Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6651 E. 2010/12791 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin ihlali↗ kira sözleşmesi↗ cy/cy şerhi↗ sulh hukuk mahkemesi↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, HUMK’nun 13. maddesine göre taşınmazının aynına ilişkin davalara taşınmazın bulunduğu yerde bakılacağı, HUMK’nun 13/2. maddesinde davanın taşınmaza ilişkin olması için bir hakkın ileri sürülmesinin yeterli olduğu o hakkın aynına ilişkin olması zorunluluğunun aranmadığı, kira sözleşmesinin de sicili şerh verilecek haklardan olduğu, şahsi haklar kütüğe şerh verilmekle ayni hak niteliği almaz ise de taşınmazı sonradan edinenlere karşı ileri sürülme olanağı sağladığı, tapu kütüğüne şerh edilen kira sözleşmesine dayanılarak açılan davanın taşınmazın aynına müteallik dava olarak kabulü zorunlu olup HUMK’nun 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Adana Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dosyanın talep halinde yetkili Adana Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahliye ve taşınmazın teslimi istemlerine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin tapuya şerh verilmesi nedeniyle bu kira sözleşmesine dayanılarak açılan davanın taşınmazın aynına müteallik dava olarak kabulü ile HUMK’nun 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Adana Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de kira akdinin tapuya şerh verilmesi şahsi hakkın ayni hak niteliğine dönüşmesi sonucunu doğurmayıp, taşınmazı devralan kişilere karşı da ileri sürülme imkanı tanır. Somut uyuşmazlık taşınmazın aynına ve kira aktinin tapuya şerh verilmesine ilişkin bulunmayıp taraflar arasındaki sözleşmenin ihlaline dayalı tahliye ve teslim istemlerine ilişkin olmakla dava HUMK’nun 13. maddesi hükmüne tabi değildir. Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde ve işletme sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin kabul edilmiş bulunmasına göre mahkemece davanın esasına girilmek gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7609 E. 2016/8163 K.
Ortak:yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaHer ne kadar mahkemece, taraflar arasındaki «kira sözleşmesinin» tapuya «şerh» verilmesi nedeniyle bu kira sözleşmesine dayanılarak açılan davanın taşınmazın aynına müteallik dava olarak kabulü ile HUMK’nun 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Adana Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle «yetkisizlik» kararı verilmiş ise de kira akdinin tapuya şerh verilmesi şahsi hakkın ayni hak niteliğine dönüşmesi sonucunu doğurmayıp, taşınmazı devralan kişilere karşı da iler …
Taraflar arasında imzalanan «kira sözleşmesinde» ve işletme sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edilmiş bulunmasına göre mahkemece davanın esasına girilmek gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Mahkemeleri yetkili bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan «protokol» gereğince ödenen paranın «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
O halde, mahkemece davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, «kesin yetki» olduğu gerekçesiyle taşınmazların bulunduğu yer mahkemesine «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaparo · kesin yetki · sebepsiz zenginleşme · protokol · istirdat · yetki · kesin hüküm
Benzer bu karardaSöz konusu, «protokolün» davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi üzerine protokol gereğince verilen paranın «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre «istirdadı» talep edilmekte, davalı taraf ise protokolün haksız feshedildiğini ve verilen paranın «kaparo» olduğu için iade edilemeyeceğini savunmaktadır.
O halde, mahkemece davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, «kesin yetki» olduğu gerekçesiyle taşınmazların bulunduğu yer mahkemesine «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan «protokol» gereğince ödenen paranın «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «protokolün» konusunun ...'nın ...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2570 E. 2013/3679 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · ıslah · eksik inceleme · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf yargılama esnasında yaptığı ....03.2010 tarihli «ıslah» ile davalının “ELVAN EXPRESS” ürün ambalajı hakkında davadan önce verilen «ihtiyati tedbir» kararını dolanmak amacıyla kötü niyetle piyasaya sürdüğü yeni ürün ve ürün ambalajının da davaya «dahil» edilmesini talep etmiştir.
Dava açıldıktan sonra oluşan yeni durumlar ve olaylar «ıslah» yolu ile dahi mevcut davaya «dahil» edilemeyip, ancak yeni bir davanın konusunu oluşturabilir.
Mahkemece, «ıslah» yolu ile eldeki davaya «dahil» edilen istemi de kapsayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de ıslaha konu istemlerin dava açıldıktan sonra ortaya çıkan yeni bir duruma ilişkin olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, «ıslaha» konu istemin dava tarihinden sonra ortaya çıkan yeni bir maddi vakıaya dayalı olup olmadığının tespit edilerek, ortaya çıkacak hukuki duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus araştırılmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak ıslaha konu istemi de kapsar şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6651 E. , 2010/12791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2008 tarih ve 2006/1682 - 2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına kayıtlı Adana’da bulunan taşınmazın müvekkili şirket tarafından 16.08.1994 tarihli kira sözleşmesi ile 20 yıllığına kiralandığını, kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, daha sonra müvekkil ile davalı arasında 14.02.2005 tarihinde işletme sözleşmesi imzalanarak, davalının SHELL akaryakıt istasyonu adı altında müvekkiline ait ürünleri, araç gereçleri, depolama, satma, motorlu araçları yıkama yağlama servisi yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 22. maddesine göre sözleşmenin süresinin sona ermesi veya herhangi bir sebeple süresinden önce feshi halinde satıcı ...’in akaryakıt istasyonu, binaları ve tesisleri kendisine teslim edilen her türlü malzeme ve techizatı müvekkiline teslim etmekle yükümlü olduğunu, ancak davalının 03.08.2006 tarihli ihtarnameyi göndererek işletme sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, sözleşme uyarınca fesihten sonra müvekkile teslim etmesi gereken akaryakıt istasyonu, bina ve tesisleri müvekkile teslim etmediğini, 20 yıl süreli kira şerhi hakkına sahip olduğu akaryakıt istasyonunda davalının bir başka akaryakıt firması ile faaliyet göstermeye başladığını ileri sürerek, davalının kiralanan mahalden akaryakıt satış, yıkama ve yağlama istasyonundan, oto giriş çıkış yolları ile bina eklentilerinden tahliyesine, çıkarılmasına, kiralananın iyi halde müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın sözleşmedeki yetki şartına bağlı olarak İstanbul’da açılmasının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle müvekkilince feshedildiğini, müvekkilinin ikametgahının Adana’da olduğunu, davacının talebinin ayni hakka ve gayrımenkulün zilyetliğine yönelen bir talep olup HUMK’nun 13. maddesi uyarınca kesin yetki kuralı olup yetki şartının geçerli olmayacağını, Adana Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, HUMK’nun 13. maddesine göre taşınmazının aynına ilişkin davalara taşınmazın bulunduğu yerde bakılacağı, HUMK’nun 13/2. maddesinde davanın taşınmaza ilişkin olması için bir hakkın ileri sürülmesinin yeterli olduğu o hakkın aynına ilişkin olması zorunluluğunun aranmadığı, kira sözleşmesinin de sicili şerh verilecek haklardan olduğu, şahsi haklar kütüğe şerh verilmekle ayni hak niteliği almaz ise de taşınmazı sonradan edinenlere karşı ileri sürülme olanağı sağladığı, tapu kütüğüne şerh edilen kira sözleşmesine dayanılarak açılan davanın taşınmazın aynına müteallik dava olarak kabulü zorunlu olup HUMK’nun 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Adana Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dosyanın talep halinde yetkili Adana Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahliye ve taşınmazın teslimi istemlerine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin tapuya şerh verilmesi nedeniyle bu kira sözleşmesine dayanılarak açılan davanın taşınmazın aynına müteallik dava olarak kabulü ile HUMK’nun 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Adana Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de kira akdinin tapuya şerh verilmesi şahsi hakkın ayni hak niteliğine dönüşmesi sonucunu doğurmayıp, taşınmazı devralan kişilere karşı da ileri sürülme imkanı tanır. Somut uyuşmazlık taşınmazın aynına ve kira aktinin tapuya şerh verilmesine ilişkin bulunmayıp taraflar arasındaki sözleşmenin ihlaline dayalı tahliye ve teslim istemlerine ilişkin olmakla dava HUMK’nun 13.
maddesi hükmüne tabi değildir. Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde ve işletme sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin kabul edilmiş bulunmasına göre mahkemece davanın esasına girilmek gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046366800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz