Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/689 E. 2012/2142 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/9695 Esas, 2011/11590 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2821 E. 2010/8951 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/9695 Esas, 2011/11590 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Benzer bu karardaTurizm A.Ş. hakkında başlatıldığı ve «ödeme emrinin» de bu şirkete tebliğ edildiği, dava dilekçesinde davalı gösterilen «limited şirkete» tebliğ olmadığı, faturaların da dava dışı şirket adına düzenlendiği, davalı şirketin unvan değişikliğinin olmadığı, davalı şirket adına başlatılan takip bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalı şirkette ödeme emrini tebellüğ edip kendisini muhatap kabul etmek suretiyle «limited şirket» olarak borcun miktarına itiraz etmiş, «husumete» ilişkin bir itirazda bulunmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emri · anonim şirket · limited şirket · tebligat
Benzer bu karardaAyrıca, her ne kadar takip, dava dışı «anonim şirket» hakkında başlatılmış ve «ödeme emri» de yine bu şirkete tebliğ olunmuş ise de ödeme emrinde yazan ve «tebligatın» yapıldığı adres davalının adresidir.
Turizm A.Ş. hakkında başlatıldığı ve «ödeme emrinin» de bu şirkete tebliğ edildiği, dava dilekçesinde davalı gösterilen «limited şirkete» tebliğ olmadığı, faturaların da dava dışı şirket adına düzenlendiği, davalı şirketin unvan değişikliğinin olmadığı, davalı şirket adına başlatılan takip bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalı şirkette ödeme emrini tebellüğ edip kendisini muhatap kabul etmek suretiyle «limited şirket» olarak borcun miktarına itiraz etmiş, «husumete» ilişkin bir itirazda bulunmamıştır.
Bu durumda faturalarda, takip talebinde ve ödeme emrinde şirket türünün «anonim şirket» olarak belirlenmesinin maddi hatadan kaynaklandığının kabulüyle esasa girerek karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Tasarım hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3394 E. 2024/5789 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · katılma yoluyla istinaf · davanın konusuz kalması · vekalet ücreti takdiri · müktesep hak · maddi hata · istinaf incelemesi · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… "derz dolguları" (Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraz üzerine çıkarılan) açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal düzeyde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede ayniyet düzeyinde bir benzerlik bulunduğu, her iki işaretin de aynı olduğu, tüketicilerin taraflara ait her iki markada yanılgı yaşayabileceği, "derz dolguları" açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının oluşabileceği, bu açıdan 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının oluştuğu, "derz dolguları" malları için verilen 2018-M-6545 ve 2018-M-9695 sayılı YİDK kararlarının yerinde ve doğru olduğu; başvuru markasının kapsamındaki 01 inci sınıftaki tüm mallar ile 17 nci sınıftaki "derz dolguları" dışındaki tüm mallar açısından ise ayniyet veya iltibas benzerliği oluşmadığından (mal benzerliği oluşmadığı veya karıştırılma/iltibas gerçekleşmediği); bu kısımlardaki verilen 2018-M-6545 sayılı ve 2018-M-9695 YİDK kararları hatalı ve yanlış olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği, 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında dava konusu edilen 2017/35965 sayılı marka kapsamında olmamasına rağmen 16. sınıf yönünden yaptığı değerlendirme hatalı ve yanlış olduğundan bu sınıf açısından da 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının iptalinin gerektiği; davacı tarafın daha önceden tescilli olan (2015/96139) sayılı markası (ve diğerleri) açısından «müktesep hak» iddiasında bulunmuş ise de bu markanın 07.04.2017 tarihinde tescil edilmiş olup başvuru tarihine çok yakın olması ve davalı markası karşısında da hükümsüzlük tehdidi altında da bulunması nedeniyle «kazanılmış hak» koşulunu sağlamadığı, diğer markaların da başvuru markasından farklı olması (aynı olmaması) nedeniyle müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararına yönelik «iptal davası» 12.10.2018 tarihinde açıldıktan 1 ay sonra 12.11.2018 tarihinde verilen 2018-M-9695 sayılı YİDK kararı ile davaya konu 2018-M-6545 sayılı YİDK kararının kaldırılması mümkün görülmediğinden, taraflarca dava açılmakla idarenin YİDK kararı üzerindeki «tasarruf yetkisi» «son» bulduğu, 2018-M-9695 YİDK kararında geçen "başvuru kapsamında bulunmayan bazı malların çıkartılmasına karar verilmesi suretiyle «maddi hata» yapıldığı tespit edildiğinden anılan Kurul kararının alınmamış sayılması gerekmiş ve itiraz hakkındaki karar aşağıdaki Kurul kararı çerçevesinde düzeltilmiştir." ş …
… sul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları aynı ibareden oluşup, 17 nci sınıftaki "derz dolgusu" yönünden de benzer oldukları, davacı vekili «katılma yoluyla istinaf» başvuru dilekçesinde asıl davaya konu YİDK kararının tümden iptaline karar verilmesini istemiş ise de, söz konusu kararın birleşen davaya konu YİDK kararıyla alınmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakla, asıl davada davacı vekilinin katılma istinaf başvurusunun esastan reddine, dava devam ederken dava konusu kararın ortadan kalkması nedeniyle dava konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerinin» takdir edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta asıl davaya konu YİDK kararı yönünden davacı tarafın "derz dolgusu" emtiası dışındaki mallar bakımından haklı bulunduğu, bu itibarla, konusuz kalan asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesince davaya devam edilerek tarafların haklılık durumunun tespiti doğru ise de, konusuz kalan dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekili ile davalı şirket vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının kabulüne, taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendrimede, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, içinde inşaat ve pazarlama konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, dava konusu başvuru kapsamında bulunan emtiaların, davalının itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan emtialarla sadece 17 nci sınıftaki "derz dolgusu" yönünden benzer oldukları, diğer mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, taraf markalarını oluşturan işaretlerin ise aynı olduğu, her ne kadar davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf itirazlarında "derz dolgusu" yönünden eski tarihli markalarına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu ve bu mal yönünden de davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının 08.05.2018 tarihli Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz formunda «müktesep hak» iddiasına ilişkin olarak 2015/96139, 2015/9670 ve 2013/36280 sayılı markalarına dayandığı, bunların da süre yönünden müktesep hak oluşturmayacağı, dolayısıyla birleşen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş, asıl davaya yönelik davalılar vekillerinin istinaf talepleri kabul edildiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya konu YİDK kararında «maddi hata» yapıldığını, davalı Kurumdan düzeltilmesi talep edilebilecekken dava açıldığını, davanın konusuz kaldığını, asıl davanın «usulden reddinin» gerektiğini, yapılan hatadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdirinin» hatalı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin "derz dolgusu" dışındaki mallar için de söz konusu olduğunu, reddedilen malların ilişkili mallar olduklarını, başvurunun …
3.Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2018-M-6545 sayılı YİDK kararında «maddi hata» yapıldığını, kararın alınmamış sayılmasına karar verildiğini, karar düzeltilerek 2018-M-9695 sayılı kararın alındığını, bu nedenle asıl davanın konusuz kaldığını, başvuru ile itiraza mesnet 2014/107233 sayılı markanın aynı olduğunu, başvuru kapsamından çıkartılan malların ise düşük derecede benzer olduğunu, işaret aynılığı bulunduğundan düşük derecede benzerlikte dahi karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/517 E. 2010/4652 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşitlik ilkesi · iyiniyet kuralı · sorumluluk davası · iyiniyet · müteselsil sorumluluk · kâr dağıtımı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalı kooperatifin taşınmazını satarak tasfiyeye girdiği, satış bedelinin hisseleri oranında ortaklara «dağıtılmasının», ancak haklarında «sorumluluk davası» açılan yöneticilerle ilgili olarak dava sonuçlanıncaya kadar paylarının ödenmemesinin kararlaştırıldığı, genel kurulun yöneticilere ilişkin aldığı kararla sorumluluk davası sonucu yönetici üyelerin tazminatla sorumlu tutulmaları halinde doğacak kooperatif alacağının «teminat» altına almayı amaçladığı, kararın yöneticilerin haklarını ortadan kaldırmadığı, açılan davanın geciktirici bir nitelik taşıdığı, tüm yöneticileri kapsadığından eşitlik ilkesine uygun olduğu, açıklanan amaç doğrultusunda alınan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmadığı, yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davası ile kooperatif aleyhine açılan davalarda talep edilen tazminat tutarları dikkate alındığında elde tutulan paranın iyiniyet kurallarını aşmadığı, ayrıca davacı yöneticiler bakımından tutulan paranın tutarının 1.289.734.19 YTL, toplamının ise 2.378.734.68 YTL olduğu, kooperatifin yöneticilerin bir hissesine düşen kısmı elinde tutarak fazlasının iadesi ileri sürülmüş ise de yöneticilerin verilen zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulundukları, «eşitlik ilkesi» gereği bu iddianın da yerinde olmadığı, kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacıl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/689 E. , 2012/2142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.03.2009 gün ve 2009/13 - 2009/348 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.09.2011 gün ve 2009/9695 - 2011/11590 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirket temsilcileri tarafından parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği vaadiyle davalılara 20.000 DEM verildiğini, davalıların yasalara aykırı şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, müvekkilinin ortak olma iradesinin bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin ortak olmadığının tesbiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.732,98 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/9695 Esas, 2011/11590 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 17.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047797300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz