Yönetim kurulu üyelerinin ibrası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6884 E. 2013/14040 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin ibrası↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ ibra↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu finansman gideri ve kredi borcunun 17.6.2002 tarihli genel kurulun bilgisine sunulduğu, genel kurul tarafından tasvip edilerek ibra kararı verildiği, ... tarafından el konulduktan sonra daha önce alınan ibra kararlarının geri alınması hakkının bulunmadığı, zarar verici fiillerin 1995–2000 yılları arasında verilen kredilerden kaynaklandığı, dava tarihi (23.01.2007) dikkate alındığında 2000 yılından önce görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından TTK’nun 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, bu yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas alınması gerektiği, asıl davalılar açısından TTK’nun 309 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan TTK’nun 337 maddesine istinaden sorumlu tutulmak istenen davalılar açısından da zamanaşımının gerçekleştiği, denetçilerin geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme gibi bir görevinin bulunmadığı, 2001 ve 2002 yıllarında bilançoların onaylanması suretiyle yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmeleri karşısında, söz konusu ibranın TTK’nun 380 maddesi gereği aksi kararlaştırılmadığı sürece denetçileri de kapsayacağı, denetçilerin sorumluluğuna ilişkin olarak TTKnun 359 maddesinde TTK’nun 309 ve 341. maddelerine yapılan atıf dolayısıyla uygulanacak zamanaşımı süreleri 2 ve 5 yıllık süreler olup zarara sebebiyet veren kredilerin 2000 yılından önce açıldığı dikkate alındığında, 2001-2003 tarihleri arasında görev yapan denetçiler açısından da davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyelerinin ibrası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5625 E. 2012/18312 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin ibrası · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ibra · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda… tüm dosya kapsamına göre, dava konusu finansman gideri ve kredi borcunun 17.6.2002 tarihli genel kurulun bilgisine sunulduğu, genel kurul tarafından tasvip edilerek «ibra» kararı verildiği, ... tarafından el konulduktan sonra daha önce alınan ibra kararlarının geri alınması hakkının bulunmadığı, zarar verici fiillerin 1995–2000 yılları arasında verilen kredilerden kaynaklandığı, dava tarihi (23.01.2007) dikkate alındığında 2000 yılından önce görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri açısından TTK’nun 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu, bu «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas alınması gerektiği, asıl davalılar açısından TTK’nun 309 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan TTK’nun 337 maddesine istinaden sorumlu tutulmak istenen davalılar açısından da zamanaşımının gerçekleştiği, denetçilerin geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme gibi bir görevinin bulunmadığı, 2001 ve 2002 yıllarında bilançoların onaylanması suretiyle «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmeleri karşısında, söz konusu ibranın TTK’nun 380 maddesi gereği aksi kararlaştırılmadığı sürece denetçileri de kapsayacağı, denetçilerin sorumluluğuna ilişkin …
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, dava konusu finansman gideri ve kredi borcunun 17.6.2002 tarihli genel kurulun bilgisine sunulduğu, genel kurul tarafından tasvip edilerek «ibra» kararı verildiği, ... tarafından el konulduktan sonra daha önce alınan ibra kararlarının geri alınması hakkının bulunmadığı, zarar verici fiillerin 1995–2000 yılları arasında verilen kredilerden kaynaklandığı, dava tarihi (23.01.2007) dikkate alındığında 2000 yılından önce görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri açısından TTK’nun 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu, bu «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas alınması gerektiği, asıl davalılar açısından TTK’nun 309 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan TTK’nun 337 maddesine istinaden sorumlu tutulmak istenen davalılar açısından da zamanaşımının gerçekleştiği, denetçilerin geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme gibi bir görevinin bulunmadığı, 2001 ve 2002 yıllarında bilançoların onaylanması suretiyle «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmeleri karşısında, söz konusu ibranın TTK’nun 380 maddesi gereği aksi kararlaştırılmadığı sürece denetçileri de kapsayacağı, denetçilerin sorumluluğuna ilişkin …
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13851 E. 2014/19715 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… tüm dosya kapsamına göre, dava konusu finansman gideri ve kredi borcunun 17.6.2002 tarihli genel kurulun bilgisine sunulduğu, genel kurul tarafından tasvip edilerek «ibra» kararı verildiği, ... tarafından el konulduktan sonra daha önce alınan ibra kararlarının geri alınması hakkının bulunmadığı, zarar verici fiillerin 1995–2000 yılları arasında verilen kredilerden kaynaklandığı, dava tarihi (23.01.2007) dikkate alındığında 2000 yılından önce görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri açısından TTK’nun 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu, bu «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas alınması gerektiği, asıl davalılar açısından TTK’nun 309 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan TTK’nun 337 maddesine istinaden sorumlu tutulmak istenen davalılar açısından da zamanaşımının gerçekleştiği, denetçilerin geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme gibi bir görevinin bulunmadığı, 2001 ve 2002 yıllarında bilançoların onaylanması suretiyle «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmeleri karşısında, söz konusu ibranın TTK’nun 380 maddesi gereği aksi kararlaştırılmadığı sürece denetçileri de kapsayacağı, denetçilerin sorumluluğuna ilişkin …
Benzer bu karardaDava, davalı «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik tazminat istemine ilişkin olup, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca kural olarak davacı ortağın bu madde uyarınca dava açma hakkı bulunmakta ise de, …
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · sorumluluk davası · emredici hüküm · muvafakat · ibraz
Benzer bu kararda… ereğince, yöneticilere karşı sorumluluk davasının görülebilmesinin, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlı olduğu, bu «emredici» hüküm gereğince, usulü eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa süre verilmişse de davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan bu davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» yönelik tazminat istemine ilişkin olup, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi uyarınca kural olarak davacı ortağın bu madde uyarınca dava açma hakkı bulunmakta ise de, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/6884 E. , 2013/14040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/04/2010 gün ve 2007/57-2010/120 sayılı kararı onayan Daire’nin 15/11/2012 gün ve 2011/5625-2012/18312 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 06.12.2006 tarihli olağan genel kurulunda davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasının kararlaştırıldığını, davanın, şirket denetçilerince...İletişim Hizmetleri Ticaret A.Ş. 2003, 2004 ve 2005 yılları olağan genel kurullarına sunulmak üzere hazırlanan denetim kurulu raporuna dayandırıldığı, 19.09.2006 tarihli bu raporda “... İletişim Hizmetleri Ticaret A.Ş. firmasının... grubu şirketlerinden olduğu, aynı grupta yer alan İktisat Bankası’nın yanı sıra Interbank'tan aldığı kredileri yine aynı grupta yer alan ... Filimcilik ve Yapımcılık A.Ş. ile Avrupa ve Amerika Holding A.Ş. firmalarına güvencesiz bir şekilde aktardığı, alacakların donuklaştığı, şirketin mevcut borçlarını ödeyebilir pozisyonda olmadığı, firmanın büyük bir borç yükü altında olduğu, faaliyeti olmadığı için gelir yaratamadığı ve borçlarını ödeyebilecek fon yaratma gücü olmadığının tespit edildiği, şirketin yönetim kurulu üyelerinin seleflerinin bu hatalı ticari teamüllere aykırı fiillerinden ötürü şirketin zarar ettiğini görmelerine rağmen duyarsız kalarak şirkete karşı özen ve sadakat borcunu yerine getirmedikleri, şirketin grup kuruluşlarından kendini fonladığı yıllar itibariyle personel ücretleri ve finansman giderleri nedeniyle zarar ettiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin TTK’nun 317, 320 ve 337 maddeleri uyarınca görevlerini yapmadıkları, sorumluluklarını ihlal ettikleri, ibra edilmemelerinin gerektiği, şirketin spesifik mali zararı olarak tespit edilen 65.868.312,00 TL zararından müteselsilen sorumlu oldukları, davalı denetim kurulu üyeleri ...
ve ...'in TTK’nun 353, 354, 355 ve 359 maddeleri uyarınca denetim görevlerini gereği gibi yapmadıkları, bu nedenle şirket zararından müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, şirket zararı olarak şimdilik 6.000,00 TL’nın 12.03.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle 65.868.312,00 TL ortaklık zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap dilekçeleri ile zamanaşımı definde bulunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu finansman gideri ve kredi borcunun 17.6.2002 tarihli genel kurulun bilgisine sunulduğu, genel kurul tarafından tasvip edilerek ibra kararı verildiği, ... tarafından el konulduktan sonra daha önce alınan ibra kararlarının geri alınması hakkının bulunmadığı, zarar verici fiillerin 1995–2000 yılları arasında verilen kredilerden kaynaklandığı, dava tarihi (23.01.2007) dikkate alındığında 2000 yılından önce görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından TTK’nun 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, bu yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas alınması gerektiği, asıl davalılar açısından TTK’nun 309 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan TTK’nun 337 maddesine istinaden sorumlu tutulmak istenen davalılar açısından da zamanaşımının gerçekleştiği, denetçilerin geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme gibi bir görevinin bulunmadığı, 2001 ve 2002 yıllarında bilançoların onaylanması suretiyle yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmeleri karşısında, söz konusu ibranın TTK’nun 380 maddesi gereği aksi kararlaştırılmadığı sürece denetçileri de kapsayacağı, denetçilerin sorumluluğuna ilişkin olarak TTKnun 359 maddesinde TTK’nun 309 ve 341.
maddelerine yapılan atıf dolayısıyla uygulanacak zamanaşımı süreleri 2 ve 5 yıllık süreler olup zarara sebebiyet veren kredilerin 2000 yılından önce açıldığı dikkate alındığında, 2001-2003 tarihleri arasında görev yapan denetçiler açısından da davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 02/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040380500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz