6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5957 E. 2011/17313 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usuli kazanılmış hak kazanılmış hak kefil görevsizlik kararı kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl kredi borçlusunun 8.864,95 TL, kefilin ise 8.530,53 TL borçlu olduklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Daha önce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.11.2003 tarih 2000/1475 E., 2003/1701 K. sayılı ilamındaki 2.865,01 TL’nin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine yönelik olan kısmı davacı tarafça temyiz edilmemiş, hüküm yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiştir. İşbu hükmün Dairemizce sair yönleri incelenmeksizin görev noktasından bozulmasından sonra mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve dosya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmiş olup anılan mahkemece davalı ...’ın davacıya 8.530,53 TL ödemesine karar verilmiş ise de, yukarıda değinilen ilk kararın davacı yanca temyiz edilmemesi ile adı geçen davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan artık ilk karar ile hüküm altına alınan miktardan fazla bir miktar ile anılan davalının sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, davalı ...’ın ilk kararda ödemekle sorumlu tutulduğu miktar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek biçimde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi Tespit ve İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5715 E. 2020/5825 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4448 E. 2013/20149 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1754 E. 2021/5191 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/5957 E.  ,  2011/17313 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2007/817-2009/759 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14,200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankanın Aksaray/İstanbul şubesiyle 6 adet genel kredi taahhütnamesi imzaladığını ve bu taahhütnamelere istinaden bankadan nakdi kredi kullandığını, davalının borcunu ödememesi üzerine kredinin teminatı olarak verilen 2.200 TL’lik bono ve 3.000 TL’lik çekin tahsili talebiyle icra takibine girişildiğini, bu takip üzerine borçluların açmış oldukları menfi tespit davası sonucunda davalıların 2.334.98 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiği, böylece davalıların borçlarının 3.334.42 TL olduğunun ortaya çıktığını, yapılan icra takibinde, takip tarihinden itibaren % 98 oranında reeskont faizi talep edildiğini, bu nedenle anılan takipte bankanın dönemler itibariyle değişen kredi temerrüt faiz oranlarını talep edemediğini, bu nedenlerle davacı bankanın İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nin 1994/793 Esas, 1995/1482 Karar sayılı menfi tespit davası ile tespit edilmiş olan alacağına, değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanarak alacağın tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, toplam 69.476 TL banka alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının kesinleşmiş mahkeme kararını yok sayarak talepte bulunduğunu, halbuki aynı kredi sözleşmelerine dayanılarak verilen kredilerin teminatı olan çek ve bono için yapılan icra takibinde davacının % 98 faiz talep etmekle hangi nam altında olursa olsun başkaca bir faiz talep etme hakkına sahip olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl kredi borçlusunun 8.864,95 TL, kefilin ise 8.530,53 TL borçlu olduklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Daha önce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.11.2003 tarih 2000/1475 E., 2003/1701 K. sayılı ilamındaki 2.865,01 TL’nin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine yönelik olan kısmı davacı tarafça temyiz edilmemiş, hüküm yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiştir. İşbu hükmün Dairemizce sair yönleri incelenmeksizin görev noktasından bozulmasından sonra mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve dosya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmiş olup anılan mahkemece davalı ...’ın davacıya 8.530,53 TL ödemesine karar verilmiş ise de, yukarıda değinilen ilk kararın davacı yanca temyiz edilmemesi ile adı geçen davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan artık ilk karar ile hüküm altına alınan miktardan fazla bir miktar ile anılan davalının sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, mahkemece, davalı ...’ın ilk kararda ödemekle sorumlu tutulduğu miktar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek biçimde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 20/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040983800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.