Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2472 E. 2024/3867 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile şirketi↗ hukuki menfaat↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ hırsızlık↗ vekalet ücreti takdiri↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ:Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2023/981 E., 2023/1374 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin 30.11.2021 tarihli 13 sayılı genel kurul kararı ile 10.12.2021 tarihinde sicilden terkin edildiğini, şirketin iki ortaklı kurulmuşken ortaklardan birinin ayrılmasıyla kuruluşundan yaklaşık 3 yıl sonra şirketin %5 hissesinin şirketin iki ortaklı olması zorunluluğu nedeni ile müvekkilinin eşi olan ... ...‘in üzerine geçirildiğini, bu hisse sadece 1 yıl süreyle bu kişinin üzerinde kaldığını ve 2012 senesinde de hisselerin tamamının müvekkili üzerine geçtiğini, ... ...'in 2011 yılından 2018 yılına kadar bu şirkette sigortalı olarak şirketin muhasebe kısmına bakmak suretiyle çalıştığını, aile hukukundan kaynaklı halen derdest bulunan Bakırköy 2. Aile Mahkemesi'nin 2023/130 E. sayılı davası kapsamında delillerin celp edilmesi ile ...in şirkette ortaklığı bulunduğu dönem dahil olmak üzere, çalışmış olduğu 7 yıllık zaman dilimi içerisinde 33.000.000,00 TL.’nin üzerindeki şirket paralarının kendi üzerindeki hesaplara aktarıldığını, ihyası talep edilen şirketin tasfiye edilmiş olmasından dolayı şirkette tespit edilen yolsuzluk ve hırsızlığın yetkili merciler nezdinde hukuk ve ceza dava işlemlerini fiilen yetki alamadıklarından dolayı yapamadıklarını, davacının bu davayı açmasında üstün hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek ...Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 inci maddesi ve ilgili yönetmeliğin 34 üncü maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verildiği takdirde 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davada zorunlu yasal hasım olarak bulunmakla dava açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin tasfiye memurunun davacı olduğu, tasfiyede genel kurula dayanak yapıldığı, hukuka aykırı bir sona erme durumunun olmadığı, tasfiyeden dönme veya ek tasfiyeyi gerektirecek bir delil de gösterilmediği, aile şirketlerindeki hukuki durumun, aile hukukuna ilişkin sorunlarla iç içe geçmesi, şirketin ihyasını gerektiren hukuki menfaat durumlarından olmadığı, kaldı ki davacının iddiaları ile ilgili olarak, ihyası talep edilen şirkete ilişkin açılmış olan bir hukuk ve ceza davasının da mevcut olmadığı, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin gerek aile hukukundan kaynaklı hakları, gerekse de şirketin tek yetkili sahibi konumunda olduğundan şirketindeki haklarını talep edebilme adına hukuki yararının bulunduğu, hukuki yararın geniş yorumlanması gerektiğini, davanın şeklen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yönelik açılmak durumunda olduğundan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye dışı kalan ve tasfiye edilmesi gereken bir malvarlığı bulunduğu ileri sürülmediği gibi, şirkete karşı açılmış bir dava ve takip de bulunduğu ileri sürülmediği, bunun yanında davacının eşinin yolsuzluk yaptığına ilişkin ek tasfiyeyi gerektirecek bir delil sunulmadığı, isnat edilen eylemlerin şirkete karşı açılacak hukuk ve ceza davalarında değil, yasal mevzuatın tasfiye memuruna veya ortaklara tanıdığı yasal haklar çerçevesinde hukuki veya cezai sorumluluk gerektirecek eylemleri yaptığı iddia edilen kişiye karşı ileri sürülecek olup, ayrıca ileride açılacak soyut ve belirsiz davalar için de ihya kararı verilemeyeceği, davacı tasfiye memurunun dava konusu şirketin ihyası talebinde hukuki yarar bulunmadığı, mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, mahkemece davacı aleyhine hüküm kurulduğundan ve davalı vekili tarafından vekalet ücreti talepleri bulunmadığı açıkça beyan edilmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirinde de herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin açılan davada, davacının dava açmakta hukuki yararı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17037 E. 2013/22036 K.
Ortak:tasfiye memuru · ek tasfiye · vekalet ücreti · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «tasfiye memuru» tarafından şirketin tasfiye dışı kalan ve tasfiye edilmesi gereken bir «malvarlığı» bulunduğu ileri sürülmediği gibi, şirkete karşı açılmış bir dava ve takip de bulunduğu ileri sürülmediği, bunun yanında davacının eşinin yolsuzluk yaptığına ilişkin ek tasfiyeyi gerektirecek bir delil sunulmadığı, isnat edilen eylemlerin şirkete karşı açılacak hukuk ve ceza davalarında değil, yasal mevzuatın tasfiye memuruna veya ortaklara tanıdığı yasal haklar çerçevesinde hukuki veya cezai sorumluluk gerektirecek eylemleri yaptığı iddia edilen kişiye karşı ileri sürülecek olup, ayrıca ileride açılacak soyut ve belirsiz davalar için de «ihya» kararı verilemeyeceği, davacı tasfiye memurunun dava konusu «şirketin ihyası» talebinde «hukuki yarar» bulunmadığı, mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, mahkemece davacı aleyhine hüküm kurulduğundan ve davalı vekili tarafından «vekalet ücreti» talepleri bulunmadığı açıkça beyan edilmediğinden davalı lehine «vekalet ücreti takdirinde» de herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… inde; müvekkili kurumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 inci maddesi ve ilgili yönetmeliğin 34 üncü maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, «tasfiye» sürecindeki «yetki» ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verildiği takdirde 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanmasının» zorunlu olduğunu, davada zorunlu «yasal hasım» olarak bulunmakla dava açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını istemiştir.
Aile Mahkemesi'nin 2023/130 E. sayılı davası kapsamında delillerin celp edilmesi ile ...in şirkette ortaklığı bulunduğu dönem «dahil» olmak üzere, çalışmış olduğu 7 yıllık zaman dilimi içerisinde 33.000.000,00 TL.’nin üzerindeki şirket paralarının kendi üzerindeki hesaplara aktarıldığını, «ihyası» talep edilen şirketin «tasfiye» edilmiş olmasından dolayı şirkette tespit edilen yolsuzluk ve «hırsızlığın» yetkili merciler nezdinde hukuk ve ceza dava işlemlerini fiilen «yetki» alamadıklarından dolayı yapamadıklarını, davacının bu davayı açmasında üstün «hukuki yararının» bulunduğunu ileri sürerek ...Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı «tasfiye» memurunun aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2472 E. , 2024/3867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/207 Esas, 2024/341 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/981 E., 2023/1374 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin 30.11.2021 tarihli 13 sayılı genel kurul kararı ile 10.12.2021 tarihinde sicilden terkin edildiğini, şirketin iki ortaklı kurulmuşken ortaklardan birinin ayrılmasıyla kuruluşundan yaklaşık 3 yıl sonra şirketin %5 hissesinin şirketin iki ortaklı olması zorunluluğu nedeni ile müvekkilinin eşi olan ... ...‘in üzerine geçirildiğini, bu hisse sadece 1 yıl süreyle bu kişinin üzerinde kaldığını ve 2012 senesinde de hisselerin tamamının müvekkili üzerine geçtiğini, ... ...'in 2011 yılından 2018 yılına kadar bu şirkette sigortalı olarak şirketin muhasebe kısmına bakmak suretiyle çalıştığını, aile hukukundan kaynaklı halen derdest bulunan Bakırköy 2.
Aile Mahkemesi'nin 2023/130 E. sayılı davası kapsamında delillerin celp edilmesi ile ...in şirkette ortaklığı bulunduğu dönem dahil olmak üzere, çalışmış olduğu 7 yıllık zaman dilimi içerisinde 33.000.000,00 TL.’nin üzerindeki şirket paralarının kendi üzerindeki hesaplara aktarıldığını, ihyası talep edilen şirketin tasfiye edilmiş olmasından dolayı şirkette tespit edilen yolsuzluk ve hırsızlığın yetkili merciler nezdinde hukuk ve ceza dava işlemlerini fiilen yetki alamadıklarından dolayı yapamadıklarını, davacının bu davayı açmasında üstün hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek ...Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 inci maddesi ve ilgili yönetmeliğin 34 üncü maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verildiği takdirde 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davada zorunlu yasal hasım olarak bulunmakla dava açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin tasfiye memurunun davacı olduğu, tasfiyede genel kurula dayanak yapıldığı, hukuka aykırı bir sona erme durumunun olmadığı, tasfiyeden dönme veya ek tasfiyeyi gerektirecek bir delil de gösterilmediği, aile şirketlerindeki hukuki durumun, aile hukukuna ilişkin sorunlarla iç içe geçmesi, şirketin ihyasını gerektiren hukuki menfaat durumlarından olmadığı, kaldı ki davacının iddiaları ile ilgili olarak, ihyası talep edilen şirkete ilişkin açılmış olan bir hukuk ve ceza davasının da mevcut olmadığı, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin gerek aile hukukundan kaynaklı hakları, gerekse de şirketin tek yetkili sahibi konumunda olduğundan şirketindeki haklarını talep edebilme adına hukuki yararının bulunduğu, hukuki yararın geniş yorumlanması gerektiğini, davanın şeklen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yönelik açılmak durumunda olduğundan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye dışı kalan ve tasfiye edilmesi gereken bir malvarlığı bulunduğu ileri sürülmediği gibi, şirkete karşı açılmış bir dava ve takip de bulunduğu ileri sürülmediği, bunun yanında davacının eşinin yolsuzluk yaptığına ilişkin ek tasfiyeyi gerektirecek bir delil sunulmadığı, isnat edilen eylemlerin şirkete karşı açılacak hukuk ve ceza davalarında değil, yasal mevzuatın tasfiye memuruna veya ortaklara tanıdığı yasal haklar çerçevesinde hukuki veya cezai sorumluluk gerektirecek eylemleri yaptığı iddia edilen kişiye karşı ileri sürülecek olup, ayrıca ileride açılacak soyut ve belirsiz davalar için de ihya kararı verilemeyeceği, davacı tasfiye memurunun dava konusu şirketin ihyası talebinde hukuki yarar bulunmadığı, mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, mahkemece davacı aleyhine hüküm kurulduğundan ve davalı vekili tarafından vekalet ücreti talepleri bulunmadığı açıkça beyan edilmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirinde de herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin açılan davada, davacının dava açmakta hukuki yararı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045429200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz