve bu yöndeki talep tartışılmaksızın fazlaya ilişkin haklar reddedilmek suretiyle bu istemin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Diğer taraftan, mahkemece davacı tarafın eser sahipliğinden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz edildiğinden bahisle FSEK'nun 70/1 maddesi uyarınca “15.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Ancak, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere, davacı limited şirket ile birlikte uyuşmazlık konusu projelerin müellifi olduklarından bahisle gerçek kişiler de davacı sıfatıyla yer almışlardır. 5846 sayılı FSEK'nun 1/b ve 2. maddeleri gereğince uyuşmazlık konusu projeler üzerinde ancak gerçek kişilerin eser sahibi olması mümkün olup, tüzel kişiler ise esasen yaratıcı faaliyette bulunamayacaklarından eser sahibi olmaları olanaksızdır.

Bu nedenle, davacı şirket somut uyuşmazlıkta ancak 5846 sayılı FSEK'nun 18. maddesi uyarınca mali hakları kullanma yetkisine sahip olabileceğinden, davacı şirket yararına aynı Kanun'un 70/1 maddesi uyarınca eser sahipliğinden bahisle manevi tazminata hükmedilemez. Kaldı ki, kararda da sadece takdir edilen manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi denilmek suretiyle, manevi tazminatın davacı gerçek kişiler yararına mı yoksa davacı şirketi de kapsayacak şekilde tüm davacılar yararına mı oluşturulduğu hususunda açıklık da bulunmamaktadır. Buna göre, izinsiz çoğaltıldığı saptanan ve ''C'' blokta kullanıldığı anlaşılan projeler için gerçek kişi eser sahipleri yararına manevi tazminata hükmolunması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde tahsil kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.

4-Yine, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olup, vekalet ücretinin de kabul ve reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2 maddesi gereğince davalı yararına eksik vekalet ücretine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

5-Her ne kadar müdahale talep eden ... vekili tarafından 18.06.2010 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulmuş ise de, adı geçenin müdahillik talebi yönünden HUMK’nun 54. maddesi uyarınca dilekçe verilerek usulüne uygun yapılmış feri müdahale talebi olmadığı anlaşılmakla, adı geçenin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan sebeplerle müdahale talep eden ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, istek halinde aşağıda yazılı 495,65 TL harcın temyiz eden asli müdahil'e iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Erşehir Toplu Konut Yapı Kooperatif Başkanlığı'na iadesine, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049565500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.