6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2720 E. 2013/20454 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4 delil tespiti davanın konusu sermaye artırımı reeskont faizi sebepsiz zenginleşme işlemiş faiz temerrüt faizi bilirkişi incelemesi haksız fiil ticari defter tacir yasal faiz cy/cy kaydı temerrüt e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 309

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacıların, gerçek olmayan bir satışa ilişkin parayı ödediklerini yazılı bir belgeyle veya şirketin ticari defterleriyle kanıtlayamadıkları, birleşen davada ise davalıların haksız olarak üzerilerine geçirdikleri taşınmazı kullanmalarından dolayı 02.02.1999- 31.12.2005 dönemi için 101.880 TL kira geliri ile 84.720,20 TL işlemiş faizin toplamı 186.600,20 TL'den, davacının kesinleşen %33,33 oranındaki payına düşen 62.193,85 TL'nin, müdür sıfatıyla sorumlu olan davalılardan alınıp, TTK'nın 309. maddesi gereğince tarafların ortak olduğu şirkete ödemesi gerektiği, davalının aşan 5.000 TL'lik zararının kanıtlayamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 33.956,61 TL asıl kira alacağının ve 28.237,24 TL işlemiş faiz alacağının, asıl alacağa birleşen dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan alınıp tarafların ortak olduğu T.H. Yapsan Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ne ödenmesine, aşan istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, davalı şirkete ait taşınmazın şirket ortakları olan davacılar tarafından satın alınmasından sonra, satışın iptaline karar verilip mülkiyetin davalı şirkete geri dönmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini, birleşen dava, tarafların ortağı olduğu dava dışı şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.

Her ne kadar mahkemece, asıl davada davacıların satım bedelini şirkete ödediklerini kanıtlayamadıkları gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmişse de, 02.02.1999 tarihli tapu kaydında, davacılar tarafından (60.000) TL satım bedelinin davalı şirket adına ...Uyanık'a nakden ve tamamen ödendiği, ...tarafından da tamamen alındığı belirtilmektedir. Üstelik hem mahkemece yaptırılan 27.06.2001 tarihli hem de Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1441 Esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, sermaye artırımında kullanılan satım bedelinin nakit ödenmese de taksitler halinde şirkete ödendiği sonucuna varılmıştır. Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/1820 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda da, sadece satım bedelinin düşük olması nedeniyle tapu kaydının iptaline karar verilmiştir. Yani satım bedelinin şirkete ödendiği konusunda, 02.02.1999 tarihli tapu kaydını çürütecek bir delil veya tespit dosyada bulunmamaktadır. Sonradan bu satışın iptal edilmesi de satım bedelinin davalı şirkete ödenmediği anlamına gelmez.

Bu durumda mahkemece, asıl davada dava konusu satım bedelinin davalı şirkete ödendiği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın asıl davada davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

2-Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin, birleşen davada verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; anılan vekil tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, birleşen davada davacıların hisse oranlarına ve yapılan hesaplamaya bir itirazlarının bulunmadığı, sadece hükmedilen alacağa yasal faiz yerine reeskont faizi yürütülmesini temyiz ettikleri bildirilmiştir.

Birleşen davada ileri sürülen dava sebepleri esas itibariyle haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayanmaktadır. Sadece bir şirketin ortağı olmanın o kişiyi tacir saymak için yeterli bulunmayacağı da tabiidir. Kaldı ki 5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa hükümlerinde, 01.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış, bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) faiz uygulamasına geçilmiş, diğer bir deyişle 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde, 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Dolayısıyla birleşen davada gerçek kişi davalılar aleyhine hükmedilen alacağa yasal faiz yerine, Kanun metninde yer verilmeyen reeskont faizi yürütülmesi de doğru olmamış, birleşen davada verilen kararın da davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3529 E. 2022/7567 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/2720 E.  ,  2013/20454 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

(KADIKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ)

BİRLEŞEN DAVA

KADIKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2006/224 ESAS

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret (Kadıköy 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 18.10.2011 tarih ve 2005/699-2011/598 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.11.2013 günü hazır bulunan asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili Av. ..., davalı Tasfiye Halinde Yapsan Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Tasfiye Memuru ..... ile asıl davada asli müdahiller-birleşen davada davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalı şirketin 1977 yılında bir aile şirketi olarak kurulduğunu, dava konusu taşınmazın satışının yapıldığı 1999 yılında ... ile davacı kardeşlerin ve davacı ...’ın iki oğlu ...ve ...’ın şirkette ortak olarak bulunduklarını, şirketin ekonomik sıkıntılarına çözüm bulmak amacıyla 29.01.1999 tarihli ortaklar kurulu toplantısında şirket adına kayıtlı Büyükçekmece’deki 3.848,59 m2 yüz ölçümlü bağ ve tarla vasfındaki taşınmazın satışına ve bedelinin şirket sermayesine ilâve edilmesine karar verildiğini, söz konusu taşınmazın 02.02.1999 tarihinde müvekkilleri

tarafından 60.000 TL'ye satın alındığını, bedelin şirket sermayesine eklendiğini, ancak daha sonra ... tarafından satışın muvazaalı olduğu gerekçesiyle Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptali davası açıldığını, mahkemece işlemin gerçek değerinin altında yapılmış olması sebebiyle satışın iptaline ve gayrimenkulün şirket adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle anılan bedelin ABD Doları baz alınmak suretiyle uyarlanarak müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, buna göre iade edilecek bedelin 243.000 TL'ye ulaştığını, ayrıca munzam zararın da doğduğunu ileri sürerek, 243.000 TL'nin ve munzam zarar olarak şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

... vekili, davalı yanında davaya müdahale talebinde bulunmuştur.

Birleşen davada davacı ... vekili, davalıların şirketin zararına ve feshine sebep olmaları sebebiyle müvekkilinin % 33,33 oranında payına düşen 5.000 TL'nin, ayrıca davalıların üzerine geçirdikleri taşınmazın 02.02.1999 ile 31.12.2005 tarihleri arasındaki 186.600,20 TL kira gelirlerinden müvekkilinin % 33,33 oranındaki payına isabet eden 62.200 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, birleşen davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada davacıların, gerçek olmayan bir satışa ilişkin parayı ödediklerini yazılı bir belgeyle veya şirketin ticari defterleriyle kanıtlayamadıkları, birleşen davada ise davalıların haksız olarak üzerilerine geçirdikleri taşınmazı kullanmalarından dolayı 02.02.1999- 31.12.2005 dönemi için 101.880 TL kira geliri ile 84.720,20 TL işlemiş faizin toplamı 186.600,20 TL'den, davacının kesinleşen %33,33 oranındaki payına düşen 62.193,85 TL'nin, müdür sıfatıyla sorumlu olan davalılardan alınıp, TTK'nın 309. maddesi gereğince tarafların ortak olduğu şirkete ödemesi gerektiği, davalının aşan 5.000 TL'lik zararının kanıtlayamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 33.956,61 TL asıl kira alacağının ve 28.237,24 TL işlemiş faiz alacağının, asıl alacağa birleşen dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan alınıp tarafların ortak olduğu T.H.

Yapsan Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ne ödenmesine, aşan istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, davalı şirkete ait taşınmazın şirket ortakları olan davacılar tarafından satın alınmasından sonra, satışın iptaline karar verilip mülkiyetin davalı şirkete geri dönmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini, birleşen dava, tarafların ortağı olduğu dava dışı şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.

Her ne kadar mahkemece, asıl davada davacıların satım bedelini şirkete ödediklerini kanıtlayamadıkları gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmişse de, 02.02.1999 tarihli tapu kaydında, davacılar tarafından (60.000) TL satım bedelinin davalı şirket adına ...Uyanık'a nakden ve tamamen ödendiği, ...tarafından da tamamen alındığı belirtilmektedir. Üstelik hem mahkemece yaptırılan 27.06.2001 tarihli hem de Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1441 Esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, sermaye artırımında kullanılan satım bedelinin nakit ödenmese de taksitler halinde şirkete ödendiği sonucuna varılmıştır. Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/1820 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda da, sadece satım bedelinin düşük olması nedeniyle tapu kaydının iptaline karar verilmiştir.

Yani satım bedelinin şirkete ödendiği konusunda, 02.02.1999 tarihli tapu kaydını çürütecek bir delil veya tespit dosyada bulunmamaktadır. Sonradan bu satışın iptal edilmesi de satım bedelinin davalı şirkete ödenmediği anlamına gelmez.

Bu durumda mahkemece, asıl davada dava konusu satım bedelinin davalı şirkete ödendiği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın asıl davada davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

2-Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin, birleşen davada verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; anılan vekil tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, birleşen davada davacıların hisse oranlarına ve yapılan hesaplamaya bir itirazlarının bulunmadığı, sadece hükmedilen alacağa yasal faiz yerine reeskont faizi yürütülmesini temyiz ettikleri bildirilmiştir.

Birleşen davada ileri sürülen dava sebepleri esas itibariyle haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayanmaktadır. Sadece bir şirketin ortağı olmanın o kişiyi tacir saymak için yeterli bulunmayacağı da tabiidir. Kaldı ki 5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa hükümlerinde, 01.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış, bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) faiz uygulamasına geçilmiş, diğer bir deyişle 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde, 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Dolayısıyla birleşen davada gerçek kişi davalılar aleyhine hükmedilen alacağa yasal faiz yerine, Kanun metninde yer verilmeyen reeskont faizi yürütülmesi de doğru olmamış, birleşen davada verilen kararın da davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı, asıl davada asli müdahiller-birleşen davada davacılardan alınarak asıl davada davacılar-birleşen davada davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden asıl davada davacılar-birleşen davada davalılara iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045633700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.