Şirket müdürü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13102 E. 2012/4149 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürü↗ münhasırlık↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, dosyaya sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, alacağın kaynağını oluşturan 2000-2002 yılları arasındaki kâr payının davacıya ödendiğinin tespit edildiği, 2003-2006 yılları arasındaki kâr payına ilişkin davalı şirketçe henüz kâr dağıtım kararının alınmadığından bu yıllara ilişkin davacının alacağının bulunmadığı, ancak 331 ortaklara borçlar hesabında kayıtlı tediyeler sebebiyle davalı şirketten toplam 53.381.80 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalının bu miktarın ödendiğini ispat edemediği, davalı şirket defterlerinde ödemeye ilişkin kayıtların belgelendirilmediği, talepten fazlasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle 10.000.00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket ortaklığından ayrılan davacının şirket aleyhine açmış olduğu alacak davasına ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde TTK'nun 83/2 maddesi gereğince sadece davalının defterlerine dayalı olarak alacak iddiasında bulunmuş ve başkaca delil bildirmeyeceğini beyan etmiştir. Davalının incelenen defter kayıt ve belgelerine göre davacı 2002-2005 yıllarında davalı şirkete toplam 53.381.80 TL borç vermiş olup, bu miktar 31.12.2005 tarihinde davacıya ödenmiştir. Davalının defter ve kayıtlarında dava tarihi itibariyle davacının hiçbir alacağı bulunmamaktadır. Ayrıca davacı 03.09.2003- 14.04.2006 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yapmış olup bilirkişi tarafından incelemesi yapılan borç ve alacak kayıtları davalının müdür olduğu dönemde yapılmıştır. Her ne kadar 31.12.2005 tarihli ödeme kaydının belgesi bulunmamakta ise de davacı münhasıran davalı defterine delil olarak dayandığından ve bu kayıt da davacının müdür olduğu dönemde ticari defterlere işlenmiş olduğundan, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12130 E. 2014/4174 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · hak düşürücü süre · anonim şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, alınan kararın «ticaret sicil» memurluğunca red kararı verilerek tescil ve «ilanının» yapılmadığı, bu itibarla ortada herhangi bir kararın bulunmadığı, tescil ve ilan edilmemiş genel kurul kararları hakkında iptal isteminde bulunulmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesine dayalı olarak açılmış «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda da özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, «genel kurul kararının iptalini» talep edebilmek için kararın tescil ve «ilan» edilmesi gerekmez.
Ancak, bu davalar genel kurul kararının verildiği tarihten itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmalıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13102 E. , 2012/4149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/04/2010 tarih ve 2007/70-2010/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ortağı iken hisselerini bir pay dışında diğer pay sahibi ...'a devrettiğini, devir sırasında 2001 yılından bu yana mevcut şahsi alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyaya sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, alacağın kaynağını oluşturan 2000-2002 yılları arasındaki kâr payının davacıya ödendiğinin tespit edildiği, 2003-2006 yılları arasındaki kâr payına ilişkin davalı şirketçe henüz kâr dağıtım kararının alınmadığından bu yıllara ilişkin davacının alacağının bulunmadığı, ancak 331 ortaklara borçlar hesabında kayıtlı tediyeler sebebiyle davalı şirketten toplam 53.381.80 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalının bu miktarın ödendiğini ispat edemediği, davalı şirket defterlerinde ödemeye ilişkin kayıtların belgelendirilmediği, talepten fazlasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle 10.000.00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket ortaklığından ayrılan davacının şirket aleyhine açmış olduğu alacak davasına ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde TTK'nun 83/2 maddesi gereğince sadece davalının defterlerine dayalı olarak alacak iddiasında bulunmuş ve başkaca delil bildirmeyeceğini beyan etmiştir. Davalının incelenen defter kayıt ve belgelerine göre davacı 2002-2005 yıllarında davalı şirkete toplam 53.381.80 TL borç vermiş olup, bu miktar 31.12.2005 tarihinde davacıya ödenmiştir. Davalının defter ve kayıtlarında dava tarihi itibariyle davacının hiçbir alacağı bulunmamaktadır. Ayrıca davacı 03.09.2003- 14.04.2006 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yapmış olup bilirkişi tarafından incelemesi yapılan borç ve alacak kayıtları davalının müdür olduğu dönemde yapılmıştır.
Her ne kadar 31.12.2005 tarihli ödeme kaydının belgesi bulunmamakta ise de davacı münhasıran davalı defterine delil olarak dayandığından ve bu kayıt da davacının müdür olduğu dönemde ticari defterlere işlenmiş olduğundan, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049330300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz