Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17158 E. 2013/16861 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme serbestisi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca davacının bu kesintilere itiraz ettiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacının idari cezalara ilişkin ödemeleri yaptığı, BK'nın 19 ve 20. maddesindeki koşulların taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi yönünden gerçekleşmediği, tarafların sözleşme serbestisi içinde sözleşmeye bu maddeyi koydukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11702 E. 2014/19114 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · ticaret unvanı · olumsuz oy · usulden reddi · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 45. maddesi gereğince «ticaret unvanının» işletme mevzu belirtilmeden tescil edilmesi nedeniyle, 35/2. maddesine göre davalının para cezası ile cezalandırılması ve 35/3. maddesi uyarınca sicil «kaydının» resen düzeltilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 33/2. maddesi uyarınca dava konusu eyleme idari para cezasının öngörüldüğü gerekçesiyle, görev nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 6762 sayılı TTK'nın 35/2. maddesi uyarınca davalı şirketin para cezası ile cezalandırılmasını talep ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 33/2 maddesinde eylem hakkında «idari para cezası» öngörüldüğü gerekçesiyle, görev nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf 6762 sayılı TTK'nın 35/3. maddesi gereğince para cezası uygulanması yanında, anılan eksikliğin resen tescili talebinde de bulunmuş olup, 6102 sayılı TTK'nın 33/3. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmesi karşısında, mahkemece davacının resen tescil talebi konusunda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8849 E. 2011/1582 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · ibraname · üçüncü kişi · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, payını «üçüncü kişiye» devrettiği, devir sırasında düzenlenen «ibranameyle», tarafların karşılıklı olarak kooperatif üyelik ilişkisinden doğan borçlarını ortadan kaldırma iradesini ortaya koydukları bu nedenle davacının yaptığı ödeme nedeniyle iade veya «tenkis» talebinde bulunulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortağı olan davacının devir sırasında fazla ödediğini iddia ettiği miktarın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… haklı bir sebep olmaksızın kendisinden fazla para tahsil ettiğini ileri sürerek belgenin düzenlenmesinden 25 gün sonra eldeki davayı açtığına ve devir işleminin de «ibraname» tarihinde yapıldığı anlaşıldığına göre mahkemece, devir tarihinde davacının kooperatife gerçekten ne kadar borcu bulunduğu araştırılarak ve buna göre davacıdan faz …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2492 E. 2013/4228 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · def'i · kefil · teminat
Benzer bu kararda… kemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ve ortaklarının davalı bankadan kredi kullandıkları ve .... şahıslara «kefil» oldukları, bu kredilerin davalıya ödenmemesi nedeniyle davacının kefilliklerinin devam ettiği, bu nedenle «teminat» amaçlı verilen senetlerin takibe konulduğu ve davacının davalının «bankacılık işlemleri» nedeniyle zarara uğradığını yasal delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı yargılama aşamasındaki tüm beyanlarında dava konusu senetlerin davalı bankaya tahsile verildiğini iddia etmiş, davalı bankada zaman aşımı «def»'inde bulunup, dava konusu senetlerin davacı şirketçe banka alacağına karşılık «teminat» olarak alındığını ve borcun ödenmemesi nedeniyle senetleri icra takibine koyduklarını savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının senetleri «teminat» olarak verildiğini beyan ettiği kabulünden hareketle bu senetlerin borcun devam etmesi nedeniyle iade edilmemesinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere davacı senetlerin «teminat» olarak verildiğini iddia etmeyip, davalı banka teminat olarak verildiğini savunduğuna göre, mahkemece dava konusu senetlerin ne sebeple davalı bankaya tevdi edildi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17158 E. , 2013/16861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 22/05/2012 tarih ve 2010/185-2012/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki hazır beton taşıma sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin davalı tesislerinde üretilen hazır betonu davalı tarafından gösterilen yere naklettiğini, kamyonlara yükleme işinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, davalının yük sınırını aşması nedeniyle taraflara cezalar kesildiğini, davalının kendi adına kesilen cezaları müvekkilinin hakedişinden haksız olarak kestiğini, bu uygulama nedeniyle rahatsızlığın dile getirilmesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, kendisine kesilecek cezalardan başkasının sorumlu olacağına dair önceden yapılan sözleşmelerin hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, bu şekilde kesilen 50.982,45 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çalışılan süre boyunca davacının uygulamaya bir itirazı ya da çekincesi bulunmadığını, sözleşmenin tarafların serbest iradeleri ile imzalandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca davacının bu kesintilere itiraz ettiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacının idari cezalara ilişkin ödemeleri yaptığı, BK'nın 19 ve 20. maddesindeki koşulların taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi yönünden gerçekleşmediği, tarafların sözleşme serbestisi içinde sözleşmeye bu maddeyi koydukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/09/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Anayasa’nın 38. maddesi, evrensel bir hukuk prensibi niteliğindeki “cezaların şahsiliği” ilkesinden söz etmektedir. Suç ve cezanın kişiselliği olarak da tanımlanan bu ilke çerçevesinde, hiç kimse bir başkasının suçunu üstlenemeyeceği gibi, işlenmiş bir suçtan ötürü de o suçu işleyen dışında kimseye ceza verilemez. Söz konusu suç ve ceza kavramlarının içerisine idari yaptırım ve cezaların da dahil olduğu ve tüzel kişilerin de söz konusu hükümler çerçevesinde bu ilkenin kapsamında bulunduğu kuşkusuzdur. Söz konusu anayasa hükmü ile, bu ilkenin aksine fiillerin en üst norm olan anayasaya aykırı olduğu ortadadır.
Öte yandan, sözleşme serbestisinin sınırları, somut olay itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 19/1. maddesinde belirtildiği üzere, kanun ile çizilmiştir. Sözleşmeler, kanunda emir ya da yasak şeklinde belirtilmiş olan amir (emredici) hükümlere aykırı olamazlar. Başka bir deyişle, kişiler, sözleşme yaparken kanunun emredici hükümlerine aykırı hususlar kararlaştıramazlar. Yani, akdin tarafları, aralarındaki anlaşma ile, kanunun emrettiği ya da yasakladığı bir hususu kendileri açısından mümkün hale getiremezler. Getirmişler ise, yine BK’nın 20/2. maddesi uyarınca, söz konusu sözleşme hükmü geçersiz kabul edilmek gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin 8. maddesi ile, uyuşmazlık konusu olmadığı üzere, davacının, davalı yükleten bakımından öngörülmüş olan idari para cezası sorumluluğunu üstlendiği, bu suretle davalı adına kesilen para cezalarını ödediği ve davanın konusunu da davacı tarafından ödenmiş olan işbu para cezalarının oluşturduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözü edilen sözleşme hükmü, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde, açık kanun hükmüne aykırı olup bu hükmün geçerli kabul edilmesi, mahkeme ve Daire çoğunluğunun görüşünün aksine, kanımca mümkün değildir. Söz konusu sözleşme hükmünün geçersiz olması nedeniyle davacı tarafından istirdat isteminde bulunulmasına engel bir hal olmayıp davacının bu talepte bulunmasının MK’nın 2.
maddesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumuzdan, çoğunluğun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılamıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042305100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz