6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çek İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2203 E. 2012/3473 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek hamili çek karnesi ticari itibar ciranta kusur oranı sahtecilik basiretli tacir ciro hamil çek tacir kusur ibraz

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 440

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davacının davaya konu çeki ciro yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya ibraz edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, sahtecilik olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için cirantalara karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, tacir olan davalı bankanın işlerini basiretli tacir gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin ticari itibarı ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2011 günlü ilamında, çek hamilinin de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumunu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurması, bu suretle özenli davranması gerektiği, bu itibarla davacı hamilin de olayda müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek tarafların kusur oranlarının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalı yararına bozulmuştur.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek Sorumluluk Bedeli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6199 E. 2013/21294 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11827 E. 2012/17662 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

1 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14430 E. 2014/3758 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/2203 E.  ,  2012/3473 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/02/2010 gün ve 2008/355-2010/74 sayılı kararı bozan Daire’nin 26/12/2011 gün ve 2010/6529-2011/17647 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, davalı bankanın Karabük Şubesi’nde bulunan bir hesaba ait 12.400 TL bedelli çeki ciro yoluyla devraldığını, müvekkilinin çeki tahsil etmek için muhatap bankaya ibrazında çekin bağlı olduğu hesabın sahte kimlik ve belgelerle açıldığını öğrendiğini, hesap sahibinin hayali bir kimse olduğunu, çek bedelinin tahsili için keşideci ve cirantalar aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin çek bedelini tahsil edemediğini, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini, bu nedenle davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 12.400 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili bankanın ... isimli kişiye dava konusu çek hesabını açarken bankacılık mevzuatının öngördüğü bilgi ve belgeleri talep ettiğini, gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözkonusu çekin esas borçlusunun keşideci olduğunu ve davacının keşideci ile cirantalara başvurabileceğini, ayrıca çeki kabul eden davacının keşidecinin ekonomik durumunu araştırmaması nedeniyle kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının davaya konu çeki ciro yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya ibraz edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, sahtecilik olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için cirantalara karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, tacir olan davalı bankanın işlerini basiretli tacir gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin ticari itibarı ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2011 günlü ilamında, çek hamilinin de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumunu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurması, bu suretle özenli davranması gerektiği, bu itibarla davacı hamilin de olayda müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek tarafların kusur oranlarının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalı yararına bozulmuştur.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048796500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.