Zarar ve ziyan tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6805 E. 2013/21336 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ i̇i̇k 308/b↗ zimmet↗ pay sahipliği↗ husumet ehliyeti↗ şirket zararı↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ ek tasfiye↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin davalıların şirketi kötü niyetle yönetip müvekkillerini mağdur ettikleri iddiasıyla bu davayı açtığı, dava dilekçesinde netice olarak bu şekilde uğranılan zararın ve varsa zimmete geçirilen miktarın tespiti ile davalılar tarafından şirkete ödenmesinin talep edildiği, şirketin zararlarının tespiti ve şirket adına tazminin amaçlandığı, davacıların kendi adlarına bir taleplerinin bulunmadığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği, davacıların yönetimde usulsüzlük yapıldığı kanaatiyle şirket adına tespit ve tazmin yoluna gidebilmeleri için genel
kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak veya yine kendi adlarına mahkemeye başvurarak tasfiye istemek haklarına sahip olmalarına rağmen bu yolu kullanmadıkları, zararın tespiti ve tazminini isteme hakkının şirket adına ancak şirket tarafından kullanılabileceği, bu itibarla davacıların dava şartı niteliğindeki husumet ehliyetine sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket yöneticilerine karşı, pay sahibi olan davacıların açtığı tazminat davasıdır. Davacıların pay sahipliği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca aynı yasanın 305, 206, 307 ve 308. maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edildiğini ileri süren davacıların, şirket yöneticilerine karşı, zarar gören pay sahibi sıfatıyla dava açmak hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, davanın 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca görülerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4044 E. 2014/10923 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · pay sahipliği · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacıların «pay sahipliği» konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca aynı yasanın 305, 206, 307 ve «308». maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edildiğini ileri süren davacıların, şirket yöneticilerine karşı, zarar gören pay sahibi sıfatıyla dava açmak hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
… arın şirketi kötü niyetle yönetip müvekkillerini mağdur ettikleri iddiasıyla bu davayı açtığı, dava dilekçesinde netice olarak bu şekilde uğranılan zararın ve varsa «zimmete» geçirilen miktarın tespiti ile davalılar tarafından şirkete ödenmesinin talep edildiği, «şirketin zararlarının» tespiti ve şirket adına tazminin amaçlandığı, davacıların kendi adlarına bir taleplerinin bulunmadığı, şirketin «tüzel kişiliğinin» devam ettiği, davacıların yönetimde usulsüzlük yapıldığı kanaatiyle şirket adına tespit ve tazmin yoluna gidebilmeleri için genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak veya yine kendi adlarına mahkemeye başvurarak «tasfiye» istemek haklarına sahip olmalarına rağmen bu yolu kullanmadıkları, zararın tespiti ve tazminini isteme hakkının şirket adına ancak şirket tarafından kullanılabileceği, bu itibarla davacıların dava şartı niteliğindeki «husumet ehliyetine» sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 6762 Sayılı TTK'nın 309. maddesi gereğince, şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Şti. olduğu, iddia olunan zarar nedeniyle davalının sorumluluğunun TTK'nın 336. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · sorumluluk davası · keşideci · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra takibinin tarafı olmadığı, takip konusu çekte kendisini borç altına sokacak herhangi bir imzasının bulunmadığı, takip borçlusunun ve «çek» «keşidecisinin» dava dışı T..
Dava, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Yasa'nın 309. maddesi gereğince açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, «doğrudan zarara» uğradığını iddia ederek bu davayı açmış ve tazminatın kendisine verilmesini talep etmiştir.
Bu durumda, çekin «keşidecisinin» şirket olduğu, davalı aleyhine icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/6805 E. , 2013/21336 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.12.2012 tarih ve 2012/488-2012/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 2003 yılında vefat etmiş ...'ya veraseten Gür-Al Pazarlama Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin toplam %40 oranında hissedarları olduğunu, murisin vefatı ile şirketin tüm idaresinin davalılara geçtiğini, yüksek ciro ve karlılığa rağmen müvekkillerinin bundan yararlandırılmadığını, şirket gelirlerinin davalılarca kullanıldığını, şirket ortaklarına yüksek miktarda faizsiz borç verilirken yüksek faiz ile şirkete kredi çekildiğini, müvekkillerinden alınan vekaletin kötüye kullanıldığını, müvekkillerinden habersiz yapılan genel kurulda davalı ...'nın kendisini ibra ettirdiğini, birikmiş kârların da sermayeye ilavesi kararı alındığını, şirketin ortaklara olan borcunun büyük kısmının tahsil edildiği görülmesine rağmen bu paranın nerede kullanıldığının bilinmediğini ileri sürerek 2003-2011 yılları arasında şirkete ait defter, kayıt ve belgelerin bilirkişilerce incelenmesine, şirketin davalı tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak idaresi nedeniyle uğranılan zarar ve ziyanın, varsa zimmete geçirilen miktarın tespiti ile davalılarca şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, esasa ilişkin savunmalarının yanında müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin davalıların şirketi kötü niyetle yönetip müvekkillerini mağdur ettikleri iddiasıyla bu davayı açtığı, dava dilekçesinde netice olarak bu şekilde uğranılan zararın ve varsa zimmete geçirilen miktarın tespiti ile davalılar tarafından şirkete ödenmesinin talep edildiği, şirketin zararlarının tespiti ve şirket adına tazminin amaçlandığı, davacıların kendi adlarına bir taleplerinin bulunmadığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği, davacıların yönetimde usulsüzlük yapıldığı kanaatiyle şirket adına tespit ve tazmin yoluna gidebilmeleri için genel
kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak veya yine kendi adlarına mahkemeye başvurarak tasfiye istemek haklarına sahip olmalarına rağmen bu yolu kullanmadıkları, zararın tespiti ve tazminini isteme hakkının şirket adına ancak şirket tarafından kullanılabileceği, bu itibarla davacıların dava şartı niteliğindeki husumet ehliyetine sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket yöneticilerine karşı, pay sahibi olan davacıların açtığı tazminat davasıdır. Davacıların pay sahipliği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca aynı yasanın 305, 206, 307 ve 308. maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edildiğini ileri süren davacıların, şirket yöneticilerine karşı, zarar gören pay sahibi sıfatıyla dava açmak hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, davanın 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca görülerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046157100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz