Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14134 E. 2012/4821 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ihtarı↗ müddeabih↗ ara karar↗ sebepsiz zenginleşme↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya yaptığı ödemeler nedeniyle 36.500,00 TL alacaklı olduğu, ancak davadan önce davalı temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizinin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, öte yandan talebin kabul edilen miktarının davalı tarafça davaya cevapla birlikte kabul edilmiş olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 36.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sebepsiz zenginleşme hükümlerince açılmış olup, davacı ödediği paraya ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması talebinde bulunmuştur.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın temerrüt faizi istenebilmesi mümkün bulunduğundan, yargılama sırasında mahkemenin ara kararı ile harcı ödenerek müddeabih haline getirilen birikmiş faiz tutarı hesaplattırılıp, bulunacak bu miktara hükmedilmesi gerekirken bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14447 E. 2013/14397 K.
Ortak:temerrüt ihtarı · sebepsiz zenginleşme · temerrüt faizi · ihtar · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaDairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, «temerrüt ihtarına» gerek kalmaksızın «temerrüt faizi» istenebilmesi mümkün bulunduğundan, yargılama sırasında mahkemenin «ara» kararı ile harcı ödenerek «müddeabih» haline getirilen birikmiş faiz tutarı hesaplattırılıp, bulunacak bu miktara hükmedilmesi gerekirken bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiştir.
… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya yaptığı ödemeler nedeniyle 36.500,00 TL alacaklı olduğu, ancak davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden «temerrüt faizinin» dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, öte yandan talebin kabul edilen miktarının davalı tarafça davaya cevapla birlikte kabul edilmiş olduğundan «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 36.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince açılmış olup, davacı ödediği paraya ödeme tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanması talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda3-Ayrıca, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan alacağa, davalıların daha önce «temerrüde» düşürülmedikleri gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, «temerrüt ihtarına» gerek kalmaksızın «temerrüt faizi» istenebilmesi mümkün bulunmaktadır.
… ek satıcıya verilmediği, oysa 23.08.2006 tarihine kadar nakit ve peşin ödenmesi gereken miktarın 60.000 TL olduğu, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «sözleşmeyi ihlal» ettiği, bu halde davacının sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartı» isteyemeyeceği, ancak ödediği miktarı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, önceden «temerrüde» düşürülmediğinden iadesi istenilen meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün bulunduğu, birleşen davada ise davacıların sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlayamadıkları, sözleşmenin ifa edilmesini davacıların herhangi bir kusurları bulunmadığından cezai şart alacağına hak kazandıkları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 40.979 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin ist …
2-Asıl dava, davalı şirketin hisselerinin devrinin tespiti ve «pay defterine tescili», olmadığı takdirde devir sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin ve «cezai şartın» tahsili, birleşen dava ise aynı sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin asıl davada davacı olan tarafça ihlal edildiği, bu durumda davacının sözleşme uyarınca ödediği miktarı «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, birleşen dava davacılarının ise uğradıkları zararı kanıtlayamadıkları ancak karşı tarafça «sözleşme ihlal» edildiğinden cezai şarta hak kazandıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine tescil · geçersiz sözleşme · sözleşmenin ihlali · cezai şart · pay defteri · ifa · anonim şirket · geçersizlik
Benzer bu kararda2-Asıl dava, davalı şirketin hisselerinin devrinin tespiti ve «pay defterine tescili», olmadığı takdirde devir sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin ve «cezai şartın» tahsili, birleşen dava ise aynı sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin asıl davada davacı olan tarafça ihlal edildiği, bu durumda davacının sözleşme uyarınca ödediği miktarı «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, birleşen dava davacılarının ise uğradıkları zararı kanıtlayamadıkları ancak karşı tarafça «sözleşme ihlal» edildiğinden cezai şarta hak kazandıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ek satıcıya verilmediği, oysa 23.08.2006 tarihine kadar nakit ve peşin ödenmesi gereken miktarın 60.000 TL olduğu, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «sözleşmeyi ihlal» ettiği, bu halde davacının sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartı» isteyemeyeceği, ancak ödediği miktarı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, önceden «temerrüde» düşürülmediğinden iadesi istenilen meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün bulunduğu, birleşen davada ise davacıların sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlayamadıkları, sözleşmenin ifa edilmesini davacıların herhangi bir kusurları bulunmadığından cezai şart alacağına hak kazandıkları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 40.979 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin ist …
Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri gibi «geçersiz sözleşmede» öngörülen «cezai şart» da geçersiz olacağından tarafların cezai şart alacağı istemeleri mümkün değildir.
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 146. vd maddelerinde şirketlerin birleşmesi ve tür değiştirmeleri düzenlenmiş olup bunun dışında «anonim şirketin» gerçek kişiye devrine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14134 E. , 2012/4821 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Zara Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2009/154 - 2010/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin ortaklarının, ileride 300.000 TL sermayeli yeni bir şirket kurulması, kurulacak şirkette müvekkiline %12 pay verilmesi, ancak ticari faaliyetin şimdilik mevcut şirkette devam etmesi konusunda anlaştıklarını, bu bağlamda müvekkilinin sermaye payına karşılık davalı şirkete 36.500 TL ödediğini, fakat yeni şirketin kurulmadığı gibi kendisine mevcut şirketten de pay verilmediğini ileri sürerek, davalıya ödediği 36.500,00 TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalının talep ettiği ana paraya bir itirazlarının bulunmadığını, ancak ticari faiz istenemeyeceğini, faiz başlangıcının ise karar tarihi olarak belirlenmesi gerektiğini, kaldı ki davanın açılmasına neden olunmadığını, zira taraflar arasında görülen ve lehlerine sonuçlanan ortaklığın tespiti davası kesinleştikten sonra, yargılama masrafları mahsup edilerek paranın iade edileceğinin davacıya bildirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya yaptığı ödemeler nedeniyle 36.500,00 TL alacaklı olduğu, ancak davadan önce davalı temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizinin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, öte yandan talebin kabul edilen miktarının davalı tarafça davaya cevapla birlikte kabul edilmiş olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 36.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sebepsiz zenginleşme hükümlerince açılmış olup, davacı ödediği paraya ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması talebinde bulunmuştur.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın temerrüt faizi istenebilmesi mümkün bulunduğundan, yargılama sırasında mahkemenin ara kararı ile harcı ödenerek müddeabih haline getirilen birikmiş faiz tutarı hesaplattırılıp, bulunacak bu miktara hükmedilmesi gerekirken bu husustaki talebin reddi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048252300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz