Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8873 E. 2010/12947 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
güven kurumu↗ ticari işletme↗ sahtecilik↗ ihbar olunan↗ mevduat hesabı↗ feri müdahil↗ reeskont faizi↗ tmsf↗ ihbar↗ hukuki yarar↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan davalı ...’e davacı şirkete ait 10210502 numaralı mevduat hesabı için para çekme yetkisinin verilmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacı tarafından yetki verilmeyen diğer mevduat hesaplarından da anılan davalıya ödemeler yaptığı, bu şekilde oluşan davacı zararından her iki davalının da sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 2.700 USD ve 8.469,00 YTL tutarındaki davacı alacağının davalılardan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, YTL bazındaki alacağa ise aynı tarihten itibaren değişen oranlarda reeskont faizinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar ihbar olunan TMSF vekili tarafından temyiz edilmiş ise de TMSF’ye karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan Kurum ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş, feri müdahil olarak kabulüne de karar verilmemiş bulunup, aleyhinde her hangi bir hüküm de tesis edilmemiş olmasına göre ihbar olunan TMSF’nin bu davada ne tek başına ne de davalılar yanında hükmü temyiz etmekte bir hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı banka nezdinde açtırmış olduğu 10210502 numaralı mevduat hesabı için kendi çalışanı olan davalı ...’e para çekme yetkisini tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibini istediği anlaşılmıştır.Davacı yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan ...’e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermemiştir.Bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da çalışanı ...’e para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap için de uygulaması hükümet tarafından verilen özel izne bağlı olarak çalışan, kendisine yatırılan mevduatları her türlü sahtecilik işlemine karşı korumak ve mevduat sahibi yararına değerlendirmekle yükümlü bulunan, çalışma ilkeleri ve denetimleri bakımından genel hükümlerden ayrı olarak özel mevzuata bağlı bulunan ve bu nedenlerle sıradan bir ticari işletme olmayıp, bir güven kurumu olan banka için kusur teşkil ettiği gibi davacının döviz mevduat hesabından da davalı ...’i ödemelerde bulunulması dayanaktan yoksundur. Bankanın bu nedenlerle davacının hesaplarından kendi personeli tarafından yetkisiz olarak çekilen paradan dolayı sorumluluğu olduğu sonucuna varılması yerinde ise de davaya konu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüst, işine bağlı ve kendisine verilen yetkiyi suistimal etmeyen, kendi yararına kullanmayan personel seçiminin davacı tarafa ait olduğu gibi personelin yaptığı işlemlerin etkin bir şekilde denetlenerek usulüne uygun işlem yapıp yapmadığının takibinin de davacı tarafın sorumluluğunda olduğu hususları göz önüne alındığında meydana gelen zararda davacının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.Bu durumda mahkemece, davacının meydana gelen zarardaki müterafik kusurunun tespit edilerek kusuruna isabet eden tutarın oluşan zarardan indirilmesi sonucu davalı bankanın sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, meydana gelen zararın tamamından davalı bankanın sorumlu tutulması somut olaya uygun görülmediğinden kararın bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3273 E. 2020/1944 K.
Ortak:güven kurumu · mevduat hesabı · reeskont faizi · yetkisizlik kararı · kusur · Alacak tahsili
İncelediğiniz kararda… hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı banka nezdinde açtırmış olduğu 10210502 numaralı «mevduat hesabı» için kendi çalışanı olan davalı ...’e para çekme «yetkisini» tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibini istediği anlaşılmıştır.Davacı yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan ...’e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermemiştir.Bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da çalışanı ...’e para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap için de uygulaması hükümet tarafından verilen özel izne bağlı olarak çalışan, kendisine yatırılan mevduatları her türlü «sahtecilik» işlemine karşı korumak ve mevduat sahibi yararına değerlendirmekle yükümlü bulunan, çalışma ilkeleri ve denetimleri bakımından genel hükümlerden ayrı olarak özel mevzuata bağlı bulunan ve bu nedenlerle sıradan bir «ticari işletme» olmayıp, bir «güven kurumu» olan banka için «kusur» teşkil ettiği gibi davacının döviz mevduat hesabından da davalı ...’i ödemelerde bulunulması dayanaktan yoksundur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan davalı ...’e davacı şirkete ait 10210502 numaralı «mevduat hesabı» için para çekme «yetkisinin» verilmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacı tarafından «yetki» verilmeyen diğer mevduat hesaplarından da anılan davalıya ödemeler yaptığı, bu şekilde oluşan davacı zararından her iki davalının da sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 2.700 USD ve 8.469,00 YTL tutarındaki davacı alacağının davalılardan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, YTL bazındaki alacağa ise aynı tarihten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizinin» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bankanın bu nedenlerle davacının hesaplarından kendi personeli tarafından «yetkisiz» olarak çekilen paradan dolayı sorumluluğu olduğu sonucuna varılması yerinde ise de davaya konu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüs …
Benzer bu kararda… i hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsiline dair olan iş bu davada davacının davalı banka nezdinde açtırdığı 10210502 numaralı «mevduat hesabı» için kendi çalışanı olan davalı ...'e para çekme «yetkisini» tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibinin istendiği ve davacının yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan ...'e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermediği, bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da davalı ...'e yeni hesaptan para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap içinde uygulaması bankacılık çalışma hayatının bağlı bulunduğu özle mevzuata göre bir «güven kurumu» olan banka yönünden «kusur» teşkil ettiği ve davacı hesaplarında kendi personeli tarafından yetkisiz olarak çekilen paradan dolayı davalı bankanın sorumlu olduğu, ancak bu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu ve bozma ilamında da belirtildiği gibi bu durumda dürüst işine bağlı ve kendisine verilen yetkiyi suistimal etmeyen kendi yararına kullanmayan personel seçiminin davacı tarafa ait olduğu, personelin yaptığı işlemlerin etkin bir şekilde denetlenmesinin yani personelin usulüne uygun işlem yapıp yapmadığının takibinin davacı tarafın sorumluluğunda olduğu dikkate alındığında meydana gelen zararda davacınında %50 oranında müterafik kusurunun alınan bilimsel raporla sabit olduğu, anılan oranın makul olduğu, kusur oranında yapılan indirim neticesinde davalı bankanın 1.350,00 USD ve 4.234,50.- TL'lik zarardan sorumlu olduğu, mahkemenin davalı ... yönünden verilen 2000/1435 esas 2008/500 Karar sayılı ilamının, bozma ilamı nazara alınarak kesinleştiği gerekçesiyle davalı ... yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı banka yönünden açılan davanın ise kısmen kabulüyle 1.350,00 USD ve 4.234,50 TL’nin davalı bankadan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalı bankadan tahsiline, TL bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren değişen oranlardaki «reeskont faizinin» uygulanmasına karar verilmiştir.
Ayrıca mahkemece yapılan incelemede davalı ...’in zararın tamamından, davalı bankanın ise «kusuru» oranında yarısından sorumlu olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · infaz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaAncak mahkemece, davalı ... yönünden kesinleşme olgusuna dayanak alınan bozma öncesi 2000/1435 esas 2008/500 sayılı kararda her iki davalı yönünden hüküm kurularak belirlenen alacağın tamamının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, işbu temyiz incelemesine konu kararda ise sadece davalı banka yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmiştir.
… ları miktarların ve taraflar arasında teselsülün açık ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip her bir davalı bakımından ayrı ayrı hüküm tesisi gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davalı ... yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı banka yönünden açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14885 E. 2014/16525 K.
Ortak:mevduat hesabı · yetkisizlik kararı · kusur
İncelediğiniz kararda… hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı banka nezdinde açtırmış olduğu 10210502 numaralı «mevduat hesabı» için kendi çalışanı olan davalı ...’e para çekme «yetkisini» tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibini istediği anlaşılmıştır.Davacı yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan ...’e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermemiştir.Bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da çalışanı ...’e para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap için de uygulaması hükümet tarafından verilen özel izne bağlı olarak çalışan, kendisine yatırılan mevduatları her türlü «sahtecilik» işlemine karşı korumak ve mevduat sahibi yararına değerlendirmekle yükümlü bulunan, çalışma ilkeleri ve denetimleri bakımından genel hükümlerden ayrı olarak özel mevzuata bağlı bulunan ve bu nedenlerle sıradan bir «ticari işletme» olmayıp, bir «güven kurumu» olan banka için «kusur» teşkil ettiği gibi davacının döviz mevduat hesabından da davalı ...’i ödemelerde bulunulması dayanaktan yoksundur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan davalı ...’e davacı şirkete ait 10210502 numaralı «mevduat hesabı» için para çekme «yetkisinin» verilmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacı tarafından «yetki» verilmeyen diğer mevduat hesaplarından da anılan davalıya ödemeler yaptığı, bu şekilde oluşan davacı zararından her iki davalının da sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 2.700 USD ve 8.469,00 YTL tutarındaki davacı alacağının davalılardan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, YTL bazındaki alacağa ise aynı tarihten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizinin» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bankanın bu nedenlerle davacının hesaplarından kendi personeli tarafından «yetkisiz» olarak çekilen paradan dolayı sorumluluğu olduğu sonucuna varılması yerinde ise de davaya konu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüs …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı Banka nezdinde açtırdığı .. numaralı «mevduat hesabı» için kendi çalışanı olan davalı T..
G..'e para çekme «yetkisini» tanıdığı, sonradan bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibinin istendiği ve davacının davalı T..
G..'e ödeme yapılmasının banka yönünden «kusur» teşkil ettiği, ancak parayı çekenin davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüst, işine bağlı ve kendisine verilen yetkiyi suistimal etmeyen, kendi yararına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8873 E. , 2010/12947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2008 tarih ve 2000/1435-2008/500 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çalışanı olan davalı ...’in davalı banka nezdinde açılmış bulunan müvekkiline ait TL ve döviz hesaplarından 05.10.1999 ile 10.07.2000 tarihleri arasında kendisine yetki verilmediği halde bankanın kusurlu davranışlarından istifade ederek şahsi çıkarları doğrultusunda para çekmek suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili tarafından davalı bankaya verilen talimatta davalı ...’in sadece 10210502 numaralı hesaptan para çekebileceğinin bildirilmiş olmasına rağmen davalı çalışanın müvekkili şirketin bilgi ve onayı dışında şirketin davalı bankada mevcut diğer hesaplarından para çekerek kendisine aktardığını, davalıların müşterek eylemleri sonucu müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 2.700 USD asıl alacak ile 9.519.384.136 TL’nin ihtar tarihinden itibaren işlemiş faizleri ve dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının 10210502 numaralı hesap için diğer davalıya verdiği para çekme yetkisinin bu hesabın devamı olan ve aynı işlemler için açılan yeni hesap ve işlemler için de vermiş olduğunun kabulü gerektiğini, davacının davalı ...’in hesaplarda yaptığı tüm işlemleri bildiği halde itiraz etmediğini, bu şekilde yapılan işlemleri zımnen onayladığını, davacının 9 ay gibi uzun bir süre boyunca hesaplarının durumunu bilmediğine ilişkin iddiasının MK’nun 2 nci maddesine aykırı olduğunu, davaya konu olayın tamamen davacının kendi kusur ve ihmali ile meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
İhbar olunan TMSF vekili, ihbar olunan davada sıfatlarının olmadığını bildirerek, husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan davalı ...’e davacı şirkete ait 10210502 numaralı mevduat hesabı için para çekme yetkisinin verilmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacı tarafından yetki verilmeyen diğer mevduat hesaplarından da anılan davalıya ödemeler yaptığı, bu şekilde oluşan davacı zararından her iki davalının da sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 2.700 USD ve 8.469,00 YTL tutarındaki davacı alacağının davalılardan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, YTL bazındaki alacağa ise aynı tarihten itibaren değişen oranlarda reeskont faizinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar ihbar olunan TMSF vekili tarafından temyiz edilmiş ise de TMSF’ye karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan Kurum ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş, feri müdahil olarak kabulüne de karar verilmemiş bulunup, aleyhinde her hangi bir hüküm de tesis edilmemiş olmasına göre ihbar olunan TMSF’nin bu davada ne tek başına ne de davalılar yanında hükmü temyiz etmekte bir hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı banka nezdinde açtırmış olduğu 10210502 numaralı mevduat hesabı için kendi çalışanı olan davalı ...’e para çekme yetkisini tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibini istediği anlaşılmıştır.Davacı yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan ...’e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermemiştir.Bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da çalışanı ...’e para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap için de uygulaması hükümet tarafından verilen özel izne bağlı olarak çalışan, kendisine yatırılan mevduatları her türlü sahtecilik işlemine karşı korumak ve mevduat sahibi yararına değerlendirmekle yükümlü bulunan, çalışma ilkeleri ve denetimleri bakımından genel hükümlerden ayrı olarak özel mevzuata bağlı bulunan ve bu nedenlerle sıradan bir ticari işletme olmayıp, bir güven kurumu olan banka için kusur teşkil ettiği gibi davacının döviz mevduat hesabından da davalı ...’i ödemelerde bulunulması dayanaktan yoksundur.
Bankanın bu nedenlerle davacının hesaplarından kendi personeli tarafından yetkisiz olarak çekilen paradan dolayı sorumluluğu olduğu sonucuna varılması yerinde ise de davaya konu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüst, işine bağlı ve kendisine verilen yetkiyi suistimal etmeyen, kendi yararına kullanmayan personel seçiminin davacı tarafa ait olduğu gibi personelin yaptığı işlemlerin etkin bir şekilde denetlenerek usulüne uygun işlem yapıp yapmadığının takibinin de davacı tarafın sorumluluğunda olduğu hususları göz önüne alındığında meydana gelen zararda davacının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.Bu durumda mahkemece, davacının meydana gelen zarardaki müterafik kusurunun tespit edilerek kusuruna isabet eden tutarın oluşan zarardan indirilmesi sonucu davalı bankanın sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, meydana gelen zararın tamamından davalı bankanın sorumlu tutulması somut olaya uygun görülmediğinden kararın bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan TMSF vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046921800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz