Ticaret Sicil Müdürlüğü kararının iptali | Ticaret Sicil Memurluğu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6597 E. 2024/3047 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrılma hakkı↗ ayrılma akçesi↗ seçim hakkı↗ ortaklıktan çıkarma↗ iç yönerge↗ ortaklıktan çıkarılma↗ pay sahipliği↗ emredici hüküm↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/12 E., 2022/202 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu karar iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Lojistik A.Ş.’yi tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devraldığını, 19.11.2021 tarihli genel kurulda ayrılma akçesi öngörülüp davacıda %10 hissesi olan ...’ün ayrılma akçesi karşılığında birleşme yoluyla şirket ortaklığının sona erdirilmesinin kararlaştırıldığını, birleşme ile oluşan yeni ortaklık yapısının genel kurul kararı gibi tescil ve ilan talebinin davalının 22.12.2021 tarihli kararı ile ortaklıktan çıkarılanın toplantıya katılmaması ve ayrılma akçesi uygulamasının devreden şirket için düzenlendiği gerekçeleriyle reddedildiğini, oysa genel kurul çağrısının ve toplantı davetinin tüm ilgililere usulünce tebliğ edildiğini, şirket birleşmelerinde ayrılma akçesi karşılığı ortaklıktan çıkarılacak kişinin toplantıya katılımının zorunluluğuna dair bir hükmün bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı Kanun) devreden şirketin oy hakkına sahip %90’ının olumlu oyu şartına bağlandığını, şirket ayrımı yapılmadığını, oy oranını sağlandığını ileri sürerek davalının 22.12.2021 tarih ve B19-E. 32818 sayılı kararının iptalini, davacının 19.11.2021 tarihli genel kurul karar kararlarının davalı nezdinde ifasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının “Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” şeklinde düzenlendiğini, ayrılan ortağa seçim hakkı tanındığını, tescili istenen işlemde ise ortaklıktan çıkarılmak istenen ortağın toplantıya katılmadığından seçim hakkından söz edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesinin devreden şirket için düzenlendiğini, oysa dava konusu olayda devralan şirketteki bir ortağın çıkarıldığını, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden görüş sorulduğunu, birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmek suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahipleri ile sınırlandırıldığını, devralan şirket için uygulanamayacağını, ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2. paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, davalının talebi 6102 sayılı Kanun’un maddelerinin açık lafzına ve ruhuna aykırı reddettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2 nci paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 Sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, “birleşmeye katılan şirketler” dendiğini, açık Kanun metnine aykırı yorumun hukuka uygunluk taşımadığını, 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun birleşmenin yapıldığını, birleşmeye katılan şirketlerden birinin şirket ortaklığının ayrılma akçesi karşılığı sona erdirildiği kararının 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun alındığını, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin amir hükmü uyarınca birleşmeye katılan şirketlerin ortaklarının ayrılma akçesi karşılığında paylarını devralabildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 34 üncü, 141 inci maddeleri ile 151 inci maddesinin beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6190 E. 2025/960 K.
Ortak:ayrılma hakkı · ayrılma akçesi · seçim hakkı · ortaklıktan çıkarma · ortaklıktan çıkarılma · emredici hüküm · ticaret sicili
İncelediğiniz kararda… ler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir «ayrılma akçesi» arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” şeklinde düzenlendiğini, ayrılan ortağa «seçim hakkı» tanındığını, tescili istenen işlemde ise «ortaklıktan çıkarılmak» istenen ortağın toplantıya katılmadığından seçim hakkından söz edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesinin devreden şirket için düzenlendiğini, oysa dava konusu olayda devralan şirketteki bir ortağın çıkarıldığını, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden görüş sorulduğunu, birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmek suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket «pay sahipleri» ile sınırlandırıldığını, devralan şirket için uygulanamayacağını, ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… endiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten «ayrılması hakkını» ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde «ayrılma akçesi» verilmesi suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik …
… endiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten «ayrılması hakkını» ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 Sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde «ayrılma akçesi» verilmesi suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik …
Benzer bu karardaA.Ş. ile davacıların pay sahibi oldukları davalı şirketin birleştiği, birleşme esnasında davacıların, zorunlu «ayrılma akçesi» verilerek şirketten çıkarıldığı, birleşmede, TTK'nın 141/2 hükmünün öngördüğü tipikliğe aykırı bir durumun cereyan ettiği, devrolunan değil, devralan şirket ortaklarının ayrılma akçesi almaya zorlanıp şirketten çıkarıldığı, genel kurulun bu yöndeki kararı, pay sahibinin kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan ve kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olduğundan «mutlak butlanla» malul olduğu, davacıların, devralan şirket pay sahibi olmalarına rağmen, TTK'nın 141/2 hükmnün kendileri için de uygulanabileceğini ve genel kurulun çıkarma kararına karşı başvurabilecekleri başka bir hukuki yol bulunmadığını düşünerek, denkleştirme talepli işbu davayı açtığı, anılan TTK'nın 191. maddesine dayalı olarak denkleştirme akçesinin saptanmasını talep ettikleri, davacıların isteminin, genel kurulun «ortaklıktan çıkarma» kararının hukuki olduğu düşüncesine dayandığı, oysa belirtildiği üzere genel kurulun bu yöndeki kararının butlanla malül olup baştan itibaren «geçersiz» olan bir genel kurul kararından yola çıkılarak hak talebinde bulunulmasına ve dava açılmasına olanak bulunmadığı, davacıların yargılama sürecinde mutlak butlanla malul olduğu kabul edilen «ortaklıktan çıkarılma» hakkındaki genel kurul kararının «dürüstlük kuralı» uyarınca geçerli hale gelmesi sonucunu doğuracak bir davranışlarının da olmadığı, işbu davayı, birleşme kararının 13.09.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanından 1 ay kadar sonra 17.10.2017 tarihinde açtıkları ve hukuka aykırılığı farklı bir düşünceyle de olsa ileri sürdükleri, davacılar, sadece denkleştirme akçesi talep etmiş olup, butlan yönünde karar verilmesi isteminde bulunmuş değiller ise de butlanla malul kararların baştan itibaren hükümsüz olduğu ve sonradan geçerlilik kazanma olanaklarının bulunmadığı, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi ve hükümsüz oldukları yönünde resen tespit yapılması gerektiği, davalı şirkette pay sahibi olan davacıların, ortaklıktan çıkarılmaları hakkındaki genel kurul kararının hükümsüz olduğu ve davacıların halen davalı şirkette pay sahibi olmaları gerektiği yargısına varıldığı, davacıların denkleştirme talepli işbu davayı «aktif husumet ehliyetleri» bulunmadığından açamayacakları, davacılar, genel kurulun ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin kararına karşı itirazlarını ilk defa işbu dava ile ileri sürmüş olup davan …
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayrılma akçesinin «seçim hakkı» tanınması şeklinde düzenlenmesi halinde (TTK'nın 141/1 hükmü), devrolunan şirket pay sahibinin ya devralan şirket paylarını iktisap edeceği ya da payların gerçek değerine denk gelen ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılacağı, birleşme sözleşmesinde sadece ayrılma akçesinin ödenmesinin öngörüldüğü hallerde ise (anılan TTK'nın 141/2 hükmü) devrolunan şirket pay sahibinin önünde, ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılma dışında başkaca bir seçeneğin bulunmadığı, zorunlu ayrılma akçesinin öngörüldüğü bu tür birleşmelerde, pay sahibinin birleşme sözleşmesini gerekli nisapla onaylayan genel kurulun bu yöndeki kararına itiraz olanağı bulunmadığı (TTK'nın 141/2 hükmünün gerekçesi), pay sahibinin, böyle bir durumda sadece ayrılma akçesinin uygun belirlenmediği itirazında bulunabileceği ve birleşme kararının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanından itibaren 2 ay içinde mahkemeden uygun bir denkleştirme akçesi belirlenmesini isteyebileceği, TTK'nın 141. maddesinin gerekçesinde geçen "devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir." ve "...devredilen şirketten «ayrılması hakkını» ona vermektedir." ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, anılan TTK'nın 151/5. hükmünde ayrılma akçesini öngören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edilmiş olduğundan söz konusu TTK'nın 141. maddesi ve 151/5. hükmü ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde «ayrılma akçesi» verilmesi suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanınmış bir hak olduğu, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul v …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; denkleştirme akçesi talepli işbu davanın açılabilmesi için, birleşme ile «ortaklıktan çıkarılan» kişilerin, birleşmenin görüşüldüğü genel kurula katılıp karara muhalif kalmaları ve muhalefetlerini tutanağa geçirtmeleri gerektiğini, davacıların birleşmenin görüşüldüğü genel kurula katılmadıklarını, davanın özel dava şartı sebebiyle reddi gerektiğini, davacıların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 141/2 hükmüne uygun olarak ve birleşme kararında öngörülen zorunlu «ayrılma akçelerinin» Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/831 D.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilanço esası · tevdi mahalli tayini · hakimin reddi · dava açma ehliyeti · tevdi mahalli · mutlak butlan · aile şirketi · butlan
Benzer bu kararda… lda onaylandığını, 05.09.2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını, birleşme sözleşmesinin 6.2 maddesi uyarınca müvekkilleri ve diğer küçük ortaklara «ayrılma akçesi» ödenerek çıkarılmalarına karar verildiğini, ayrılma akçesinin ödenmesi için ortaklardan hesap numarası istenildiğini, aksi halde mahkemeden «tevdi mahalli tayin» ettirileceğinin bildirildiğini, ayrılma akçesinin 31.03.2017 tarihli «bilanço esas» alınarak tespit edildiğini, anılan bilançonun gerçek değeri yansıtmadığını, davalı şirketin dava dışı şirketler nezdindeki ortaklıklarının da gözetilmesi gerektiği …
A.Ş. ile davacıların pay sahibi oldukları davalı şirketin birleştiği, birleşme esnasında davacıların, zorunlu «ayrılma akçesi» verilerek şirketten çıkarıldığı, birleşmede, TTK'nın 141/2 hükmünün öngördüğü tipikliğe aykırı bir durumun cereyan ettiği, devrolunan değil, devralan şirket ortaklarının ayrılma akçesi almaya zorlanıp şirketten çıkarıldığı, genel kurulun bu yöndeki kararı, pay sahibinin kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan ve kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olduğundan «mutlak butlanla» malul olduğu, davacıların, devralan şirket pay sahibi olmalarına rağmen, TTK'nın 141/2 hükmnün kendileri için de uygulanabileceğini ve genel kurulun çıkarma kararına karşı başvurabilecekleri başka bir hukuki yol bulunmadığını düşünerek, denkleştirme talepli işbu davayı açtığı, anılan TTK'nın 191. maddesine dayalı olarak denkleştirme akçesinin saptanmasını talep ettikleri, davacıların isteminin, genel kurulun «ortaklıktan çıkarma» kararının hukuki olduğu düşüncesine dayandığı, oysa belirtildiği üzere genel kurulun bu yöndeki kararının butlanla malül olup baştan itibaren «geçersiz» olan bir genel kurul kararından yola çıkılarak hak talebinde bulunulmasına ve dava açılmasına olanak bulunmadığı, davacıların yargılama sürecinde mutlak butlanla malul olduğu kabul edilen «ortaklıktan çıkarılma» hakkındaki genel kurul kararının «dürüstlük kuralı» uyarınca geçerli hale gelmesi sonucunu doğuracak bir davranışlarının da olmadığı, işbu davayı, birleşme kararının 13.09.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanından 1 ay kadar sonra 17.10.2017 tarihinde açtıkları ve hukuka aykırılığı farklı bir düşünceyle de olsa ileri sürdükleri, davacılar, sadece denkleştirme akçesi talep etmiş olup, butlan yönünde karar verilmesi isteminde bulunmuş değiller ise de butlanla malul kararların baştan itibaren hükümsüz olduğu ve sonradan geçerlilik kazanma olanaklarının bulunmadığı, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi ve hükümsüz oldukları yönünde resen tespit yapılması gerektiği, davalı şirkette pay sahibi olan davacıların, ortaklıktan çıkarılmaları hakkındaki genel kurul kararının hükümsüz olduğu ve davacıların halen davalı şirkette pay sahibi olmaları gerektiği yargısına varıldığı, davacıların denkleştirme talepli işbu davayı «aktif husumet ehliyetleri» bulunmadığından açamayacakları, davacılar, genel kurulun ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin kararına karşı itirazlarını ilk defa işbu dava ile ileri sürmüş olup davan …
A.Ş.'ye ait olup şirketin «aile şirketi» haline geldiğini, bünyesindeki küçük ve yabancı ortakları ayırmak isteyen davalı şirketin 02.11.2016 tarihinde dava dışı ...
İş sayılı dosyası üzerinden belirlenen bankaya tevdi edilerek «ortaklıktan çıkarıldıklarını», davacıların iddialarının aksine anılan TTK'nın 597 ve 641. maddelerinin somut olayda uygulanabilir olmadığını ve hesaplamanın 141/1 hükmüne uygun olarak yapılması gerektiğini, zorunlu «ayrılma akçelerinin» hesaplanmasında 31.03.2017 tarihli «bilançonun esas» alınmasında bir engel bulunmadığını, bilanço tarihi ile birleşme sözleşme tarihi (14.08.2017) arasında 6102 sayılı TTK'nın 144. maddesinde öngörülen 6 aydan az sür …
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1608 E. 2011/6034 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi
İncelediğiniz karardaLojistik A.Ş.’yi tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devraldığını, 19.11.2021 tarihli genel kurulda «ayrılma akçesi» öngörülüp davacıda %10 hissesi olan ...’ün ayrılma akçesi karşılığında birleşme yoluyla şirket ortaklığının sona erdirilmesinin kararlaştırıldığını, birleşme ile oluşan yeni ortaklık yapısının genel kurul kararı gibi tescil ve «ilan» talebinin davalının 22.12.2021 tarihli kararı ile «ortaklıktan çıkarılanın» toplantıya katılmaması ve ayrılma akçesi uygulamasının devreden şirket için düzenlendiği gerekçeleriyle reddedildiğini, oysa genel kurul çağrısının ve toplantı dav …
… ler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir «ayrılma akçesi» arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” şeklinde düzenlendiğini, ayrılan ortağa «seçim hakkı» tanındığını, tescili istenen işlemde ise «ortaklıktan çıkarılmak» istenen ortağın toplantıya katılmadığından seçim hakkından söz edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesinin devreden şirket için düzenlendiğini, oysa dava konusu olayda devralan şirketteki bir ortağın çıkarıldığını, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden görüş sorulduğunu, birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmek suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket «pay sahipleri» ile sınırlandırıldığını, devralan şirket için uygulanamayacağını, ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… endiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten «ayrılması hakkını» ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde «ayrılma akçesi» verilmesi suretiyle zorunlu olarak «ortaklıktan çıkarma» müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik …
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · derdestlik · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6597 E. , 2024/3047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/945 Esas, 2022/1349 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/12 E., 2022/202 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu karar iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Lojistik A.Ş.’yi tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devraldığını, 19.11.2021 tarihli genel kurulda ayrılma akçesi öngörülüp davacıda %10 hissesi olan ...’ün ayrılma akçesi karşılığında birleşme yoluyla şirket ortaklığının sona erdirilmesinin kararlaştırıldığını, birleşme ile oluşan yeni ortaklık yapısının genel kurul kararı gibi tescil ve ilan talebinin davalının 22.12.2021 tarihli kararı ile ortaklıktan çıkarılanın toplantıya katılmaması ve ayrılma akçesi uygulamasının devreden şirket için düzenlendiği gerekçeleriyle reddedildiğini, oysa genel kurul çağrısının ve toplantı davetinin tüm ilgililere usulünce tebliğ edildiğini, şirket birleşmelerinde ayrılma akçesi karşılığı ortaklıktan çıkarılacak kişinin toplantıya katılımının zorunluluğuna dair bir hükmün bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı Kanun) devreden şirketin oy hakkına sahip %90’ının olumlu oyu şartına bağlandığını, şirket ayrımı yapılmadığını, oy oranını sağlandığını ileri sürerek davalının 22.12.2021 tarih ve B19-E.
32818 sayılı kararının iptalini, davacının 19.11.2021 tarihli genel kurul karar kararlarının davalı nezdinde ifasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının “Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” şeklinde düzenlendiğini, ayrılan ortağa seçim hakkı tanındığını, tescili istenen işlemde ise ortaklıktan çıkarılmak istenen ortağın toplantıya katılmadığından seçim hakkından söz edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesinin devreden şirket için düzenlendiğini, oysa dava konusu olayda devralan şirketteki bir ortağın çıkarıldığını, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden görüş sorulduğunu, birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmek suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahipleri ile sınırlandırıldığını, devralan şirket için uygulanamayacağını, ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2. paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “....
devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, davalının talebi 6102 sayılı Kanun’un maddelerinin açık lafzına ve ruhuna aykırı reddettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2 nci paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “....
devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 Sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, “birleşmeye katılan şirketler” dendiğini, açık Kanun metnine aykırı yorumun hukuka uygunluk taşımadığını, 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun birleşmenin yapıldığını, birleşmeye katılan şirketlerden birinin şirket ortaklığının ayrılma akçesi karşılığı sona erdirildiği kararının 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun alındığını, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin amir hükmü uyarınca birleşmeye katılan şirketlerin ortaklarının ayrılma akçesi karşılığında paylarını devralabildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 34 üncü, 141 inci maddeleri ile 151 inci maddesinin beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039724500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz