İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4016 E. 2013/20782 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantı tutanağı↗ zimmet↗ sorumluluk davası↗ muvafakat↗ ıslah↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kasa noksanından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin ıslah talebi de göz önünde bulundurulmak sureti ile davanın kabulüne, davalının Şişli 2. İcra Müdürlüğü'ne ait 2008/19900 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin son bilirkişi raporu doğrultusunda 3.752,40 TL asıl alacak, 116,58 TL birikmiş faiz olmak üzere 3.868.98 TL üzerinden devamına, kabul edilen miktarın ana para tutarının %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf, davalının şube müdürü olarak görev yaptığı esnada uhdesinde bulunan kasada açık verdiği ve zimmetine para geçirdiğini ileri sürerek işbu sorumluluk davasını açmış olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341'inci maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına ikame edilebilmesi için şirket genel kurulunda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava ön şartı olup sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmadığı gibi, şirket yetkilisince verilen vekaletnameye dayanılarak eldeki dava açılmıştır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan eksikliğin tamamlanması için davacı vekiline önel verilip, usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7729 E. 2012/14312 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» bulunmadığı gibi, şirket yetkilisince verilen vekaletnameye dayanılarak eldeki dava açılmıştır.
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, mahkemece davacı tarafa «yönetim kurulu» üyesi olan davalı hakkında genel kuruldan izin alındığına ilişkin karar bulunup bulunmadığının bildirilmesi için süre verilmiş, bir sonraki celse davacı vekili sunacakları karar bulunmadığını beyan etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4016 E. , 2013/20782 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2012 tarih ve 2008/1557-2012/781 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Osmanbey İrtibat Büro Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olarak görev yapan davalının, çalıştığı dönemde 5.287,86 TL'yi zimmetine geçirdiğini, zimmete konu alacaklarının tahsili amacıyla fazlaya dair hakların saklı tutulmasıyla 3.964,97 TL için icra takibi yapıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 14.02.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 95,99 TL takip öncesi işlemiş faiz alacaklarından vazgeçmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kasa devir belgesini imzalı bir şekilde davacıya teslim ettiğini, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, suçlamalara sebep olan firmaların bu ödemelerini banka üzerinden davacıya yaptığını, bir kısım çeklerin de davacıya teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kasa noksanından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin ıslah talebi de göz önünde bulundurulmak sureti ile davanın kabulüne, davalının Şişli 2. İcra Müdürlüğü'ne ait 2008/19900 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin son bilirkişi raporu doğrultusunda 3.752,40 TL asıl alacak, 116,58 TL birikmiş faiz olmak üzere 3.868.98 TL üzerinden devamına, kabul edilen miktarın ana para tutarının %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf, davalının şube müdürü olarak görev yaptığı esnada uhdesinde bulunan kasada açık verdiği ve zimmetine para geçirdiğini ileri sürerek işbu sorumluluk davasını açmış olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341'inci maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına ikame edilebilmesi için şirket genel kurulunda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava ön şartı olup sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmadığı gibi, şirket yetkilisince verilen vekaletnameye dayanılarak eldeki dava açılmıştır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan eksikliğin tamamlanması için davacı vekiline önel verilip, usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045848600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz