6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7219 E. 2011/17410 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan kanuna karşı hile butlan sermaye piyasası kanunu kar payı hile hisse senedi ikrar anonim şirket kâr payı taahhütname dava sebebi eksik inceleme e-defter

Atıf yapılan mevzuat: SPK · TTK — TTK 329TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2010/7219 E.  ,  2011/17410 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/288-2009/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalı şirketin, yatırılan paralar karşılığında yüksek faiz verileceği ve paraların istendiği her an geri çekilebileceği vaadi ile bir banka gibi davranılmak suretiyle müvekkilinden 145.00 DM para aldığını, 23.02.2000 tarihinde davacının elindeki hisse senetlerinden bir kısmının iadesi karşılığı 18.780 DM sözde kar payı ödendiğini, geriye 1920 hisse karşılığı 150.240 DM alacak kaldığını, davalı şirketin bu durumu gösterir nitelikteki ortaklık durum belgesi ile davacının alacağını ikrar ettiğini, bakiye alacak için davalı şirkete yapılan başvurulara olumlu yanıt alınamadığını, davalının Sermaye Piyasası Kanunu'nun açık hükümlerine aykırı davranarak para tahsil ettiğini, kanuna karşı hile yaptığını, oysa davalı şirketin yapmış olduğu sözleşmenin esaslı unsuru olan hisse senetlerinin şirketçe temellük edilmesi karşılığında sözde kâr payı ödemesini veya ana para iadesinin yapılacağının en baştan beri kararlaştırılmış olduğunu, TTK'nun 329. maddesi hükmü gereğince yapılmış olan bu sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunu, bu anlaşmanın geçerli bir hukuki sebebi bulunmadığından davalı şirketin bu yolla davacı aleyhine zenginleştiğini ileri sürerek, şimdilik 150.240 DM karşılığı 76.816,49 EURO nun faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalı ...Ş.’nin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceğini, hile iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirketin ortağı olup TTK 405/2 maddesi uyarınca şirket ortaklarının koydukları sermayeyi geri isteyemeyecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava,alacak istemine ilişkin olup,yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere ,davacı istendiğinde geri verileceği taahhüdü ile para verdiğini, başvuruya rağmen paranın iade edilmediğini ileri sürerek iş bu davayı açmış, davalı taraf ise davacının Kombassan Holding A.Ş.’nin ortağı olduğunu savunmuştur.

TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilmezler.

Somut olayda davacı, istendiğinde geri verileceği taahhüdü ile kendisinden para alındığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporu ile de davacının davalı ...’e ortak olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elveriş değildir.

O halde, mahkemece, aralarında SPK ve Ticaret Hukuku alanında uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulması, davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tüm kanıtlar çerçevesinde davacının ne şekilde ortak olduğu, şirket ortaklığının kazanılıp kazanılmadığı, pay senedi almak mı yoksa devir suretiyle ortak mı olduğunun tespiti, şayet yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise, davacılara verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle değerinin ne olduğunun araştırılması, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise, primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir karar bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da’ vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve davalının hukuki durumlarının buna göre tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Hukuki ve fiili irtibat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2811 E. 2011/1032 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İade

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5982 E. 2011/12308 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/7219 E.  ,  2011/17410 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/288-2009/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalı şirketin, yatırılan paralar karşılığında yüksek faiz verileceği ve paraların istendiği her an geri çekilebileceği vaadi ile bir banka gibi davranılmak suretiyle müvekkilinden 145.00 DM para aldığını, 23.02.2000 tarihinde davacının elindeki hisse senetlerinden bir kısmının iadesi karşılığı 18.780 DM sözde kar payı ödendiğini, geriye 1920 hisse karşılığı 150.240 DM alacak kaldığını, davalı şirketin bu durumu gösterir nitelikteki ortaklık durum belgesi ile davacının alacağını ikrar ettiğini, bakiye alacak için davalı şirkete yapılan başvurulara olumlu yanıt alınamadığını, davalının Sermaye Piyasası Kanunu'nun açık hükümlerine aykırı davranarak para tahsil ettiğini, kanuna karşı hile yaptığını, oysa davalı şirketin yapmış olduğu sözleşmenin esaslı unsuru olan hisse senetlerinin şirketçe temellük edilmesi karşılığında sözde kâr payı ödemesini veya ana para iadesinin yapılacağının en baştan beri kararlaştırılmış olduğunu, TTK'nun 329.

maddesi hükmü gereğince yapılmış olan bu sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunu, bu anlaşmanın geçerli bir hukuki sebebi bulunmadığından davalı şirketin bu yolla davacı aleyhine zenginleştiğini ileri sürerek, şimdilik 150.240 DM karşılığı 76.816,49 EURO nun faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalı ...Ş.’nin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceğini, hile iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirketin ortağı olup TTK 405/2 maddesi uyarınca şirket ortaklarının koydukları sermayeyi geri isteyemeyecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava,alacak istemine ilişkin olup,yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere ,davacı istendiğinde geri verileceği taahhüdü ile para verdiğini, başvuruya rağmen paranın iade edilmediğini ileri sürerek iş bu davayı açmış, davalı taraf ise davacının Kombassan Holding A.Ş.’nin ortağı olduğunu savunmuştur.

TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilmezler.

Somut olayda davacı, istendiğinde geri verileceği taahhüdü ile kendisinden para alındığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporu ile de davacının davalı ...’e ortak olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elveriş değildir.

O halde, mahkemece, aralarında SPK ve Ticaret Hukuku alanında uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulması, davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tüm kanıtlar çerçevesinde davacının ne şekilde ortak olduğu, şirket ortaklığının kazanılıp kazanılmadığı, pay senedi almak mı yoksa devir suretiyle ortak mı olduğunun tespiti, şayet yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise, davacılara verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle değerinin ne olduğunun araştırılması, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise, primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir karar bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da’ vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve davalının hukuki durumlarının buna göre tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045463500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.