6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17158 E. 2013/16861 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme serbestisi

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 19 · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca davacının bu kesintilere itiraz ettiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacının idari cezalara ilişkin ödemeleri yaptığı, BK'nın 19 ve 20. maddesindeki koşulların taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi yönünden gerçekleşmediği, tarafların sözleşme serbestisi içinde sözleşmeye bu maddeyi koydukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Idari para cezası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11702 E. 2014/19114 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8849 E. 2011/1582 K.

    Ortak:Alacak

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2492 E. 2013/4228 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/17158 E.  ,  2013/16861 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 22/05/2012 tarih ve 2010/185-2012/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki hazır beton taşıma sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin davalı tesislerinde üretilen hazır betonu davalı tarafından gösterilen yere naklettiğini, kamyonlara yükleme işinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, davalının yük sınırını aşması nedeniyle taraflara cezalar kesildiğini, davalının kendi adına kesilen cezaları müvekkilinin hakedişinden haksız olarak kestiğini, bu uygulama nedeniyle rahatsızlığın dile getirilmesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, kendisine kesilecek cezalardan başkasının sorumlu olacağına dair önceden yapılan sözleşmelerin hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, bu şekilde kesilen 50.982,45 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, çalışılan süre boyunca davacının uygulamaya bir itirazı ya da çekincesi bulunmadığını, sözleşmenin tarafların serbest iradeleri ile imzalandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca davacının bu kesintilere itiraz ettiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacının idari cezalara ilişkin ödemeleri yaptığı, BK'nın 19 ve 20. maddesindeki koşulların taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi yönünden gerçekleşmediği, tarafların sözleşme serbestisi içinde sözleşmeye bu maddeyi koydukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/09/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Anayasa’nın 38. maddesi, evrensel bir hukuk prensibi niteliğindeki “cezaların şahsiliği” ilkesinden söz etmektedir. Suç ve cezanın kişiselliği olarak da tanımlanan bu ilke çerçevesinde, hiç kimse bir başkasının suçunu üstlenemeyeceği gibi, işlenmiş bir suçtan ötürü de o suçu işleyen dışında kimseye ceza verilemez. Söz konusu suç ve ceza kavramlarının içerisine idari yaptırım ve cezaların da dahil olduğu ve tüzel kişilerin de söz konusu hükümler çerçevesinde bu ilkenin kapsamında bulunduğu kuşkusuzdur. Söz konusu anayasa hükmü ile, bu ilkenin aksine fiillerin en üst norm olan anayasaya aykırı olduğu ortadadır.

Öte yandan, sözleşme serbestisinin sınırları, somut olay itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 19/1. maddesinde belirtildiği üzere, kanun ile çizilmiştir. Sözleşmeler, kanunda emir ya da yasak şeklinde belirtilmiş olan amir (emredici) hükümlere aykırı olamazlar. Başka bir deyişle, kişiler, sözleşme yaparken kanunun emredici hükümlerine aykırı hususlar kararlaştıramazlar. Yani, akdin tarafları, aralarındaki anlaşma ile, kanunun emrettiği ya da yasakladığı bir hususu kendileri açısından mümkün hale getiremezler. Getirmişler ise, yine BK’nın 20/2. maddesi uyarınca, söz konusu sözleşme hükmü geçersiz kabul edilmek gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin 8. maddesi ile, uyuşmazlık konusu olmadığı üzere, davacının, davalı yükleten bakımından öngörülmüş olan idari para cezası sorumluluğunu üstlendiği, bu suretle davalı adına kesilen para cezalarını ödediği ve davanın konusunu da davacı tarafından ödenmiş olan işbu para cezalarının oluşturduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözü edilen sözleşme hükmü, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde, açık kanun hükmüne aykırı olup bu hükmün geçerli kabul edilmesi, mahkeme ve Daire çoğunluğunun görüşünün aksine, kanımca mümkün değildir. Söz konusu sözleşme hükmünün geçersiz olması nedeniyle davacı tarafından istirdat isteminde bulunulmasına engel bir hal olmayıp davacının bu talepte bulunmasının MK’nın 2.

maddesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumuzdan, çoğunluğun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılamıyoruz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042305100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.