Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3868 E. 2013/20877 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme tazminatı↗ sözleşmesel sorumluluk↗ menfi zarar↗ borçlunun temerrüdü↗ müspet zarar↗ kazanç kaybı↗ ek mehil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ pasif husumet yokluğu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ifa↗ pasif husumet↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ husumet yokluğu↗ kâr kaybı↗ yetki↗ harç↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yazılı sözleşmenin davalılardan ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. ile yapıldığı, davacı ile diğer davalı arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, diğer davalı ile davacı arasında sözlü akit kurulduğu, bu davalının sözleşmeyi feshinin herhangi bir şekle bağlı olmadığı, ancak davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş.’nin taraflar arasında bulunan sözlü akdi haklı nedenle feshettiğini ispat edemediği, bu nedenle davacının uğradığı 47.449,26 TL zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş.’nin ise taraflar arasındaki yazılı sözleşmeyi feshetmediği gerekçesiyle, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 47.449,26 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma işbirliği sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanununun 106. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir.
Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.
Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi; başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar; dava masrafları.
Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482).
Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde
sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
Somut olayda, taraflar arasında sözlü olarak kurulan taşıma işbirliği sözleşmesinin her hangi bir mehil verilmeden mümeyyiz davalı tarafından 01.09.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Mümeyyiz davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği de ispat edilememiştir.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen anılan Yasa'nın 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre, hesaplanan kâr kaybı; sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme feshedildiğinden dolayı varsa sağladığı yani tasarruf ettiği haklar indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir.
Somut olayda, davacı taraf sözleşmenin feshi için 2 ay öncesinden bildirimde bulunulmadığından bu süre için elde edeceği kazanç kaybı ile bu süre içinde çalıştırmak zorunda kaldığı işçilerin masraflarını tazminat olarak talep etmiş olup, mahkemece kazanç kaybı ile birlikte işçiler için yapılan masraflar da tazminat olarak belirlenmiştir.
Oysa, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda 2 aylık dönem içinde meydana gelen kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının ödeyeceği işçi giderleri yapması zorunlu giderler arasında bulunduğundan, mahkemece, 2 işçiye ödenen ücrete yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8695 E. 2010/10931 K.
Ortak:müspet zarar · kazanç kaybı · malvarlığına ilişkin dava · kâr mahrumiyeti · ifa · fesih · kâr kaybı · temerrüt
İncelediğiniz karardaAlacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Çünkü sözleşme «fesih» edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun «ifa» edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
Genel olarak «menfi zarar»: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; «müspet zarar» ise, «ifa» edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof.
Benzer bu karardaBu yönteme göre «kar kaybı» ise sözleşme «ifa» ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel «fesih» nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur.
2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · yoksun kalınan kâr · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davadaki istemin dayanağı gelinen bu aşamada sadece sözleşmenin kusurlu feshi sebebiyle «yoksun kalınan» «kar kaybı» alacağından ibarettir.
Müspet zarar ve «kar kaybı» zararı kavramlarına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Taraflar arasında geçerli olan 01.09.2004-31.08.2005 dönemini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» süresi bitmeden davalı tarafından 01.02.2005 tarihinde feshedildiği tartışmasızdır.
Aslında «kar kaybı» açısından kardan yoksun kalan tarafın «malvarlığında» kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7975 E. 2018/3256 K.
Ortak:gecikme tazminatı · menfi zarar · borçlunun temerrüdü · müspet zarar · malvarlığına ilişkin dava · kâr mahrumiyeti · ifa · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaAlacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Genel olarak «menfi zarar»: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; «müspet zarar» ise, «ifa» edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof.
Kâr «kaybı» ise kardan «mahrum» kalma karşılığı meydana gelen zarardır.
Benzer bu kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; «borçlunun temerrüdü» sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç «yetki» tanımıştır: Bunlar; her zaman için «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek «menfi zararını» isteyebilmedir.
Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, «temerrüde» düşen borçludan, gecikmiş «ifa» ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut «borçlunun temerrüdü» halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, «müspet zararın» giderimi söz konusu olur (Prof.
Bu nedenle «müspet zararın» tazmini halinde «malvarlığının» ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar tazminatı · mahrum kalınan kâr · kıyasen uygulama · gerçek zarar · teminat mektubu · hizmet sözleşmesi · ihbar · kusur
Benzer bu kararda… in sona ermesi nedeniyle uğradığı zarardan işletmeyi devir alan ve sözleşmeye taraf haline gelen EÜAŞ'ın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 392.660,18 TL «mahrum kalınan» kâr ve «ihbar tazminatı» ile 146.476,28 TL nakti «teminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 1.161.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun» davacıya iadesine karar verilmiştir.
TBK'daki kesinti yönetimi «hizmet sözleşmelerine» ilişkin olmasına rağmen diğer sözleşmelerin haksız feshi halinde de «kıyasen uygulanması» gerekir.
Türk Borçlar Kanunu 112. maddeye göre, borç hiç veya gereği gibi «ifa» edilmezse borçlu, kendisine hiçbir «kusurun» yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Burada zarar kapsamı net ve «gerçek zarar» olarak düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3589 E. 2024/1639 K.
Ortak:menfi zarar · müspet zarar · kazanç kaybı · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · ifa · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaAlacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Genel olarak «menfi zarar»: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; «müspet zarar» ise, «ifa» edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof.
Somut olayda, davacı taraf «sözleşmenin feshi» için 2 ay öncesinden bildirimde bulunulmadığından bu süre için elde edeceği «kazanç kaybı» ile bu süre içinde çalıştırmak zorunda kaldığı işçilerin «masraflarını» tazminat olarak talep etmiş olup, mahkemece kazanç kaybı ile birlikte işçiler için yapılan masraflar da tazminat olarak belirlenmiştir.
Benzer bu kararda… .06.2011 tarihli ihbarla feshedildiği, sözleşmenin geçici bir sözleşme teşebbüsü olduğu yolundaki davalı savunmasının yerinde görülmediği, esasen davalının davacıya «ihtarname» keşide ederek sözleşmeyi feshettiğini bildirmesinin de sözleşmenin varlığının davalı yanca kabul edildiği anlamına geleceği, dinlenen davacı tanığının anlatımları ve davacı yanca dosyaya sunulan fotoğraf ve broşürler itibariyle davacının «yetki» alanında üçüncü kişilerin su sattığının, bu hali ile «sözleşmeyi ihlal» ... kusurlu davrananın davalı olduğu, davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının bunun üzerine «ifa» yerine tazminat istediği, davalının tazminat ödeme borcundan kurtulabilmesi için kusursuz olduğunu ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, davacının olumlu zararı ile birlikte sözleşmenin feshedildiği 29.06.2011 tarihine kadar olan kârdan yoksun kalma tarzındaki zararını ve «portföy tazminatını» talep edebileceği, davacı «sözleşmenin feshi» öncesine ilişkin «kar mahrumiyeti» talep edebilir bulunduğundan bu kısma ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiş ise de sözleşme feshedildikten sonra sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle kâr «kaybı» («müspet zarar») talep edemeyeceğinden bu taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, müspet zarar talep edilebileceğinden davalının davacıya kâr kaybı ve denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiği, davacının borca aykırılık yüzünden uğradığı «zararı ispat» etmesi gerekli ise de zararın ... miktarının ispat edilmesinin zor ve imkansız bulunduğu, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar hesabı yoluna gidildiği, davacı, bir yandan kar yoksunluğu isteyip diğer yandan o kârı elde edebilmek için yapması gereken «masraflar» nedeniyle «menfi zarar» tazminini ileri süremeyeceği, davacının bu başlık altında talep ettiği tazminat talebi yönünden taleplerinin ise reddinin değerlendirildiği, sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde talep ettiği kâr mahrumiyeti taleplerinin de menfi zarar kapsamında kaldığı, portföy tazminatı talebi yönünden ise davacının taleplerinin yerinde olduğu, ... satıcının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmenin devamı süresince ... satıcının bir «müşteri çevresi» oluşturması ve sözleşmenin sona ermesiyle birlikte bu müşteri çevresinden artık iş sahibinin yararlanmaya başlamasının yeterliliği gözetildiğinde davacının bu tazminatı talep edebileceği, gerekçesiyle 2019/270 E. sayılı dosyada davanın kısmen kabulü ile, 20.866,25 TL'nin dava tarihi olan 06.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen Ankara 4.
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; «haksız fesih» ... olduğundan kâr «kaybı» talebinin reddinin usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, birleşen davalarda açıkça davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle «yoksun kalınan» kâr dolayısıyla «müspet zarar» talep ettiklerini, «tanık beyanı», fişler ve zabıta tutanağı değerlendirildiğinde kâr kaybının düşük belirlendiğini, fiili zarar adı altında talep edilen kalemlerin taraflar arasındaki ... satıcılık sözleşmesinin devam edeceği, ... satıcı olarak taleplerin karşılanabilmesi için yapılan giderler olmayıp, müvekkilin ... satıcı olacağı inancıyla yaptığı giderleri başka şekilde kullanamaması nedeniyle uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin olduğunu, müvekkilin bu kazançtan da «mahrum» kaldığını, anılan kazanç kaybının da hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/569 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile 06.07.2009 tarihinden 29.06.2011 tarihleri arasındaki dönem için talep edilen «yoksun kalınan» kâr «mahrumiyeti» yönünden 10.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle talep edilen kâr «kaybı» zararı yönünden talebin reddine, «portföy tazminatı» yönünden taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL tazminatın fesih tarihi olan 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak dav …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · müşteri çevresi · portföy tazminatı · kar mahrumiyeti · haksız fesih · zararın ispatı · kar kaybı · sözleşmenin ihlali
Benzer bu kararda… .06.2011 tarihli ihbarla feshedildiği, sözleşmenin geçici bir sözleşme teşebbüsü olduğu yolundaki davalı savunmasının yerinde görülmediği, esasen davalının davacıya «ihtarname» keşide ederek sözleşmeyi feshettiğini bildirmesinin de sözleşmenin varlığının davalı yanca kabul edildiği anlamına geleceği, dinlenen davacı tanığının anlatımları ve davacı yanca dosyaya sunulan fotoğraf ve broşürler itibariyle davacının «yetki» alanında üçüncü kişilerin su sattığının, bu hali ile «sözleşmeyi ihlal» ... kusurlu davrananın davalı olduğu, davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının bunun üzerine «ifa» yerine tazminat istediği, davalının tazminat ödeme borcundan kurtulabilmesi için kusursuz olduğunu ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, davacının olumlu zararı ile birlikte sözleşmenin feshedildiği 29.06.2011 tarihine kadar olan kârdan yoksun kalma tarzındaki zararını ve «portföy tazminatını» talep edebileceği, davacı «sözleşmenin feshi» öncesine ilişkin «kar mahrumiyeti» talep edebilir bulunduğundan bu kısma ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiş ise de sözleşme feshedildikten sonra sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle kâr «kaybı» («müspet zarar») talep edemeyeceğinden bu taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, müspet zarar talep edilebileceğinden davalının davacıya kâr kaybı ve denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiği, davacının borca aykırılık yüzünden uğradığı «zararı ispat» etmesi gerekli ise de zararın ... miktarının ispat edilmesinin zor ve imkansız bulunduğu, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar hesabı yoluna gidildiği, davacı, bir yandan kar yoksunluğu isteyip diğer yandan o kârı elde edebilmek için yapması gereken «masraflar» nedeniyle «menfi zarar» tazminini ileri süremeyeceği, davacının bu başlık altında talep ettiği tazminat talebi yönünden taleplerinin ise reddinin değerlendirildiği, sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde talep ettiği kâr mahrumiyeti taleplerinin de menfi zarar kapsamında kaldığı, portföy tazminatı talebi yönünden ise davacının taleplerinin yerinde olduğu, ... satıcının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmenin devamı süresince ... satıcının bir «müşteri çevresi» oluşturması ve sözleşmenin sona ermesiyle birlikte bu müşteri çevresinden artık iş sahibinin yararlanmaya başlamasının yeterliliği gözetildiğinde davacının bu tazminatı talep edebileceği, gerekçesiyle 2019/270 E. sayılı dosyada davanın kısmen kabulü ile, 20.866,25 TL'nin dava tarihi olan 06.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen Ankara 4.
Mahkemece 20.04.2015 tarih, 2014/810 E., 2015/368 K. sayılı kararı ile «sözleşmeyi ihlal» eden davalının kusurlu davrandığı, sözleşmeyi haksız feshettiği, davalının tazminat ödeme borcundan kurtulabilmesi için «kusursuzluğunu ispat» edemediği, davacının olumlu zararı ile birlikte kârdan yoksun kalma zararını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
… zleşmenin haksız bir şekilde davalı tarafından feshedildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece davacının istediği tazminat miktarları açıklattırılıp, isteyebileceği zarar ve «kar kaybı» yönünden sözleşme hükümleri de değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/569 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile 06.07.2009 tarihinden 29.06.2011 tarihleri arasındaki dönem için talep edilen «yoksun kalınan» kâr «mahrumiyeti» yönünden 10.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle talep edilen kâr «kaybı» zararı yönünden talebin reddine, «portföy tazminatı» yönünden taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL tazminatın fesih tarihi olan 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak dav …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12291 E. 2012/19715 K.
Ortak:müspet zarar · kâr mahrumiyeti · fesih · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaBurada kardan yoksun kalan kusurlu «fesih» yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan «mahrum» kalır.
Alacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, kuşkusuz kâr «mahrumiyetini» de içine alır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kâr talebi «müspet zarara» ilişkindir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · taşıma sözleşmesi · komisyon · maddi tazminat · yasal faiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12293 E. 2012/19716 K.
Ortak:menfi zarar · müspet zarar · kâr mahrumiyeti · fesih · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAlacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Genel olarak «menfi zarar»: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; «müspet zarar» ise, «ifa» edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof.
Burada kardan yoksun kalan kusurlu «fesih» yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan «mahrum» kalır.
Benzer bu kararda2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · taşıma sözleşmesi · komisyon · maddi tazminat · yasal faiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8668 E. 2014/15289 K.
Ortak:müspet zarar · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · ifa · fesih · kâr kaybı · temerrüt
İncelediğiniz karardaAlacaklı her zaman için «ifa» «gecikme tazminatı» isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve «menfi zararını» isteyebilir.
Çünkü sözleşme «fesih» edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun «ifa» edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
Genel olarak «menfi zarar»: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; «müspet zarar» ise, «ifa» edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sözleşmenin imzalanmasından itibaren «asgari alım taahhüdünü» hiçbir zaman yerine getirmediği ve davacının da hiçbir yıllık dönemde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi feshetmediği ya da ilgili dönemler için «cezai şart» bedelini talep etmediği, davacının sözleşmeyi ifaya devam ederek ticari yarar sağladığı ve alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına dair bir güven oluşturduğu, sözleşmenin başından itibaren her yıl alım taahhüdünün yerine getirilmediği ve ticari yarar sağlanmaya devam edilerek aradan uzun zaman geçtikten sonra buna ilişkin talepte bulunulmasının çelişkili bir davranış ya da uyandırılan güvene aykırı davranış olarak MK 2. maddesine aykırı görülmesinin gerektiği, böyle bir durumda, gerek tonaj taahhüdü uygulamasından BK'nın 158/2. maddesi uyarınca zımnen «feragat» edildiğinin kabulü ve MK'nın 2. maddesi uyarınca geçerli sayılmaması ayrıca sözleşmenin «ifa» edildiği fesihten önceki dönemler için fesihten sonra «müspet zarar» istenmesinin mümkün olmaması gerekse müspet zararın henüz doğmadan önce taraflar arasında kararlaştırılmasının da hukuken bağlayıcı olmayacağı da nazara alınarak, fesihten sonraki dönem için de tonaj taahhüdü uyarınca «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, BK'nın 106.-108 maddeleri uyarınca davacının sözleşmenin devamı halinde elde edeceği ama mahrum kaldığı kâr nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000 USD mahrum kalınan kâr ile 1.732,88 USD «ariyet» mal bedeli olmak üzere toplam; 6.732,88 USD'nin «temerrüt tarihi» olan 19.01.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince (BK 73. yeni BK 99) devlet bankasının l yıl vadeli USD'ye ödenen en yüksek mevduat f …
Kar «kaybı», «müspet zararlar» bahsinden olup, «sözleşmesinin feshi» halinde ancak uğranılan menfi zararların yani sözleşmenin «ifa» edileceğine güvenilerek «iyiniyetle» yapılmış giderler ve yine sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı uğranılan menfi zararların istenebilmesi mümkündür.
Bu durumda mahkemece, davacının «kar mahrumiyetine» ilişkin isteminin «müspet zarar» kavramı kapsamında olduğundan hareketle, taraflar arasındaki sözleşmede «fesih» halinde müspet zararın da talep edilebileceğine dair bir açıklık olmadığı göz önüne alınmak suretiyle davacının bu yöne ilişen isteminin reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile kabul hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ariyet · kar mahrumiyeti · mahrum kalınan kâr · temerrüt tarihi · bayilik sözleşmesi · iyiniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sözleşmenin imzalanmasından itibaren «asgari alım taahhüdünü» hiçbir zaman yerine getirmediği ve davacının da hiçbir yıllık dönemde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi feshetmediği ya da ilgili dönemler için «cezai şart» bedelini talep etmediği, davacının sözleşmeyi ifaya devam ederek ticari yarar sağladığı ve alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına dair bir güven oluşturduğu, sözleşmenin başından itibaren her yıl alım taahhüdünün yerine getirilmediği ve ticari yarar sağlanmaya devam edilerek aradan uzun zaman geçtikten sonra buna ilişkin talepte bulunulmasının çelişkili bir davranış ya da uyandırılan güvene aykırı davranış olarak MK 2. maddesine aykırı görülmesinin gerektiği, böyle bir durumda, gerek tonaj taahhüdü uygulamasından BK'nın 158/2. maddesi uyarınca zımnen «feragat» edildiğinin kabulü ve MK'nın 2. maddesi uyarınca geçerli sayılmaması ayrıca sözleşmenin «ifa» edildiği fesihten önceki dönemler için fesihten sonra «müspet zarar» istenmesinin mümkün olmaması gerekse müspet zararın henüz doğmadan önce taraflar arasında kararlaştırılmasının da hukuken bağlayıcı olmayacağı da nazara alınarak, fesihten sonraki dönem için de tonaj taahhüdü uyarınca «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, BK'nın 106.-108 maddeleri uyarınca davacının sözleşmenin devamı halinde elde edeceği ama mahrum kaldığı kâr nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000 USD mahrum kalınan kâr ile 1.732,88 USD «ariyet» mal bedeli olmak üzere toplam; 6.732,88 USD'nin «temerrüt tarihi» olan 19.01.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince (BK 73. yeni BK 99) devlet bankasının l yıl vadeli USD'ye ödenen en yüksek mevduat f …
2- Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalının müvekkili tarafından tedarik edilen ürünler dışında başkaca ürünleri satmasının yasak olduğunu, ancak davalının sözleşmedeki bu «yasağa» aykırı davrandığını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda feshin haklılığına vurgu yapılarak «kar mahrumiyetine» ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, işbu davasında «kar mahrumiyeti» talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3868 E. , 2013/20877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.10.2011 tarih ve 2007/804-2011/554 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı davalı ....Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş. vekili Av. ... Bora dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...Uluslararası Nakliyat AŞ. arasında her iki tarafın kendi bölgelerinden yapılan sevkıyatları ve yüklemeleri birlikte yürütme konusunda anlaşma bulunduğunu, 29.08.2005 tarihinde hiçbir makul gerekçe göstermeksizin işbirliği sözleşmesinin tek taraflı olarak davalı ...Beynelminel Nakliyat AŞ. tarafından feshedildiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmeye göre feshin ancak 2 ay öncesinden bildirilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 61.349,48 EURO’nun temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. vekili, müvekkili tarafından sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmenin halen ayakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, taraflar arasında yazılı bir anlaşmanın bulunmadığını, bu nedenle fesih için önel gerekmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yazılı sözleşmenin davalılardan ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. ile yapıldığı, davacı ile diğer davalı arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, diğer davalı ile davacı arasında sözlü akit kurulduğu, bu davalının sözleşmeyi feshinin herhangi bir şekle bağlı olmadığı, ancak davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş.’nin taraflar arasında bulunan sözlü akdi haklı nedenle feshettiğini ispat edemediği, bu nedenle davacının uğradığı 47.449,26 TL zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş.’nin ise taraflar arasındaki yazılı sözleşmeyi feshetmediği gerekçesiyle, davalı ...Uluslararası Nakliyat A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 47.449,26 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ...Beynelminel Nakliyat A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma işbirliği sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanununun 106. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir.
Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur, sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.
Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez;
istenilecek zarar menfi zarardır.
Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi; başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar; dava masrafları.
Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482).
Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde
sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
Somut olayda, taraflar arasında sözlü olarak kurulan taşıma işbirliği sözleşmesinin her hangi bir mehil verilmeden mümeyyiz davalı tarafından 01.09.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Mümeyyiz davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği de ispat edilememiştir.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen anılan Yasa'nın 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre, hesaplanan kâr kaybı; sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme feshedildiğinden dolayı varsa sağladığı yani tasarruf ettiği haklar indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir.
Somut olayda, davacı taraf sözleşmenin feshi için 2 ay öncesinden bildirimde bulunulmadığından bu süre için elde edeceği kazanç kaybı ile bu süre içinde çalıştırmak zorunda kaldığı işçilerin masraflarını tazminat olarak talep etmiş olup, mahkemece kazanç kaybı ile birlikte işçiler için yapılan masraflar da tazminat olarak belirlenmiştir.
Oysa, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda 2 aylık dönem içinde meydana gelen kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının ödeyeceği işçi giderleri yapması zorunlu giderler arasında bulunduğundan, mahkemece, 2 işçiye ödenen ücrete yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçen davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş'ye verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 680,70 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...Beynelminel Nak. Antrepoculuk Tic. A.Ş'ye iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045951100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz