6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sertifikasız yapı malzemesi için distribütörlük sözleşmesinin haklı feshi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7000 E. 2024/3165 K. · · İlk derece: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Piyasaya arzı mevzuatla uygunluk belgesine (CE işareti) bağlanmış bir yapı malzemesinin satış ve dağıtımına ilişkin distribütörlük sözleşmesinde, ürüne ait geçerli yeterlilik belgesinin sağlanması sözleşmede açıkça kararlaştırılmamış olsa dahi sözleşmenin fiilen uygulanabilmesinin zorunlu koşuludur; belge sağlanmadığı için ürün satışa arz edilemiyorsa distribütör sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir ve teslim almadığı ürünler için ödediği avansın iadesini isteyebilir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşme konusu ürünün geçerli yeterlilik belgesi (sertifika) bulunmamasının sözleşmenin haklı feshine ve ödenen avansın iadesine imkân verip vermediği → kabul

İddia: Davalı, sözleşmede sertifikaya ilişkin bir taahhüt bulunmadığını, sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığını, esaslı unsur olsaydı sözleşmeye yazılması gerekeceğini, sertifikanın sahte olmadığını ve ürünlerin teslime hazır bekletildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında dış cephe ısı yalıtım sıvasının satışı ve dağıtımı konusunda distribütörlük sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmede ürünlerin yeterliliğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak yapı malzemelerinin Türkiye'de piyasaya arzına ve kullanımına izin verilmesinin şartlarını belirleyen Yapı Malzemeleri Yönetmeliği'nin 10 uncu maddesiyle CE işareti bulunması koşulu getirilmiş; dağıtıcının, yapı malzemesini piyasada bulundurmadan önce ürünün CE işareti taşımasını, gerekli belgelerin ürüne eşlik etmesini ve güvenlik ile kullanıcı talimatlarının Türkçe olarak bulunmasını temin edeceği, ayrıca imalatçı ve ithalatçıların yönetmelikte belirtilen gereklerin tümüne uyduğunu garanti etme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Tarafların sertifika olarak adlandırdığı belge, yönetmelikte sözü edilen uygunluk belgesidir. Buna göre distribütörlük sözleşmesinin fiilen uygulanabilmesi için üreticinin teknik yeterliliğin sağlandığına dair yeterlilik belgelerini davacıya sağlaması zorunludur; sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığı savunulmuş ise de anılan düzenleme gereği yapı malzemelerinin satışı ve dağıtımı için öngörülen standarda uyulması gerekir. Sözleşmeye konu ürünün Türkiye'de satışı, arzı ve kullanılabilmesi için geçerli bir sertifika bulunmadığından sözleşmenin fiilen uygulanabilirliği yoktur; ürün yeterlilik belgeleri olmadan satışa arz yapılamaz. Yargılama sırasında ürünün taraflarca kullanılabilecek bir sertifikası olmadığı anlaşıldığından davacı sözleşmenin feshini haklı nedene dayanarak yapmıştır ve ürün teslim alınmadığından gönderilen avansın iadesini istemekte haklıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Mevzuatla zorunlu kılınan ürün yeterlilik belgesinin sözleşmede yazılı olmasa bile distribütörlük sözleşmesinin uygulanabilirlik şartı sayılması ve bu belgenin yokluğunun haklı fesih ile avansın iadesini gerektirmesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
distribütörlük sözleşmesi uygunluk belgesi CE işareti sözleşmenin esaslı unsuru haklı nedenle fesih avansın iadesi sözleşmenin fiilen uygulanabilirliği

Atıf yapılan mevzuat: Yapı Malzemeleri Yönetmeliği — Yapı Malzemeleri Yönetmeliği 10

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Karar Düzeltme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16347 E. 2014/732 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3046 E. 2011/14657 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5861 E. 2021/4110 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7000 E.  ,  2024/3165 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/238 Esas, 2022/1200 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/649 E., 2019/808 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin ticari ilişki kurulması için yapılan görüşmeler sırasında sözleşme konusu malın (yalıtım sıvası) nitelikleri ve yeterliliği hakkında karşılıklı görüşmeler yaptıklarını, davalı şirketin sunduğu sunum dosyasının incelendiğini, müvekkil şirketin malın sertifikalarına güvenerek davalı ile distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, fakat sözleşmenin birçok maddesinin davalıyı tam bir koruma altına aldığını, müvekkili şirketin ise hiçbir hakkının korunmadığını, sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması gerekirken kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin imzalanması ile ilk edimini yerine getirdiğini ve davalıya 250.000,00 TL gönderildiğini, ancak daha sonra yapılan araştırmada malın sertifikalarının sahte olduğunun anlaşıldığını, davalı şirkete durumun bildirilip verilen paranın iadesinin istenildiğini fakat davalı şirketin ödeme yapmayacağını bildirdiğini, bunun üzerine sözleşmenin davalıya ihtarname gönderilerek haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek sözleşme kapsamında davalıya ödenen 250.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanağının olmadığını, uzun görüşmeler sonucunda davalı ile "BSN NaturelShield dış cephe ısı yalıtım sıvası"nın belirlenen coğrafi bölgelerde davacı tarafından satımı, dağıtımı, pazarlanması vs. ile ilgi distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davacıya tek satıcılık yetkisi tanındığını, davacının sertifikaların sahteliği ile ilgili iddialarını kabul etmediklerini, sertifikaları bulunduğunu, malların müvekkili şirket tarafından üretildiğini, sözleşmede davacının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan hiçbir madde bulunmadığını, sözleşme konusu malların hazır edildiğini ve teslime hazır şekilde bekletildiğini, belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1.Davanın açıldığı Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31.03.2016 tarih, 2015/754 E. ve 2016/205 K. Sayılı kararıyla mahkemenin yetkisizliğine dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine dosya yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 32 nci maddesine göre saikte yanılmanın, esaslı yanılma sayılmayacağı, yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması halinde yanılmanın esaslı sayılacağı, ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerektiği, bir sözleşmenin saikte yanılma nedeniyle geçersiz olabilmesi için bir tarafın sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta (saikte/sebepte) yanılmış olması ve yanılma konusu yanılan bakımından sözleşmeyi onsuz yapmayacağı bir unsur (sözleşmenin temeli) niteliğinde olması gerektiği, yanılanın bu hususta yanıldığını bilmesi halinde sözleşmeyi yapmayacağının kabul edileceği, karşı tarafın, yanılan tarafın yanılma konusu saiki önemli bir unsur olarak saydığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, söz konusu saikte yanılmanın sözleşmeyi geçersiz kılmasının iş hayatında geçerli olan dürüstlük kurallarına da uygun olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin itirazlarını dinlemeden karar verdiğini, taraflar arasında imzalanan Distribütörlük Sözleşmesi hükümlerinin okunmadan rapor hazırlandığını, sözleşmede hata olmadığını, sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığını, eğer esaslı unsuru olsaydı sertifika konusunun sözleşmede yazması gerekeceğini, fakat taraflar arasında böyle bir taahhütte bulunulmadığını, davacı şirketin sertifikanın sahte olduğunu beyan ettiğini, fakat sertifika sahteyse neden şikayet etmediklerini açıklayamadıklarını, sertifikanın sahte olmadığını, yargılamanın başından beri sözleşmeye konu ürünlerin teslimine hazır olduklarının ifade edildiğini, fakat davacı tarafın bu konuda hiçbir beyanda bulunmayarak kendisi için üretilen sözleşmede kararlaştırılan ürünleri almak yerine bir bahane ile sözleşmeden caymak istediğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davalı tarafından üretilen bina dış cephe yalıtım sıvası ürününün satışı ve dağıtımı konusunda distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, ürünlerin yeterliliğine ilişkin sözleşmede bir hüküm olmadığı, dış cephe yalıtım sıvasının üretimi satışı ve dağıtımı hakkındaki esasları belirlemek üzere, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yapı malzemeleri standardının belirlenmesini ve uygulanmasını sağlamak üzere Avrupa Komisyonu'nun 305/2011 EU sayılı Yapı Malzemeleri Tüzüğü'ne paralel olarak, 10 Temmuz 2013 tarihli Yapı Malzemeleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği, yapı malzemelerinin Türkiye'de piyasaya arzına ve kullanımına izin verilmesinin şartlarının belirlendiği, Yönetmeliğin 10 uncu maddesi ile CE işareti bulunması koşulunun getirildiği, imalatçının, ithalatçının, dağıtıcının yükümlülüklerinin düzenlendiği, buna göre dağıtıcı, yapı malzemesini piyasada bulundurmadan önce, gerektiği hallerde ürünün CE işareti taşımasını, bu yönetmelik kapsamında gerekli belgelerin ürüne eşlik etmesini, güvenlik ve kullanıcı talimatlarının Türkçe olarak bulunmasını temin edeceğini, dağıtıcıya ayrıca imalatçı ve ithalatçıların yönetmeliklerde belirtilen gereklerin tümüne uyduğunu garanti etme yükümlüğünün getirildiğini, tarafların sertifika olarak beyan ettikleri belgenin yönetmelikte sözü edilen uygunluk belgesi olduğu ve yönetmelik ile davalının yeterli gerekliliklere uyduğunun garantisini verme yükümlülüğü getirildiği, buna göre distiribütörlük sözleşmesinin fiilen uygulanabilmesi için üreticinin teknik yeterliliğin sağlandığına dair yeterlilik belgelerini davacıya sağlamasının zorunluluk olduğu, davalı tarafından sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığı ileri sürülmüş ise de yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre yapı malzemelerinin satışı ve dağıtımı için öngörülen standarda uyulması gerektiği, sözleşmeye konu ürünün Türkiye'de satışı, arzı ve kullanılabilmesi için geçerli bir sertifikanın bulunmadığı, bu haliyle sözleşmenin fiilen uygulanabilirliğinin de olmadığı, ürün yeterlilik belgeleri olmadan satışa arz yapılamayacağı, davalı ürettiği ürünün geçerli bir sertifikası olduğu savunulmuş ise de yargılama sırasında ürünün davalı ve davacı tarafından kullanılabilecek bir sertifikası olmadığı, ürün teslim alınmadığından gönderilen avansın iadesinin istenebileceği, sonuç itibariyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükmün gerekçesinin değiştirildiği, davacının sözleşmenin feshini haklı nedene dayanarak yaptığı ve ürün alımı için gönderdiği avansın iadesini istemekte haklı olduğu, mahkeme kararı sonuç itibariyle yerinde ise de gerekçesi hukuken yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu değişik gerekçe ile kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne 250.000,00 TL'nin 23.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin CE işaretli sertifikasının dava tarihi itibariyle mevcut olduğunu, saikte hatanın söz konusu olmadığını, sözleşmenin hiçbir yerinde müvekkili şirketin davacı tarafa sözleşmeye konu ürünün sertifikasının olduğuna dair bir taahhütte bulunmadığını, sözleşmede de bu yönde yazılı bir beyan bulunmadığını, sözleşme hükümleri okunmada bilirkişi raporu hazırlandığını, sertifika sözleşmenin esaslı unsuru olsaydı bu hususun sözleşmede mutlaka yazılması gerekeceğini, davacının bu hususu mutlaka sözleşmeye dercedeceğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine herhangi bir şikayette bulunulmadığını, davacının sözleşmeyi ayakta tutmak yerine sözleşmeyi feshetmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sözleşmeye konu ürünlerin müvekkilince teslime hazır olunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava taraflar arasında düzenlenen yetkili distribütörlük sözleşmesinin ürünlerin sertifikası bulunmaması nedeni ile davacı tarafından feshi ile davalıya ödenen ancak teslim alınmayan ürünlerin bedelinin ihtar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040907400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/238 E. 2022/1200 K.

Sertifikasız ürün nedeniyle distribütörlük sözleşmesinin haklı feshi ve avans iadesi

Gerekçe özeti

Yapı malzemelerinin piyasaya arzı ve kullanımı ilgili yönetmelik uyarınca uygunluk/sertifika belgesine bağlıysa, dağıtıcı bu belgeyi temin etmekle yükümlüdür; belgenin bulunmaması sözleşmenin fiilen uygulanabilirliğini ortadan kaldırır ve bu durum sözleşmenin karşı tarafça haklı feshini haklı kılar; ürün teslim alınmadan yapılan avans ödemesinin iadesi istenebilir.

Emsal değeri

Yapı Malzemeleri Yönetmeliği kapsamında dağıtıcının ürün uygunluk/sertifika belgesini temin etme yükümlülüğünün, distribütörlük sözleşmesinin fiilen uygulanabilirliğinin ön koşulu olarak nitelendirilmesi ve bu belgenin bulunmamasının sözleşmenin haklı feshini gerektirmesi yönünden emsal değer taşımaktadır; ancak BAM kararı olarak bağlayıcı değil ikna edici niteliktedir.

Kavramlar: distribütörlük sözleşmesi Yapı Malzemeleri Yönetmeliği CE işareti / uygunluk belgesi haklı fesih avansın iadesi gerekçe değişikliği ile kaldırma

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/238

KARAR NO 2022/1200

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/09/2019

NUMARASI 2016/649 Esas - 2019/808 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022

Davanın kabulüne verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Müvekkil şirket ile davalı şirketin ticari ilişki kurulması için yapılan görüşmeler sırasında sözleşme konusu malın (yalıtım sıvası) nitelikleri ve yeterliliği hakkında karşılıklı görüşmeler yaptıklarını, davalı şirketin sunduğu sunum dosyasının incelendiğini, müvekkil şirketin malın sertifikalarına güvenerek davalı ile distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, fakat sözleşmenin birçok maddesinin davalıyı tam bir koruma altına aldığını, müvekkili şirketin ise hiçbir hakkının koruma altına alınmadığını, sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması gerekirken"kelepçeleme sözleşmesi" niteliğinde olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin imzalanması ile ilk edimini yerine getirdiğini ve davalıya 250.000- TL'yi gönderdiğini, ancak daha sonra müvekkilinin bayilik verdiği bir müşterisinin uyarısı ile bir kuruma verdiği teklif neticesinde malın sertifikalarının sahte olduğunu anladığını, bunun üzerine davalı şirkete durumu bildirip verdiği paranın iadesini istediğini fakat davalı şirketin ödeme yapmayacağını bildirdiğini,sözleşmenin haklı feshi gerektiğini bu nedenlerle sözleşme kapsamında davalıya ödediği 250.000-TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,davacının ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanağının olmadığını, uzun görüşmeler sonucunda davalı ile "..."nın belirlenen coğrafi bölgelerde davacı tarafından satımı, dağıtımı, pazarlanması vs. ile ilgi distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davacıya tek satıcılık yetkisi tanındığını, davacının sertifikaların sahteliği ile ilgili iddialarını kabul etmediklerini, davacının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan hiçbir madde bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, TBK md.32 ye göre saikte yanılmanın, esaslı yanılma sayılmayacağı, yanılanın, yanıldığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması halinde yanılmanın esaslı sayılacağı ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerektiğini,madde hükmü uyarınca bir sözleşmenin saikte yanılma nedeniyle geçersiz olabilmesi için gerçekleşmesi gereken şartların şu şekilde olduğunu; bir tarafın sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta (saikte/sebepte) yanılmış olması, yanılma konusu yanılan bakımından sözleşmeyi onsuz yapmayacağı bir unsur (sözleşmenin temeli) niteliğinde olması gerektiği, yanılanın bu hususta yanıldığını bilmesi halinde sözleşmeyi yapmayacağının kabul edileceği, karşı tarafın, yanılan tarafın yanılma konusu saiki önemli bir unsur olarak saydığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, söz konusu saikte yanılmanın sözleşmeyi geçersiz kılmasının iş hayatında geçerli olan dürüstlük kurallarına da uygun olması gerektiği, somut olayda toplanan deliller ve yargılama sonucunda bu şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; mahkemenin itirazlarını dinlemeden karar verdiğini, taraflar arasında imzalanan "Distribütörlük Sözleşmesi" hükümlerinin okunmadan rapor hazırlandığını, sözleşmede hata olmadığını, sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığını, eğer esaslı unsuru olsaydı sertifika konusunun sözleşmede yazması gerekeceğini, fakat taraflar arasında böyle bir taahhütte bulunmadığını, davacı şirketin sertifikanın sahte olduğunu beyan ettiğini, fakat sertifika sahteyse neden şikayet etmediklerini açıklayamadıklarını, sertifikanın sahte olmadığını, yargılamanın başından beri sözleşmeye konu ürünlerin teslimine hazır olduklarını, fakat davacı tarafın bu konuda hiçbir beyanda bulunmayarak kendisi için üretilen sözleşmede kararlaştırılan ürünleri almak yerine bir bahane ile sözleşmeden caymak istediğini,kararın hukuken yerinde olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava taraflar arasında düzenlenen yetkili distribütörlük sözleşmesi uyarınca ürünlerin sertifikası bulunmaması nedeni ile davacı tarafından davalıya ödenen ancak teslim almadığı ürünlerin bedeli 250.000-TL'nin ihtar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebidir. Bakırköy ... Noterliğinin 02/09/2015 tarihli ... yevmiye nolu davacı tarafından davalı adına düzenlenen ihtarname ile taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden 250.000-TL'nin 19/11/2014 tarihinde banka havalesi ile gönderildiğini, sözleşmenin imzalanmasından önce bilinmesi halinde imzalamayacakları sunulan belgelere güvenerek, iyi niyetle imza attıklarını, bu nedenle distribütör sözleşmesinin feshi ile ödenen 250.000-TL'nin tebliğinden itibaren 7 gün içinde müvekkil şirkete iadesi talep edilmiştir.

İstanbul ... Noterliğinin 16/09/2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnameye cevapta ihtarnamede belirtilen hususların hiçbir şekilde kabul etmediklerini, müvekkilin ürünleri teslime hazır etmek için masraf edip hazır etmesine rağmen ürünlerin teslim alınmadığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 1.000.000-EURO'nun taraflarına ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Taraflar arasında davalı tarafından üretilen bina dış cephe yalıtım sıvası ürününün satış ve dağıtımı konusunda distribütörlük sözleşmesi imzalandığı ,ürünlerin yeterliliğine ilişkin sözleşmede bir hüküm olmadığı ,ancak davacı yapılan görüşmelerde davalı tarafça varlığı beyan edilen sertifikanın davalıya ait olmadığının sahte olduğunun anlaşıldığı ,sözleşmenin esaslı unsurunda yanılma nedeniyle sözleşmenin haklı feshi nedeniyle ,ürün bedeli olarak gönderilen 250.000-TL nin iadesi talep edilmektedir.

Dış cephe yalıtım sıvasının üretimi satışı ve dağıtımı hakkındaki esasları belirlemek üzere , Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yapı malzemeleri standardının belirlenmesini ve uygulanmasını sağlamak üzere Avrupa Komisyonunun 305/2011 EU sayılı "Yapı Malzemeleri Tüzüğü"ne paralel olarak; 10 Temmuz 2013 tarihli Yapı Malzemeleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Yapı Malzemelerinin Türkiye'de piyasaya arzına ve kullanımına izin verilmesinin şartları belirlenmiş,yönetmeliğin 10. maddesi ile CE işareti bulunması koşulu getirilmiştir.

13. madde de imalatçının 15. madde de ithalatçının, 16. madde de dağıtıcının yükümlülükleri düzenlenmiş, madde de dağıtıcı, yapı malzemesini piyasada bulundurmadan önce, gerektiği hallerde ürünün CE işareti taşımasını, bu yönetmelik kapsamında gerekli belgelerin ürüne eşlik etmesini, güvenlik ve kullanıcı talimatlarının Türkçe olarak bulunmasını temin eder. Dağıtıcıya ayrıca imalatçı ve ithalatçıların yönetmeliklerde belirtilen gereklerin tümüne uyduğunu garanti etme yükümlüğü getirilmiştir. Tarafların sertifika olarak beyan ettikleri belgenin yönetmelikte sözü edilen uygunluk belgesi olduğu ve yönetmelik ile davacıya, davalının da yeterli gerekliliklere uyduğunun garantisini verme yükümlülüğü de getirildiğine göre distiribütörlük sözleşmesinin fiilen uygulanabilmesi için üreticinin teknik yeterliliğini sağlandığına yönelik ürünlerin yeterlilik belgelerini davacıya sağlaması bir zorunluluktur.

Davalı vekili sertifikanın sözleşmenin esaslı unsuru olmadığını ileri sürmüş ise de yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre yapı malzemelerin satışı ve dağıtımı için öngörülen standarda uluyması gerektiği açıktır.Sözleşmeye konu ürünün Türkiye'de satışı, arzı ve kullanılabilmesi için geçerli bir sertifika bulunmadığı; bu haliyle sözleşmenin fiilen uygulanabilirliği de olmadığı ,ürün yeterlilik belgeleri olmadan satışa arz yapılamayacağı ,davalı tarafça ürettiği ürünün geçerli bir sertifikası olduğu savunulmuş ise de yargılama sırasında ürünün davalı ve davacı tarafından kullanılabilecek bir sertifikası olmadığı ,ürün teslim alınmadığından gönderilen avansın iadesinin istenebileceği ,davalının zarar iddiasının dinlenemeyeceği ,sonuç itibariyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükmün gerekçesi değiştirildiğinden kararın gerekçesi bakımından kaldırılması gerekmiştir.

Davacının talebinin sözleşmenin feshinin haklı bir fesih olduğu ve ürün alımı için gönderdiği avansın iadesini istemekte haklı olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle; mahkeme kararı sonuç itibariyle yerinde ise de gerekçesi hukuken yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne, 250.000-TL'nin 23/09/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/649 Esas - 2019/808 Karar sayılı 16/09/2019 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; 250.000-TL'nin 23/09/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; Alınması gereken 17.077,50-TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 8.538,76-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.538,74-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça ödenen 8.570,56-TL peşin harçlar ile 2.376,50-TL davacı yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı vekili için takdir olunan 20.950-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Davalı tarafça yatırılan 4.269,40‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/09/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.