Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18307 E. 2013/16333 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
keşif↗ taşıyan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 2001 yılında basılan Epigraphica Anatolia adlı süreli yayının 33. sayısında ve davacının aynı dergide ''batı pamphylia kemer civarında olbila ve birkaç diğer kıyı kenti'' adlı almanca makalenin 156. sayfasındaki haritada kavak dağı üzerinde kırmızı nokta ile belirlenerek antik Mnara kentinin Kavak dağı üzerinde olduğuna dair buluşunun, davalı tarafından 2002 yılındaki makalesinde tanımladığı yerin davacının buluşu ile aynı yere işaret ettiği, ancak yayın sırasında davacı tarafından bulunduğuna dair bir isim belirtmediği gibi kendisi tarafından bulunduğu görüşüne yer vererek intihal yaptığı ve FSEK 35. maddede belirtilen iktibas serbestisini ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, davacı tarafından bulunduğu iddia olunan antik kentin, yine davacının yayınladığı makale ve süreli yayındaki harita üzerinde işaret etmesine karşın, davalının 2002 yılındaki makalesinde davacının ismi belirtilmeksizin kendisi tarafından bulunduğu ifade edilmek suretiyle intihalde bulunduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK hükümlerine göre, eser olarak korunan fikrin kendisi değil büründüğü şekil, başka bir deyiş ile fikrin ifade biçimidir. Bu ifade tarzı aynı Kanun'un 1/B maddesinde yer alan "sahibinin hususiyeti" yani anlatım biçimi "üslup"da kendisini gösterir. Ayrıca da, eser sahibine ait fikri hak koruması hangi biçimde tanımlandığı, açıklandığı, şekillendirildiği veya eserde yer aldığına bakılmaksızın fikir, usul, yöntem, işlem, sistem, işletme metodu, kavram, prensip, keşif ve buluşları kapsamaz. Koşulları mevcut olduğu taktirde bu gibi buluş, yöntem ya da keşiflerin patent, faydalı model, haksız rekabet vb. hükümlerine göre korunması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta ise, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davacı tarafından 2001 yılında yayınlanan makalede açıklanan Mnara antik yerleşim yerine ilişkin tanımlama ve bu kentin haritada gösterildiği işaret noktası dışında, söz konusu makalede ifade edilen ve davacının hususiyetini taşıyan bilimsel metnin de davalı tarafından 2002 yılında yayınlanan makalede izinsiz olarak ve 5846 sayılı FSEK 35. maddesine aykırı bir şekilde alındığı hususunda bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı eylemi sadece davacı tarafından daha önce bilimsel yöntem ve araştırma sonucu bulunan ve coğrafi olarak işaretlenen antik yerleşim yerine ilişkin belirlemenin davalı tarafından yayınlanan makalede davacı buluşu olduğundan bahsedilmemesinden ibaret olduğuna göre, 5846 sayılı FSEK 1/B ve 2. maddelerinden kaynaklanan eser sahipliğine dayalı bir iddianın somut uyuşmazlıkta tartışma yeri bulunmadığı halde, yazılı gerekçe ile 5846 sayılı FSEK 35. ve 67. maddelerinden bahisle manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1055 E. 2013/1931 K.
Ortak:Manevi Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ihinde davalının Belleten Dergisi'nin sahibi olan Türk Tarih Kurumu'nun başkanı ve anılan dergide bir makaleyi yayımlanmasına karar vermek hususunda davalının resmi «görevli» olduğu, davacının davalının resmi yazılarında kullandığı ifadelerle «kişilik haklarına saldırıda» bulunduğu iddiasıyla bu davayı açtığı, davalının değişik kurumlara hitaben yazdığı resmi yazılarda makalenin yayınlanmamasının gerekçesini açıklarken davacı hakkın …
1-Dava dilekçesinde, davalının davacıya ait makalenin intihal olduğunu belirterek basılamayacağını bildirmek suretiyle, davacının «kişilik haklarına saldırıda» bulunması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
49. ve MK. .... maddeleri uyarınca tazminat talebi ile açılan davada genel mahkemeler «görevli» olup, mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. ...-Bozma neden ve şekline göre de davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10991 E. 2014/18508 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ceza zamanaşımı · şikayet · haksız fiil · ihtarname · vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, FSEK'te özel bir «zamanaşımı» süresi düzenlenmediğinden, genel hükümlere göre belirleneceği, eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, davacı tarafça gönderilen «ihtarnameye» göre makalenin 21.02.2012 tarihinde öğrenildiği, 6101 sayılı Yasanın 5/1. maddesine göre zamanaşımı BK döneminde işlemeye başladığından eski kanun hükümlerine tabi olacağı, buna göre «öğrenme tarihinin» üzerinden 1 yıl geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle, eserin bir kez makale olarak yayınlandığı ve tecavüzün sona erdiği, ref'ine karar verilemeyeceği, ayrıc …
Davacının Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde «şikayetçi» olmaması aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen «ceza zamanaşımının» dikkate alınmamasını gerektirmez.
Mahkemece, 818 sayılı BK 60/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı taraf dava dilekçesinde eylemin aynı zamanda suç oluşturduğunu belirtmiştir.
Bu itibarla, «zamanaşımı» süresinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8334 E. 2015/5375 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… lik hükme esas bilirkişi raporuna göre davacı vekilinin ciddi nitelikteki itirazlarını karşılayan ek rapor alınmamış ve kararda davacı tarafın itiraz nedenleri dahi «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacı vekilinin itirazlarını da karşılayan ve «bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri» gidecek şekilde uyuşmazlık konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18307 E. , 2013/16333 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2009/198-2012/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin antik Likya ve Pamfilya (Antalya Vilayeti) coğrafi bölgelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izinleriyle çalışmalar yaptığını, davalının müvekkilinin sorumluluğunda yapılan çalışmalar sırasında elde edilen buluş niteliğindeki bilgileri kendi fikri gibi kullanmaya başladığını, dava konusu edilen intihal eyleminin MNARA ismindeki antik bir kentin yerinin bilimsel metotlarla saptanması meselesine ilişkin olduğunu, müvekkilinin bu antik kentin Yarbaşçandır Köyü’nün 10 km kadar güney doğusundaki Kavak Dağı’nın üstündeki ören yerinde bulunduğuna ilişkin görüşünün harita ve makalelerinde yayımladığını, davalının sonradan gerçekleştirdiği 2002 ve 2003 yıllarında yapılan araştırma sonuçları toplantılarında müvekkiline ait bu görüşü kendi görüşü gibi ortaya koyduğunu, davalının bu eylemlerinin intihal niteliğinde olduğunu ve müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını ileri sürerek, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 2001 yılında basılan Epigraphica Anatolia adlı süreli yayının 33. sayısında ve davacının aynı dergide ''batı pamphylia kemer civarında olbila ve birkaç diğer kıyı kenti'' adlı almanca makalenin 156. sayfasındaki haritada kavak dağı üzerinde kırmızı nokta ile belirlenerek antik Mnara kentinin Kavak dağı üzerinde olduğuna dair buluşunun, davalı tarafından 2002 yılındaki makalesinde tanımladığı yerin davacının buluşu ile aynı yere işaret ettiği, ancak yayın sırasında davacı tarafından bulunduğuna dair bir isim belirtmediği gibi kendisi tarafından bulunduğu görüşüne yer vererek intihal yaptığı ve FSEK 35.
maddede belirtilen iktibas serbestisini ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, davacı tarafından bulunduğu iddia olunan antik kentin, yine davacının yayınladığı makale ve süreli yayındaki harita üzerinde işaret etmesine karşın, davalının 2002 yılındaki makalesinde davacının ismi belirtilmeksizin kendisi tarafından bulunduğu ifade edilmek suretiyle intihalde bulunduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK hükümlerine göre, eser olarak korunan fikrin kendisi değil büründüğü şekil, başka bir deyiş ile fikrin ifade biçimidir. Bu ifade tarzı aynı Kanun'un 1/B maddesinde yer alan "sahibinin hususiyeti" yani anlatım biçimi "üslup"da kendisini gösterir. Ayrıca da, eser sahibine ait fikri hak koruması hangi biçimde tanımlandığı, açıklandığı, şekillendirildiği veya eserde yer aldığına bakılmaksızın fikir, usul, yöntem, işlem, sistem, işletme metodu, kavram, prensip, keşif ve buluşları kapsamaz. Koşulları mevcut olduğu taktirde bu gibi buluş, yöntem ya da keşiflerin patent, faydalı model, haksız rekabet vb. hükümlerine göre korunması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta ise, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davacı tarafından 2001 yılında yayınlanan makalede açıklanan Mnara antik yerleşim yerine ilişkin tanımlama ve bu kentin haritada gösterildiği işaret noktası dışında, söz konusu makalede ifade edilen ve davacının hususiyetini taşıyan bilimsel metnin de davalı tarafından 2002 yılında yayınlanan makalede izinsiz olarak ve 5846 sayılı FSEK 35. maddesine aykırı bir şekilde alındığı hususunda bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı eylemi sadece davacı tarafından daha önce bilimsel yöntem ve araştırma sonucu bulunan ve coğrafi olarak işaretlenen antik yerleşim yerine ilişkin belirlemenin davalı tarafından yayınlanan makalede davacı buluşu olduğundan bahsedilmemesinden ibaret olduğuna göre, 5846 sayılı FSEK 1/B ve 2.
maddelerinden kaynaklanan eser sahipliğine dayalı bir iddianın somut uyuşmazlıkta tartışma yeri bulunmadığı halde, yazılı gerekçe ile 5846 sayılı FSEK 35. ve 67. maddelerinden bahisle manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041289000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz