6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat | Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13779 E. 2011/17290 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avalist aval muacceliyet ipotek bono kefil protokol istirdat taahhütname teminat e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 19/01/2010 tarihli protokolün 2. maddesinde kefil ... tarafından günü geçmiş bonolara karşılık 150.000,00.- TL 27/01/2010 tarihinde ödenecektir, hükmünün bulunduğu, bu edimin yerine getirildiği, protokolün 3. maddesine göre Iyaş Isparta Gıda San. Tic. A.Ş.'nin Shell Şirketine vermiş olduğu Isparta İlindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin üç ay içerisinde fekkinin sağlanarak ... adına tapuda ipotek tesis edileceği, ancak ipoteğe konu taşınmazın Iyaş Kurpaş Kuru Yemiş ve Gıda Maddeleri İmalat Pazarlama Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına kayıtlı iken 04/11/2009 tarihinde Kurpaş Kuruyemiş ve Gıda Maddeleri İmalat Pazarlama ticaret ve Sanayi A.Ş. ye satıldığı, bu haliyle davacının protokole göre edimini yerine getirdiği halde davalının protokolün imzalandığı tarihten önce söz konusu taşınmazı sattığı ve davalının edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, ödenmiş olan 5 adet bononun toplamı 250.000,00.- TL'nin her bir bononun ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, her biri 50.000,00.- TL bedelli 11 adet bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, istirdat ve menfi tesbit istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının dava dışı ...'a devrettiği hisse senetleri karşılığında düzenlenen bonolara davacının aval verdiği ve bilahare taraflar arasında 19.01.2010 tarihli protokolün imzalandığı ve her biri (50.000) TL bedelli bonolardan bir kısmının davacı tarafından ödendiği yanlar arasında çekişmesiz olup, çekişme esas itibariyle 19.01.2010 tarihli protokolde öngörülen ipotek tesisi hususunun davacının edimini şarta bağlı hale getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır.

Davacı taraf davacının bonolardaki ediminin fer'i nitelikte olduğunu ve davacının bonoları lehine ipotek verileceğine ilişkin sözlü taahhüde karşılık avalist olarak imzaladığını ve bilahare de 19.01.2010 tarihli protokolün imzalanarak avalin ipotek koşuluna bağlandığını ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddiaların yerinde olmadığını savunmuştur. Davacı taraf bonolara aval vermenin başlangıçta ipotek verme koşuluna bağlandığını geçerli delillerle kanıtlamış değildir. Bu durumda 19.01.2010 tarihli protokolün davalı edimini ipotek verme koşuluna bağlayıp bağlamadığının üzerinde durmak gerekecektir. Her ne kadar mahkemece, davalı tarafın protokolde öngörülen ipotek verme koşulunu yerine getirmemesi sebebiyle davacının ödediği bono bedellerinin istirdadına ve geri kalan bonolar nedeniyle de borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiş ise de, protokolde her ne kadar ipotek verilmesi öngörülmüş ise de bonolarda dava dışı borçlu lehine aval veren ve bu sebeple de TTK.'nun 614/1 maddesi uyarınca bonolara dayanılarak doğrudan doğruya kendisine müracaat edilebilecek olan ve bu sebeple de zaten bono bedellerini ödemek durumunda bulunan davacı taraf bu yasal sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir halin varlığını kanıtlayamamıştır. Protokolde ipoteğin verilmemesi halinde yapılan ödemelerin geri alınacağı ve henüz ödenmeyen bonolardaki avalin de sona ereceği yolunda bir hükme yer verilmemiştir. Protokolde ipoteğin neyin teminatı olarak verileceği hususunda bir açıklık olmamakla birlikte burada tarafların amacının davacıya teminat sağlamak olduğunun kabulü gerekir ve davalının bu edimini yerine getirmemesinin müeyyidesinin de aval veren olarak ödemeleri yapan davacının bu ödemeleri asıl bono borçlusundan temin edememesi halinde uğranılacak zararın giderilmesinde nazara alınması gereken bir husus olarak kabul edilmesi gerekir ki davacının ipoteğin verilmesi halinde muaccel hale gelmemiş bono bedellerini dahi ödemeyi kabul etmesi de bu kabulü doğrulamaktadır.

Acıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçeyle davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.

2- Davacı vekilinin temyizine gelince; temyiz dilekçesi usulünce harçlandırılmadığı gibi temyiz defterine kaydedilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Borçlu olmadığının tespiti 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3021 E. 2012/7061 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/13779 E.  ,  2011/17290 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/11/2010 tarih ve 2010/105-2010/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı ...’ın davalı Iyaş Isparta Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hissedarı olan dava dışı Kurpaş A.Ş.'nin şirket hisselerini satın aldığını ve karşılığında bir kısım senetler düzenleyerek verdiğini, müvekkilinin de senetleri kefil olarak imzaladığını, davalı IYAŞ Isparta Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Isparta İlinde bulunan ve üzerinde Shell firması lehine tesis olunmuş birinci derecedeki ipoteğin Shell firmasından fekkinin yapılarak müvekkili adına tesis edileceğinin kararlaştırıldığını, 50.000,00.- TL bedelli 16 adet senedi kefil sıfatıyla imzaladığını, toplam 250.000 TL ödeme yapıldığı halde davalının Shell şirketi lehine tesis etmiş olduğu ipoteğin fekkini sağlayarak müvekkili ...

lehine tapuda ipotek tesis etmediğini ileri sürerek ödeme yapılan senetler yönünden 250.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsilini, ödenmeyen 11 adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, protokolün davaya konu edilen senetlerin geçerliliğini etkileyecek bir şartı ihtiva etmediğini, ipotek konusu olan taşınmazın davadışı Iyaş Kurpaş A.Ş.'ye ait olduğunu, ipoteğin hisse devir sözleşmesi ile ilgisinin bulunmadığını, ipotek tesisinin hisse devir işleminden yaklaşık 3 ay önce yapıldığını savunarak menfi tespit ve istirdat davasının reddi ile % 40 tazminat istemiştir.

Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 19/01/2010 tarihli protokolün 2. maddesinde kefil ... tarafından günü geçmiş bonolara karşılık 150.000,00.- TL 27/01/2010 tarihinde ödenecektir, hükmünün bulunduğu, bu edimin yerine getirildiği, protokolün 3. maddesine göre Iyaş Isparta Gıda San. Tic. A.Ş.'nin Shell Şirketine vermiş olduğu Isparta İlindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin üç ay içerisinde fekkinin sağlanarak ... adına tapuda ipotek tesis edileceği, ancak ipoteğe konu taşınmazın Iyaş Kurpaş Kuru Yemiş ve Gıda Maddeleri İmalat Pazarlama Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına kayıtlı iken 04/11/2009 tarihinde Kurpaş Kuruyemiş ve Gıda Maddeleri İmalat Pazarlama ticaret ve Sanayi A.Ş. ye satıldığı, bu haliyle davacının protokole göre edimini yerine getirdiği halde davalının protokolün imzalandığı tarihten önce söz konusu taşınmazı sattığı ve davalının edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, ödenmiş olan 5 adet bononun toplamı 250.000,00.- TL'nin her bir bononun ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, her biri 50.000,00.- TL bedelli 11 adet bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, istirdat ve menfi tesbit istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının dava dışı ...'a devrettiği hisse senetleri karşılığında düzenlenen bonolara davacının aval verdiği ve bilahare taraflar arasında 19.01.2010 tarihli protokolün imzalandığı ve her biri (50.000) TL bedelli bonolardan bir kısmının davacı tarafından ödendiği yanlar arasında çekişmesiz olup, çekişme esas itibariyle 19.01.2010 tarihli protokolde öngörülen ipotek tesisi hususunun davacının edimini şarta bağlı hale getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır.

Davacı taraf davacının bonolardaki ediminin fer'i nitelikte olduğunu ve davacının bonoları lehine ipotek verileceğine ilişkin sözlü taahhüde karşılık avalist olarak imzaladığını ve bilahare de 19.01.2010 tarihli protokolün imzalanarak avalin ipotek koşuluna bağlandığını ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddiaların yerinde olmadığını savunmuştur. Davacı taraf bonolara aval vermenin başlangıçta ipotek verme koşuluna bağlandığını geçerli delillerle kanıtlamış değildir. Bu durumda 19.01.2010 tarihli protokolün davalı edimini ipotek verme koşuluna bağlayıp bağlamadığının üzerinde durmak gerekecektir. Her ne kadar mahkemece, davalı tarafın protokolde öngörülen ipotek verme koşulunu yerine getirmemesi sebebiyle davacının ödediği bono bedellerinin istirdadına ve geri kalan bonolar nedeniyle de borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiş ise de, protokolde her ne kadar ipotek verilmesi öngörülmüş ise de bonolarda dava dışı borçlu lehine aval veren ve bu sebeple de TTK.'nun 614/1 maddesi uyarınca bonolara dayanılarak doğrudan doğruya kendisine müracaat edilebilecek olan ve bu sebeple de zaten bono bedellerini ödemek durumunda bulunan davacı taraf bu yasal sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir halin varlığını kanıtlayamamıştır.

Protokolde ipoteğin verilmemesi halinde yapılan ödemelerin geri alınacağı ve henüz ödenmeyen bonolardaki avalin de sona ereceği yolunda bir hükme yer verilmemiştir. Protokolde ipoteğin neyin teminatı olarak verileceği hususunda bir açıklık olmamakla birlikte burada tarafların amacının davacıya teminat sağlamak olduğunun kabulü gerekir ve davalının bu edimini yerine getirmemesinin müeyyidesinin de aval veren olarak ödemeleri yapan davacının bu ödemeleri asıl bono borçlusundan temin edememesi halinde uğranılacak zararın giderilmesinde nazara alınması gereken bir husus olarak kabul edilmesi gerekir ki davacının ipoteğin verilmesi halinde muaccel hale gelmemiş bono bedellerini dahi ödemeyi kabul etmesi de bu kabulü doğrulamaktadır.

Acıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçeyle davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.

2- Davacı vekilinin temyizine gelince; temyiz dilekçesi usulünce harçlandırılmadığı gibi temyiz defterine kaydedilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 73,90 TL temyiz başvuru ve 18,40TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040888400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.