Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7661 E. 2024/3661 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hak düşürücü süre↗ ortalama tüketici↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/12 E., 2020/153 K.
Taraflar arasındaki markanın haksız kullanımının durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yaklaşık doksan yıl Tekirdağ'da faaliyette bulunarak Tekirdağ'ın ekonomik ve sosyal yaşamına önemli katkılar yapan Türkiye Cumhuriyeti Tekel İdaresi bünyesindeki Tekirdağ Tekel Şarap ve İçki Fabrikasının mamulü olan "Yeni Rakı"nın Tekirdağ bölgesinin yaş üzümü, suyu, özel anason oranı ve özeni ile üretilmesinin yarattığı üstün bir kalite ve yüksek bir piyasa değerine ulaştığını, Tekel idaresinin diğer beş fabrikasında rakı üretimi yapıldığı halde Tekirdağ'da üretilen Yeni Rakının ulaştığı bu kalite ile ülke ve dünya çapında aranılan bir alkollü içki olduğunu, bu ilgi ve piyasa değeri karşısında başka fabrikalarda Yeni Rakı markası ile üretilen rakılardan farkını ortaya koymak üzere, kökeninin bulunduğu şehir ve üretildiği fabrika ile özdeşleşmiş bir ürün olduğunu vurgulamak üzere "Tekirdağ Rakısı" markasının ilk olarak Tekel İdaresi tarafından 1995 yılında tescilli marka olarak piyasaya sunulduğunu, 2004 yılında Tekel İdaresi ile birlikte Tekel Şarap ve İçki Fabrikasının özelleştirilmesi sonucu mülkiyetini devralan ... Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bir süre daha üretimi sürdürdükten sora fabrikayı, arazisi ve tüm makineleri ile birlikte satarak 14.08.2017 tarihinde Tekirdağ Valiliği'ne yapılan bildirim ile Tekirdağ'dan ayrıldığını, davalının Tekirdağ'dan ayrıldıktan sonra da ülkemizin farklı bölgelerindeki fabrikalarında Tekirdağ Rakısı markası ile rakının ve diğer tüm mamullerinin üretim ve pazarlamasını sürdürdüğünü, Tekirdağ'da üretmeyip ülkemizin farklı bölgelerindeki ürettiği rakıyı Tekirdağ Rakısı olarak pazarlayarak tüketiciyi yanılttığını, coğrafi kaynak belirtilen Tekirdağ ibaresini yasaya aykırı olarak kullandığını, Tekirdağ Rakısının ününden faydalandığını, davalının ayrıca "Tekirdağ Rakısı Bağbozumu", "Tekirdağ Rakısı Platin Seri", "Tekirdağ Rakısı Efsane", "Tekirdağ Rakısı Altın Seri" gibi farklı markalar altında ürettiği rakıları piyasaya sürdüğünü, o ürünü alacak olan ortalama tüketicinin ürünü alma iradesini bozmaması gerektiğini, normal şartlar altında aynı emtiadaki iki ayrı marka karşısında karar verecek tüketicilerin Tekirdağ Rakısı markasını tercih etmişse bunun sebebinin Tekirdağ ilinin rakı üretimindeki ünü olduğunu, fakat ilgililerde rakının Tekirdağ'da yetişen üzümlerden üretildiği yanılgısı oluşturan Tekirdağ Rakısının aslında günümüzde Tekirdağ'da üretilmediği için mevzuattaki tanıma uyar nitelikte haksız ticari uygulama oluşturduğunu, Tekirdağ'da üretilmeyip ülkemizin farklı bölgelerinde üretilen rakıların Tekirdağ markası ile satışa sunulmasının yanıltıcı olduğunu, ayrıca haksız ve dayanaksız yere Tekirdağ şehrinin isminin kullanıldığını, Tekirdağ'da üretime son verildikten sonra Tekirdağ Rakısı markasının kullanılması mümkün olmadığını, gerek yıllardır Tekirdağ'da ikamet eden birer Tekirdağlı olarak ve gerekse de bir tüketici olarak kendilerini yanıltan davalının kullanmaya devam ettiği Tekirdağ Rakısı markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesi kapsamında tescil edilmeyecek bir marka haline gelmesi nedeniyle yapılacak yargılama sonunda haksız şekilde kullanımının durdurulmasını talep edebileceğini ileri sürerek davalının "Tekirdağ Rakısı" markasının kullanımının durdurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin 5 inci fıkrası gereği yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacının işbu davayı 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının tescil tarihinden 23 yıl sonra dava açmış olmasının dava hakkının kötüye kullanılması olduğunu, davacının ünlü dediği Tekirdağ Rakısının zaten müvekkilinin tescilli markası olduğu, bundan başka ünlü bir Tekirdağ Rakısı bulunmadığını, Tekirdağ ilinin rakısı ile ünlü bir il olmadığını, böyle bir ün varsa da bunun olsa olsa müvekkilinin markası ile bu marka sayesinde oluştuğunu, Tekirdağ ilinin ürüne kattığı herhangi bir coğrafi değerin bulunmadığını, ürünün sadece orada yer alan fabrikada üretildiğini, ancak içeriğinde ne oraya ait üzüm ne oraya ait anason kullanıldığını, davacının iddiasının aksine Tekirdağ Rakısı ile Yeni Rakının aynı ürünler olmadığını, Tekirdağ Rakısının %100 yaş üzüm sumasından üretilen bir rakı iken Yeni Rakı'nın üretiminde yaş-kuru-üzüm suması ile tarımsal kökenli etil alkol kullanıldığını, dolayısıyla her iki ürünün niteliği bakımından da birbirinden tamamen farklı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Tekirdağ ilinde yerleşik Tekirdağ İçki Fabrikasının 2004 yılında gerçekleşen özelleştirme sonucunda, davalı şirkete 14.07.2014 tarihinde satılarak, 14.08.2017 tarihinde Alaşehir'e taşındığı, bu fabrikada üretimi yapılan Tekirdağ Rakısı, Yeni Rakı, İzmir Rakısı ve diğer markalarının üretiminin fabrikanın taşınma tarihinden itibaren Alaşehir ve Nevşehir İçki Fabrikalarında devam ettiği, davalı ürünlerinin üzerine basılan etiketlerde hangi fabrikada üretildiğinin açıkça belirtildiği, davalıya ait Tekirdağ Rakısı markasının 1996 tarihinden bu yana TÜRKPATENT nezdinde tescilli bir marka olduğu, markanın adını Tekirdağ ilinden aldığı açık ise de davalının tescilli markasının Tekirdağ değil “Tekirdağ Rakısı” ibaresi olduğu ve davalının hiçbir zaman Tekirdağ ibaresini tek başına kullanmadığı, ayrıca, “rakı” coğrafi işaret tescili bulunan bir menşe işareti olduğu, tescile göre rakıda kullanılacak hammadde yani üzüm ve anasonun yalnızca Türkiye’de yetişen üzüm ve Anadolu’ya özgü bir anason çeşidi olduğu, "rakı" coğrafi işaret tesciline göre rakıda kullanılan üzümün Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde yetişen üzüm olabileceği, Tekirdağ Rakısının, Tekirdağ İçki fabrikasında üretimi yapıldığı dönemlerde de, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden üzüm ve anason temin edilerek üretim yapıldığı, Tekirdağ Rakısının davalıya ait tescilli bir marka olarak 23 yıldır kullanılan ve ayırt edici nitelikte tescilli bir marka olduğu, şişelerin etiket basımlarında üretilen fabrika yerinin etiketlere yazıldığı, davalının tüketicileri yanılttığı iddiasının sabit olmadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukukçu bilirkişi atanmasının doğru olmadığını, Mahkeme gerekçesinin anlaşılabilir olmadığını, davalının Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetişen üzümlerden ürettiği rakıları "TEKİRDAĞ RAKISI" olarak piyasaya sürmesinin tüketiciyi yanıltmaya yönelik olduğunu, markanın alındığı dönem fabrika Tekirdağ'da bulunsa da artık fabrika kapandığından bu markanın kullanımının yanıltıcı hale geldiğini, bu durumun 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 62 nci maddesinde düzenlenen haksız ticari uygulama halini aldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı davalının Tekirdağ ilindeki fabrikalarını kapatarak taşıdığını ancak Tekirdağ üzümü ve suyunu kullanmamasına rağmen Tekirdağ Rakısı markasını kullanımının tüketicileri yanıltabilecek haksız bir ticari uygulama olduğunu ileri sürmüş ise de; davalının Tekirdağ Rakısı markasının 33 nolu sınıfta tanınmış marka olduğu, davalının tescilli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmedikçe kullanımının hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği, davacının dava dilekçesinde hükümsüzlük istemi olmayıp netice-i talebinde Tekirdağ Rakısı markasının haksız şekilde kullanımının durdurulmasını talep ettiği, Tekirdağ Rakısı şeklinde tescilli coğrafi işaret olmadığı da dikkate alındığında Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının tescilli "Tekirdağ Rakısı" ibareli markalarının kullanımının haksız olup olmadığı ve kullanımının durdurulması talebinin yerindeliğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka Hakkına Tecavüz ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7066 E. 2023/6718 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · direnme kararı · hakkaniyet · tazminat davası · mirasçılık · açılmamış sayılma · infaz · marka hakkına tecavüz
Benzer bu karardaUluslararası İzmir Fuarına getirildiği ve sergilendiği, ayrıca ürünlerin pazarlanması amacıyla kartvizitler «dağıtıldığının» sabit olduğu, diğer davalılara ait iş yerlerinde “MEY Tekirdağ RAKISI+Şekil” ibareli rakıların ele geçirildiği ve davalı şirket tarafından Buca İlçe Jandarma Komutanlığına gönderilen yazı ile ele geçirilen rakıların kendilerinin ürünü olduğunun belirtildiği, davacı vekili davalı şirket yönünden markaya tecavüz oluşturan rakıların fuara getirilmesi ve bu ürünlerin pazarlanması amacıyla kartvizitler dağıtılması nedeniyle ayrıca diğer davalılara ait iş yerlerinde ele geçirilen ürünlerin davalı şirket tarafından Türkiye’ye sokulduğundan bahisle fiili kayıp ve yoksun kaldığı kazanç için toplam 98.500,00 TL «maddi tazminat» talebinde bulunduğu, «yoksun kalınan» kazancın hesaplanmasında ise 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde maddesinde belirtilen “«marka hakkına tecavüz» edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre” hesaplanmasını istediği ancak fiili «kaybının» nelerden oluştuğunu belirtmediği gibi örnek lisans sözleşmesini de dosyaya sunmadığı, kural olarak 556 sayılı KHK gereğince fiili kayıbın ve yoksun kalınan kazancın talep edilebilmesi için tazminat hukukunun genel prensiplerinden olan zarar şartının gerçekleşmiş olması ve miktarının zarar gören tarafından ispatlanması gerektiği, davalı şirketin ürettiği ürünlerinde kendi markası haricinde davacının markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde “MEY Tekirdağ RAKISI+Şekil” ibaresini kullanması ve bu ürünlerin fuara getirilerek sergilenmesi, ayrıca ürünlerin pazarlanması amacıyla kartvizitler dağıtılması davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bu hususun yerel mahkeme ile Özel Daire arasında «uyuşmazlık konusu» olmadığı, ancak davalı şirketin Fuarda hiçbir satış yapmadığı, getirdiği ürünleri aynen ülkesine geri götürdüğü, bu durumda davalı şirket tarafından üretilen “MEY Tekirdağ RAKISI+Şekil” ibareli ürünlerin ülkeye sokulduğu davacı tarafından ispatlanamadığı için davacının maddi bir zararının oluştuğundan da bahsedilemeyeceği, davalı gerçek kişilere ait iş yerlerinde ele geçirilen ve davalı şirket tarafından üretildiği sabit olan “MEY Tekirdağ RAKISI+Şekil” ibareli rakılar nedeniyle davalı gerçek kişiler aleyhine başlatılan ceza soruşturması neticesinde açılan ceza davasında verilen karar ile ele geçirilen ürünlerin ülkeye kaçak yollardan sokulduğunun tespit edildiği ve sanıkların mahkumiyetine karar verildiği, bu durumda dava konusu ürünlerin davalı şirket tarafından ülkeye sokulmadığının kabulünün gerektiği, ürünlerin ülkeye sokulmasında davalı şirkete «kusur» izafe edilemeyeceği, davacının maddi zararının nasıl oluştuğu açıklığa kavuşturulmadan davalı şirket aleyhine maddi tazminata karar verilmesinin doğru görülmediği, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket hakkındaki «maddi tazminat» talebi yönünden yapılan incelemede; davalının bu marka adı altında Türkiye'de satışı bulunmadığı, davacı tarafından fiili bir maddi «kaybının» olduğunun ispat edilemediği gibi yoksun kaldığı kazancın da bulunmadığı, bu davalı yönünden talep edilen maddi tazminatın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kesinleşen kısımlar yönünden de «infazda» kolaylık olması açısından tekrar karar verilerek davalı ... hakkındaki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150 nci maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar ... ve ... haklarındaki davanın «husumetten» reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının markasına davalının tecavüzde ve «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men ve refi'ne, bu davalının kaçak yollarla elde edilen Tekirdağ Rakısı markalı rakıları satışının engellenmesine, takdiren 500,00 TL maddi ve 500,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işletilecek «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer taleplerin reddine, davalı ....Ltd.Şti. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davacının tescilli 'Tekirdağ Rakısı' markasına davalının KKTC'de ürettiği ve Türkiye'de fuarda davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde kullanım, sergileme ve kartvizit dağıtma eylemleri markaya tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, davalının Tek …
… ıs olmadıkları, resmi olarak adlarına kayıtlı olsa dahi, işyerlerinin anılan davalıların eşleri olan diğer gerçek kişi davalılarca fiilen çalıştırıldığı, tecavüz ve «haksız rekabet» eylemlerinin fiil ile bağlantılı olduğu, bu fiile yani davacı markasına tecavüzlü rakıyı satışa sunan kişilerin fiilden sorumlu tutulacak olmaları sebebiyle adı geçen davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bu davalılar hakkındaki talebin husumetten reddine, davalı şirketin fuar standında “Tekirdağ Rakısı” markasını «taşıyan» ürünlerin teşhir edildiği, davacı markasının davalı ürünleri üzerinde benzer şekilde kullanmış olduğunu, ancak reyonda rakı satışının bulunmadığının tespitinin yapıldığı, her ne kadar davalının fuarda söz konusu ürünlerin sadece teşhir etmek suretiyle bulundurduğu savunması mevcut ise de, satışa müsait irtibat bilgilerinin mevcut olmasının yanında ürünlerin İzmir'deki diğer davalılara ait işletmelerde kullanılmış olmasının, adı geçen davalının söz konusu ürünleri piyasaya sattığı sonucuna varıldığı, davalı şirketin tescil edilen “Meytekirdağı” ibareli markasını kullanmayıp, davacının "Tekirdağ Rakısı" ibareli markasını gerek ibareleri aynen kullanmak, gerekse yazım şeklini dahi benzetmek üzere hazırladığı etiketleri rakı şişelerinin üzerine yapıştırarak, davacının tanınmış markasını taklit ve dolayısıyla haksız rekabet fiilini gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın «mirasçılarına» teşmil edilmemesinden dolayı vefat eden davalı ... hakkındaki davanın HMK'nın 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar ... ve ... haklarındaki davanın husumetten reddine, davalı ....
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «maddi tazminat» talebinin reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğunu, tazminatın belirlenememesi halinde hakimin takdir edeceği bir tazminata karar verilebileceğini, hükmedilen manevi «tazminatın davanın» açıldığı tarih dikkate alındığında çok düşük kaldığını, caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5276 E. 2013/20319 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamı sonrasında verilen «direnme» kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasına karar verilmesi üzerine, bozma ilamına uyularak; davanın kabulüne, TPE YİDK.nın dava konusu kararının iptaline, davalı adına tescil olunan “EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7661 E. , 2024/3661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1911 Esas, 2022/1861 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/12 E., 2020/153 K.
Taraflar arasındaki markanın haksız kullanımının durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yaklaşık doksan yıl Tekirdağ'da faaliyette bulunarak Tekirdağ'ın ekonomik ve sosyal yaşamına önemli katkılar yapan Türkiye Cumhuriyeti Tekel İdaresi bünyesindeki Tekirdağ Tekel Şarap ve İçki Fabrikasının mamulü olan "Yeni Rakı"nın Tekirdağ bölgesinin yaş üzümü, suyu, özel anason oranı ve özeni ile üretilmesinin yarattığı üstün bir kalite ve yüksek bir piyasa değerine ulaştığını, Tekel idaresinin diğer beş fabrikasında rakı üretimi yapıldığı halde Tekirdağ'da üretilen Yeni Rakının ulaştığı bu kalite ile ülke ve dünya çapında aranılan bir alkollü içki olduğunu, bu ilgi ve piyasa değeri karşısında başka fabrikalarda Yeni Rakı markası ile üretilen rakılardan farkını ortaya koymak üzere, kökeninin bulunduğu şehir ve üretildiği fabrika ile özdeşleşmiş bir ürün olduğunu vurgulamak üzere "Tekirdağ Rakısı" markasının ilk olarak Tekel İdaresi tarafından 1995 yılında tescilli marka olarak piyasaya sunulduğunu, 2004 yılında Tekel İdaresi ile birlikte Tekel Şarap ve İçki Fabrikasının özelleştirilmesi sonucu mülkiyetini devralan ...
Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bir süre daha üretimi sürdürdükten sora fabrikayı, arazisi ve tüm makineleri ile birlikte satarak 14.08.2017 tarihinde Tekirdağ Valiliği'ne yapılan bildirim ile Tekirdağ'dan ayrıldığını, davalının Tekirdağ'dan ayrıldıktan sonra da ülkemizin farklı bölgelerindeki fabrikalarında Tekirdağ Rakısı markası ile rakının ve diğer tüm mamullerinin üretim ve pazarlamasını sürdürdüğünü, Tekirdağ'da üretmeyip ülkemizin farklı bölgelerindeki ürettiği rakıyı Tekirdağ Rakısı olarak pazarlayarak tüketiciyi yanılttığını, coğrafi kaynak belirtilen Tekirdağ ibaresini yasaya aykırı olarak kullandığını, Tekirdağ Rakısının ününden faydalandığını, davalının ayrıca "Tekirdağ Rakısı Bağbozumu", "Tekirdağ Rakısı Platin Seri", "Tekirdağ Rakısı Efsane", "Tekirdağ Rakısı Altın Seri" gibi farklı markalar altında ürettiği rakıları piyasaya sürdüğünü, o ürünü alacak olan ortalama tüketicinin ürünü alma iradesini bozmaması gerektiğini, normal şartlar altında aynı emtiadaki iki ayrı marka karşısında karar verecek tüketicilerin Tekirdağ Rakısı markasını tercih etmişse bunun sebebinin Tekirdağ ilinin rakı üretimindeki ünü olduğunu, fakat ilgililerde rakının Tekirdağ'da yetişen üzümlerden üretildiği yanılgısı oluşturan Tekirdağ Rakısının aslında günümüzde Tekirdağ'da üretilmediği için mevzuattaki tanıma uyar nitelikte haksız ticari uygulama oluşturduğunu, Tekirdağ'da üretilmeyip ülkemizin farklı bölgelerinde üretilen rakıların Tekirdağ markası ile satışa sunulmasının yanıltıcı olduğunu, ayrıca haksız ve dayanaksız yere Tekirdağ şehrinin isminin kullanıldığını, Tekirdağ'da üretime son verildikten sonra Tekirdağ Rakısı markasının kullanılması mümkün olmadığını, gerek yıllardır Tekirdağ'da ikamet eden birer Tekirdağlı olarak ve gerekse de bir tüketici olarak kendilerini yanıltan davalının kullanmaya devam ettiği Tekirdağ Rakısı markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesi kapsamında tescil edilmeyecek bir marka haline gelmesi nedeniyle yapılacak yargılama sonunda haksız şekilde kullanımının durdurulmasını talep edebileceğini ileri sürerek davalının "Tekirdağ Rakısı" markasının kullanımının durdurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin 5 inci fıkrası gereği yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacının işbu davayı 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının tescil tarihinden 23 yıl sonra dava açmış olmasının dava hakkının kötüye kullanılması olduğunu, davacının ünlü dediği Tekirdağ Rakısının zaten müvekkilinin tescilli markası olduğu, bundan başka ünlü bir Tekirdağ Rakısı bulunmadığını, Tekirdağ ilinin rakısı ile ünlü bir il olmadığını, böyle bir ün varsa da bunun olsa olsa müvekkilinin markası ile bu marka sayesinde oluştuğunu, Tekirdağ ilinin ürüne kattığı herhangi bir coğrafi değerin bulunmadığını, ürünün sadece orada yer alan fabrikada üretildiğini, ancak içeriğinde ne oraya ait üzüm ne oraya ait anason kullanıldığını, davacının iddiasının aksine Tekirdağ Rakısı ile Yeni Rakının aynı ürünler olmadığını, Tekirdağ Rakısının %100 yaş üzüm sumasından üretilen bir rakı iken Yeni Rakı'nın üretiminde yaş-kuru-üzüm suması ile tarımsal kökenli etil alkol kullanıldığını, dolayısıyla her iki ürünün niteliği bakımından da birbirinden tamamen farklı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Tekirdağ ilinde yerleşik Tekirdağ İçki Fabrikasının 2004 yılında gerçekleşen özelleştirme sonucunda, davalı şirkete 14.07.2014 tarihinde satılarak, 14.08.2017 tarihinde Alaşehir'e taşındığı, bu fabrikada üretimi yapılan Tekirdağ Rakısı, Yeni Rakı, İzmir Rakısı ve diğer markalarının üretiminin fabrikanın taşınma tarihinden itibaren Alaşehir ve Nevşehir İçki Fabrikalarında devam ettiği, davalı ürünlerinin üzerine basılan etiketlerde hangi fabrikada üretildiğinin açıkça belirtildiği, davalıya ait Tekirdağ Rakısı markasının 1996 tarihinden bu yana TÜRKPATENT nezdinde tescilli bir marka olduğu, markanın adını Tekirdağ ilinden aldığı açık ise de davalının tescilli markasının Tekirdağ değil “Tekirdağ Rakısı” ibaresi olduğu ve davalının hiçbir zaman Tekirdağ ibaresini tek başına kullanmadığı, ayrıca, “rakı” coğrafi işaret tescili bulunan bir menşe işareti olduğu, tescile göre rakıda kullanılacak hammadde yani üzüm ve anasonun yalnızca Türkiye’de yetişen üzüm ve Anadolu’ya özgü bir anason çeşidi olduğu, "rakı" coğrafi işaret tesciline göre rakıda kullanılan üzümün Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde yetişen üzüm olabileceği, Tekirdağ Rakısının, Tekirdağ İçki fabrikasında üretimi yapıldığı dönemlerde de, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden üzüm ve anason temin edilerek üretim yapıldığı, Tekirdağ Rakısının davalıya ait tescilli bir marka olarak 23 yıldır kullanılan ve ayırt edici nitelikte tescilli bir marka olduğu, şişelerin etiket basımlarında üretilen fabrika yerinin etiketlere yazıldığı, davalının tüketicileri yanılttığı iddiasının sabit olmadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukukçu bilirkişi atanmasının doğru olmadığını, Mahkeme gerekçesinin anlaşılabilir olmadığını, davalının Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetişen üzümlerden ürettiği rakıları "TEKİRDAĞ RAKISI" olarak piyasaya sürmesinin tüketiciyi yanıltmaya yönelik olduğunu, markanın alındığı dönem fabrika Tekirdağ'da bulunsa da artık fabrika kapandığından bu markanın kullanımının yanıltıcı hale geldiğini, bu durumun 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 62 nci maddesinde düzenlenen haksız ticari uygulama halini aldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı davalının Tekirdağ ilindeki fabrikalarını kapatarak taşıdığını ancak Tekirdağ üzümü ve suyunu kullanmamasına rağmen Tekirdağ Rakısı markasını kullanımının tüketicileri yanıltabilecek haksız bir ticari uygulama olduğunu ileri sürmüş ise de; davalının Tekirdağ Rakısı markasının 33 nolu sınıfta tanınmış marka olduğu, davalının tescilli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmedikçe kullanımının hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği, davacının dava dilekçesinde hükümsüzlük istemi olmayıp netice-i talebinde Tekirdağ Rakısı markasının haksız şekilde kullanımının durdurulmasını talep ettiği, Tekirdağ Rakısı şeklinde tescilli coğrafi işaret olmadığı da dikkate alındığında Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının tescilli "Tekirdağ Rakısı" ibareli markalarının kullanımının haksız olup olmadığı ve kullanımının durdurulması talebinin yerindeliğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043695100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz