Eşyaların iadesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18412 E. 2014/18347 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cebri icra↗ gerçek zarar↗ davanın konusu↗ taşıma sözleşmesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ yargılama gideri↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacıdan KDV talep etme hakkının mevcut olmadığı, davacının sözleşmeden dönmekte ve eşyaları ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyaları iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyaların davacıya teslim edildiği, eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle, davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, gerçek zararın hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşyalar için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000.00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada konusu kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece, gerçek zarar ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zararda dahil olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Oysa, asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyalarının cebri icra yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davadaki kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Tazminat | Eşyaların iadesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2585 E. 2024/3563 K.
Ortak:cebri icra · gerçek zarar · davanın konusu · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme · dahili dava · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… şmeden dönmekte ve eşyaları ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyaları iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyaların davacıya «teslim» edildiği, eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle, davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşyalar için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000.00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece, «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zararda «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Oysa, asıl davaya konu davalının «teslim» etmekten kaçındığı ev eşyalarının «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davadaki kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
… sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya «teslim» edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve b …
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · tahsilde tekerrür olmaması · işlemden kaldırma · usulüne uygun tebliğ · tahsilde tekerrür · sözleşmenin feshi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.02.2024 tarih, 2023/519 E. ve 2024/372 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince «işlemden kaldırıldığı» tarihten başlayarak üç ay içinde «yenilenmeyen» davaların açılmamış sayılacağı, mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Bu durumda Mahkemece birleşen davada, 18.02.2010 tarihli «haciz» tutanağında belirtilen eksik eşya bedelinin dava tarihi itibarı ile «rayiç değeri» bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek bulunacak miktara ilaveten davacının yapmış olduğu «masrafın» bedeline hükmedilmesi gerekirken davacı tarafça beyan edilen yeni eşya bedelinin tamamına hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın temyiz aşamasından geçerek kesinleşen kısımlarının bulunduğunu, bu kısmın ayrılmamasının usule aykırı olduğunu, davalı vekiline ikinci bir «vekalet ücreti» çıkarıldığını, taraflarına «usulüne uygun tebliğat» yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Alacak | Tazminat | Eşyaların iadesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3486 E. 2023/2805 K.
Ortak:cebri icra · gerçek zarar · davanın konusu · taşıma sözleşmesi · yargılama gideri · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… şmeden dönmekte ve eşyaları ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyaları iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyaların davacıya «teslim» edildiği, eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle, davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşyalar için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000.00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece, «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zararda «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Oysa, asıl davaya konu davalının «teslim» etmekten kaçındığı ev eşyalarının «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davadaki kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… 2013/18412 E. ve 2014/18347 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, ancak asıl ve birleşen davanın «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekilinin birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından «teslim» edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istediği, mahkemece «gerçek zarar» ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zarar «dahil» olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verildiği, oysa asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyası «cebri icra» yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre Mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki karar davalı yararına bozulmuştur.
… sözleşmeden dönmekte ve eşyası ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyayı iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyanın davacıya «teslim» edildiği, eşyanın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, «gerçek zararın» hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşya için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl «davada konusu» kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne 12.027,10 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl ve b …
Temyiz Sebepleri Birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «aleyhe bozma yasağına» aykırı karar verildiğini, bozma kararında belirtildiği gibi zararın ne şekilde oluştuğunun davacıya açıklattırılmadığı ve gerekçesinin yazılmadığını, 20.05.2009 tarihli «depo» sözleşmesinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin eşyanın naklini değil sadece depolanmasını üstlendiğini, davacının nakliye giderlerinin müvekkiline yüklenmemesi gerektiğini, nakliye giderlerini zaten davacının karşılaması gerektiğini, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, davacının eşyasını yurt dışına göndermesi içinher halükarda yapması gereken «masrafın» müvekkiline yüklenemeyeceğini, davacı lehine oluşan sebepsiz zengileşme itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının eşyanın bir kısmını yurt dışından alarak nakliye giderinden kurtulduğunu, endüstriyel tasarım, mali müşavir ve mimardan oluşan bilirkişilerce hazırlanan raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bu mesleklerin «dava konusu» uyuşmalıkla ilgilerinin olmadığını, Mahkeme, davalıyı C2 belgesinin olmamasından dolayı sorumlu tutmakta ise de nakliye işinin bizzat davalı tarafından yapılmasının zorunlu olmadığını, bu belgeye sahip olup olmamasının bir öneminin olmadığını, davacının yurt dışındaki alakasız giderlerinden davalıyı sorumlu gösteren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı tarafından yapılan «yargılama giderlerinin» davacı tarafça yapılmış gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe bozma yasağı · rayiç değer · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · müktesep hak · depo kararı · sözleşmenin feshi · oy yasağı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «aleyhe bozma yasağına» aykırı karar verildiğini, bozma kararında belirtildiği gibi zararın ne şekilde oluştuğunun davacıya açıklattırılmadığı ve gerekçesinin yazılmadığını, 20.05.2009 tarihli «depo» sözleşmesinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin eşyanın naklini değil sadece depolanmasını üstlendiğini, davacının nakliye giderlerinin müvekkiline yüklenmemesi gerektiğini, nakliye giderlerini zaten davacının karşılaması gerektiğini, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını, davacının eşyasını yurt dışına göndermesi içinher halükarda yapması gereken «masrafın» müvekkiline yüklenemeyeceğini, davacı lehine oluşan sebepsiz zengileşme itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının eşyanın bir kısmını yurt dışından alarak nakliye giderinden kurtulduğunu, endüstriyel tasarım, mali müşavir ve mimardan oluşan bilirkişilerce hazırlanan raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, bu mesleklerin «dava konusu» uyuşmalıkla ilgilerinin olmadığını, Mahkeme, davalıyı C2 belgesinin olmamasından dolayı sorumlu tutmakta ise de nakliye işinin bizzat davalı tarafından yapılmasının zorunlu olmadığını, bu belgeye sahip olup olmamasının bir öneminin olmadığını, davacının yurt dışındaki alakasız giderlerinden davalıyı sorumlu gösteren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı tarafından yapılan «yargılama giderlerinin» davacı tarafça yapılmış gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… olduğunun tespit edildiği, yeni eşyaların tek tek tespiti ile karşılığı olan bedelin hesaplanması neticesinde düzenlenen rapor içeriğinin benimsendiği gerekçesiyle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla asıl dava yönünden eşyaların iadesi talebinin esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 euronun fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının 06.06.2009 tarihinden itibaren ödeme gününe kada …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, asıl davada «sözleşmenin feshi» nedeniyle tazminat talebine, birleşen davada ise sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda Mahkemece birleşen davada, 18.02.2010 tarihli «haciz» tutanağında belirtilen eksik eşya bedelinin dava tarihi itibarı ile «rayiç değeri» bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek bulunacak miktara ilaveten davacının yapmış olduğu «masrafın» bedeline hükmedilmesi gerekirken davacı tarafça beyan edilen yeni eşya bedelinin tamamına hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/117 E. 2015/8615 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18412 E. , 2014/18347 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 16/07/2013
NUMARASI 2009/307-2013/311
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/07/2013 tarih ve 2009/307-2013/311 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. E.T..dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen 27.04.2007 tarihli taşımacılık sözleşmesine göre müvekkiline ait eşyaların önce evinden alınarak bir depoya konulması, sigortalanması ve vize işlemleri bittiğinde de bu eşyaların Almanya'ya götürülüp orada müvekkilinin evine yerleştirilmesinin kararlaştırıldığını, 4.000 Euro olarak öngörülen iş bedelinin 1.000 Euro'luk kısmını 27.05.2009 tarihinde depoya götürüldüğü sırada müvekkili tarafından davalıya peşin olarak ödendiğini, davalının almış olduğu 1.000 Euro'ya karşılık bir fatura düzenlendiğini, sözleşmede ilave KDV ödenir hükmü bulunmamasına karşın davalının düzenlediği faturaya KDV olarak 478.00 TL'yi ilave ederek müvekkilinden istediğini,ayrıca kalan kısım nedeniyle de KDV ödenmesi gerektiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin sözleşmede olmayan bir paranın kendisinden istenmesini kabul etmediğini, davalıyı sözleşmeye uygun davranmaya davet ettiğini, bundan sonra davalının müvekkiline kaba ve çirkin davranmaya başladığını,istenilen paranın kendisine ödenmemesi halinde eşyaları vermeyeceğini beyan ettiğini, davalının uluslararası taşımacılık belgesi (C2) olmadığının belirlendiğini, sözleşmeye aykırı işlem ve eylemler nedeniyle davalıya güvenini yitiren müvekkilinin sözleşmeden döndüğünü, kendisinin ve çocuklarının eşyalarının verilmemesi nedeniyle müvekkilinin büyük üzüntüler yaşadığını ileri sürerek, şimdilik eşyalarının müvekkiline iadesini, 1.000 Euro'nun ve 4.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada da davacı vekili, asıl davadaki iddialarla davalının tüm ısrarlara rağmen davacının ve çocuklarının eşyalarını iade etmemesi sebebiyle yerine zorunlu olarak bir kısım eşyalar almak mecburiyetinde kalındığını, davalının elindeki eşyaların icra yoluyla geri alınması için 250.00 TL sarfettiğini, bu eşyaların Almanya'ya sevki için koydurduğu depoya 750.00 TL ödediğini, keza kamyon için 470.00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkilinin Almanya'dan Türkiye'ye iki kez gelmesi sebebiyle 783.00 TL harcama yapmak zorunda kaldığını iddia ederek, müvekkilinin uğramış olduğu 29.756.00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davacıya ait eşyaların adresinden alınarak müvekkiline ait depoda bekletilmesine yönelik olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmek suretiyle davacıya ait eşyaları ambalajlayarak depoya taşınma işlemini gerçekleştirdiğini, bu iş karşılığında müvekkiline 1.000 Euro+ KDV ödenmesi gerekmekte iken davacının yalnızca 1.000 Euro ödeyip KDV ödemesinden imtina ettiğini, eşyaların depoda kaldığı sürece müvekkilinin depo ücreti ödenmek zorunda kaldığını, müvekkilinin ödediği depo ücretlerinin davacı tarafından karşılanmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya ait eşyaları iade etmek zorunluluğu bulunmadığını, davacı tarafça ödeme yapılmadığı sürece müvekkilinin sigorta yapma zorunluluğu bulunmadığını, yurt dışı işlemlerin bizzat müvekkili tarafından kendi aracı ile yapacağına ilişkin herhangi bir kabulünün olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiş, karşı davada ise 4,000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacıdan KDV talep etme hakkının mevcut olmadığı, davacının sözleşmeden dönmekte ve eşyaları ile verdiği peşinatı istemekte haklı olduğu, davalının eşyaları iadeye yanaşmadığı, dava sırasında davaya konu edilen eşyaların davacıya teslim edildiği, eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle, davacının gerek kendisi ve gerekse çocukları için bir kısım eşya satın almak zorunda kaldığı, ayrıca davacının harcama yapmak zorunda kaldığı, gerçek zararın hüküm altına alınmasının gerektiği, davacı tarafından eşyalar için yapılmak zorunda kalınan harcamalar nedeniyle uğranılan zarar karşılığının takdiren 10.000.00 TL olduğunun kabul edildiği, davanın salt eşyaya bağlı bir zarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada konusu kalmayan eşyaların iadesi isteminin esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, alacak ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak eşyaların davacıya iadesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili birleşen davada diğer kalem zararlarının yanında ev eşyalarının davalı tarafından teslim edilmemesi nedeni ile müvekkilince yenilerinin alınmak zorunda kalındığını iddia ederek bu kalem zararınında davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece, gerçek zarar ilkesinden hareketle yazılı gerekçelerle bu kalem zararda dahil olmak üzere birleşen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Oysa, asıl davaya konu davalının teslim etmekten kaçındığı ev eşyalarının cebri icra yolu ile de olsa davacıya birleşen dava tarihinden önce yargılama sırasında 18.02.2010 tarihinde teslim edildiğine göre mahkemece davacıya yenilerinin alınmak zorunda kalındığı ev eşyalarına ilişkin zarar kaleminin ne şekilde oluştuğunun denetlemeye olanak verecek şekilde açıklattırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu zarar kalemi yönünden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davadaki kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davaya yönelik olarak davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davadaki kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davacıdan alınarak asıl ve birleşen davalarda davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102358300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz