Tanıma ve Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11493 E. 2010/12360 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenfiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 24.05.2010 tarih ve 2009/18 E, 2010/5798 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10483 E. 2012/17404 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 24.05.2010 tarih ve 2009/18 E, 2010/5798 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere göre, dava konusu yabancı mahkeme kararının kesinleştiği kabul edilerek ilamın «tenfizine» dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 2009/18 Esas 2010/5798 Karar sayılı ilamı ile davalı yararına bozulmuş, Mahkemece usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonucu, yabancı mahkeme kararının davalıya postaya verilmek sureti ile tebliğ edildiği, Lahey Sözleşmesi kurallarına göre adli «yargı yolu» ile davalıya yapılan bir «tebligatın» olmadığı, dolayısıyla tenfizi istenen kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği için kesinleşmemiş olduğu, kesinleşmeyen bir karar için de tenfiz talebinde bu …
2- Ancak, «tenfiz» davası,mahiyeti itibariyle «tespit davası» niteliğinde olduğundan davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesine gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · tespit davası · tebligat · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, «tenfiz» davası,mahiyeti itibariyle «tespit davası» niteliğinde olduğundan davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesine gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, dava konusu yabancı mahkeme kararının kesinleştiği kabul edilerek ilamın «tenfizine» dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 2009/18 Esas 2010/5798 Karar sayılı ilamı ile davalı yararına bozulmuş, Mahkemece usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonucu, yabancı mahkeme kararının davalıya postaya verilmek sureti ile tebliğ edildiği, Lahey Sözleşmesi kurallarına göre adli «yargı yolu» ile davalıya yapılan bir «tebligatın» olmadığı, dolayısıyla tenfizi istenen kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği için kesinleşmemiş olduğu, kesinleşmeyen bir karar için de tenfiz talebinde bu …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13180 E. 2014/17619 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek limiti · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · nispi vekalet ücreti · acentelik · ipotek · icra takibine itiraz · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 2012/5520 Esas, 2013/5798 Karar sayılı ilamı ile birleşen davanın davalısı olan ...'nin aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takipte, 75.000 TL'nin üzerindeki kısıma itiraz ettiği, «ipotek limiti» olan 75.000 TL için itirazda bulunmadığı, üst sınır ipoteğinde mümeyyiz davalının ödemesi gereken tutar 75.000 TL ile sınırlı bulunduğundan bu tutardan fazlasına i …
… davaya konu edilen 75.000 TL yönünden davalının bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen itirazın iptali davalarında, «icra takibine itiraz» edilmesinin davanın ön koşulu olduğu ve somut olayda 75.000 TL yönünden bu ön koşulun gerçekleşmediği hususları gözden kaçırılarak davalı yararına 75.000 TL üzerinden «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiş olması doğru olmayıp kararın bu yönden bozulması gerekmekte ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dav …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7404 E. 2022/8319 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi itiraz · kısmi ödeme · kısmi kabul · infazda tereddüt · ilamsız icra takibi · infaz · iptal davası · usulden reddi
Benzer bu karardaDavacı tarafından başlatılan takip üzerine davalı tarafından icra dosyasına «kısmi ödeme» yapılarak kalan «kısma itiraz» edilmiştir.
Bu durum karşısında davacının isteminin 23.000.- TL, ödeme sonrası kalan miktarının ise 10.620.- TL olduğu gözetilerek buna göre «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken bazı kısımların kesinleştiğinden bahisle hüküm kurulmaması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davanın 60.479,34 TL alacak yönünden «usulden reddine», davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 10.620,00 TL «asıl alacak» ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, Yargıtay 11.
… bozma kararı doğrultusunda hüküm verilmiş ise de, reddedilen tutarın, harçlandırılan dava değeri nazara alınarak belirlenmesi gerekirken, takip tutarı esas alınarak «kısmı kabul» hükmü kurulması ve buna göre «yargılama gideri» belirlenmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.''gerekçesiyle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11493 E. , 2010/12360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.09.2008 gün ve 2008/409-2008/428 sayılı kararı bozan Daire’nin 24.05.2010 gün ve 2009/18-2010/5798 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, Essen Asliye Mahkemesi'nce 28.02.2007 tarihinde davalı hakkında 25.717,98 EURO ve mahkeme masraflarına ilişkin 2.267,44 EURO'yu faiziyle birlikte ödemesine karar verildiğini, kararın taraflara tebliğ edilerek 24.09.2007 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararın MÖHUK'nun 34 vd. maddeleri uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda MÖHUK'nun 38.maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olan HUMK'nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğunu, dava konusu kararın gıyapta verildiğini ve müvekkilinin savunma hakkına uyulmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 24.05.2010 tarih ve 2009/18 E, 2010/5798 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046347200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz