6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10883 E. 2010/11321 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba formu hisse senedi pay defteri anonim şirket ortaklık ilişkisi eksik inceleme e-defter

Atıf yapılan mevzuat: SPK · TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş Dairemizce onanmıştır.

Bu defa davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. TTK’nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezlere. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkili ve 23.10.1998 günlü hisse talep formu imzalatılarak 70.070 DM ödeme yaptığını, geçerli şekilde davalı ... Gıda San.Tic. A.Ş.’ni ortak olmadığını iddia etmiştir. Bu talep formu bu şirketin unvanını taşımakta olup, hisse bedeli, adeti, ödenen miktar açıklanmasını içermekte davacı ile ... imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davacının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgeye göre davacının beher pay değeri 1.000.000 TL olmak üzere toplam 182 pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Takasbank kayıtlarına göre de davacının ... Gıda San.Tic. A.Ş.’ nde aynı miktar hissesi mevcuttur.

Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketleri'nin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Ancak, mahkemenin davanın reddine dair kararın Dairemizce de onandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüyle 27.04.2010 tarih ve 9747/4594 sayılı Dairemiz kararının ortadan kaldırılmasına ve mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe itibariyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/754 E. 2010/11643 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/807 E. 2010/11895 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4671 E. 2010/11269 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13252 E. 2010/8327 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6325 E. 2010/12960 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/83 E. 2010/11256 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13255 E. 2010/9085 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/80 E. 2010/11151 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/10883 E.  ,  2010/11321 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2007 gün ve 2007/67 - 2007/646 sayılı kararı onayan Daire’nin 27.04.2010 gün ve 2008/9747 - 2010/4594 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi vererek ve ikna ederek müvekkilinden 23.10.1998 tarihinde davalı şirketler adına 70.070 DM tahsil eden davalılardan ...'in "... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Hisse Devir ve Kabul Sözleşmesi" ibareli belge verdiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu'na, SPK'na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların sebepsiz zenginleştiğini, ortak olmayan müvekkiline TTK'nun 329 ve 405. maddelerinin uygulanama- yacağını, davacının dolandırıldığını, davalılardan ... ve Dursun'un TTK'nun 67. maddesine ve SPK'na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ...'in ...

Holding A.Ş. adına da tahsilat yaptığını, ... Holding A.Ş.'nin anasözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, şirket defterlerindeki kayıtların gerçeği yansıtmadığının belirlendiğini, bu defterde yazılı ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...'un şirketi paravan olarak kullandığını ileri sürerek, geçerli bir hisse devri yapılamayacağının ve davacının ortak olmadığının tesbitini, 70.070 DM (36.000 Euro) karşılığı 64.800,00 YTL'nın nedensiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.

Diğer davalılar vekili, davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönden davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş Dairemizce onanmıştır.

Bu defa davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. TTK’nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezlere. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkili ve 23.10.1998 günlü hisse talep formu imzalatılarak 70.070 DM ödeme yaptığını, geçerli şekilde davalı ... Gıda San.Tic. A.Ş.’ni ortak olmadığını iddia etmiştir. Bu talep formu bu şirketin unvanını taşımakta olup, hisse bedeli, adeti, ödenen miktar açıklanmasını içermekte davacı ile ... imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davacının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgeye göre davacının beher pay değeri 1.000.000 TL olmak üzere toplam 182 pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır.

Takasbank kayıtlarına göre de davacının ... Gıda San.Tic. A.Ş.’ nde aynı miktar hissesi mevcuttur.

Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketleri'nin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Ancak, mahkemenin davanın reddine dair kararın Dairemizce de onandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüyle 27.04.2010 tarih ve 9747/4594 sayılı Dairemiz kararının ortadan kaldırılmasına ve mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe itibariyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 27.04.2010 tarih 9747/4594 sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe itibariyle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 05.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042762800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.