6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Pay defterine tescil

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/14447 E. 2013/14397 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defterine tescil temerrüt ihtarı geçersiz sözleşme sözleşmenin ihlali cezai şart pay defteri ifa sebepsiz zenginleşme anonim şirket temerrüt faizi ihtar geçersizlik ihtarname avans faizi temerrüt e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 146TTK 415

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibariyle davacının davalı tarafa toplam 40.979 TL ödeme yaptığı, sözleşme kapsamında düzenlenmesi gereken senetlerin düzenlenerek satıcıya verilmediği, oysa 23.08.2006 tarihine kadar nakit ve peşin ödenmesi gereken miktarın 60.000 TL olduğu, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiği, bu halde davacının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı isteyemeyeceği, ancak ödediği miktarı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, önceden temerrüde düşürülmediğinden iadesi istenilen meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün bulunduğu, birleşen davada ise davacıların sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlayamadıkları, sözleşmenin ifa edilmesini davacıların herhangi bir kusurları bulunmadığından cezai şart alacağına hak kazandıkları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 40.979 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar-birleşen davacılar vekilinin tüm, davacı-birleşen davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, davalı şirketin hisselerinin devrinin tespiti ve pay defterine tescili, olmadığı takdirde devir sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin ve cezai şartın tahsili, birleşen dava ise aynı sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin asıl davada davacı olan tarafça ihlal edildiği, bu durumda davacının sözleşme uyarınca ödediği miktarı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, birleşen dava davacılarının ise uğradıkları zararı kanıtlayamadıkları ancak karşı tarafça sözleşme ihlal edildiğinden cezai şarta hak kazandıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında düzenlendiği tartışma konusu olmayan 11.08.2006 tarihli sözleşmenin 1. ve 2. maddelerinde, sözleşmenin davalı şirkete ait fabrikanın satışına ilişkin bulunduğu belirtildikten sonra 3. ve devamı maddelerinde ise davalı şirketin devrinden bahsedilmektedir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 146. vd maddelerinde şirketlerin birleşmesi ve tür değiştirmeleri düzenlenmiş olup bunun dışında anonim şirketin gerçek kişiye devrine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, anonim şirketin devri söz konusu olmayıp, ancak anonim şirket paylarının TTK'nun 415. vd. maddeleri uyarınca devredilmeleri mümkün bulunmaktadır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme ile açıkça davalı şirketin davacı gerçek kişiye devri öngörüldüğünden kanuna aykırı böyle bir sözleşme geçerli değildir. Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri gibi geçersiz sözleşmede öngörülen cezai şart da geçersiz olacağından tarafların cezai şart alacağı istemeleri mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece birleşen davadaki cezai şart talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan alacağa, davalıların daha önce temerrüde düşürülmedikleri gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın temerrüt faizi istenebilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece istekle bağlı kalınarak hükmolunan alacağa davalıya gönderilen ihtarname uyarınca faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış ,hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5101 E. 2022/6677 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14134 E. 2012/4821 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit ve İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5613 E. 2020/5324 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/14447 E.  ,  2013/14397 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/11/2010 tarih ve 2007/459-2010/613 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.07.2013 günü hazır bulunan davacı birleşen davada davalı ..... ile vekili Av. ... ile davalı birleşen davada davacı asil M. Hüseyin Kılıç dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılıp, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket yönetim kurulu başkanı arasında 11.08.2006 tarihinde davalı şirketin Çankırı Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan fabrikasının satışı ve şirket hisselerinin devrine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme tarihinde davalı şirketin genel kurulunca yönetim kuruluna verilen yetkilerin sona ermiş olduğunu, bunu öğrenen müvekkilinin zorlaması ile davalı şirketin 07.03.2007 tarihinde olağan genel kurul toplantısını yaptığını ve yönetim kurulu üyelerinin üyelikleri ile yetkilerinin devamına karar verildiğini, müvekkili ile sözleşme imzalayan davalı Hüseyin Kılıç'ın sözleşme tarihinde yetkisinin sona ermiş olması nedeniyle sözleşmede öngörülen fabrika ve hisse devrinin mümkün olmamasına rağmen müvekkilince sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek 40.979 TL ödemede bulunulduğunu, bakiye borç için de ifa teklifinde bulunulduğunu, ancak daha sonra şirket genel kurulunca yönetim kuruluna yetki verilmesi karşısında herhangi bir hukuksal engel olmadığı halde davalı tarafın fabrika ve hisse devrinden ısrarla kaçındığını, anılan sözleşmede 15.000 TL cezai şart kararlaştırıldığını, sözleşmeyi ifadan kaçınan davalı tarafın bu cezai şarttan da sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili adına anonim şirket pay devrinin tespitine ve pay defterine tesciline, olmadığı takdirde sözleşme uyarınca ödenen toplam 40.979 TL'nin ve 15.000 TL cezai şartın faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, taraflar arasında 11.08.2006 tarihli sözleşmenin imzalandığını ancak davacının vadesi gelmiş borçlarını ödemeyerek ve sözleşmede öngörülen bonoları müvekkillerine teslim etmeyerek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise karşı tarafın edimini ifa etmemesi ve müvekkilini oyalaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek zararlarının tazmini için 6.500 TL'nin ve 15.000 TL cezai şartın tahsilini talep etmiştir.

.../...

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibariyle davacının davalı tarafa toplam 40.979 TL ödeme yaptığı, sözleşme kapsamında düzenlenmesi gereken senetlerin düzenlenerek satıcıya verilmediği, oysa 23.08.2006 tarihine kadar nakit ve peşin ödenmesi gereken miktarın 60.000 TL olduğu, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiği, bu halde davacının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı isteyemeyeceği, ancak ödediği miktarı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, önceden temerrüde düşürülmediğinden iadesi istenilen meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün bulunduğu, birleşen davada ise davacıların sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlayamadıkları, sözleşmenin ifa edilmesini davacıların herhangi bir kusurları bulunmadığından cezai şart alacağına hak kazandıkları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 40.979 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar-birleşen davacılar vekilinin tüm, davacı-birleşen davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Asıl dava, davalı şirketin hisselerinin devrinin tespiti ve pay defterine tescili, olmadığı takdirde devir sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin ve cezai şartın tahsili, birleşen dava ise aynı sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin asıl davada davacı olan tarafça ihlal edildiği, bu durumda davacının sözleşme uyarınca ödediği miktarı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceği, birleşen dava davacılarının ise uğradıkları zararı kanıtlayamadıkları ancak karşı tarafça sözleşme ihlal edildiğinden cezai şarta hak kazandıkları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında düzenlendiği tartışma konusu olmayan 11.08.2006 tarihli sözleşmenin 1. ve 2. maddelerinde, sözleşmenin davalı şirkete ait fabrikanın satışına ilişkin bulunduğu belirtildikten sonra 3. ve devamı maddelerinde ise davalı şirketin devrinden bahsedilmektedir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 146. vd maddelerinde şirketlerin birleşmesi ve tür değiştirmeleri düzenlenmiş olup bunun dışında anonim şirketin gerçek kişiye devrine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, anonim şirketin devri söz konusu olmayıp, ancak anonim şirket paylarının TTK'nun 415. vd. maddeleri uyarınca devredilmeleri mümkün bulunmaktadır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme ile açıkça davalı şirketin davacı gerçek kişiye devri öngörüldüğünden kanuna aykırı böyle bir sözleşme geçerli değildir.

Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri gibi geçersiz sözleşmede öngörülen cezai şart da geçersiz olacağından tarafların cezai şart alacağı istemeleri mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece birleşen davadaki cezai şart talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, mahkemece asıl davada hüküm altına alınan alacağa, davalıların daha önce temerrüde düşürülmedikleri gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamasına göre (15.09.2003, E:2003/1701, K:2003/7754) sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren, temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın temerrüt faizi istenebilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece istekle bağlı kalınarak hükmolunan alacağa davalıya gönderilen ihtarname uyarınca faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış ,hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar-birleşen davacılar vekilinin tüm, davacı-birleşen davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı-birleşen davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalılar birleşen davada davalılar Fresmak A.Ş. ve M.Hüseyin Kılıç'dan alınarak davacı asıl davada davalı .....'a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.023,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalılar birleşen davada davalılar Fresmak A.Ş. ve M.Hüseyin Kılıç'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ...

davalıya iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042130500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.