Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11705 E. 2011/4133 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirlilik ilkesi↗ çek karnesi↗ usuli kazanılmış hak↗ mükerrerlik↗ basiretli tacir↗ kazanılmış hak↗ hamil↗ keşideci↗ alacak davası↗ çek↗ tacir↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine çek hesabı açarken ve çek karnesi verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir tacir gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın ibraz tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri 1.400,00 TL’sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 24.02.2009 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Somut olayda, 4.248,00 TL’nın tahsili için dava açılmış, mahkemece, 2.973,00 TL'lık kısmının kabulüne bakiye kısmın reddine ilişkin verilen karar yukarıda anılan madde hükmüne göre reddedilen miktar itibariyle temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ../..
2- Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Mahkemece verilen ilk karar Dairemizce, bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkeme yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş ve yeterli araştırma yapılmamıştır. Öncelikle, bozma ilamında belirtildiği üzere, bu tür bir davanın dinlenebilmesinin ön koşulu, davacının, çeke dayalı bütün tahsil yollarını tüketmiş olmasına rağmen tahsil edilmemiş bir kısmın bulunmasına bağlıdır. Somut olayda, davacı, çek tahsili için başlattığı takibi işlemsiz bırakmıştır. Oysa, hamilin, keşideci hakkında her türlü dava ve takip yollarını tüketip tüketmediği üzerinde durulması, tüketmişse alacağın tahsil edilmeyen kısmı bulunup bulunmadığı belirlenmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması ve takip dosyasında tahsil edilen alacağın dahi mükerrer şekilde tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı yan, çekin sahte olduğuna ilişkin ceza mahkemesi ilamına dayanmış, bozma ilamında, ceza ilamının ibrazının sağlanarak değerlendirilmesi istenildiği halde, ilk bilirkişi kurulunca ceza dosyası içindeki belgeler incelenmiş ancak dosyada ne gibi karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla davalı yan lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek, bozma ilamında belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma, neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12408 E. 2012/3890 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · keşideci · çek · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Oysa, «hamilin», «keşideci» hakkında her türlü dava ve takip yollarını tüketip tüketmediği üzerinde durulması, tüketmişse alacağın tahsil edilmeyen kısmı bulunup bulunmadığı belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması ve takip dosyasında tahsil edilen alacağın dahi «mükerrer» şekilde tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · lehtar · ciro · üçüncü kişi · dolandırıcılık · kusur
Benzer bu karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Bu itibarla, davacıya «müterafik kusur» verilememesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Davacının, hakkında «dolandırıcılıktan» dava açılan çekin gerçek «keşidecisi» hakkında «çek» bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6199 E. 2013/21294 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Somut olayda, davacı, «çek» tahsili için başlattığı takibi işlemsiz bırakmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… n önce davacı bankaya iade edildiği kabul edildiğine ve bu sebeple de dava tarihi itibariyle davanın açılmasında davacının haksız bulunmasına göre mahkemece yapılan «yargılama giderlerinin» buna göre tayini gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11827 E. 2012/17662 K.
Ortak:çek karnesi · çek · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Somut olayda, davacı, «çek» tahsili için başlattığı takibi işlemsiz bırakmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11705 E. , 2011/4133 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.07.2009 tarih ve 2007/1561-2009/1300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili, davalının muhatap banka olduğu çek'in karşılıksız çıktığını, çekteki keşideci imzası ile keşideci şirket yetkilisinin gerçek imzasının farklı olduğunun ve yetkili görünen kişinin kimliğinin başkalarınca kullanılıp, bankadan çek karnesi aldıklarının asliye ceza yargılaması ile anlaşıldığını, icra takibinin sonuçsuz kaldığını, bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek, 4.248.000.000 TL çek bedelinin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, keşideci hakkındaki icra takibinin sonuçsuz kalmadığını, müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine çek hesabı açarken ve çek karnesi verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir tacir gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın ibraz tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri 1.400,00 TL’sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 24.02.2009 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Somut olayda, 4.248,00 TL’nın tahsili için dava açılmış, mahkemece, 2.973,00 TL'lık kısmının kabulüne bakiye kısmın reddine ilişkin verilen karar yukarıda anılan madde hükmüne göre reddedilen miktar itibariyle temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. ../..
2- Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Mahkemece verilen ilk karar Dairemizce, bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkeme yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş ve yeterli araştırma yapılmamıştır. Öncelikle, bozma ilamında belirtildiği üzere, bu tür bir davanın dinlenebilmesinin ön koşulu, davacının, çeke dayalı bütün tahsil yollarını tüketmiş olmasına rağmen tahsil edilmemiş bir kısmın bulunmasına bağlıdır. Somut olayda, davacı, çek tahsili için başlattığı takibi işlemsiz bırakmıştır. Oysa, hamilin, keşideci hakkında her türlü dava ve takip yollarını tüketip tüketmediği üzerinde durulması, tüketmişse alacağın tahsil edilmeyen kısmı bulunup bulunmadığı belirlenmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması ve takip dosyasında tahsil edilen alacağın dahi mükerrer şekilde tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı yan, çekin sahte olduğuna ilişkin ceza mahkemesi ilamına dayanmış, bozma ilamında, ceza ilamının ibrazının sağlanarak değerlendirilmesi istenildiği halde, ilk bilirkişi kurulunca ceza dosyası içindeki belgeler incelenmiş ancak dosyada ne gibi karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla davalı yan lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek, bozma ilamında belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma, neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018403100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz