Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5081 E. 2011/16775 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın likit olması↗ gecikme cezası↗ likit alacak↗ ağır kusur↗ yönetici sorumluluğu↗ ba beyannamesi↗ sorumluluk davası↗ muafiyet↗ yetki↗ asıl alacak↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ kusur↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Dairemizce; "TTK.nun 341 nci maddesince öngörülen prosedüre uyulmaksızın açılan davada dava şartının yerine getirilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı ve denetçilerce vekaletname tanziminin davacı tarafça sağlandığı ve davacı banka yönetim kurulunun 13.05.1996 gün 95 sayılı kararında satış bedelinin sermayeye eklenmesi konusunda herhangi bir yetki verilmediği halde bu konuda görevlendirilen davalılardan ... ile ...’in bu yönde beyanname vererek satış işleminin harç ve vergiden muafiyetini istemelerinden doğan zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle bu davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile takibin (10.46,41) YTL üzerinden (davalı ...’in 9.993,75 YTL ile sorumlu olmak üzere) devamına, asıl alacak (9.187,20) YTL’ye takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ve icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalılardan ... vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekili ve davalı ...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Dava, banka eski yöneticilerinin sorumlu oldukları ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davaya konu zararın doğmasına neden olan taşınmaz satışı nedeniyle ödenmesi gerektiği halde davalılardan ... ve ...’in işlemiyle ödenmeyen 960,00 TL tutarındaki tapu harcının aslını ödemekle yükümlü olan zaten davacı taraf olup, davalılardan ancak bu ödemenin zamanında yapılmaması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan gecikme cezası ve ağır kusur cezası tutarı talep edilebilir. Bu itibarla 960,00 TL tutarındaki tapu harcından anılan davalıların sorumlu tutulması yönünde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3) İİK’nun 67/2 nci madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, takibe konu alacak, likit bir alacak olmayıp, yargılama sonucu tespit edilebilen tazminat miktarına hakimin taktiren müdehale etmesi de mümkün bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin de kabulü yerinde görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3572 E. 2012/9928 K.
Ortak:ba beyannamesi · muafiyet · yetki · asıl alacak · harç · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… ksızın açılan davada dava şartının yerine getirilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, «sorumluluk davası» açılması için genel kurul kararı ve denetçilerce vekaletname tanziminin davacı tarafça sağlandığı ve davacı banka yönetim kurulunun 13.05.1996 gün 95 sayılı kararında satış bedelinin sermayeye eklenmesi konusunda herhangi bir «yetki» verilmediği halde bu konuda «görevlendirilen» davalılardan ... ile ...’in bu yönde «beyanname» vererek satış işleminin «harç» ve vergiden «muafiyetini» istemelerinden doğan zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle bu davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile takibin (10.46,41) YTL üzerinden (davalı ...’in 9.993,75 YTL ile sorumlu olmak üzere) devamına, «asıl alacak» (9.187,20) YTL’ye takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ve «icra-inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
3) İİK’nun 67/2 nci madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve «alacağın likit olması» halinde, istem varsa borçlu aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, «icra inkar tazminatı» isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı banka yönetim kurulunun 13.05.1996 gün 95 sayılı kararında satış bedelinin sermayeye eklenmesi konusunda herhangi bir «yetki» verilmediği halde bu konuda «görevlendirilen» davalılardan ... ile ...’in bu yönde «beyanname» vererek satış işleminin «harç» ve vergiden «muafiyetini» istemelerinden doğan zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle bu davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile takibin 10.46,41 TL üzerinden davalı ...’in 9.993,75 TL ile sorumlu olmak üzere devamına, «asıl alacak» 9.187,20 TL’ye takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ve «icra-inkar tazminatının» tahsiline dair verilen kararın davacı ve davalılardan ... vekilleri ile davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.12.2011 günlü ilamıyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3966 E. 2011/6452 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2982 E. 2019/8128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 91.960,49 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5081 E. , 2011/16775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/11/2009 tarih ve 2008/627-2009/620 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ..... vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14,200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın 13.05.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile bankaya ait bir taşınmazın satılmasına ve bu konuda davalılar ... ile ...’in yetkilendirilmesine karar verildiğini, anılan davalılarca Vergi Dairesine satıştan doğan kazancın şirket sermayesine ekleneceğinden söz edilerek Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Geçici 23/a bendinden yararlanmak amacıyla başvurulduğu halde taşınmaz satışından doğan kazancın sermaye artırımında kullanılmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen tapu harcı, gecikme faizi ve ağır kusur cezası toplamı 9.187,20 TL’nin 04.12.2001 tarihinde ödendiğini ileri sürerek, davalıların sorumlu olduğu alacağın rücuan tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Dairemizce; "TTK.nun 341 nci maddesince öngörülen prosedüre uyulmaksızın açılan davada dava şartının yerine getirilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı ve denetçilerce vekaletname tanziminin davacı tarafça sağlandığı ve davacı banka yönetim kurulunun 13.05.1996 gün 95 sayılı kararında satış bedelinin sermayeye eklenmesi konusunda herhangi bir yetki verilmediği halde bu konuda görevlendirilen davalılardan ... ile ...’in bu yönde beyanname vererek satış işleminin harç ve vergiden muafiyetini istemelerinden doğan zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle bu davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile takibin (10.46,41) YTL üzerinden (davalı ...’in 9.993,75 YTL ile sorumlu olmak üzere) devamına, asıl alacak (9.187,20) YTL’ye takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ve icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalılardan ... vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekili ve davalı ...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Dava, banka eski yöneticilerinin sorumlu oldukları ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davaya konu zararın doğmasına neden olan taşınmaz satışı nedeniyle ödenmesi gerektiği halde davalılardan ... ve ...’in işlemiyle ödenmeyen 960,00 TL tutarındaki tapu harcının aslını ödemekle yükümlü olan zaten davacı taraf olup, davalılardan ancak bu ödemenin zamanında yapılmaması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan gecikme cezası ve ağır kusur cezası tutarı talep edilebilir. Bu itibarla 960,00 TL tutarındaki tapu harcından anılan davalıların sorumlu tutulması yönünde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3) İİK’nun 67/2 nci madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, takibe konu alacak, likit bir alacak olmayıp, yargılama sonucu tespit edilebilen tazminat miktarına hakimin taktiren müdehale etmesi de mümkün bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin de kabulü yerinde görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekili ve ...’in sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e iadesine, davacı taraf harçtan muaf olduğu için harç alınmasına mahal olmadığına, 12/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040782600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz