İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12945 E. 2012/4556 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme aşaması↗ icazet↗ muvafakat↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davalıya yapılan ödemenin ücret değil, iade etmek üzere alınan borç para olduğu ve davalı yedindeki iki adet bilgisayar bedelinin ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 7.488,90 TL üzerinden devamına, nakit alınan tutar üzerinden 2.115,20 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticilerinden olan davalının eylemlerinden dolayı şirketin uğradığı zararın tazmini ve avans olarak verilen paranın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın istemine ilişkindir.
T.T.K.nun 341.maddesi hükmüne göre, sorumluk davasının açılabilmesi için genel kurulca bu yönde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Somut olayda dava, şirket yönetimi tarafından açılmış olup, dava henüz dinlenebilir halde değildir. Yukarıda anılan madde hükümleri izlenmeden dava açıldığı taktirde, mahkemece H.U....nun 39 ve 40.maddeleri gereğince, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında genel kurulun ve denetçilerin karar ve muvafakatinin alınması ve vekaletnamesinin ibrazı amacıyla davacı vekiline süre verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve dava şartının yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:muvafakat
İncelediğiniz karardaYukarıda anılan madde hükümleri izlenmeden dava açıldığı taktirde, mahkemece H.U....nun 39 ve 40.maddeleri gereğince, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında genel kurulun ve denetçilerin karar ve «muvafakatinin» alınması ve vekaletnamesinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline süre verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gere …
Benzer bu karardaBozma ilamına uyan mahkemece, davanın açıldığı tarihte denetçi olan ... tarafından verilen «muvafakatname» ve vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla davaya devam edilip hüküm kurulmuştur.
Ancak, adı geçen ...'un vekaletnamenin ve «muvafakatnamenin» verildiği tarih itibariyle denetçi sıfatı bulunmamaktadır.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · şirket zararı · ihtiyati tedbir · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaYukarıda anılan madde hükümleri izlenmeden dava açıldığı taktirde, mahkemece H.U....nun 39 ve 40.maddeleri gereğince, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında genel kurulun ve denetçilerin karar ve «muvafakatinin» alınması ve vekaletnamesinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline süre verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gere …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/12945 E. , 2012/4556 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.04.2010 tarih ve 2008/387-2010/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı iken iş avansı olarak almış olduğu paraları ödemediğini ve şirkete ait iki adet dizüstü bilgisayarı da iade etmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini, %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya müvekkilinin borcu bulunmadığını ve sözkonusu bilgisayarların çalındığını savunarak, davanın reddini, haksız ve kötüniyetli takip yapılması nedeniyle %40’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davalıya yapılan ödemenin ücret değil, iade etmek üzere alınan borç para olduğu ve davalı yedindeki iki adet bilgisayar bedelinin ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 7.488,90 TL üzerinden devamına, nakit alınan tutar üzerinden 2.115,20 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticilerinden olan davalının eylemlerinden dolayı şirketin uğradığı zararın tazmini ve avans olarak verilen paranın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın istemine ilişkindir.
T.T.K.nun 341.maddesi hükmüne göre, sorumluk davasının açılabilmesi için genel kurulca bu yönde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Somut olayda dava, şirket yönetimi tarafından açılmış olup, dava henüz dinlenebilir halde değildir. Yukarıda anılan madde hükümleri izlenmeden dava açıldığı taktirde, mahkemece H.U....nun 39 ve 40.maddeleri gereğince, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında genel kurulun ve denetçilerin karar ve muvafakatinin alınması ve vekaletnamesinin ibrazı amacıyla davacı vekiline süre verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve dava şartının yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048919200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz