6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14983 E. 2013/18937 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gümrük müşavirliği ba beyannamesi müteselsil sorumluluk pasif husumet yokluğu ifa pasif husumet husumet yokluğu tebligat yetki yetkisizlik kararı yasal faiz kusur temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 140

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Gümrük Kanunu kapsamında temsil yetkisini düzenleyen 5. maddeye göre gümrük idarelerinde doğrudan temsilin mümkün olacağı, doğrudan temsilin ise kendi adına, ancak başkasının hesabına hareket şeklinde gerçekleşeceği, 225. maddenin 1. maddesinde de dolaylı temsilci ile iş takibinin ön görüldüğü, Gümrük yönetmeliği kapsamında gümrük müşavirlerinin beyanlarının beyan sahibini bağlayacağı ve vergilerin tahakkukuna da esas tutulacağının düzenlendiği,dolaylı temsil durumunda 181. maddenin 3. fıkrası uyarınca temsilcisi durumundaki kişi hesabına gümrükte beyanda bulunan kişinin yükümlülüğünün ve aynı yönetmeliğin 698/1 maddesi uyarınca sorumluluğun davalı-karşı davacıda olduğu, Gümrük Kanunu kapsamında gerçek kişi gümrük müşavirlerinin, hesabına beyanda bulunulan kişi ile birlikte gümrük idaresine karşı birlikte müteselsil sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte; aynı kanunun 181. maddesi uyarınca vergi ödemeleri bakımından mükellefiyetleri düzenlendiği, anlaşıldığından BK 140 vd. maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılması gerektiği, beyan sahibi gümrük müşavir ile eşya sahibine birlikte tebligat yapıldığı, itiraz bakımından davacının gecikmesinden doğan şekilde bir ödemenin gerçekleştiği, ancak davalının da taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında edimini eksiksiz bir şekilde ifa etmediği gibi itiraz işlemlerini yapmadığı ve davacı tarafça yatırılan bedelleri geri almadığı, bu yönde başvurusunun bulunmadığı ve yetkisini kullanmadığı asıl dava bakımından 4458 sayılı yasanın 234/1-b maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen ve davacı tarafça ödenen para cezaları bakımından davalı şirketin sorumluluğu bakımından yasal koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne 10.552,95 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, karşı dava yönünden davalının çalışanının ve davalının cevap dilekçelerindeki ikrarları da gözetildiğinde; aksi yasal delillerle kanıtlanamadığından; alacağının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, davalı ...’in ise incelenen beyannamelere göre imzasının bulunmadığı, müstakilen yetkili sıfatı ile gümrük işlerini yürüttüğüne ilişkin yasal delil sunulmadığı ve kusurunun da saptanamadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı-karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava Gümrük İdaresi tarafından davacıya taahhuk ettirilen idari para cezasının gümrük müşavirliği şirketi olan davalının kendisine verilen vekaletnamede bu konuda yetki bulunmasına rağmen itiraz etmemesi nedeniyle bu yönden uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacıya tahakkuk eden idari para cezasının Gümrük İdaresi tarafından davacıya tebliğ edildiği ve davalının vekaletnamesinde bu cezaya itiraz etme yetkisinin bulunduğu hususu taraflar arasında ihtilafsızdır. Mahkemece davalının vekaletnamesinde itiraz yetkisi olması nedeniyle davacı adına da itiraz etmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı kendisine tebliğ edilen cezada vekili olan davalıyı haberdar ederek davacı adına da itiraz etmesini davalıdan talep etmemiştir. Vekilin görevini özen ve ihtimamla yerine getirmesi beklenir ise de söz konusu ceza davacıya tebliğ edilmiş olup, davacı itiraz süresince davalıyı bu durumdan haberdar etmemiştir. Davalının gümrük müşaviri sıfatıyla yanlış bir işlem yapmadığı da kendisine taahhuk ettirilen cezanın Gümrük İdaresi tarafından itiraz üzerine kaldırılmasıyla anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının gerek yaptığı gümrük işlemi gerekse de tahakkuk eden cezalara vekil sıfatıyla itiraz etmemesinde bir kusuru bulunmamaktadır. Kaldı ki mahkemece/vergi aslının yanısıra davacının ödemede gecikmesi nedeniyle tahakkuk eden faizin dahi tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece asıl davanın bu sebeple reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2457 E. 2017/4651 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Zayi Belgesi Verilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9303 E. 2018/1919 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/14983 E.  ,  2013/18937 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret (Kadıköy 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 08.03.2012 tarih ve 2010/206-2012/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili şirketin mermer ve mermer makinelerinin yan ürünleri ve mermer makinesi ticareti yaptığını, davalıların gümrük müşaviri olarak çalıştıklarını, 2009 Eylül tarihinde ithal edilen ticari eşyaların gümrükten alınması, harç, gümrük vergilerinin tespiti ve ödenmesi ile tüm gümrük işlemlerinin yapılması konusunda davalı ile anlaştıklarını, ancak davalılar tarafından Gümrük idaresine verilen beyannamede mermer eşyanın içeriğinin yanısıra tonaj-miktar-kap ve adet sayısı belirtilmesi gerektiği halde sadece ithal edilen malların fatura bedelinin beyan edilmesi üzerine gümrük idaresince resen yapılan kontroller sonunda 10.09.2009 tarihli ve gümrük kanununun 234. maddesine dayalı olarak para cezası uygulandığını, geriye dönük incelemelerde de 22.07.2009 tarihli beyannamede eksiklik saptandığının ve ikinci kez para cezası uygulandığını, müvekkilllerinin bu şekilde 10.552,95 TL zarara uğradığını, ileri sürerek bu bedelin davallıardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı şirket vekili; 04/02/2009 tarih, 01768 yevmiye nolu, 31/12/2010 tarihine kadar süreli vekaletname ile taraflar arasındaki ilişkinin başladığını 31/12/2009 tarihinden sonra ticari ilişkinin kalmadığını, beyannamede davacının iddiasının aksine miktar ve kapların da belirtildiğini, yapılan işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığını, gümrük müsteşarlığının otomasyon sistemi dolayısıyla beyannamenin sistem tarafından otomatik olarak reddedildiğini, verilen cezanın bununla ilgili olmadığını, 26/01/1995 tarihli 4067 sayılı yasa ile onaylanması uygun bulunan milletler arası anlaşma kapsamında belirlenemeyen gümrük kıymetleri bakımından, bir kısım esasların belirlendiğini, GATT 7. maddenin uygulanmasına ilişkin anlaşmanın 17.

maddesinde de bu anlaşmada yer alan hiçbir hükmün gümrük idaresinin gümrük kıymetinin belirlenmesi ile ilgili olarak ibrazedilen tutanak, belge veya beyannamemin gerçekleklik veya doğrulama hakkını sınırlayamayacağı veya bu hakkın tartışma konusu haline getirilecek şekilde yorumlanamayacağının hükme bağlandığını, dolayısıyla, Gümrük Kanunu'nda hangi hak ve nedenlerle ek tahakkukun yapılacağının belirlendiğini, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde İstanbul Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü'ne itiraz hakkının bulunduğu, bu başvuru hakkındaki karardan itibaren de 30 gün içinde idari yargıya başvurma haklarının bulunduğunu, dolayısıyla davada bölge idare ve vergi mahkemelerinin görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, düzenlenen faturalar karşılığı toplam 3.167,12 TL alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...;den cevap dilekçesinde özetle;Ahenk Gümrük Müşavirliği'nin Haydarpaşa'daki şubesi olan Yeşil Gümrükleme'nin müdürü olduğunu, diğer davalının davacıya verdiği gümrük hizmetlerinin diğer davalının şubesi olarak yerine getirildiğini, serbest dolaşıma giriş beyannamelerine konu malların ithalatında 20$ olması gereken gözetim hesaplamasının gözden kaçırılmasının ceza uygulamasına sebep olduğunu, bu durumda, sadece diğer davalının değil onun şubesi olan Yeşil Gümrüklemenin de cezalardan dolayı sorumluluğunun doğduğunu, ayrıca davacıya verilen gümrük hizmetlerine karşılık karşı davaya konu edilen toplam 3.167,12 TL 'nin de diğer davalı ... adına şube olarak Yeşil Gümrükleme tarafından davacıdan tahsil edildiğini, tarafların birbirlerinden herhangi bir alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Gümrük Kanunu kapsamında temsil yetkisini düzenleyen 5. maddeye göre gümrük idarelerinde doğrudan temsilin mümkün olacağı, doğrudan temsilin ise kendi adına, ancak başkasının hesabına hareket şeklinde gerçekleşeceği, 225. maddenin 1. maddesinde de dolaylı temsilci ile iş takibinin ön görüldüğü, Gümrük yönetmeliği kapsamında gümrük müşavirlerinin beyanlarının beyan sahibini bağlayacağı ve vergilerin tahakkukuna da esas tutulacağının düzenlendiği,dolaylı temsil durumunda 181. maddenin 3. fıkrası uyarınca temsilcisi durumundaki kişi hesabına gümrükte beyanda bulunan kişinin yükümlülüğünün ve aynı yönetmeliğin 698/1 maddesi uyarınca sorumluluğun davalı-karşı davacıda olduğu, Gümrük Kanunu kapsamında gerçek kişi gümrük müşavirlerinin, hesabına beyanda bulunulan kişi ile birlikte gümrük idaresine karşı birlikte müteselsil sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte;

aynı kanunun 181. maddesi uyarınca vergi ödemeleri bakımından mükellefiyetleri düzenlendiği, anlaşıldığından BK 140 vd. maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılması gerektiği, beyan sahibi gümrük müşavir ile eşya sahibine birlikte tebligat yapıldığı, itiraz bakımından davacının gecikmesinden doğan şekilde bir ödemenin gerçekleştiği, ancak davalının da taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında edimini eksiksiz bir şekilde ifa etmediği gibi itiraz işlemlerini yapmadığı ve davacı tarafça yatırılan bedelleri geri almadığı, bu yönde başvurusunun bulunmadığı ve yetkisini kullanmadığı asıl dava bakımından 4458 sayılı yasanın 234/1-b maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen ve davacı tarafça ödenen para cezaları bakımından davalı şirketin sorumluluğu bakımından yasal koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne 10.552,95 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, karşı dava yönünden davalının çalışanının ve davalının cevap dilekçelerindeki ikrarları da gözetildiğinde;

aksi yasal delillerle kanıtlanamadığından; alacağının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, davalı ...’in ise incelenen beyannamelere göre imzasının bulunmadığı, müstakilen yetkili sıfatı ile gümrük işlerini yürüttüğüne ilişkin yasal delil sunulmadığı ve kusurunun da saptanamadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı-karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava Gümrük İdaresi tarafından davacıya taahhuk ettirilen idari para cezasının gümrük müşavirliği şirketi olan davalının kendisine verilen vekaletnamede bu konuda yetki bulunmasına rağmen itiraz etmemesi nedeniyle bu yönden uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacıya tahakkuk eden idari para cezasının Gümrük İdaresi tarafından davacıya tebliğ edildiği ve davalının vekaletnamesinde bu cezaya itiraz etme yetkisinin bulunduğu hususu taraflar arasında ihtilafsızdır. Mahkemece davalının vekaletnamesinde itiraz yetkisi olması nedeniyle davacı adına da itiraz etmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı kendisine tebliğ edilen cezada vekili olan davalıyı haberdar ederek davacı adına da itiraz etmesini davalıdan talep etmemiştir.

Vekilin görevini özen ve ihtimamla yerine getirmesi beklenir ise de söz konusu ceza davacıya tebliğ edilmiş olup, davacı itiraz süresince davalıyı bu durumdan haberdar etmemiştir. Davalının gümrük müşaviri sıfatıyla yanlış bir işlem yapmadığı da kendisine taahhuk ettirilen cezanın Gümrük İdaresi tarafından itiraz üzerine kaldırılmasıyla anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının gerek yaptığı gümrük işlemi gerekse de tahakkuk eden cezalara vekil sıfatıyla itiraz etmemesinde bir kusuru bulunmamaktadır. Kaldı ki mahkemece/vergi aslının yanısıra davacının ödemede gecikmesi nedeniyle tahakkuk eden faizin dahi tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece asıl davanın bu sebeple reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041397600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.