Ticaret unvanına tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5004 E. 2010/11387 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz↗ aaüt↗ maktu vekalet ücreti↗ ticaret unvanı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticaret sicili↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “...l Tıp Merkezi” ibareli hizmet markasının 08.03.1996’dan itibaren sahibi olduğu, şirket unvanının ticaret siciline “...l Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.” olarak 01.11.1996’da tescil edildiği, davalı şirketin “...l Özel Sağlık Hizmetleri ve Tıbbi Malz.San.ve Tic.Ltd. Şti.” unvanının ticaret siciline kaydının 22.04.2005 tarihinde yapılıp şekil + mtm ...l ibareli markasının 08.09.2006’da tescil edildiği, ticaret unvanı ve markalardaki esas unsurun “...l” kelimesi olduğu davalı unvanındaki ve markasındaki diğer kelimelerin ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı, davalının markası 44. sınıfta yer alan tıbbi hizmetler için davacının markası ise 42. sınıfta sağlık hizmetleri için tescilli olup birbirine yakın ve karıştırılabilecek nitelikte hizmet alanları olduğu, davalının tescilli ticaret unvanı ve markasını kullanmasının haksız rekabet ve markaya tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, ticaret unvanının ve markanın grafik unsurları ile sözcüklerinin kısmi olarak hükümsüzlüğe tabi tutulması olanaklı olmadığından hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ticaret unvanı ve 2006-43533 sayılı markanın iltibas nedeniyle hükümsüzlüğüne, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesine ve bunlara bağlı olarak tazminata ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Ancak, dava markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti, meni, terkin ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacının ticaret unvanı ile iltibas oluşturan davalı şirketin unvanındaki “...l” ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi gerekirken kısmi hükümsüzlük kararı verilemeyeceği gerekçesiyle ticaret unvanının tümünün sicilden terkinine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de mahkemece davalı adına tescilli ticaret unvanı ve markanın hükümsüzlüğüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş olup davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri için de ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/168 E. 2010/6003 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda… avalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir 2-Ancak, dava markaya ve «ticaret unvanına tecavüzün» tespiti, meni, «terkin» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce «terkin» ve hükmün «ilanı» istemleri dışında kalan istemlerin tümünün reddine karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davalı unvanında yer alan “Moralteks” ibaresinin terkinine, hükmün ilanına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce «terkin» ve hükmün «ilanı» istemleri dışında kalan istemlerin tümünün reddine karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davalı unvanında yer alan “Moralteks” ibaresinin terkinine, hükmün ilanına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13264 E. 2012/17645 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davaya konu markasını eylemli olarak kullandığını ispatlayan delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1996/177670 nolu markanın «hükümsüzlüğünün tespitine», sicilden terkinine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 06.04.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5004 E. , 2010/11387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.01.2009 tarih ve 2008/51 - 2009/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1996-169570 sayılı “... Tıp Merkezi” ibareli markası bulunduğunu, davalının “şekil + mtm ...” ibareli marka için 08.09.2006 tarih ve 2006-43533 numaralı tescil belgesi aldığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında “...” ibaresi yer aldığını, “... Tıp” ibaresini sağlık hizmetleri alanında tanınır hale getirdiğini, müvekkili şirketin isminin “... Tıp Merkezi” olarak bilindiğini, davalı şirketin müvekkilinin iznini almadan aynı alanda “... Tıp” markasını kullandığını, tabelasında “... tıp merkezi” yazılı olduğunu, davalı şirketin tanıtım broşürlerinde “... Tıp” ibaresini kullandığını, “www....ltip.com” olan internet adresi aldığını, her türlü resmi ve özel yazışmalarında bu ibareyi kullandığını ve iltibasa yol açtığını, davalının eylemlerinin TTK’nun 56.
maddesine aykırılık teşkil ettiğini ve markaya tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının “...l Tıp” ibaresini kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, markaya tecavüz ve haksız rekabetin meni, “...l tıp” ibaresinin davalı tarafından her türlü kullanımına son verilmesi, “...l Tıp” ibaresinin davalının markasından ve ticaret unvanından terkini, 10.000,00 YTL maddi ve 10.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini, hükmün gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin İzmir’de “mtm ...l tıp merkezi” unvan ve markası ile tıp merkezi işlettiğini, “mtm ...l” ibareli tescilli markası bulunduğunu, markada insan figürleri yer aldığını, davacı markasıyla benzer olmadığını, iki tarafın farklı şehirlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin kullanımının tescile dayalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “...l Tıp Merkezi” ibareli hizmet markasının 08.03.1996’dan itibaren sahibi olduğu, şirket unvanının ticaret siciline “...l Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.” olarak 01.11.1996’da tescil edildiği, davalı şirketin “...l Özel Sağlık Hizmetleri ve Tıbbi Malz.San.ve Tic.Ltd. Şti.” unvanının ticaret siciline kaydının 22.04.2005 tarihinde yapılıp şekil + mtm ...l ibareli markasının 08.09.2006’da tescil edildiği, ticaret unvanı ve markalardaki esas unsurun “...l” kelimesi olduğu davalı unvanındaki ve markasındaki diğer kelimelerin ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı, davalının markası 44. sınıfta yer alan tıbbi hizmetler için davacının markası ise 42.
sınıfta sağlık hizmetleri için tescilli olup birbirine yakın ve karıştırılabilecek nitelikte hizmet alanları olduğu, davalının tescilli ticaret unvanı ve markasını kullanmasının haksız rekabet ve markaya tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, ticaret unvanının ve markanın grafik unsurları ile sözcüklerinin kısmi olarak hükümsüzlüğe tabi tutulması olanaklı olmadığından hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ticaret unvanı ve 2006-43533 sayılı markanın iltibas nedeniyle hükümsüzlüğüne, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesine ve bunlara bağlı olarak tazminata ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Ancak, dava markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti, meni, terkin ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacının ticaret unvanı ile iltibas oluşturan davalı şirketin unvanındaki “...l” ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi gerekirken kısmi hükümsüzlük kararı verilemeyeceği gerekçesiyle ticaret unvanının tümünün sicilden terkinine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de mahkemece davalı adına tescilli ticaret unvanı ve markanın hükümsüzlüğüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş olup davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri için de ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043613300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz