Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11173 E. 2013/14100 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı↗ tüketici kredisi↗ hayat sigortası↗ ihtisas mahkemesi↗ illiyet bağı↗ sigorta sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin solunum sıkıntısı çektiği, başvurusunun 2006 yılının başı ve ortasına isabet ettiği, bu tarih ile tanık olarak dinlenen doktorunun ifadesinin örtüştüğü, sigorta sözleşmesinin yapıldığı 27.02.2006 tarihinde akciğer kanseri olduğunu biliyor olmasının mümkün bulunmadığı, sigortalının ölüm nedeninin akciğer kaynaklı kanser ve komplikasyonları olduğu, 1990 gırtlak kanseri tedavisi gördüğü, bu kanserin akciğer kanseriyle ilgisinin olmadığı, sözleşme öncesi akciğerine ilişkin tetkikleri bulunmadığından hastalığından haberdar olmadığı, tazminat talep etme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.000 TL'nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin dava dışı bankadan tüketici kredisi kullandığı, davalı tarafından 27.02.2007 tarihinden geçerli olmak üzere davalı nezdinde hayat sigorta poliçesiyle sigortalandığı, sigortalı murisin kanser hastalığını da kapsayan bir çok hastalıkla ilgili olarak hastalığının bulunmadığı ve önceden bu hastalıklarla ilgili tedavi görmediği yönünde beyanda bulunduğu, 09.07.2006 tarihinde 'nazofarenks ca+akciğer metastazı' hastalığı nedeniyle öldüğü hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, dosya kapsamından davacıların murisi sigortalının 1990 yılında gırtlak kanseri tedavisi gördüğü ve 18 yıldır ses kısıklığı sorunu yaşadığı anlaşılmaktadır. Davalı, sigortalının sigorta sözleşmesi sırasında nazofarenks kanseri tedavisi gördüğünü kasten gizlediğini, sigorta sözleşmesi sırasında gizlenen bu hastalığa bağlı akciğer kanseri metastazı nedeniyle öldüğünü, bu durumun öğrenilmesi sonrasında sözleşmeden cayma hakkının kullanıldığını, tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece adli tıp uzmanı doktor raporu ile Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek davacıların murisi sigortalının akciğer kanserinden öldüğü, bu hastalığının 1990 yılında geçirdiği gırtlak kanseri ile ilişkisinin olmadığı, sözleşme sırasında da akciğer hastalığının sigortalı tarafından bilinmediği görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi bilirkişi raporları da karar vermeye elverişli değildir. Gizlendiği ileri sürülen kanser hastalığı onkolog tabiplerin uzmanlık alanıyla ilgili bir hastalık olup, birinci bilirkişi raporunu düzenleyen doktor adli tıp uzmanıdır. İkinci bilirkişi raporunu düzenleyen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu arasında da onkoloji uzmanı bulunmamaktadır. Ayrıca, sigortalının öldüğü Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi raporlarında ölüm nedeni nazofarenks kanseri(gırtlak kanseri) ve buna bağlı akciğer kanseri metastazı olarak açıklanmış olup, çelişki de giderilmemiştir. O halde, eksik incelemeye dayalı ve uzman olmayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, dosya içinde mevcut tıbbi kayıtlar ile tüm kanıtlar çerçevesinde davacıların murisi sigortalının öldüğü akciğer kanseri hastalığının daha önce geçirmiş olduğu ve sigorta sözleşmesinde belirtmediği nazofarensk kanseri(akciğer kanseri) hastalığı ile bir ilgisinin olup olmadığı, önceki hastalığının metastazı bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla ölümü ile gizlediği hastalığı arasında illiyet bağı olup olmadığı, ayrıca davacının sözleşme tarihinde akciğer kanseri hastalığını bilip bilmediği yönlerinde denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4451 E. 2013/20880 K.
Ortak:tüketici kredisi · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · sigorta poliçesi · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı, davalı tarafından 27.02.2007 tarihinden geçerli olmak üzere davalı nezdinde «hayat sigorta poliçesiyle» sigortalandığı, sigortalı murisin kanser hastalığını da kapsayan bir çok hastalıkla ilgili olarak hastalığının bulunmadığı ve önceden bu hastalıklarla ilgili tedavi görmediği yönünde beyanda bulunduğu, 09.07.2006 tarihinde 'nazofarenks ca+akciğer metastazı' hastalığı nedeniyle öldüğü hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
2-Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… n murisinin solunum sıkıntısı çektiği, başvurusunun 2006 yılının başı ve ortasına isabet ettiği, bu tarih ile tanık olarak dinlenen doktorunun ifadesinin örtüştüğü, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı 27.02.2006 tarihinde akciğer kanseri olduğunu biliyor olmasının mümkün bulunmadığı, sigortalının ölüm nedeninin akciğer kaynaklı kanser ve komplikasyonla …
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafından vefat tazminatının ödenmemesine gerekçe olarak davacıların murisinin kanser hastalığından vefat ettiği ve bunun da «teminat» dışı olduğu savunulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, vefat tazminatının «hayat sigortası teminatı» dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel dava şartı · sigorta teminatı · teminat kapsamı · teminat
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisinin dava dışı bankadan «tüketici kredisi» kullandığı ve kredinin «teminatı» olarak muris için «hayat sigorta poliçesi» düzenlendiği, kredi borcunun daha sonra yeniden yapılandırıldığı ve bu yapılandırmadan birkaç gün sonra 14.09.2009 tarihinde banka tarafından murise hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, anılan tarihli poliçede “sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefat teminat dışıdır”, ayrıca davacıların murisi tarafından “kanser hastalığımın olmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikası düzenlenmesini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının «teminat kapsamı» dışında olduğunu bildiğine” ilişkin beyanının yazılı olduğu ve 14.09.2009 tarihinden önce davacıların murisinin akciğer kanseri rahatsızlığının mevcut olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
… enmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, muris tarafından imzalanmış bulunan 14.09.2009 tarihli poliçedeki murisin beyanı ve poliçede yer alan kanser rahatsızlığının «teminat» dışı olduğuna ilişkin «özel şart» göz önüne alındığında, davacıların murisinin bu tarihteki akciğer kanseri rahatsızlığını 14.09.2009 tarihli poliçenin düzenlendiği tarihte gizlediği ve davalı sigo …
Bu itibarla, mahkemece, vefat tazminatının «hayat sigortası teminatı» dışında olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafından vefat tazminatının ödenmemesine gerekçe olarak davacıların murisinin kanser hastalığından vefat ettiği ve bunun da «teminat» dışı olduğu savunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4314 E. 2014/11228 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… n murisinin solunum sıkıntısı çektiği, başvurusunun 2006 yılının başı ve ortasına isabet ettiği, bu tarih ile tanık olarak dinlenen doktorunun ifadesinin örtüştüğü, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı 27.02.2006 tarihinde akciğer kanseri olduğunu biliyor olmasının mümkün bulunmadığı, sigortalının ölüm nedeninin akciğer kaynaklı kanser ve komplikasyonla …
Davalı, sigortalının «sigorta sözleşmesi» sırasında nazofarenks kanseri tedavisi gördüğünü kasten gizlediğini, sigorta sözleşmesi sırasında gizlenen bu hastalığa bağlı akciğer kanseri metastazı nedeniyle öldüğünü, bu durumun öğrenilmesi sonrasında sözleşmeden «cayma hakkının» kullanıldığını, tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunmuştur.
… a, dosya içinde mevcut tıbbi kayıtlar ile tüm kanıtlar çerçevesinde davacıların murisi sigortalının öldüğü akciğer kanseri hastalığının daha önce geçirmiş olduğu ve «sigorta sözleşmesinde» belirtmediği nazofarensk kanseri(akciğer kanseri) hastalığı ile bir ilgisinin olup olmadığı, önceki hastalığının metastazı bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla ölümü ile gizlediği hastalığı arasında «illiyet bağı» olup olmadığı, ayrıca davacının sözleşme tarihinde akciğer kanseri hastalığını bilip bilmediği yönlerinde denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar …
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta sözleşmesi» yapılırken davacıların murisinin kanser hastalığını gizlediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/11/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8040 E. 2013/7266 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · sigorta tazminatı · lehtar · muvafakat
Benzer bu kararda… layısıyla davalı sigorta şirketinin davacıların murisi ...'ın daha önce bildiği hastalığını poliçe düzenlenirken gizlediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, poliçede «lehtar» olarak ismi geçen dava dışı Türkiye İş Bankası'nın davacıların dava açmalarına «muvafakatı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Ancak, poliçede "dain-i mürtehin ve «lehdar»" olarak gösterilen dava dışı Türkiye İş Bankası Beşyol Şubesi, mahkemenin müzekkeresine "İşbu davaya, mahkemenizce yapılacak yargılamanız neticesinde «sigorta tazminatının» ...
Sigorta A.Ş. tarafından bankamıza ödenmesi kaydıyla «muvafakat» etmekteyiz" şeklinde cevap vermiştir.
Bu şekildeki bir yazı ile sigorta bedelinin davacılara ödenmesine «muvafakat» edildiğinin kabul edilemeyecek olmasına rağmen mahkemece anılan yazı davacıların davasına muvafakat edildiği yönünde nitelendirilerek davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/11173 E. , 2013/14100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/05/2011 tarih ve 2007/167-2011/116 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/07/2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin dava dışı bankadan kredi kullandığını, davalı nezdinde hayat sigorta poliçesiyle sigortalandığını, ani gelişen rahatsızlığı sonucu öldüğünü, hastalığın gizlendiği gerekçesiyle davalının tazminat ödemediğini ileri sürerek, 70.000 TL'nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin dava dışı bankadan tüketici kredisi kullandığını, menfaattarının dava dışı banka olduğunu, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, esasen ölümün 'nazofarenks kanseri ve buna bağlı akciğer kanseri metastazı' hastalığından kaynaklandığını, sigortalının beyannameye hastalık geçirmediği ve tedavi görmediği yönünde cevaplar verdiğini, önceki hastalığını gizlediğini, kasten gizleme nedeniyle poliçe tazminatının ödenmediğini, müvekkilinin fesih hakkını kullandığını, kaldı ki, faiz isteminin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin solunum sıkıntısı çektiği, başvurusunun 2006 yılının başı ve ortasına isabet ettiği, bu tarih ile tanık olarak dinlenen doktorunun ifadesinin örtüştüğü, sigorta sözleşmesinin yapıldığı 27.02.2006 tarihinde akciğer kanseri olduğunu biliyor olmasının mümkün bulunmadığı, sigortalının ölüm nedeninin akciğer kaynaklı kanser ve komplikasyonları olduğu, 1990 gırtlak kanseri tedavisi gördüğü, bu kanserin akciğer kanseriyle ilgisinin olmadığı, sözleşme öncesi akciğerine ilişkin tetkikleri bulunmadığından hastalığından haberdar olmadığı, tazminat talep etme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.000 TL'nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin dava dışı bankadan tüketici kredisi kullandığı, davalı tarafından 27.02.2007 tarihinden geçerli olmak üzere davalı nezdinde hayat sigorta poliçesiyle sigortalandığı, sigortalı murisin kanser hastalığını da kapsayan bir çok hastalıkla ilgili olarak hastalığının bulunmadığı ve önceden bu hastalıklarla ilgili tedavi görmediği yönünde beyanda bulunduğu, 09.07.2006 tarihinde 'nazofarenks ca+akciğer metastazı' hastalığı nedeniyle öldüğü hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, dosya kapsamından davacıların murisi sigortalının 1990 yılında gırtlak kanseri tedavisi gördüğü ve 18 yıldır ses kısıklığı sorunu yaşadığı anlaşılmaktadır. Davalı, sigortalının sigorta sözleşmesi sırasında nazofarenks kanseri tedavisi gördüğünü kasten gizlediğini, sigorta sözleşmesi sırasında gizlenen bu hastalığa bağlı akciğer kanseri metastazı nedeniyle öldüğünü, bu durumun öğrenilmesi sonrasında sözleşmeden cayma hakkının kullanıldığını, tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece adli tıp uzmanı doktor raporu ile Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek davacıların murisi sigortalının akciğer kanserinden öldüğü, bu hastalığının 1990 yılında geçirdiği gırtlak kanseri ile ilişkisinin olmadığı, sözleşme sırasında da akciğer hastalığının sigortalı tarafından bilinmediği görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi bilirkişi raporları da karar vermeye elverişli değildir. Gizlendiği ileri sürülen kanser hastalığı onkolog tabiplerin uzmanlık alanıyla ilgili bir hastalık olup, birinci bilirkişi raporunu düzenleyen doktor adli tıp uzmanıdır. İkinci bilirkişi raporunu düzenleyen Adli Tıp 3.
İhtisas Kurulu arasında da onkoloji uzmanı bulunmamaktadır. Ayrıca, sigortalının öldüğü Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi raporlarında ölüm nedeni nazofarenks kanseri(gırtlak kanseri) ve buna bağlı akciğer kanseri metastazı olarak açıklanmış olup, çelişki de giderilmemiştir. O halde, eksik incelemeye dayalı ve uzman olmayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, dosya içinde mevcut tıbbi kayıtlar ile tüm kanıtlar çerçevesinde davacıların murisi sigortalının öldüğü akciğer kanseri hastalığının daha önce geçirmiş olduğu ve sigorta sözleşmesinde belirtmediği nazofarensk kanseri(akciğer kanseri) hastalığı ile bir ilgisinin olup olmadığı, önceki hastalığının metastazı bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla ölümü ile gizlediği hastalığı arasında illiyet bağı olup olmadığı, ayrıca davacının sözleşme tarihinde akciğer kanseri hastalığını bilip bilmediği yönlerinde denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041274500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz