Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6740 E. 2011/17378 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cmr konvansiyonu↗ cmr↗ basiretli tacir↗ taşıyıcı↗ temerrüt faizi↗ tacir↗ sigorta poliçesi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı gönderici firma tarafından yapıldığı anlaşılan yüklemenin taşıma açısından uygun bir istifleme ve bağlama olmadığı, bu anlamda dava dışı gönderici firmanın %50, davalı taşıyıcı firmanında özen sorumluluğunu yerine getirme noktasında basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle %50 oranında kusurlu kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece de doğru olarak tespit ettiği üzere uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur. Anılan Konvansiyonun 27 nci maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için temerrüt faizi talep edebileceği, bunun başlangıcının da ödeme isteğinin yazılı olarak taşıyıcıya yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde ise davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, somut olayda mahkemece davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih esas alınarak davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında, davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü tarihin anılan Konvansiyo'nun 27 nci maddesine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10358 E. 2012/1671 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAnılan Konvansiyonun 27 nci maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için «temerrüt faizi» talep edebileceği, bunun başlangıcının da ödeme isteğinin yazılı olarak «taşıyıcıya» yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde ise davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır.
Ancak, somut olayda mahkemece davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih esas alınarak davalı «taşıyıcının» «temerrüde» düştüğü kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalı «taşıyıcının» «temerrüde» düştüğü tarihin anılan Konvansiyo'nun 27 nci maddesine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 4.354,20 TL’nın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · geçersizlik · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda… a anılan Konvansiyon hükümlerinin uygulanmasının zorunlu bulunmasına, buna göre gecikme veya başka bir nedenle emtiada meydana gelecek zarar halinde kararlaştırılan «cezai şartın» anılan Konvansiyon’un 41. maddesi hükmünce «geçersiz» bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı şirket yargılamada vekille «temsil» edilmediği halde vekili olduğu zannı ile davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6740 E. , 2011/17378 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2007/633-2009/1063 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat poliçesi ile sigortalı emteanın davalı şirketin taşıyıcısı bulunduğu araçlarla İtalya'dan İstanbul'a taşınması sırasında hasarlandığını, 11.366.- TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin meydana gelen hasardan sorumlu olmadığını, gönderen firmanın gerekli özeni göstermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı gönderici firma tarafından yapıldığı anlaşılan yüklemenin taşıma açısından uygun bir istifleme ve bağlama olmadığı, bu anlamda dava dışı gönderici firmanın %50, davalı taşıyıcı firmanında özen sorumluluğunu yerine getirme noktasında basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle %50 oranında kusurlu kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece de doğru olarak tespit ettiği üzere uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur. Anılan Konvansiyonun 27 nci maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için temerrüt faizi talep edebileceği, bunun başlangıcının da ödeme isteğinin yazılı olarak taşıyıcıya yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde ise davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, somut olayda mahkemece davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih esas alınarak davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında, davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü tarihin anılan Konvansiyo'nun 27 nci maddesine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise diğer diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 285,65 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045466800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz