Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10139 E. 2013/14411 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 331/1↗ tüketici kredisi↗ yargılama gideri↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ yetkisizlik kararı↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 4077 sayılı Yasa'ca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemelerinin görevsizliğine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 02.10.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen görevsizlik kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 13.08.1998 tarihli ve 02.10.1998 tarihli iki adet kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Dayanılan sözleşmelerden 13.08.1998 tarihli olanın 1. maddesinde tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı bankaca talep edilen tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 331/2. maddesi “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder“ hükmünü haiz olup, mahkemece anılan kanun maddesine aykırı olarak davalı ... lehine vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16683 E. 2012/19105 K.
Ortak:görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 4077 sayılı Yasa'ca tanımlanan «tüketici kredisi» sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemelerinin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 02.10.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen «görevsizlik» kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verm …
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 13.08.1998 tarihli ve 02.10.1998 tarihli iki adet «kredi sözleşmesine» dayanılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, Tüketici Kanunu'nun 3. maddesinde tüketicinin tanımlandığı, 10. maddesinde de «kredi sözleşmelerinin» düzenlendiği, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» mesleki ve ticari amaçla alınmadığı, gerçek kişinin «tüketici sıfatı» bulunduğu gerekçesiyle Tüketici Kanunu'nun 23. maddesi gereğince mahkemenin «görevsizliğine», dosyanın talep halinde «görevli» Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, Banka «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Bu nedenle mahkemece davaya genel mahkeme (ticaret mahkemesi) sıfatıyla bakılması gerekirken, «genel kredi sözleşmesinin» tarafının gerçek kişi olduğu gerekçesiyle Tüketici Mahkemesinin «görevli» olduğuna dair verilen karar doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici sıfatı · bankacılık işlemleri · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, Tüketici Kanunu'nun 3. maddesinde tüketicinin tanımlandığı, 10. maddesinde de «kredi sözleşmelerinin» düzenlendiği, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» mesleki ve ticari amaçla alınmadığı, gerçek kişinin «tüketici sıfatı» bulunduğu gerekçesiyle Tüketici Kanunu'nun 23. maddesi gereğince mahkemenin «görevsizliğine», dosyanın talep halinde «görevli» Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, Banka «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Bu nedenle mahkemece davaya genel mahkeme (ticaret mahkemesi) sıfatıyla bakılması gerekirken, «genel kredi sözleşmesinin» tarafının gerçek kişi olduğu gerekçesiyle Tüketici Mahkemesinin «görevli» olduğuna dair verilen karar doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10790 E. 2013/15951 K.
Ortak:tüketici kredisi · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 4077 sayılı Yasa'ca tanımlanan «tüketici kredisi» sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemelerinin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde «tüketici kredilerine» ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında «görevsizlik» kararı verilmesi mümkün değildir.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 02.10.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen «görevsizlik» kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verm …
Benzer bu karardaDayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli «kredi sözleşmesinin» 1. maddesinde «tüketici kredisi» açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde «tüketici kredilerine» ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında «görevsizlik» kararı verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme planı · mevduat hesabı · ibraz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10139 E. , 2013/14411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 08.12.2011 tarih ve 2009/553-2011/1163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı ...'e 13.08.1998 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi ile 1.500 TL, 02.10.1998 tarihli kredili mevduat sözleşmesi ile 2.500 TL kredi açıldığını, davalı ...'nın kredili mevduat sözleşmesini, diğer davalıların ise tüketici kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, davalılar kredi borçlarını ödemediklerinden hesabın kat edildiğini, ileri sürerek kredili mevduat sözleşmesinden kaynaklanan 68.958,57 TL'nin Zehra ve Fatma'dan, tüketici kredisinden kaynaklanan 25.904, 96 TL'nin Zehra ve davalı şirket ile davalılar Serdar ve Ramazan'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kredi sözleşmesine taraf olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket ve Davalı ...'e dava dilekçesi tebliğ edilememiş, diğer davalılara ise dava dilekçesi tebliğ edilmiş, ancak davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 4077 sayılı Yasa'ca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemelerinin görevsizliğine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 02.10.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen görevsizlik kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 13.08.1998 tarihli ve 02.10.1998 tarihli iki adet kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Dayanılan sözleşmelerden 13.08.1998 tarihli olanın 1. maddesinde tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı bankaca talep edilen tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 331/2. maddesi “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder“ hükmünü haiz olup, mahkemece anılan kanun maddesine aykırı olarak davalı ... lehine vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042286100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz