Birim fiyat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/752 E. 2010/11619 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ şahsi sorumluluk↗ ba formu↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ anonim şirket↗ ortaklık ilişkisi↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak (30.500 Euro) ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... Gıda San ve Tic A.Ş. unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen hisse adedi 156 adet, birim fiyatının (385) DM ve ödenen miktarın (60.060) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalı şirket tarafından gönderilen 22.04.2008 tarihli yazıda, davacının Yimpaş Holding AŞ’nde 240 adet, Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ’nde 148 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş Holding AŞ’nde 240 adet, Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ’nde 148 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/89 E. 2010/11618 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · ba formu · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da «anonim şirketler», pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (53.500) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu «formlar» davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 107 adet, «birim fiyatının» (500) DM ve ödenen toplam miktarın (53.500) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4070 E. 2011/15562 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Takasbank ise, davacının 22 adet Yimpaş Yozgat İhtiyaç Malzemeleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş. «hisse senedinin», «pay defteri» bilgileri arasında kayıtlı olduğunu mahkemeye bildirmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında <çoğun içinde az da vardır kuralı> gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · husumet
Benzer bu kararda… şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalılardan Yimpaş Holding A.Ş.'nin ortağı olduğunu savunmuş, davacının 86 hisse ile ortak olduğuna dair bu şirkete ait ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmına ilişkin belgeyi «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6312 E. 2010/12247 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişiler hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7031 E. 2011/335 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalının «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalının «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6319 E. 2010/12246 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı, davacının Yimpaş Holding A.Ş.nde hissesi bulunmaması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğundan» reddinin gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirketlerde hissesi olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı, davacının Yimpaş Holding A.Ş.nde hissesi bulunmaması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğundan» reddinin gerektiği gerekçesiyle davalı ...
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1133 E. 2010/12388 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesi hükmüne göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına müteallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de davanın niteliği itibariyle bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini ifrat eden herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine k …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaDavacı tarafından bahsi geçen «hisse devir sözleşmesi» dosyaya sunulmamakla birlikte; Yimpaş Holding AŞ tarafından gönderilen 21.04.2008 tarihli yazıda, davacının Yimpaş Holding AŞ’nden devraldığı 52 adet hisse ile Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ’nde ortak olduğu bildirilmiştir.
-
Birim fiyat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/805 E. 2010/12022 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · ba formu · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da «anonim şirketler», pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu «form» davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 130 adet, «birim fiyatının» (385) DM ve ödenen toplam miktarın (50.050) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6383 E. 2010/12245 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket» ve davacının da davalı şirkette hissesi olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyesinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/752 E. , 2010/11619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/45 - 2008/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğniden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerin içinde bulunduğu Yimpaş Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinin 21.02..1998 tarihinde 60.060 DM (30.500) Euro 51.962,85 YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 30.500.Euro karşılığı 51.962,85 YTL'nın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak (30.500 Euro) ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... Gıda San ve Tic A.Ş. unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen hisse adedi 156 adet, birim fiyatının (385) DM ve ödenen miktarın (60.060) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalı şirket tarafından gönderilen 22.04.2008 tarihli yazıda, davacının Yimpaş Holding AŞ’nde 240 adet, Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ’nde 148 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir.
Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş Holding AŞ’nde 240 adet, Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ’nde 148 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044139000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz