Alacak | Tazminat | Eşyaların iadesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2585 E. 2024/3563 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katma değer vergisi (kdv)↗ cebri icra↗ rayiç değer↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ işlemden kaldırma↗ usulüne uygun tebliğ↗ tahsilde tekerrür↗ gerçek zarar↗ 3095 sayılı kanun↗ davanın konusu↗ depo kararı↗ sözleşmenin feshi↗ davanın açılmamış sayılması↗ taşıma sözleşmesi↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ alacak davası↗ temerrüt faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ haciz↗ fatura↗ harç↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 16.07.2013 tarih, 2009/307 E. ve 2013/311 K. sayılı karar ile davalının davacıdan KDV talep etme hakkının olmadığı, davacının sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya teslim edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, gerçek zararın hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada konusu kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve birleşen dosya davalısı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.11.2014 tarih, 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın taşıma sözleşmesine dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece gerçek zarar ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar dahil olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası cebri icra yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda alınan 24.03.2017 tarihli 1 inci ek rapor ile aynı doğrultuda düzenlenen 14.05.2018 tarihli 2 nci ek raporda yeni eşya net bedelinin 19.894,00 TL olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'nun (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 21.921,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Kararı
Dairemizin 08.05.2023 tarih, 2022/3486 E. ve 2023/2805 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, davacı tarafından davalıya teslim edilen ev eşyasının, 18.02.2010 tarihli haciz tutanağına göre 3., 13., 108. ve 109. sıralarındaki hariç diğerlerinin tam ve eksiksiz alındığı davacının imzasıyla doğrulanmıştır. Ayrıca davacı, teslim edilen eşyalarla ilgili bozma ilamında açıklanmasına işaret edilen hususlarda, yeni eşya almak zorunda kaldığı beyanı dışında bir zararının olduğunu da ispatlayamamıştır. Bu durumda Mahkemece birleşen davada, 18.02.2010 tarihli haciz tutanağında belirtilen eksik eşya bedelinin dava tarihi itibarı ile rayiç değeri bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek bulunacak miktara ilaveten davacının yapmış olduğu masrafın bedeline hükmedilmesi gerekirken davacı tarafça beyan edilen yeni eşya bedelinin tamamına hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 23.02.2024 tarih, 2023/519 E. ve 2024/372 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davaların açılmamış sayılacağı, mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın temyiz aşamasından geçerek kesinleşen kısımlarının bulunduğunu, bu kısmın ayrılmamasının usule aykırı olduğunu, davalı vekiline ikinci bir vekalet ücreti çıkarıldığını, taraflarına usulüne uygun tebliğat yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl davada sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talebine, birleşen davada ise sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Tazminat | Eşyaların iadesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3486 E. 2023/2805 K.
Ortak:cebri icra · rayiç değer · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · gerçek zarar · davanın konusu · depo kararı · sözleşmenin feshi · Alacak, Tazminat, Eşyaların iadesi | Tazminat
İncelediğiniz kararda… sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya «teslim» edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve b …
… 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Benzer bu kararda… sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya «teslim» edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve b …
… 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe bozma yasağı · müktesep hak · oy yasağı · yargılama gideri
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «aleyhe bozma yasağına» aykırı karar verildiğini, bozma kararında belirtildiği gibi zararın ne şekilde oluştuğunun davacıya açıklattırılmadığı ve gerekçesinin yazılmadığını, 20.05.2009 tarihli «depo» sözleşmesinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin eşyanın naklini değil sadece depolanmasını üstlendiğini, davacının nakliye giderlerinin müvekkiline yüklenmemesi gerektiğini, nakliye giderlerini zaten davacının karşılaması gerektiğini, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, davacının eşyasını yurt dışına göndermesi içinher halükarda yapması gereken «masrafın» müvekkiline yüklenemeyeceğini, davacı lehine oluşan sebepsiz zengileşme itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının eşyanın bir kısmını yurt dışından alarak nakliye giderinden kurtulduğunu, endüstriyel tasarım, mali müşavir ve mimardan oluşan bilirkişilerce hazırlanan raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bu mesleklerin «dava konusu» uyuşmalıkla ilgilerinin olmadığını, Mahkeme, davalıyı C2 belgesinin olmamasından dolayı sorumlu tutmakta ise de nakliye işinin bizzat davalı tarafından yapılmasının zorunlu olmadığını, bu belgeye sahip olup olmamasının bir öneminin olmadığını, davacının yurt dışındaki alakasız giderlerinden davalıyı sorumlu gösteren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı tarafından yapılan «yargılama giderlerinin» davacı tarafça yapılmış gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… l ve birleşen dava davalı vekili temyiz etmiş olup, bahse konu kararda birleşen dava açısından hükmedilen miktar 12.027,10 TL olup bu miktarın davalı yönünden usulü «müktesep hak» oluşturduğu dikkate alınmaksızın bu hakkı kaldıracak şekilde işbu temyize konu kararda 21.921,10 TL'ye hükmedilmesi doğru olmamış birleşen davaya yönelik hükmün bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18412 E. 2014/18347 K.
Ortak:cebri icra · gerçek zarar · davanın konusu · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme · dahili dava · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
… sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya «teslim» edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve b …
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Benzer bu kararda… şmeden dönmekte ve eşyaları ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyaları iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyaların davacıya «teslim» edildiği, eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle, davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşyalar için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000.00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece, «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zararda «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Oysa, asıl davaya konu davalının «teslim» etmekten kaçındığı ev eşyalarının «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davadaki kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri
Benzer bu kararda3- Bozma neden ve şekline göre «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2585 E. , 2024/3563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2023/519 Esas, 2024/134 Karar
HÜKÜM
Davanın açılmamış sayılması
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 211.940,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 27.04.2007 tarihli taşımacılık sözleşmesine göre müvekkiline ait eşyaların önce evinden alınarak bir depoya konulması, sigortalanması ve vize işlemleri bittiğinde de bu eşyaların Almanya'ya götürülüp orada müvekkilinin evine yerleştirilmesinin kararlaştırıldığını, 4.000,00 euro olarak öngörülen iş bedelinin 1.000,00 euroluk kısmını 27.05.2009 tarihinde depoya götürüldüğü sırada müvekkili tarafından davalıya peşin olarak ödendiğini, davalının almış olduğu 1.000,00 euroya karşılık bir fatura düzenlendiğini, sözleşmede ilave Katma Değer Vergisi (KDV) ödenir hükmü bulunmamasına rağmen davalının düzenlediği faturaya KDV olarak 478,00 TL'yi ilave ederek müvekkilinden istediğini, ayrıca kalan kısım nedeniyle de KDV ödenmesi gerektiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin sözleşmede olmayan bir paranın kendisinden istenmesini kabul etmediğini, davalıyı sözleşmeye uygun davranmaya davet ettiğini, bundan sonra davalının müvekkiline kaba ve çirkin davranmaya başladığını, istenilen paranın kendisine ödenmemesi halinde eşyaları vermeyeceğini beyan ettiğini, davalının uluslararası taşımacılık belgesi (C2) olmadığının belirlendiğini, sözleşmeye aykırı işlem ve eylemler nedeniyle davalıya güvenini yitiren müvekkilinin sözleşmeden döndüğünü, kendisinin ve çocuklarının eşyalarının verilmemesi nedeniyle müvekkilinin büyük üzüntüler yaşadığını ileri sürerek şimdilik eşyalarının müvekkiline iadesini, 1.000,00 euronun ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını yinelemiş, davalının tüm ısrarlara rağmen davacının ve çocuklarının eşyalarını iade etmemesi sebebiyle yerine bir kısım eşya almak mecburiyetinde kalındığını, davalının elindeki eşyanın icra yoluyla geri alınması için 250,00 TL sarfettiğini, bu eşyaların Almanya'ya sevki için koydurduğu depoya 750,00 TL ödediğini, keza kamyon için 470,00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkilinin Almanya'dan Türkiye'ye iki kez gelmesi sebebiyle 783,00 TL harcama yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkilinin uğramış olduğu 29.756,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davacıya ait eşyaların adresinden alınarak müvekkiline ait depoda bekletilmesine yönelik olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmek suretiyle davacıya ait eşyaları ambalajlayarak depoya taşınma işlemini gerçekleştirdiğini, bu iş karşılığında müvekkiline 1.000,00 euro+KDV ödenmesi gerekmekte iken davacının yalnızca 1.000,00 euro ödeyip KDV ödemesinden imtina ettiğini, eşyaların depoda kaldığı sürece müvekkilinin depo ücreti ödenmek zorunda kaldığını, müvekkilinin ödediği depo ücretlerinin davacı tarafından karşılanmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya ait eşyaları iade etmek zorunluluğu bulunmadığını, davacı tarafça ödeme yapılmadığı sürece müvekkilinin sigorta yapma zorunluluğu bulunmadığını, yurt dışı işlemlerin bizzat müvekkili tarafından kendi aracı ile yapacağına ilişkin herhangi bir kabulünün olmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 16.07.2013 tarih, 2009/307 E. ve 2013/311 K. sayılı karar ile davalının davacıdan KDV talep etme hakkının olmadığı, davacının sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya teslim edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, gerçek zararın hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada konusu kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve birleşen dosya davalısı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 25.11.2014 tarih, 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın taşıma sözleşmesine dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece gerçek zarar ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar dahil olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası cebri icra yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda alınan 24.03.2017 tarihli 1 inci ek rapor ile aynı doğrultuda düzenlenen 14.05.2018 tarihli 2 nci ek raporda yeni eşya net bedelinin 19.894,00 TL olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'nun (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 21.921,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Kararı
Dairemizin 08.05.2023 tarih, 2022/3486 E. ve 2023/2805 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, davacı tarafından davalıya teslim edilen ev eşyasının, 18.02.2010 tarihli haciz tutanağına göre 3., 13., 108. ve 109. sıralarındaki hariç diğerlerinin tam ve eksiksiz alındığı davacının imzasıyla doğrulanmıştır. Ayrıca davacı, teslim edilen eşyalarla ilgili bozma ilamında açıklanmasına işaret edilen hususlarda, yeni eşya almak zorunda kaldığı beyanı dışında bir zararının olduğunu da ispatlayamamıştır. Bu durumda Mahkemece birleşen davada, 18.02.2010 tarihli haciz tutanağında belirtilen eksik eşya bedelinin dava tarihi itibarı ile rayiç değeri bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek bulunacak miktara ilaveten davacının yapmış olduğu masrafın bedeline hükmedilmesi gerekirken davacı tarafça beyan edilen yeni eşya bedelinin tamamına hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 23.02.2024 tarih, 2023/519 E. ve 2024/372 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davaların açılmamış sayılacağı, mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın temyiz aşamasından geçerek kesinleşen kısımlarının bulunduğunu, bu kısmın ayrılmamasının usule aykırı olduğunu, davalı vekiline ikinci bir vekalet ücreti çıkarıldığını, taraflarına usulüne uygun tebliğat yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl davada sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talebine, birleşen davada ise sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043273100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz