Birim fiyat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/805 E. 2010/12022 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ şahsi sorumluluk↗ ba formu↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ anonim şirket↗ ortaklık ilişkisi↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul formu imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu form davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 130 adet, birim fiyatının (385) DM ve ödenen toplam miktarın (50.050) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Yimpaş Holding AŞ tarafından gönderilen 21.04.2008 tarihli yazıda, davacının Yimpaş Gıda San. ve Tic.A.Ş.’de toplam 100 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş Gıda San. ve Tic.A.Ş.’de 100 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8073 E. 2011/7327 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… rilenin istenemeyeceğini, davalı ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan ,davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba/bs formları · husumet
Benzer bu kararda… rilenin istenemeyeceğini, davalı ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan ,davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Bu talep «formları» davalı Yimpaş Gıda A.Ş. unvanını taşımakta olup, devredilen hisse adedinin toplam (130) her bir hisse bedelinin sırasıyla (385) DM., ödenen miktarın da toplam (50.050) DM. olduğu açıklamalarını içermekte, davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/89 E. 2010/11618 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · ba formu · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu «form» davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 130 adet, «birim fiyatının» (385) DM ve ödenen toplam miktarın (50.050) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (53.500) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu «formlar» davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 107 adet, «birim fiyatının» (500) DM ve ödenen toplam miktarın (53.500) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4627 E. 2011/3346 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… ulunan bir Anonim Şirket olduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde sermaye şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, davanın niteliği itibarıyla TTK. hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eylemden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… ve Ticaret Anonim Şirketi”ortağı olduğunu, diğer davacının ortak olmadığını savunmuş, anılan bu davacının 150 hisse ile ortak olduğuna dair bu şirkete ait ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmına ilişkin belgeyi «ibraz» etmiş,ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır.Takasbank davacı ...'ün 150 adet Yimpaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin «hisse senedinin» pay defteri bilgileri arasında kayıtlı olduğunu mahkemeye bildirmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · kâr payı · ibraz · husumet
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacıların davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, «kar payı» ödemesi yapılıp yapılmadığı, bu ödemenin genel kurul kararlarına dayanıp dayanmadığı, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacılara verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacılardan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacılardan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… ulunan bir Anonim Şirket olduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde sermaye şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, davanın niteliği itibarıyla TTK. hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eylemden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… ve Ticaret Anonim Şirketi”ortağı olduğunu, diğer davacının ortak olmadığını savunmuş, anılan bu davacının 150 hisse ile ortak olduğuna dair bu şirkete ait ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmına ilişkin belgeyi «ibraz» etmiş,ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır.Takasbank davacı ...'ün 150 adet Yimpaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin «hisse senedinin» pay defteri bilgileri arasında kayıtlı olduğunu mahkemeye bildirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Birim fiyat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/752 E. 2010/11619 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · ba formu · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu «form» davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 130 adet, «birim fiyatının» (385) DM ve ödenen toplam miktarın (50.050) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da «anonim şirketler», pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4650 E. 2011/3870 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · ba formu · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «formu» imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacının nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Somut olayda davacı vekili, müvekkilline «hisse senedi» talep «formu» imzalatılarak toplam 50.050 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir.
Davalılar vekili cevabında davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu kabul ederek ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı · husumet
Benzer bu kararda… psamına göre, davacının, davalı şirkete ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalının davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, diğer davalı bakımından ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Anılan bu belgeye göre, davacının davalı şirkette 1.000.000 TL. nominal bedelli 130 «payı» mevcuttur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6379 E. 2010/12146 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere TTK.nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · pasif husumet · kâr payı · husumet
Benzer bu kararda… avanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirket», davacının da şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirkette «payının» bulunması halinde bile, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar «yönetim kurulu» üyeleri hakkında dava açılmış ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...Ş'ye yönelik davanın esastan, diğer davalılara yönelik davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Aynı yazıda, davacının dava dışı şirketlerde de ortaklık «payının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1180 E. 2010/12620 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… sası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı,her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle,davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile,diğer davalı şirketler hakkında açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · husumet yokluğu · ihtarname · husumet
Benzer bu kararda… sası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı,her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle,davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile,diğer davalı şirketler hakkında açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğunu dava öncesinde davacıya gönderilen cevabi «ihtarnamede»,yanıt dilekçesinde savunmuş, davalı şirkete ait ortaklık «pay defterlerinin» davacıya ait kısmının fotokopisine dayanmamış ve dosyaya da sunmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7050 E. 2011/6654 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… şirkete verilenin geri istenemeyeceği, ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu kararda… şirkete verilenin geri istenemeyeceği, ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/805 E. , 2010/12022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/47 - 2008/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerin içinde bulunduğu Yimpaş Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinin 50.050 DM (25.590,16) Euro 43.597,95 YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 25.590,16 Euro karşılığı 43.597,95 YTL'nın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul formu imzalatılarak toplam (50.050) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu form davalı Yimpaş Gıda San ve Tic AŞ unvanını taşımakta olup, davacıya devredilen toplam hisse adedi 130 adet, birim fiyatının (385) DM ve ödenen toplam miktarın (50.050) DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ismi ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Yimpaş Holding AŞ tarafından gönderilen 21.04.2008 tarihli yazıda, davacının Yimpaş Gıda San. ve Tic.A.Ş.’de toplam 100 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir.
Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş Gıda San. ve Tic.A.Ş.’de 100 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043640600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz